banner39

Bahçeli: Başsavcı görevini yapıyor

MHP lideri, AKP'ye açılan dava için, "Başsavcı görevini yapıyor" yorumunda bulundu.

Arşiv 20.05.2008, 11:50 20.05.2008, 15:28
Bahçeli: Başsavcı görevini yapıyor


Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında 19 Mayıs'ı yorumlarken kapatma davasıyla ve Paksüt'ün dinlenmesiyle ilgili ilginç açıklamalarda bulundu. 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında sözlerine 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutlayarak başladı ve gençliği geleceğe hazırlamak adına hükümete çağrı yaptı.

19 MAYIS

Dün büyük Atatürk'ün doğumunun 127. ve Samsun'a atılan ilk adımını 89. yıldönümünü kutladık Bilindiğii gibi 1910'lu yıllar milletimizde yılgınlığa neden olduğu bir dönemin acı tarihidir.

Samsun'dan başlayan bu mücadele süreci, Erzurum ve Sivas Kongreleriyle anlam ve güç kazanacak, önce Ankara'da Meclisin açılması ile sonra kurtuluş savaşının kazanılmasıyla ve nihayet Cumhuriyetimizin ilanı ile taçlanacaktır.

Bugün 19 Mayıs başka bir önem kazanmıştır. Bu tarih doğru okunmalı ve doğru anlamlandırılmalıdır. Yabancı devlet adamları milli meselelerimize müdahale etmeye başladığı bugünler iyi yorumlanmalıdır. 19 Mayıs milli onurun dirilişidir. Türk milletinin yeniden ayağa kalkmasıdır. 19 Mayıs Türk milletinin tarih sahnesinde yeniden doğuşudur.

Bu vesile ile büyük önder Atatürk'ü kurucu liderleri ve şehitleri rahmetle anıyorum...

GENÇLİĞİN DURUMU

Geleceğini ses ve müzik yarışmalarına ve piyango ve şans oyunlarına bağlayanların sayısı günden güne artmaktadır. Yapılan bir ankette gençliğin örnek aldığı insanlar dizi oyuncusu çıkmıştır. Rol model olarak aldıkları bu insanlar gibi giyinen insanların sayısındaki artış gözle görülür seviyelere gelmiştir..

TÖRE VE MAFYA DİZİLERİ

Feodal kalıntı töre ve mafya türünde dizi filmleri gençler arasında örnek alınması hepimiz için ders çıkarılması gereken önemli ayrıntıdır..Bunları görmezden gelmemiz mümkün değildir..Bunlar bizim gençlerimizdir..
Takdir edersinizki bu kadar ağır sorunlar altındaki bir gençliğin ailesiyle ülkesiyle barışık olması söz konusu olamayacaktır.Bugünün gençleri yarının yetişkinleri olacaktır..Bu nedenle sorun büyük çözümü acildir. Partimiz gençliğe yapılacak yatırımı Türkiye'nin geleceğine yapılacak en önemli yatrım olarak görmektedir..

İşsizlik ve eğitimsizlik suç değil iktidarlar için görev ihmalidir. Bugünün gençleri cumhuriyetişn 100'üncü yılı 2023'te 30 ve 40'lı yaşlarını yaşıyacak ve ülkenin geleceği olacaklar. Türkiye geleceğini iyi yetiştirmelidir. İsraf edilen gençlik ilerideki gerilimin kaynağı olabiliri. Bu sorumluluk iktidarın ve bizim sorumluluğumuzdur.

DÜNYA ÇİFTÇİLER GÜNÜ

14 Mayıs dünya çiftçiler günü olarak kutlanmıştır. Dayanma gücünün sona gelen çifçilerimizi sadece bugünlerde hatırlamamalıyız. Zor şartlar altında çare arayan çiftçi ihmalin kurbanı haline dönüştü. Tarlalarında bereket kalmayan çiftçi borçlarını bile ödeyemeyecek haldedir. Gözünü toprak doyursun denilen çiftçi hakir görülmektedir.

