banner15

Bağdat'ta çocuk olmak

Irak'ta ölen veya sakatlanan çocukların sayısı hızla artarken, milyonlarca çocuk ise savaşın travmalı ortamında büyüyor

Bağdat'ta çocuk olmak

Michael Howard

Araba, Batı Bağdat’ın çamurlu arka sokağındaki derme çatma kontrol noktasında durdu. Bir nöbetçi belirdi. Elindeki kalaşnikofu sürücüye doğrultarak, “Sünni misin Şii mi?” diye sordu, “Zerkavi’yle misin yoksa Mehdi Ordusu’yla mı?” Sürücü, “Mehdi Ordusu” diye cevap verdi. “Yanlış cevap” diye bağırdı nöbetçi, neşeli bir sesle, “Yakalayın onu!”

Yakındaki bir evin metal kapısı birden açıldı ve eli silahlı dört erkek dışarı fırladı. Sürücüyü araçtan dışarı sürüklediler ve boğazına bir bıçak dayadılar. Çabuk ve etkili biçimde, bıçak bir kulağından öbür kulağına kaydı. “Öldün işte!” diye bir zafer çığlığından sonra esir yere yığıldı.

Bir anlık sessizliğin ardından bir kadın sesi duyuldu: “Hadi gelin çocuklar! Yemeğiniz hazır!” Silahlılar feryat figan koşarken, talihsiz sürücü ayağa kalktı ve sarı plastik arabasını ön bahçeye iteklemeye başladı. Oyuncak silah ve bıçaklar arka kapıyı tıngırdattı.

Öğretmenin ölümünü gördüler

Bu ölümcül “yalancıktan” oyun sabah boyunca sürecekti. Abdül Muhammed ve 6 ila 12 yaşları arasındaki küçük erkek kardeşlerinin okulda olması gerekiyordu. Ama anneleri Seyida, Irak’ın tehlikenin cirit attığı başkentindeki binlerce ebeveyn gibi çocuklarını dışarı salmıyor. Üç hafta önce, silahlı kişiler öğretmenlerinin arabasının yoluna çıktılar, sonra onu dışarı sürükleyip boğazını kestiler. Aynı oyunlarındaki gibi!

Seyida, bir yandan çocukların tabaklarına pilav doldururken, “O gün eve geldiler, gördükleri yüzünden değişmişlerdi” dedi ve ekledi: “En küçükler kabuslar görüp yataklarını ıslatırken, Abdül Muhammed kabadayılık yapıp herkese bu savaş oyununu oynamayı emretmeye başladı. Normal olmadıklarının farkındayım. Korkum o ki bir gün ellerine gerçek silahlar alacaklar. Ama bu zamanda kim yardım edecek?!”

Çocuklar, Bağdat’ın bu barışçıl, karışık ama sokak sokak silahlı kişilere teslim olmaya başlayan semti El Amil’deki mütevazı aile evinde, dul anneleri ve amcalarıyla yaşıyor. Ülke genelinde böylesi savaş ortamında yetişme hikayeleri duyuluyor. Ebeveynler, öğretmenler ve doktorlar geçen üç aydır, bakımından sorumlu oldukları gençlerin gönderdiği bu ıstırap dolu işaretlerden bahsediyor; kabuslar ve yatak ıslatmalardan çekingenlik ve durgunluğa, panik ataklardan diğer çocuklara ve hatta ebeveynlerine yönelik şiddete kadar...

Milyonlarca çocuk travma yaşıyor

Sivil kayıpların üstünü örten istatistik belirsizliğinin ortasında, hiç kimse Irak’ta kaç çocuğun öldüğünden veya sakat kaldığından haberdar değil. Ama psikologlar ve yardım kuruluşları, çatışmaların meydana getirdiği fiziksel yaralar açıkça görülür haldeyken, Iraklı gençlerin yaşadığı zihinsel ve duygusal karmaşa gözlenmeksizin ve tedavi edilmeksizin sürüyor.

