Başbakan 127 yeni okulun açılışını yaptı

Başbakan Erdoğan, Ankara'da yapımı tamamlanan 127 yeni okulun açılışını toplu olarak yaptı.

Başbakan 127 yeni okulun açılışını yaptı

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hükümet olarak son 7 yılda demokratikleşme alanında tarihi nitelikte adımlar attıklarını ifade ederek, ''Türkiye kazanımlarından asla geriye gidemez. Türkiye demokrasi ve hukuk yolunda katettiği yoldan geriye dönemez. O eski kaos günleri, hukukun, demokrasinin, insan haklarının çiğnendiği o karanlık günler, Türkiye'de tekrar yeşerme imkanı bulamaz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Ankara'da yapımı tamamlanan 127 okulun Anadolu Gösteri Merkezi'ndeki toplu açılış törenine katılarak bir konuşma yaptı.

Öğrencilerden kendilerini bu büyük ülkeye yakışır şekilde yetiştirmelerini, sunulan imkanları en iyi şekilde değerlendirmelerini isteyen Erdoğan, kendilerinin sundukları imkanları yeterli bulmadıklarını, daha büyük imkanlar olacağını söyledi.

''Az önce ekranlarda gördüğümüz okullarda biz okuyamadık. Bizim o imkanlarımız yoktu. Ama biz okuyamadık diye sizlerin çok daha geri imkanlarla değil çok ama çok daha ileri imkanlarla okumanız gerekli. Biz buna inanıyoruz'' diyen Başbakan Erdoğan, bunun için bütün olanakların seferber edildiğini, eksiklerin giderileceğini kaydetti.

Her öğrencinin en az bir yabancı dil bilmesini, bilgisayarı en iyi şekilde kullanmasını, okumasını, araştırmasını, dünyayı ve ülkesini yakından takip etmesini her şeyden fazla önemsediklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, öğrencilere şöyle seslendi:

''Mutlaka hayalleriniz olsun. Mutlaka hedefleriniz olsun. Umudunuzu, azminizi, cesaretinizi bir an olsun kaybetmeyin. Akif'in dediği gibi şunu unutmayın: İhtiyar amcanı dinler misin, oğlum, Nevruz?/Ne çok söyle, ne büyük söyle, yiğit işte gerek/Lafı bol, karnı geniş soyları taklit etme/Sözü sağlam, özü sağlam, adam ol, ırkına çek'.

Bugünün Türkiyesinde işte bu şekilde bir gençlik... Şikayet ettiğiniz her şeyi gelecekte değiştirmek sizlerin ellerinde. Şikayet etmek yerine karanlığa bir mum yakmak sizlerin ellerinde. Şunu sizlerden özellikle rica ediyorum: Biz Hükümet olarak son 7 yılda demokratikleşme alanında tarihi nitelikte adımlar attık. Türkiye'yi daha demokratik, modern, çağdaş, insan hakları ve ifade özgürlüğüne sahip bir ülke konumuna yükseltmek için yoğun mücadele verdik. Türkiye'yi çağın gereklerine uygun şekilde dönüştürmenin gayreti içinde olduk. Anayasamızda ifadesini bulan demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti idealini en güçlü şekilde yerleştirmek için çaba sarf ettik. Türkiye kazanımlarından asla geriye gidemez. Türkiye demokrasi ve hukuk yolunda katettiği yoldan geriye dönemez. O eski kaos günleri, hukukun, demokrasinin, insan haklarının çiğnendiği o karanlık günler, Türkiye'de tekrar yeşerme imkanı bulamaz. Bunu sağlayacak olan sizlersiniz. Bu ideallere bu ilkelere sahip çıkacak, demokrasiyi tıpkı Türkiye Cumhuriyeti gibi koruyacak ve kollayacak olan sizlersiniz. Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne Türkiye'yi taşıyacak olan sizlersiniz. Ben sizlere yürekten inanıyor ve güveniyorum. Bu aziz millet de size güveniyor ve inanıyor. Dikkat ediniz, bugün okuduğunuz okullar, önünüzdeki ders kitapları, bilgisayarlar, sahip olduğunuz imkanlar bu milletin dişinden, tırnağından artırarak sizlere sunduğu imkanlardır. Sizlerin milletin tevdi ettiği emanete en iyi şekilde sahip çıkacağınıza inanıyorum.''