Türkiye'yi doyuran çiftçi kendini doyuramamaktadır. AKP hükümeti çifçiyi unuttu. Mağduru kaderine terketti. Tefeciyi sevindirdi. Rantiyecilerle vurguncularla işbirliği yapan iktidar yandaşları çiftçiyi darboğaza getirdi.
Sayın Başbakan 2002 ile bugünü karşılaştırıp nereden nereye gelindiğiğni söylüyor. Bize göre nereden nereye gelindiği malumdur. Çiftçi artık ayakta duramayacak haldedir.

Karnını doyurmak için gece gündüz çalışan vatandaşlarımızdan hükümetin haberi yoktur..

Bilinmelidir ki terk edilen toprakların tükenen umutların ve haciz kıskacında olanların yegane sorumlusu Başbakan Erdoğan hükümetidir..

KAPATMA DAVASI

AKP hakkında açılan kapatma davası hükümetin zaten kusurlu olan yönetim zafiyetini tamamen zayıflatmış ve gün ışığına çıkarmıştır.

Başbakan Erdoğan, partisinin kapatılması ve kendisinin yargılanması yolunun açılmasına yönelik kaygılarla itidal ve soğukkanlılığını giderek kaybetmektedir.

Bugün Türkiye, hür bir siyasi irade tarafından değil, AKP'nin korkularının neden olduğu saiklerce yönetilmektedir. Bu anormal ruh halinin olumsuz sinyalleri toplum hayatının her alanında kendisini göstermeye başlamıştır.

AK PARTİ POLİTİKALARINI DESTEKLEMEYEN HER KURUM VE KİŞİ TEHDİT OLARAK TAKDİM EDİLİYOR

AKP politikalarını benimsemediği veya destek olmadığından kuşkulanılan herkes ve her kurum, AKP'nin bekası için tehdit eden oluşumlar olarak takdim edilmeye başlanmıştır.

Muhalefet partileri ve devlet kurumları darbeci, hükümeti eleştiren herkes darbe işbirlikçisi, ekonomik sıkıntılarını dile getirenler ise bozguncu ve istikrar düşmanı olarak ilan edilmektedir.

TOPLUM ÇATIŞMAYA SÜRÜKLENİYOR

Başbakan'ın ve siyaset tarzının yarattığı komplo teorileri ile gerilim ortamı, toplumumuzu her geçen gün yeni bir çatışmaya sürüklemektedir. Her karar ve icraata korku ve vehimler hakim olmaya başlamıştır.

Yargıtay Başsavcısının başlattığı hukuki süreç bile "yargı darbesi" olarak adlandırılmakta, hukuka, kurumlara, devlete ve birbirimize olan güven ve saygı ortamı zedelenmektedir.

Sürekli olarak "demokrasi alanını genişletmekten söz eden AKP, oluşturmaya çalıştıkları korku diktatörlüğü ile anayasal ve demokratik hakları bile kontrol atına almaya çalışmaktadır.

TELEKULAK VURGUSU

Özel hayatın gizliliği, aile hayatına saygı, haberleşme hürriyeti gibi temel hak ve özgürlüklerin ihlaline yönelik kuşkular artmaktadır.

Bu uygulamaları ile hükümet, Türkiye'yi özel hayatların bile denetlendiği ve dinlendiği totaliter bir yapıya doğru sürüklemektedir.

Demokrasimiz, bu şekliyle artık halkını koruyan ve kollayan değil, halkını gözleyen, kuşku duyan ve izleyen bir yönetim haline gelmek üzeredir.

Suçla mücadele için hizmet vermesi gereken "yasal" dinleme ve takip mekanizmaları kullanılarak vatandaşımız üzerinde yasa dışı tahakküm, bastırma çabaları ile bir nüfuz imkânı yaratılmak istendiğine yönelik kuşkular artmıştır.

MİLLETİN BİRBİRİNE OLAN GÜVENİ SARSILIYOR

Bu konuda acilen tedbir alınamaz ve kontrol sağlanamazsa milletin birbirine olan güveni tamamen sarsılacak, içine sürüklenilen kuşku ve kaygı hali vahim gelişmelere kapı aralayacaktır.

Kendi vatandaşlarını tehdit gören, bir siyaset anlayışı ile Türkiye'nin yönetilmesi ve devamı mümkün değildir.

banner53
Yorumlar (0)
27
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?