Geçenlerde yayınlanan nadide çalışmalardan birinde, Irak Psikologlar Birliği (API), şiddetin milyonlarca çocuğu etkilediğini ve bunun gelecek kuşaklar için ciddi kaygılar uyandırdığını açıkladı. Birlik; uluslararası topluma, çocuk psikolojisi birimleri ve zihinsel sağlık programları kurulması çağrısında bulundu.
API uzmanlarından Mervan Abdullah, BM destekli haber ajansı IRIN’ye yaptığı açıklamada, “Irak’taki çocuklar güvensizlik ortamından, özellikle kaçırılma ve patlama korkularından psikolojik olarak ciddi şekilde zarar görüyorlar. Bazı durumlarda aşırı stres yaşadıkları görülüyor” dedi.

Süleymaniye Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Şerif Karaçatani ise şöyle konuştu: “Her gün başka bir masum çocuk yetim kalıyor veya çocukların görmemesi gereken feci şeyleri görüyor. Bir genç kuşağının maruz kaldığı bu büyük zararla kim ilgileniyor?”
Çocukların yaşadıkları korkuların oldukça yerinde olduğunu belirten Karaçatani, “acımasızca kan dökülmesinin ve profesyonel yardım eksikliğinin, Iraklı çocukların derinden sarsılmış olarak veya erişkin olduklarında bu tabloyu aynen devam ettirecek derecede şiddete alışmış olarak büyüyeceklerine” dikkat çekti.

Yardım kuruluşları çaresiz

Bu berbat güvenlik ortamında, UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu) gibi kuruluşların Irak’ta ancak esamesi okunuyor. “Save The Children” (Çocukları Kurtarın) adlı kuruluş 15 yıllık faaliyetin ardından, önümüzdeki ay ülkedeki faaliyetlerini sona erdirecek. Irak Kızılayı, finansman yetersizliği nedeniyle, savaş travmasından zarar gören çocuklara yönelik programını askıya almak zorunda kaldı.
Aşırı yığılma olan hastaneler psikolojik travmalarla baş edemiyor ve iyi doktorların çoğu ya ülkeden kaçtı veya öldürüldü. Bütün bunlara bir de, psikolojik ve psikiyatrik tedaviye vurulan damga ekleniyor. Dr. Karaçatani, “Deli diye damgalanmalarından korktukları için çocuklarını tedaviye getirmiyorlar” diyor.
Abdül Muhammed ve kardeşleri örneğinde olduğu gibi, kafa kesme ve mezhepsel katliam hikaye ve görüntüleri çocukların oyunlarına karışıyor. Ama bu çok da zararlı olmayabilir. “Save The Children” insani yardım uzmanlarından Anne Jefferies, “Bunları oyunlarında ifade etmeleri muhtemelen sağlıklı bir şey” diyor. Esas önemli olan şey ise, yetişkinler tarafından çocukların oynayabileceği güvenli ortamın sağlanması.

‘Çocuklar kolay toparlar’

Bağdat’ın El Amil semtinde bu çok kolay değil. Şiddet hayaletinin kol gezdiği bu yerde ebeveynler çocuklarını oyun sahalarına götürmeyi çoktan bırakmış. Semtteki iki eğlence yeri kapatılmış ve spor yapılacak çok az sayıda güvenli yer var. Okula devam edenlerin oranı ise yüzde 60’a kadar düşmüş.
“International Medical Corps” (Uluslararası Sağlık Teşkilatı) bünyesinde, Bosna savaşında faaliyet gösteren çocuk psikiyatristi Lynne Jones ise şöyle konuştu: “Çocuklar genellikle inanılmaz ölçüde kolay toparlayabiliyor. Birçok çalışmada, savaş alanları içindeki çocukların yaşadıkları travmaların, şiddet yok oldukça epey hızlı ortadan kalktığı görüldü. Ona göre, çocukların iyiliği daha sonra içinde yaşadıkları ortama ve ailelerinin değerlerine bağlı.


(The Guardian’dan çeviren Engin Esen)

 

Kaynak: Evrensel

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35