Eğitim konusunda imkanları azami düzeyde seferber etmeye devam edeceklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, bu alanda cumhuriyet tarihinin rekor seviyesindeki hizmetleri Türkiye'ye kazandırdıklarını ve bunu sürdüreceklerini ifade etti. Erdoğan, Türkiye'yi aydınlık yarınlara ulaştıracak olanın eğitim ve eğitimli gençler olduğu fikrinden sapmadan her türlü modern imkanı ülkeye taşıyacaklarını kaydetti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Eğer yarışacaksak, bilimde rekabeti öne çıkaracaksak bunu başarmamız lazım. Yeter ki bu ülkenin çocukları okusun, yeter ki bu ülkenin gençleri okusun. Yeter ki bizim ülkemizin gençleri, dünyanın gelişmiş ülkelerindeki gençler gibi eğitim, birikimli, donanımlı gençler olsun'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Ankara'da yapımı tamamlanan 127 okulun Anadolu Gösteri Merkezi'ndeki toplu açılış törenine katıldı.

Törende yaptığı konuşmada, eğitim öğretim yılının ikinci yarısının hayırlı olmasını dileyen Başbakan Erdoğan, tüm öğrenci, öğretmen ve eğitim camiasına başarılarla dolu bir dönem diledi.

Karnesi iyi olan öğrencilerin, bu başarılarını muhafaza edeceğini, ileriye taşıyacağını, ''kırıkları'' olanları da azami gayret göstererek bunu düzelteceğine olan inancını dile getiren Erdoğan, bugün 127 okulu resmi olarak hizmete açtıklarını dile getirdi. Biraz gecikmeli bir açılış olduğunu, tek tek açılışlara yetişemediklerini hatta toplu açılışlara bile zor yetiştiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, ''Artık Türkiye bir şantiye halindedir. Artık Türkiye'de milli eğitim bütçemizin bu noktaya gelmiş olması, eğitim camiamızda büyük bir mesafeyi aldığımızın ifadesidir. Fakat açığımız çok büyük, yapacak çok işimiz var'' dedi.
Kendilerine bu heyecanı yaşatan, emeği geçen herkese teşekkür eden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''İnanıyorum ki bu okulların yapımında emeği geçenler, katkısı olanlar, alın teri dökenler, bu dünyadan ayrıldıkları vakit dahi bu okullarda öğrenilen her harf ile huzur duyacaklardır. Bugün açtığımız okullarda ismi olan ve kısa süre önce ebediyete intikal eden merhum Erdem Beyazıt, bir şiirinde ne güzel ifade etmiş, 'Ölüm bize ne uzak, bize ne yakın ölüm, ölümsüzlüğü tattık, bize neylesin ölüm'.

İşte bu okullar, yapanların isimlerini, hayırseverlerin isimlerini ebediyete kadar taşıyacak. Varsa hayırla yad edilecekler, yoksa kuru kuruya bir ölüm... Onun için hayırla yad edilmek, hayırla anılmak, Baki'nin ifade ettiği gibi, ''Baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş meğer' noktasında, hoş bir sada bırakmak, işte bu eserlerle mümkün. Ve buralardan yetişen her öğrenci hizmet ettiği sürece sürekli hayırseverlerin hayır hanesine bunlar yazılacak.''

7 YILDA 7 BİN 445 EĞİTİM KURUMUNU TAMAMLADIK


Hükümet olarak iktidara geldikleri ilk günden itibaren, ''eğitim önemli, bu ülkenin en öncelikli meselesi'' dediklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, bu sözleri kendilerinden önce de söyleyenlerin olduğunu ancak kendilerini ''söylemekle bir slogan haline getirmekle kalmayıp, sözlerinin arkasında durduklarını'' dile getirdi.

