banner15

Barış topraklarında Filistin barışı

Hamas ve El-Fetih liderlerinin Mekke’de dün akşam Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın da katıldığı bir toplantıyla imzaladıkları anlaşmayı ilan etmeleri bugünkü Arap gazetelerinin en önemli haberlerinden biri.

Barış topraklarında Filistin barışı

09 Şubat 2007 Cuma

 

Dünya Bülteni Haber Merkezi

 

 

Barış topraklarında Filistin barışı

 

Hamas ve El-Fetih liderlerinin Mekke’de dün akşam Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın da katıldığı bir toplantıyla imzaladıkları anlaşmayı ilan etmeleri bugünkü Arap gazetelerinin en önemli haberlerinden biri.

 

Eş-Şarku’l-Evsat gazetesi bugünkü manşetinde “Barış topraklarında Filistin barışı” diyor.

 

Haberde, Filistin Başbakanı Mahmud Abbas ve Hamas Siyasi Büro Şefi Halit Meşal’in ulusal birlik hükümeti konusunda, özellikle de hükümetin siyasi programı ve Abbas’ın açılış konuşmasında dile getirdiği diğer üç dosya üzerinde; siyasi ortaklık, ulusal uzlaşı ve Filistin Kurtuluş örgütü’nün yeniden yapılandırılması konusunda bir anlaşma imzaladıkları bildiriliyor.

 

Haberde ayrıca, Kral Abdullah’ın Filistinli liderleri kutlayarak, tarafların Mekke’de Filistin halkının, Arap toplumunun ve İslam ümmetinin göğsünü ferahlatan ve düşmanları kızdıran onur verici bir anlaşmaya imza attıklarını söylediği ve şöyle dediği kaydediliyor:

 

“Kardeşler, tarihi anlaşmalarına özgür iradeleriyle ulaştılar ve ben, Allah’ın izniyle yine özgür iradeleriyle bu anlaşmayı koruyacaklarına inanıyorum.”

 

Londra’da yayınlanan El-Hayat gazetesi ise, “Hadimü’l-Harameyn: Anlaşma ümmetimize onur verdi ve düşmanlarımızı kızdırdı” manşetiyle verdiği haberde, Hamas ve El-Fetih arasında imzalanan kapsamlı anlaşmanın Filistin’deki krizi sona erdirdiğini yazıyor.

 

Haberde, üç gün süren görüşmeler sonunda imzalanan anlaşmanın maddeleri şu şekilde sıralanıyor:

 

1-      Filistinli kanının haram olduğunun vurgulanması ve Filistinli kanının akıtılmaması için gerekli bütün tedbirlerin alınması, işgale karşı direnişin esası olarak ulusal birliğin ve bu birliğin sağlanması için tek yolun diyalog olduğunun vurgulanması.

2-      Taraflar arasında kabul edilen anlaşma uyarınca ulusal birlik hükümeti kurulması ve bunun için gerekli işlemlere acil olarak başlanılması.

3-      Kahire ve Şam anlaşmalarına göre Filistin Kurtuluş Örgütü’nün yeniden yapılandırılması için çalışmalara başlanılması.

4-      Filistin Yönetimi’nde uygulanan kanunlara ve siyasal çoğulculuk ilkesine göre siyasi ortaklık ilkesinin vurgulanması.

 

 

Blair: Kuveyt en yakın müttefikimiz

 

Bugünkü Kuveyt gazetelerinde Kuveyt Emiri Sabah El-Ahmed’in İngiltere ziyaretiyle ilgili haberler yer alıyor.

 

Er-Re’y El-Aam gazetesinin haberinde, Sabah El-Ahmed’in dün akşam İngiltere Kraliçesi tarafından onuruna verilen akşam yemeğine katıldığı bildiriliyor.

 

Haberde, İngiltere Başbakanı Tony Blair’in dün akşam Kuveyt Haber Ajansı’na verdiği demeçte, Kuveytlilerin bölgedeki en yakın müttefiklerinden biri olduğunu söylediği kaydediliyor.

 

İran’ın nükleer faaliyetleri konusunda konuşan Blair, Tahran’a askeri bir müdahalenin uzak bir ihtimal olduğunu ve hiç kimsenin bunu konuşmadığını söylemiş.

 

Yine haberde belirtildiğine göre Blair, İran’ın uluslararası toplumun iki şeyi kabul edemeyeceğini iyi bilmesi gerektiğini söylemiş ve bunları şu şekilde sıralamış:

 

1-      BM’in kararlarına meydan okuyarak nükleer gücünü geliştirmek.

2-      Bölgede kasıtlı olarak çatışmayı körüklemek ve mezhep kışkırtıcılı yapmak.

 

Kuveyt El-Qabes gazetesinin Kuveyt Emiri’nin ziyaretiyle ilgili haberinde ise, Kuveyt-İngiltere zirvesinde İran’ın nükleer faaliyetlerinin ve Irak konusunun ele alındığı bildiriliyor.

