banner39

Başbakan, sanatçılarla tek tek ilgilendi-FOTO

Başbakan Erdoğan İstanbul'da sanatçılarla bir araya gelerek açılım konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

Arşiv 20.03.2010, 11:07 20.03.2010, 14:10
Başbakan, sanatçılarla tek tek ilgilendi-FOTO

 

 

Dünya Bülteni / Haber Merkezi 

Başbakan Erdoğan, demokratik açılımda tiyatro ve sinema dünyasının ünlüleriyle bir araya geldi. Kahvaltıya katılan isimler arasında Cem Yılmaz, Şener Şen, Yılmaz Erdoğan, Hülya Avşar, Metin Akpınar, Ediz Hun, Sinan Çetin ve Mustafa Altıoklar var.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sanatçılarla yaptığı demokratik açılım toplantılarına bugün oyuncu ve yönetmenlerle devam ediyor. Başbakan'ın İstanbul Dolmabahçe'deki çalışma ofisindeki kahvaltılı toplantıya tiyatro ve sinema dünyasından 80 ünlü isim davet edildi. Kahvaltıya, Metin Akpınar, Hülya Avşar, Şener Şen, Cem Yılmaz, Ata Demirer, Kenan Işık, Kenan İmirzalaoğlu, Osman Sınav, Cem Özer, Mehmet Ali Erbil, Şafak Sezer'in de aralarında bulunduğu sinema ve tiyatro sanatçıları, yönetmen ve yapımcılardan oluşan yaklaşık 80 davetli katıldı.

Erdoğan'ın, sanatçılara, tek tek tokalaşarak, ''hoş geldin'' dediği toplantının başlangıcında foto muhabirleri ve kameramanların kısa süreli görüntü almalarına izin verildi.

Sanatçıların anlatılamayanı anlattığını, söze dökülemeyeni döktüğünü vurgulayan Erdoğan, Kurtlarla Dans, Çingeneler Zamanı, Mississippi Yanıyor, Gurbet Kuşları ve Susuz Yaz filmlerinden bahsetti.

Erdoğan'ın örnek verdiği filmler arasında Yılmaz Güney'in Arkadaş ve Umut filmleri de vardı. Başbakan, "Yılmaz Güney, çaresiz kimlerin olmuştur. Bu ülkenin egemenleri, Yılmaz Güney filmlerini dikkate almış olsaydı bambaşka bir Türkiye olurdu şimdi" dedi.

Toplantıda, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik de hazır bulundu.

 

İşte Erdoğan'ın konuşmasından bazı satrışbaşları: 

YILMAZ GÜNEY'İN FİLMLERİNE KULAK VERİLSEYDİ


2005 yılında bir terör saldırısında kaybettiğimiz Mustafa Akad'ın 'Çağrı' filmi islam dünyasına bakışı değiştirmeye yetmiştir. Köyden kente göç meselesi üzerine bir sürü eserler verilmiştir ama 'Gurbet Kuşları' filmi olayı en trajik şekilde ortaya koyan filmdir.

Şerif Gönen, Mustafa Altıoklar'ın, İlker İnanoğlu, Ömer Kavur, Halit Refiğ'in çalışmaları Türkiye'nin gerçeklerini ortaya çıkarmıştır.

-BÜLENT ORAN, MESUT UÇAKAN, HALİT REFİĞİ'İN ÇALIŞMALARI...-

Başbakan Erdoğan, aynı şekilde, Türkiye’de de gösteri sanatlarının birçok sosyal ve politik meselede öncü rol oynadığını vurgulayarak, şöyle konuştu: "Köyden kente göç meselesi üzerine nice bilimsel ve edebi eserler verilmiştir ama 1964 yılında yapılmış olan Halit Refiğ üstadın ’Gurbet Kuşları’ filmi, meseleyi en trajik şekilde ortaya koyan eserlerden biri olmuştur. Kente gelen Anadolu insanının şehre tutunma mücadelesi Lütfi Akat hocanın ’Gelin-Düğün-Diyet’ üçlemesi ile adata bir sosyolog titizliği ile anlatılmıştır.

Yoksulluğun, yasakların, baskıların, törelerin hüküm sürdüğü bir ortamda, Yılmaz Güney, ’Arkadaş’ ve ’Umut’ filmleriyle dilsiz, çaresiz, kimsesizlerin sesi ve umudu olmuştur. Metin Erksan’ın ’Susuz Yaz’ı, ’Yılanların Öcü’ filmi, merhum Yücel Çakmaklı üstadımızın ’Kuruluş’ dizisi adeta tarihimizin, toplumsal yapımızın belgeselleri olmuştur. Şerif Gören üstadımızın, Mustafa Altıoklar’ın, Mesut Uçakan’ın, Türker İnanoğlu, Zeki Demirkubuz, Halit Refiğ, Ömer Kavur’un filmleri, Ayşe Şasa, Bülent Oran’ın çalışmaları Türkiye gerçeğini yoruma gerek bırakmayacak şekilde gözlerimizin önüne sermiştir.

