banner15

Başörtülü milletvekili konuştu

İspanya'nın ilk ve tek başörtülü vekili olan Salima Abdeslam'a göre Türkiye, AB'ye girmek istiyorsa kadının örtünme hakkına saygı göstermeli.

Başörtülü milletvekili konuştu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero’nun İstanbul’da gerçekleştirdiği ‘medeniyetler ittifakı’ buluşmasının yankıları sürüyor. Türkiye, bu girişimin ardından İspanya’dan ilginç bir konuğu ağırlayacaktı; ancak aksaklıklar yüzünden bu gerçekleşmedi.

Son dönemde başörtüsü başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde İslam dinini temsil eden semboller tartışıladursun, çiçeği burnunda başörtülü bir siyasetçi İspanya Meclisi’nde görev yapmaya başladı. Henüz hayatının baharında olan genç bir kadın, İspanya’nın Melilla bölge meclisinde milletvekilliği yapıyor bir yıldır. Asıl adı Salima Abdeslam Aisa olan bu bayan vekil sadece 28 yaşında. Mecliste kimse onun kişisel tercihlerine karışmadığı gibi bu tercihi dolayısıyla toplumsal baskıya da maruz kalmamış Salima Hanım. Kadınların siyaset dahil her alanda “inandıkları gibi” var olabileceğini gösterme gayreti içinde olduğunu söylüyor Salima Abdeslam. “Türkiye Avrupa Birliği içinde yer almak istiyorsa, insan haklarına özellikle de kadının örtünme hakkına saygı göstermeli.” diye devam ediyor.

Salima Abdeslam’ın ilginç ve kısa bir “milletvekilliği hikâyesi” var. İspanya’da 14 Mart 2004’te yapılan bölgesel seçimler sonrası bir aday listeden düşünce kendisini vekil olarak parlamentoda bulmuş; Melilla bölgesel parlamentosunda başörtüsüyle meclis sıralarında yerini almış. Kendi tabiriyle, halkını temsilen orada olmanın ve başörtüsü ile siyasi arenada var olabilmenin haklı gururunu yaşıyor ülkesinde. Çünkü o İspanya’nın ilk ve tek başörtülü vekili. Üstelik genç yaşında siyaset arenasını arşınlamaya başladığı için kendini şanslı addediyor.

Abdeslam, geçtiğimiz günlerde İstanbul’da yapılan “İslam Konferansı Örgütü’ne üye ülkelerde kadının kalkınmadaki rolü” konulu konferansa davete edildi; ancak prosedürle ilgili bazı imkânsızlıklar dolayısıyla ülkemize gelemedi. Türk medyasından ilk kez Aksiyon’un sorularını cevaplayan Salima Abdeslam, kadınların inandığı şekilde var olabilme mücadelesinden vazgeçmeyeceğini vurguluyor. İspanyol vekilin Türkiye-AB ilişkileri konusundaki tespitleri ise ‘insan hakları’ açısından yol gösterici nitelikte. Dünya kritik bir ‘medeniyetler gerilimi’ cenderesinden geçerken Salima Abdeslam, Endülüs ülkesinde “medeniyet ve demokrasi dersi” veren bir duruş sergiliyor âdeta.

-Salima Abdeslam’ı tanıyabilir miyiz?

28 yaşındayım ve ekonomi bölümü mezunuyum. Evliyim, ancak henüz bebeğim yok.

-İspanya’da milletvekili seçilme süreciniz nasıl gelişti?

Fotoğrafımla birlikte adaylar listesinde yer alıyordum. Daha sonra partim seçimleri kazandı; ancak ilk etapta partiden kendi durumumu öğrenmek için girişimde bulunmadım. Sonra, çalışma arkadaşlarımdan birisi listeden düşünce kendimi parlamentoda buldum. Bu durum bazıları için şoke ediciydi; ancak nüfusun çoğu normal karşıladı.

-Başörtünüzden dolayı toplumda ya da politik süreçte herhangi bir olumsuzlukla karşılaştınız mı?

Hayır, hiç karşılaşmadım. Dediğim gibi, insanlar seçilmemi normal karşıladı. Elbette, şok geçiren az sayıda insan da vardı; ancak Melilla’nın nüfusunun yüzde 50’sinin Müslüman olması sebebiyle, rahatsızlık duyanların oldukça çok az olduğunu söyleyebilirim. Melilla’da çok sayıda örtülü kadın da var zaten.