Erdoğan, yedi yıl boyunca en büyük yatırımları eğitim alanında gerçekleştirdiklerini, 2002 yılında Türkiye'nin milli bütçeden, milli eğitime 7.5 milyar lira ayırdığını belirterek, ''Her yıl milli eğitime ayrılan bütçeyi biz kademe kademe artırdık. En fazla pay alınan bütçe haline getirdik'' dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti: ''2010'da bütçeden 28.2 milyar TL ayrıldı. Dolayısıyla 7 yılda milli eğitime ayrılan payı, yüzde 278 oranında artırmış olduk. Yüksek öğrenim bütçesini, yüzde 275 oranında artırdık. Geldiğimizde 2.5 milyar TL idi. Şimdi 9.3 milyar TL. YURT-KUR bütçesini, yüzde 456 artırdık. Geldiğimizde 494 milyon TL idi. Ama şimdi 2.2 milyar TL. Türkiye'nin AR-GE faaliyetlerine ayrılan bütçe çok ciddi oranda düşüktü. Dünyada adeta alay edilir hale gelmişti. Bu kadar araştırma, geliştirmeden uzak bir ülke olamaz. Adeta geri kalmış ülkeler gibiydik. Burada da bütçeyi 7 yılda yüzde 3411 oranında artırdık. Ne demek bu biliyor musunuz? Yani 2002'de ortalama vereyim yaklaşık 58 milyon TL idi, 2010 şimdi 2 milyar TL. 'Eğitimin önünde hiçbir mazeret tanımıyoruz' dedik. Tabii AR-GE'ye ayırdığımız bu pay yeterli değil. En az bunu da milli bütçenin yüzde 2'sine çıkaracağız. Bunu başaracağız, çünkü AR-GE olmadan Atatürk'ün ifade ettiği, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak mümkün değil. Eğer yarışacaksak, bilimde rekabeti öne çıkaracaksak bunu başarmamız lazım. Yeter ki bu ülkenin çocukları okusun, yeter ki bu ülkenin gençleri okusun. Yeter ki bizim ülkemizin gençleri, dünyanın gelişmiş ülkelerindeki gençler gibi eğitimli, birikimli, donanımlı gençler olsun. Yola böyle çıktık. Bu hedefe dönük olarak her ne gerekiyorsa onu yerine getiriyoruz, getireceğiz.''

Okulu olmayan yerlere derslikler inşa etmeye devam ettiklerini, ''yüzde 100 bitirdiklerini'' söylemediklerini ancak yüzde 95'lere ulaşıldığını anlatan Başbakan Erdoğan, bu ülkede kendi kuşağı ve öncesinin kitap alamadığı dönemlerin de yaşandığını söyledi. 7 yılda tam 7 bin 445 eğitim kurumunu, 142 bin 634 yeni dersliği tamamladıklarını anlatan Başbakan Erdoğan, bunların eğitimin hizmetine sunulduğunu bildirdi.
Eskiden, para olsa bile aranan ders kitabını bulmakta zorlanıldığını belirten Erdoğan, ''üst sınıflardaki ağabeylerden notlarını satmalarını istediklerini'' kaydederek, ''Böyle bir dönemden geliyoruz, damdan düşmek var ya buralardan geliyoruz. Dedik ki 'ders kitabı alamıyorum, bulamıyorum' mazeretini ortadan tamamen kaldıracağız' ve bunu kaldırdık. Devrim niteliğinde bir uygulama başlattık. 7 yılda, 927 milyon, yani 1 milyar ders kitabını ücretsiz olarak her yıl okullar açılırken sıraların üzerinde yavrularımıza takdim ettik. Açık ilköğretim ve lisede de dağıtıyoruz'' dedi.

8 derslik ve üzeri tüm okullarda bilişim teknolojisi sınıflarının kurulduğunu da hatırlatan Başbakan Erdoğan, şu ana kadar 29 bin 428 bilişim sınıfının bulunduğunu dile getirdi.

''YOKLUĞU, YOKSULLUĞU EĞİTİMİN ÖNÜNDE MAZERET OLARAK GÖREMEZDİK''

Erdoğan, ''Türkiye'nin en doğusuna gidin orada bunu görürsünüz. Yine 7 yılda okullarımıza, 739 bin bilgisayar kazandırdık. 'Öğretmen yok', bu mazereti de kabul etmedik, etmiyoruz, onu da büyük ölçüde çözdük. Türkiye genelinde 228 bin öğretmen ataması yaptık. Usta öğretici, bilgisayar, dil öğretici tahsis ettik. Eğitim camiasında çalışanların ücretlerini iyileştirdik. Yokluğu, yoksulluğu eğitimin önünde mazeret olarak göremezdik'' dedi.