Bugün Zeki Alasya aramızda yok ama adeta ikizi, ayrılmazı olan Metin Bey aramızda. Birlikte sahneye koyduğu ’Yasaklar’ oyunu aynı şekilde 90’lar Türkiye’sinin manzarasını ironik şekilde resmetmiştir."

Ortada bir sorun varsa görmezden gelmek sorunu çözmüyor. Zamanla kangren haline geliyor. Bu ülkenin otoriteleri Yılmaz Güney'in filmlerine kulak vermiş olsaydı bugün çok farklı olurdu inanın.

Yavuz Turgul'un 'Eşkiya' filmi de keza öyle. Mesut Uçakan'ın filmleri daha samimiyetle izlenseydi Türkiye çok daha farklı bir yerde olurdu.

ESERLERİNİZ SAĞIR DUVARLARI AŞIP GERÇEK YERİNE ULAŞMADI


Ama üzülerek ifade ediyorum. Sizlerin bu güzel eserlerle ortaya koyduğunuz eserler, sağır duvarları aşıp gerçek yerine ulaşmadı. Bizim amacımız sizin eserlerinizi ortaya çıkarmak, duyurmaktır. Bizim bir gönül yaramız var. Vizontele, Güneşe Yolculuk, Masumiyet, İki Dil Bir Bavul, Güneşi Gördüm gibi eserlerin anlatmak istediklerini el ele verip anlatmak istiyoruz. 

ZEKİ MÜREN'İ BİLMEM AMA BİZİ GÖREN GÖRÜYOR

Cem Yılmaz'ın da 'Vizontele' filminde 'Zeki Müren de bizi görecek mi' dediği gibi, Zeki Müren bizi görecek mi bilmem ama bizi gören görüyor.

Filler tepişirken, çimenler ezilmesin dedik.

Yaşanan sorunlar var. Yaşananlar ciddiyetle gündeme alınmadı. Hasır altı edildi. Tomris Giritoğlu’na da ayrıca şükranlarımı sunuyorum.

Devletin binlerce yıllık azınlıklara hoyratça davrandığını anlattı. Bu ülkede yaşayan her vatandaş dini, dili her ne olursa olsun bizim vatandaşımızdır. Herhangi bir farklı uygulamayı kabul edemeyiz. Çanakkale Destanı'nda her dinden, kültürden insan çarpıştı, savaştı. Şehit oldu. Demokrasiyi, barışı savunan Türkiye aşırı hassasiyet içerisindedir.

ERMENİLERLE İLGİLİ AÇIKLAMAM YANLIŞ ANLAŞILDI


Benim geçen hafta Londra'da yaptığım açıklama yanlış anlaşıldı. Kaçak çalışan Ermenistan çalışanlarımızın hakkında farklı, olumsuz bir ifade içinde olmam mümkün değildir.

Bütün dünyada hiç ilgili olan veya olmayan ülkelerin böyle bir kampanya başlatmaları kabul edilir değildir.

Bilmedikleri konularda uluorta kararlar almasınlar diyorum. Biz bugüne kadar meseleyi iyi niyetle ele aldık.

KENAN PARS'IN HATIRASI İÇİN...


İnsani yaklaşımımızın yanlış noktalara çekilmemesi gerekiyor. Ermenistan başta olmak üzere ülkemizdeki bir kısım köşe yazarları diasporaya karşı gelmezken, bizi böyle davranılması anlaşılır değildir. Ermenistan sefalet içindedir. Ermenistan haklı çevre ülkelere göç etmektedir. Yaşam şartları tükenmiştir. Ben bunu sayın Putin'in ağzından dinledim. Kendisi bana anlattı. Bu açıklamalarımın tehcir gibi yanlış kavramlarla kullanılması talihsizliktir. Nubar Terziyan'ın ve Kenan Pars'ın hatırasına bu konuyu açıklamak istedim.  

ÇOCUKLUĞUM ROMANLARLA GEÇTİ

Geçen hafta Romanlarla bir buluşma gerçekleştirdik. Bir cümbüş vardı. Ben onlarla beraber yaşadım. Çocukluğum onlarla geçti. Abdi İpekçi' de onun yansımasını gördük.