 

Haberde ayrıca, Kuveyt Savunma Bakanı’nın İngiltere Savunma Bakanı ile askeri eğitim ve savunma alanlarında işbirliği konularını görüştüğü kaydediliyor.

 

 

Karikatür... Karikatür... Karikatür...

 

 

 

Katar El-Vatan gazetesinden... Domuz şeklindeki kumbaraya işaret eden yazıda “Yabancıların İslam Dünyası’na yaptığı yardımlar” yazıyor.

 

------------------------------------------------------------

 

 

İNGİLİZ BASINI

 

Independent'ın baş sayfadaki özel haberine göre, Sünni direnişçiler ilk kez ABD'yle Irak'tan çekilme koşullarını müzakere etmeye hazır olduklarını bildirdiler.

İngiltere gazeteleri

Robert Fisk'in haberinde özetle şöyle deniyor:

"Sünni direnişin ana örgütlerinden biri olan Irak İslami Direniş Hareketi'nin askeri liderlerinden Ebu Salih el Ceylani, Amerikan ve İngiliz birliklerinin Irak'tan çekilmesini sağlayacak bir ateşkes için koşullarını açıkladı.

"El Ceylani, BM, Arap Birliği ya da İslam Konferansı Örgütü liderliğinde yapılabilecek görüşmeler için ABD'nin iyiniyet gösterisi olarak beş bin Iraklı tutsağı serbest bırakmasını, direnişin meşruiyetini ve Irak halkını temsil etme hakkını tanımasını, varılacak tüm anlaşmalar için uluslararası garantiler içerecek bir takvim belirlenmesini ve müzakerelerin halka açık yapılmasını talep ediyor.

"Amerika'nın bu koşulları kabul etmesi imkansız. Ancak El Ceylani'nin açıklamaları, bu grubun işgal ordusuyla temasa açık olduklarını göstermesi açısından önemli."

'Türk-ABD ilişkileri daha da kötüleşebilir'

Financial Times, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Amerika ziyaretini değerlendirdiği haberinde Irak ve Ermeni soykırımı tasarısı nedeniyle iki ülke ilişkilerinin daha da kötüleşebileceğini belirtiyor:

"Irak ve Osmanlı Ermenilerinin topluca öldürülmesinin Amerikan Kongresi'nde resmen soykırım olarak tanınmasını öngören karar tasarısına odaklanan anlaşmazlıkların, Türkiye'de Amerikan karşıtlığını daha da artırabileceği belirtilirken ABD, Türkiye'nin Kuzey Irak'a olası askeri müdahalesi nedeniyle kaygılı.

"Uzmanlar, bu anlaşmazlığın İran'ı tecrit etme çabalarında ABD'yi Türkiye'nin desteğinden mahrum edebileceğini söylüyor."

Gazeteye göre, Gül Washington ziyaretinde istediği sonuçlara ulaşamadı:

"Gül'ün Washington ziyaretinin üç temel hedefi vardı. PKK'yla mücadele konusunda somut taahhütler almak, Kerkük'te bu yıl yapılacak referandumun ertelenmesini sağlamak ve Ermeni tasarısına karşı lobi yapmak.

"Bir uzman Gül'ün Washington'dan memnun dönmeyeceğini söylüyor. Gül, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi tarafından da desteklenen Ermeni tasarısının iki ülke ilişkileri için gerçek bir tehdit olduğunu söylüyor.

"Ama Pelosi Gül'le görüşmeyerek tavrını belli etti. Bush tasarıdan hoşnutsuz. Fakat ne derece karşı çıkacağı belli değil. Kerkük'teki referandum meselesinde ise ABD bu konudaki kararı Irak hükümetinin vereceğini söylüyor."

'Kerkük'te Arapların isyanı'

Daily Telegraph gazetesi ise etnik gerilimi tırmandırabileceği uyarılarına rağmen Irak'taki koalisyon ortakları Kürtler ve Şiilerin referandumun ertelenmesine karşı çıktıklarını belirtiyor.

Haberde, Bağdat Hükümeti'nin kurduğu bir komisyonun kararıyla, referandum öncesinde Kürt olmayanlara kenti terk etmeleri için 15 bin dolar ve başka bir yerde arazi önerilmesinin Sünni Arapları öfkelendirdiği vurgulanıyor:

"Arap milis gruplar, bu kararı etnik temizlik girişimi olarak görüyorlar ve en sert şekilde tepki göstereceklerini söylüyorlar. Para teklifi sonrası kentte protesto gösterileri ve şiddet olayları arttı.

"Kürtler, 10 milyar varil petrol rezerviyle Irak'ın doğal zenginliklerinin yüzde 40'ını barındıran Kerkük'ü kendilerinin Kudüs'ü olarak görüyorlar. 1968'de Baas Partisi'nin iktidara gelmesinden sonra Kerkük'e yedi bin Arap ailesi yerleştirildi.

"İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre, Saddam Hüseyin'in Enfal kampanyasının önemli hedeflerinden biri olan Kerkük'ten 1991'de 120 bin Kürt sürüldü. Koalisyon gücünden bir diplomat, Kerkük'ü Kürt bölgelerine dahil etmesi beklenen referandumun sadece kentte değil, çok daha büyük bir bölgede gerginliği artırmasından endişe ettiklerini söylüyor.

"Önemli sayıda Türkmen'in de yaşadığı Kerkük'te Türkiye hükümeti de onların adına askeri müdahale seçeneğini açık tutuyor."

'Kıbrıs, AB-NATO ilişkilerini rehin aldı'

Economist dergisi, Kıbrıs sorununun Avrupa Birliği-NATO ilişkilerinin geleceğini ipotek altına aldığını belirtiyor.

Derginin yazısında kısaca şöyle deniyor:

"Berlin'deki NATO zirvesinde Genel Sekreter Jaap de Hoop Scheffer, NATO ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerinin çok sınırlı kaldığını söyleyerek Avrupalı liderleri kızdırdı.

"Ancak Genel Sekreter, aslında malumu ilan etmişti. Bazılarının şiddetle itiraz etmesine rağmen zengin dünyanın en önemli örgütlerinden ikisi arasındaki ilişkiler kopmuş durumda.

"2004'te AB, Malta ve Kıbrıs'ı üyeliğe kabul etti. İkisi de NATO üyesi değil ve ittifakın kurucu üyelerinden olan Türkiye Kıbrıs'ı tanımıyor.

"Türkiye, ittifak üyesi olmayan ülkelerin eline geçmesin diye, hassas bilgilerin Avrupa Birliği'yle paylaşılmasına izin vermeyecek. 750 bin nüfuslu Kıbrıs da, AB'nin 850 milyon nüfuslu NATO'yla birçok alanda müzakere yapmasına.

"Batı'nın en önemli kurumlarından ikisi ve dünyanın en tehlikeli ülkelerinden ikisi 30 yıldır süren bir sorunun rehinesi haline geldiler. "

Economist'e göre, AB yetkilileri durumun göründüğü kadar kötü olmadığını söylüyor:

"Avrupalı liderler, NATO'yla Bosna'da iyi bir işbirliği örneği sergilediklerini, arazideki komutan ve yetkililerin sorunları gayri-resmi yollarla çözümlediklerini belirtiyorlar ve 'Evet Türkiye'yle Kıbrıs arasında sorun var ama Avrupa Birliği ile NATO arasında yok' diyorlar.

"Ama Bosna'yla ilgili kararların çoğu Kıbrıs AB üyesi olmadan önce alınmıştı. Gerçek şu ki hem NATO'nun hem de Avrupa Birliği'nin merkezi olan Brüksel'deki bu çıkmaz, Afganistan operasyonunun daha etkili olmasını engelliyor. Şimdi aynı şeyin Kosova'da olmasından korkuluyor. "

'Bir insanın hayatı 60 koyun değerinde'

Dergi "Bir insanın hayatı 60 koyun değerinde" başlıklı bir başka haberde ise Hakkâri’nin ilk kadın avukatı dediği Rojbin Tugan'la yapılmış bir mülakata yer veriyor. Yazıda şöyle deniyor:

"Bölgede yoksulların ve ezilmişlerin yılmaz bir savunucu olarak ünlenen Tugan, bir lokantaya girdiğinde başlar hemen çevriliyor, müşteriler onun hesabını ödemek için birbiriyle yarışıyor.

"Tugan'ın bir hedefi de İran ve Irak'a sınırı olan dağlık bölgenin, 1990'larda Türk ordusu ve PKK tarafından döşenmiş mayınlardan arındırılması.

"Sadece 2005 yılında mayınlardan en az 68 kişi öldü, 152 kişi yaralandı. Tugan mayınların yerlerinin işaretlenmesi için hükümeti sıkıştırmadığı zamanlarda yakınlarını ve hayvanlarını kaybeden binlerce köylü için tazminat davaları açıyor.

"Bir müvekkili için yakınlarda 14 bin 400 YTL kazanmış. Oğlunu kaybeden bir başka müvekkili için de 14 bin 500 YTL. Tugan, 'Bir insan hayatının değeri 60 koyun' diyor."

Economist, Tugan'ın sık sık tutuklanan, işkence gören ve hapse atılan bir Kürdün kızı olduğunu, geçmişte evlerine baskın düzenlendiğini ve bu yüzden avukat olmaya karar verdiğini yazıyor.

Dergi, avukat olduktan sonra Tugan'ın askerlerin hedefi haline geldiğini, birkaç kez gözaltına alındığını, gizli polis karargâhından bir savcının yardımıyla kurtulduğunu aktarıyor.

Yazıda daha sonra şöyle devam ediyor:

"Ama Tugan en azından bazı yetkililer için, aşı kampanyalarının kendilerini kısırlaştırmayı amaçladığı korkusunu yaşayan Kürt kadınları, böyle olmadığına ikna edebilecek değerli bir varlık."

Kaynak: Dünya Bülteni ve BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35