Eğitimdeki uygulamalarla fırsat eşitliği sağladıklarını dile getiren Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki öğretmenlerin lojman sıkıntısını çözme yönünde de atılan adımlar hakkında bilgi verdi. Başbakan Erdoğan, TOKİ ile yoğun çalışmaların sürdüğünü dile getirdi.

Eğitim kampanyaları hakkında da bilgi veren Erdoğan, ''Haydi Kızlar Okula' kampanyasında ciddi neticeler aldıklarını belirterek, 41'i devlet, 22'si vakıf olmak üzere 63 yeni üniversite kurduklarını anlattı.
Şu ana kadar 2 bin 280 üniversite mezununu, yurt dışında dünyanın en iyi okullarına yüksek lisans eğitimini almak üzere gönderdiklerini, hedefin her yıl bin öğrenciyi göndermeyi hedeflediklerini kaydetti.

''TÜRKİYE BÜYÜK BİR ÜLKE''

Türkiye'nin her tarafını eşit ve eş zamanlı şekilde eğitimin imkanlarıyla buluşturmanın gayreti içinde olduklarını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bizler çok büyük bir ülkede yaşıyoruz. Türkiye, tarihiyle kültürüyle inşa ettiği medeniyetiyle büyük bir ülke. Biz tarihin her safhasında adaleti savunduk, barışı savunduk, insani değerleri savunduk. Şunun altını iyi çiziyorum, biz sadece kahramanlığıyla sadece zaferleriyle sadece büyük devlet adamlarıyla övünen değil, aynı zamanda bilime, sanata kazandırdığımız, dünya çapında büyük isimlerle dünya bilimine ve medeniyete kattığımız muhteşem eserlerle övünen, övünmesi gereken bir milletiz.

Orhun Yazıtları'ndan bugüne kadar, var olduğumuz, varlık gösterdiğimiz her coğrafyada, bilimi, sanatı yücelttik. Mimariye, edebiyata, astronomiye, matematiğe, tarihe, felsefeye, aklınıza ne gelirse... Yani bilim ve sanatın her dalına çok büyük katkılar sağladık. Bizim tarihimizde Ömer Hayyam var, bizim tarihimizde Uluğ Bey var, bizim tarihimizde Yusuf Has Hacip var, bizim tarihimizde Ali Şir Nevai, İbni Sina, Farabi, Ali Kuşçu, Harezmi, Katip Çelebi, Piri Reis, Cahit Arf var. Bizim tarihimizde Mevlana var, Yunus Emre var, Nedim, Baki, Fuzuli, Mehmet Akif, Nazım Hikmet var, bizim tarihimizde Mimar Sinan var, Mimar Hayrettin var, Sedefkar Mehmet Ağa var, bizim tarihimizde Fatih Sultan Mehmet olduğu kadar, Fatih'i Fatih yapan Ak Şemsettin var. Osman Gazi kadar, onu Osman Gazi yapan Şeyh Edebali var. Ve bizim tarihimizde Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal var. Bizim medeniyetimiz, öksüz bir medeniyet değil, köksüz bir medeniyet değil, tam tersine bizim medeniyetimizi, kökü ilme, irfana, hikmete, bilgiye, öğrenmeye ve öğretmeye dayalı bir medeniyet. Biz, 'bana bir harf öğretenin kölesi olurum' diyen bir medeniyetin mensuplarıyız, çocuklarıyız. Yazıyı kutsal gören, okumayı yücelten, okumuş insanlara her zaman hürmetle yaklaşan bir kültürün mensuplarıyız. Öğretmenine, mektubunu yazarken, 'varlık nedenim' diye başlayan mektuplar gördüm. Biz böyle bir medeniyetten geliyoruz. Dolayısıyla öğrencisi ile öğretmeni arasında bu ilişkiyi kurabilmiş bir medeniyet. Başka ülkelerde, başka milletlerde, başka medeniyetlerde göremeyeceğiz ölçüde bilim ve sanatı önemseyen bir gelenekten geliyoruz biz.Bizim eğitim yarışında geri kalmamız, akla da mantığa da sahip olduğumuz tarihi mirasa da aykırıdır, terstir.
Bu kadar zeki insanlara, genç ve dinamik bir nüfusa sahip bir ülke, en iyi okullara, en iyi eğitim imkanlarına ve okullara sahip olmalıdır, diye düşünüyorum.Bizim öz güvenimiz, gençler, öğrenciler tam olacak. Kendinize güveneceksiniz, kendinize inanacaksınız, sonuna kadar güveneceksiniz. Hiçbir engel tanımayacağız, hiçbir mazerete sığınmayacağız, geri kalmışlığı, yoksulluğu, mahrumiyeti asla ve asla kabullenmeyecek bunun bizim kaderimiz olduğunu asla kabul etmeyeceğiz.''