BAŞI AÇTIRMAK ÖRTÜNMEYE ZORLAMAKLA AYNI

-Türk parlamentosunda başörtülü bir vekilin yemini kriz olmuştu. Başörtülü bir siyasetçi olarak AB yolunda Türkiye’de kadının konumunu değerlendirir misiniz?

Türkiye, Avrupa Birliği’ne gerçekten üye olmak istiyorsa bir kadının kendi iradesiyle başörtüsünü seçme hakkına hürmet etmek durumunda. Avrupa ve Amerika’da başörtüsüyle sorunsuz yaşayan çok sayıda kadın var. Bana bir bakın; ben bir Avrupa ülkesinin parlamentosunda milletvekiliyim, başörtü takıyorum ve insanları temsil ederken sorumluluklarımı yerine getirebilmem için başörtümün çıkarılması gerektiğini söylemiyor kimse. Diğerlerinin, daha ziyade kadınların haklarına saygı duyan modern bir dünyanın parçası olunmak isteniyorsa bu yanlış bakış açısı değişmeli. Kadınlara ne giyip ne giymeyeceklerinin söylenmesine bir son verilmesinin zamanı geldi. Benim başımı açmaya çalışmanız, açık birinin başını kapattırmaya çalışmanızla eşdeğerdir. Daha da önemlisi, bana neyin yanlış neyin doğru olduğunu dayatıyorsunuz. Bu bakış açısı tümüyle hatalı.

-Fransa gibi bazı ülkelerde, devlet okullarında başörtüsü yasaklanıyor. Fransız yönetiminin bu tavrı konusunda ne diyorsunuz?

Daha önce de belirttiğim gibi, kadınlara ne yapmaları gerektiğinin söylenmesine bir son verilmeli.

-Kadınlar, hak ettikleri konuma gelebilmek için neler yapmalı?

Kadınlar, giydikleri, düşündükleri ya da istedikleri şeyler uğruna mücadele etmek durumunda. Hatta bugüne kadar erkeklerin sahip olduğu haklar göz önünde bulundurulduğunda bu mücadele daha da anlam kazanıyor. Bizim yerimize düşünebileceklerine inanan insanların karşısına çıkmalı ve başörtümüzün altında bizim de bir beynimizin bulunduğunu söylemeli, bunu göstermeliyiz.

-11 Eylül saldırılarından bu yana çok şey değişti dünyada. Bu, genelde Müslümanları özelde ise kadınları nasıl etkiledi?

Evet, sizin de bildiğiniz gibi erkeklere sakallarını kesmeleri ya da dinî kıyafetlerini çıkarmaları söyleniyor. Kadınlara da taktıkları örtüleri açmaları… Pek çok Batı ülkesinde örtüye olduğundan daha fazla anlamlar yüklenmeye başladı. 11 Eylül’den sonra, terörist ile Müslüman arasındaki ayrımı yapamayanlar için yeni hedefler haline geldik maalesef. Bana sorarsanız, kadınlar bundan en kötü şekilde paylarına düşeni aldı; çünkü tamamen kendi tercihimiz olan başörtüsü sebebiyle suçlandık. Müslüman kılıklı teröristlerle bizim hemfikir olduğumuzu düşünüyorlar. Bu ne kadar kötü, ne kadar acı bir durum.

-İspanyol ve Türk başbakanlar “Medeniyetler İttifakı” adı verilen bir çaba içindeler. Ayrıca Irak Savaşı ve ABD’nin Ortadoğu’daki varlığı konusunda ne düşünüyorsunuz?

Medeniyetler İttifakı meselesi, bu konunun nasıl ele alınacağına bağlı. Söz konusu alandaki düşünceler eylemlere dökülmek zorunda. Ayrıca somut eylemler de her zaman oluşumlarına ilham veren düşünceler kadar hoş olmayabilir. Bütün bunları göz önüne alarak, “Medeniyetler İttifakı’nı ilk görüşte iyi bir fikir olarak değerlendirebiliriz.

Irak Savaşı ve bunun getirdiği olumsuzlukları ise artık hemen hemen herkes biliyor. Ancak iki görüş arasında hâlâ derin uçurumlar var. Irak’ta masum çocuklar ve siviller, bazılarının güç ve iktidar elde edebilmesi için katlediliyor. Bu, günümüz dünyası için büyük bir utanç.

(aksiyon)

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35