Ordaki manzara bil filmden değildi. Tamamen gerçekti. Biz Romanlar'ın hayatını hep filmlerden izledik. Ama o gün Abdi İpekçi'de her şey somut bir karşılık buldu. Romanlar'ın döktüğü yaş sevinç gözyaşıydı.

Biz artık Roman vatandaşlarımızın da çadırda yaşamasını istemiyoruz. Onlar için proje çalışmalarımızı bitirdik. Talebe göre geliştireceğiz.

Birçoklarının dertlerini dinledik. Tabii bizler sizin gördüklerinizi görmeyebiliriz. Ama sizin gösterdiklerinizi görüyoruz. 

ELEŞTİRİLERİNİZ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR

Sizin eleştirileriniz bizim için hayati önem taşıyor. Afganistan, Irak üzerine filmler, diziler yapılıyor. Bizde de yapılan filmlerin, dizilerin çok sevilerek izlendiğini biliyorum. 

Hükümet olarak Güneydoğu Anadolu için yeni bir proje başlattık. Bu projeyle 400 bin çocuğumuzun sinemayla, tiyatroyla buluşmasını sağladık. Tek bir film, bir oyun bile o çocukları farklı bir istikamete götürecektir.

DEVLETİN TV'Sİ KÜRTÇE YAYIN YAPIYOR


Bakınız 50 metre arayla araçların durdurularak arandığı dönem yaşadık. Bunlar kalktı. Çelik kuvvet bu ülkeden gönderildi. Artık bunlar yok. TRT ŞEŞ yarım saat yayın yaparsa ortalık yıkılır denilirken, devletin televizyonu Kürtçe yayın yapıyor. Böyle bir değişim yaşıyoruz.

Yaklaşık 17 kattrilyon yatırım yaptık Doğu'ya. Eğitim sağlığa bu adımları atmamış olsak, o itilmişlik hale devam ediyor olabilirdi. Türkiye 7.5 yılda tarihi nitelikte adımlar attı. Türkiye'deki sorunlar elbette ki bu kadar basit değil ama değiştiriyoruz. Sorunlara baktığınızda olayın incir çekirdeğini doldurmadığınızı görüyorsunuz. Türkiye bölünmedi, kötüye gitmedi.

Türkiye'de farklı dil ve lehçelerin önünü açtık, kıyamet kopmadı. Bu ülke değişiklere hep açık olmuştur. Türkiye her alanda daha da zenginleşecektir. Milletimiz ilerlemenin her zaman arkasında olmuştur.

SİZ OLMAZSANIZ SÜREÇ EKSİK KALIR

Biz artık devlet olarak Türkiye'nin sorunlarını geniş çekimle ele alıyoruz. Eğer sizler olmazsanız bu süreç eksik kalır. Türkiye'nin yakıcı sorunlarına destek vereceğinize yürekten inanıyorum.

Sektörde sorunlar yaşadığınızı biliyorum. Bu konuda bakanlarımız çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye'de birçok sorun sanatçılarımız tarafından fark edildi.

1988 -2003 arasında 108 adet uzun metrajlı film desteklendi. 2003-2009 arasında ise biz 120 filme 119 milyon dolar destek sağladık. Aradaki fark çok önemli. 14 yılda sektöre verilen destek 6 milyon dolar. Nereden nereye.

cem-erdogan.jpg

cem-yilmaz.jpg

erdogan-erdoan.jpg

kenan.jpg

oktay.jpg

 

polat.jpg

 

BAŞBAKAN RADYOCULARLA BİR ARAYA GELECEK

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, saat 15.00’te de Ak Parti Sütlüce İl Başkanlığı’nda da radyocularla bir araya gelecek ancak açılım sohbeti yapmayarak “hükümetle iletişim” üzerine konuşacak.

Toplantıya, aralarında “Hop Dedik Ayhan” lakaplı Ayhan Güngör, “Gönül Dostu” lakaplı Füsun Alkan, Michael Kuyucu, Ceyhun Yılmaz ve Cem Arslan gibi ulusal radyoların ünlü DJ’lerinin yanı sıra, genel müdür ile yönetim kurulu üyelerinin de yer aldığı 85 radyocunun çağrıldığı öğrenildi.

Radyocular, ilk kez bir Başbakan’dan böyle bir davet aldıkları için şaşırdıklarını belirtti. Erdoğan’a ilk tepki, Alem FM’in sivri dilli, muhalif ve RTÜK’ten en çok uyarı alan radyocularından biri olan Nihat Sırdar’dan geldi.

Sırdar, “Radyocularla beraber iletişim kuracaklarmış, genelde benimle RTÜK yoluyla iletişim kuruyorlar. Beni bu davetle ilgili olarak, ne arayan ne soran oldu” dedi.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?