"TÜRKİYE'NİN DİK DURUŞU''

Erdoğan, yedi yılda ekonomiden, demokratikleşmeye kadar, her alanda atılan kararlı adımlarla Türkiye'nin dünyanın saygın ülkeleri arasında yer aldığını, Türkiye'nin geldiklerinde ekonomide dünyada 26. sırada olduğunu şimdi ise 17. sıraya yerleştiğini dile getirdi.

Bir çok uluslararası kuruluşta aktif rol üstlendiğini anlatan Erdoğan, Türkiye'nin bölgesinin güçlü, itibarlı, sözü dinlenen bir üyesi olduğu kadar, barış, istikrar, huzur ve adalet için küresel ölçekte son derece anlamlı katkılar sağladığını bildirdi.

Her coğrafyada, ''Türkiye'nin dik duruşu, Türkiye'nin adalet mücadelesi, Türkiye'nin barış çağrısının yankılandığını'' belirten Erdoğan, öğrencilere şöyle seslendi:

''Sevgili gençler, böyle bir ülkenin vatandaşlarısınız. Sizler, bu ülkenin geleceği olduğu kadar, bu ülkeyi çok daha ileri noktalara taşıyacak nesillersiniz, yani sizler bu ülkenin umudusunuz. Sizleri büyük bir ülkenin büyük fertleri olarak, eğitimli, donanımlı, birikimli bir şekilde geleceğe hazırlamak, bizim en birinci vazifemiz, en büyük sorumluluğumuz... İnanıyorum ki saygıdeğer hocalarım zaten bunun heyecanı, bunun aşkı içinde sizleri yarınlara hazırlıyorlar. Siz büyük düşüneceksiniz, size küçük düşünmek yakışmaz, bu milletin evlatlarına küçük düşünmek yakışmaz.

Fatih Sultan Mehmet'e babası devleti 13 yaşında teslim etti. Fakat 13 yaşında teslim ettiği zaman, verdiği cevap şuydu, 'Baba ben henüz buna hazır değilim. Babası, 'Emrediyorum, bu görevi alacak ve üstleneceksin' der.

Fatih'in o anda babasına verdiği cevap enteresandır, 'madem emrettiniz ben de kabul ettim. Şimdi size emrediyorum, gelin Osmanlı İmparatorluğu'nun başına geçin' diyor. Kime veriyor bu emri, babasına... Bakıyor ki başka çare yok, baba görevi alıyor. Vakti saati geldiğinde görev de Fatih'de... Bir bir karanlık çağ kapanıyor, bir aydınlık çağ açılıyor.''

Başbakan Erdoğan, daha sonra beraberindekilerle okulların açılışını gerçekleştirdi.
Erdoğan, emeği geçenlere de plaket verdi. Tören esnasında salondaki bir vatandaş, ''Böyle bir Başbakan'a sahip çıkmalıyız'' diye seslendi.

Erdoğan, salondan ayrılırken törende halk oyunu gösterisi sunan Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi öğrencileri ile sohbet etti, gösteri için kutladı.

Halk oyunları ekibinin öğretmeni Türker Demir, Başbakan Erdoğan'ın kendilerini Rize'de ve yurt dışında bir programda gösterilerini sunmaya davet ettiğini bildirdi.

 

Kaynak: Ajanslar

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2010, 15:57
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35