Bakan Çelik: Irak işgali kerbelanın devamıdır

Kerbela Sempozyumu'nda konuşan Bakan Çelik, Kerbela olayının bir zulüm olduğunu söyledi.

Bakan Çelik: Irak işgali kerbelanın devamıdır

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Uluslararası Kerbela Sempozyumu'nda konuşan Devlet Bakanı Faruk Çelik, Kerbela olayının bir zulüm olduğunu söyledi.

Bu olayda zalimler ve mazlumların olduğunu vurgulayan Çelik, "Bilim adamları bu konudaki çalışmayı tamamladıktan sonra, bir eser olarak genç nesillerin önüne koyduğunda görülecektir ki Kerbela'da ayrılığı gerektirecek hiçbir şey yok. Hepimizin yüreğinin aynı amaç doğrultusunda çarpmakta olduğunu, hep beraber görmüş olacağız." dedi.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakultesi ev sahipliğinde bugün Uluslararası Kerbela Sempozyumu düzenlendi. 18 ülkeden 110 bilim adamının katıldığı sempozyumda, Devlet Bakanı Faruk Çelik, Türkiye Caferileri Genel Başkanı Selahattin Özgündüz, Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Genel Başkanı Fermani Altun, İran Ankara Büyükçelçiliği Kültür Mesteşarı Yardımcısı Ali Hakim Pür, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül, Sivas Valisi Ali Kolat ve Belediye Başkanı Doğan Ürgüp ile çok sayıda davetli hazır bulundu.

Sempozyumun açılış bölümünde konuşmacılar birlik ve beraberlik mesajı verdi. Kerbela olayının, bilim adamlarının konusu olduğunu ifade eden Bakan Faruk Çelik, bu olayın bütün tarihi gerçekleriyle ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi. Türkiye olarak sadece burada değil yurtdışındaki soydaşların da sorunlarıyla yakından ilgilendiklerini, örnekleriyle anlatan Çelik, Türkiye'nin büyük bir ülke ve bu nedenle beklentilerin çok olduğunu kaydetti.

Çelik, "Dışarıdaki bu beklentileri karşılayabilmemiz ancak ve ancak içerdeki birlikteliğe, dirliğe ve düzene bağlıdır. Onun için diyorum ki 'güçlenelim, diri olalım, iri olalım felsefesini gerçekten ikame edelim." dedi.


"IRAK'TA BİR MİLYON İNSANIN KATLEDİLMESİ 1330 YIL ÖNCEKİ KERBELA OLAYININ DEVAMI"

Ülke olarak son dönemlerde özellikle dış politikada gelişen olayları hatırlatan Çelik, Irak'ta bir milyon insanın katledilmesinin 1330 yıl önceki Kerbela olayının devamı olduğunu söyledi. Bunun hoş görülebilecek bir yanı olmadığını anlatan Çelik, "Burada bizim sorumluluğumuz yok mudur ? Asırlarca büyük coğrafyada sesini yükseltmiş bir milletin çocukları olarak bize düşen sorumluluk yok mu ? Var elbette. Barışı kendi bünyemizde ve çevremizde sağlamak durumundayız. Barışı dünyaya yaymak durumundayız. Çünkü biz millet olarak hiçbir zaman emperyalist hedefler peşinde koşmadık. Ezmek ve sömürmek için bir yere gitmedik." diye konuştu.

Üzerinde yaşadıkları coğrafyanın Türkiye'ye yüklediği çok çok önemli yükler olduğunu dile getiren Bakan Çelik, o yüklerin altında ezilmemek için de bir taraftan milli birlik ve bütünlüğün güçlenmesi konusunda projeler devreye koyduklarını aktardı. "Bunlardan bir tanesi demokratik açılım çerçevesinde 'artık silahlar sussun bu memlekette' diyoruz" şeklinde konuşan Çelik, "Alevi Çalıştayları çerçevesinde de inanç temelli çatışma ve ayrışmaların aslında olmayan ama ihtilafa dönüşmesi mümkün olan alanların kalmaması konusunda çabalarımızı ortaya koyuyoruz. Çok ciddi mesafeleri aldığımızı söyleyebilirim. Tanımlama açısından söylüyorum Aleviler, Caferiler, Sünniler hangi kesime bakarsanız bakın, bir araya geldiğimizde eksiklerimizi çok daha iyi görürüz. Karşı taraftan çok şey öğrendik ve karşı taraf diğer taraftan çok şey öğrendi. Birbirlerini çok iyi tanıdı." diye konuştu.


"KERBELA BİR ZULÜMDÜR"

Kerbela Sempozyumu'nu hazırlanayanlara teşekkür eden Bakan Faruk Çelik, Kerbela'nın neresinde ihtilaf olduğunu sordu. Bu olayda ihtilaf ve tarafın olmadığını belirten Çelik, şöyle devam etti:

"Kerbela bir zulümdür. Bu olayda bir zalimler bir de mazlumlar vardır. O halde bu millet mazlumların yanındadır. İslam tarihindeki bu kırılma noktasının en kolay bütünleşme noktası olabileceği açısından bu sempozyum önemlidir. Bilim adamları, bu konudaki çalışmayı tamamlayarak, genç nesillerin önüne bir eser halinde koyduğunda, görülecektir ki Kerbela'da ayrılığı gerektirecek hiçbir şey yok. Hepimizin yüreğinin aynı amaç doğrultusunda çarpmakta olduğunu hep beraber görmüş olacağız. Sonuç olarak şunu ifade etmek istiyorum. Allah bir, peygamber ve kitap bir. Peki ötesinde farklılıklar var mı? Var. Onlar hoşgörü alanı. İşin özünde ihtilaf etmeyen bu milleti diğer konularla görüş farklılıklarını ihtilafa dönüştürmek değil, onları zenginliğimiz olarak kabul etme zorunluluğumuz var. İşte bunu bize ihmal ettirdiler. Diyalogsuzluktan doğan sıkıntılar yaşadık. Çok şükür bugün artık birbirimize kucak açmış bulunuyoruz. 'Sen' 'ben' yok, artık 'biz' varız anlayışıyla birlikte yürümeye devam edeceğiz inşallah. Birlikte yaşamayı hep birlikte başarmamız gerekiyor. Ayrışma değil, bütünleştirme sempozyumu için emeği geçenleri kutluyorum."

Sempozyumun sabahki bölümü, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakultesi Öğretim Elemanı Prof. Dr. Hasan Onat'ın 'Kerbela'yı Doğru Anlamak' konulu konferansıyla tamamlandı.

Sempozyumun öğleden sonraki bölümleri ise üç ayrı salonda farklı konularda bilim adamlarının oturumlarıyla devam etti. Sempozyum yarın da devam edecek. Sempozyumda sunulan tebliğlerin daha sonra kitap haline getirileceği açıklandı

 

Güncelleme Tarihi: 20 Mayıs 2010, 17:44
banner53
YORUM EKLE

banner39