Baykal, Samsun'daki iki olaya dikkat çekti

Baykal, Ahmet Türk'e yapılan saldırı ile polislere saldırı arasında bağ olabileceği imasında bulundu.

Baykal, Samsun'daki iki olaya dikkat çekti

Dünya Bülteni / Haber Merkezi 

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bugünkü parti grubunda yaptığı konuşmada ilginç bir imada bulundu. Baykal, Ahmet Türk'e yapılan saldırı ile polislere yapınlan saldırının bağlantılı olabileceği imasında bulundu.

Baykal grup toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Hepinizi içten saygı ve selamlarla selamlıyorum. Bugün CHP grubu yoğun bir çalışmanın ardından tekrar görev başı yaptı. Arkadaşları mücadelelerinden dolayı kutluyorum.

Değerlendirilmesi gereken bir çok konu var. Önce Kıbrıs'ta seçim yapıldı. demokrasinin önemini ortya koyan seçim oldu. Kıbrıs'a yönelik taahhüt ve vaatlerin değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkan bir tercihtir. Bu seçim dolayısıyla tüm KKTC'lileri selamlıyor ve kutluyorum.

Kıbrıs'ta bir demokratik çözümü herkes istemektedir. Ama bu Kıobrıs'ın kazanılmış haklarının ortadan kaldırılmasına yönelik bir sonuç doğurmaması arzu edilir konudur.

Kıbrıs'ta var olan durumun iki ayrı millet toplum anlamında bir btünlenmeye taşınması ile mümküğn olacaktır. Bu seçim bir demokratik uyarıdır.Kıbrıs'taki bu anlayış dışarıya da taşacaktır.

SİYASİ SALDIRILAR


Ortaya çıkan siyasi saldırıların yeni derinlik kazandığını görüyoruz. ilk kez CHP'ye saldırı düzenlenmişti. Bu saldırı karşısında biz CHP olarak olayın iç yüzünü kanıtlamıştık.

Olayın spontane olmadığını planlı olduğunu ortaya koyduk. yaşananların ne olduğunu herkes biliyor. Saldırının yapılması için otobüsün gelmesi bekleniyor. Bir bizim haberimiz yok biz samimi vatandaşlar olarak gidiyoruz. Güzergah boyunca Van halkıyla selamlaşıyoruz.

Nereye kadar tertibin yerine kadar. Bu işin başında bulunanlar AKP'liler. Böyle bir olayda demokratik ülkelerde ne olur? Önce bu olayda olan herkesi hesap vermeye çeker.

Bunların hiçbirisi olmadı. Bu abartılmış bir olaydır diye neredeyse bizi suçlu gösterecekler. Bu olayın üzerine gideceğimizi söyledik ve bütün iktidarı kınadık

Bir süre sonra başka bir şey oldu. Ahmet Türk'e saldırıı oldu. Orada da üzüldük üzüntüleri dile getirdik. herkes bu konuyu sağduyu ile karşıladık.

İktidar telaşlandı. Birileri çıktı dedi ki bizim tepkimiz CHP gibi olmaz. Demokraside böyle olaylara adımlar atmak doğru değildir. Bize saldırı karşısında hukuku kamuoyunu harekete geöçirmekle biz mi yanlış yaptık hayır. Bir süre sonra yaşananları gördük.



Sayın Türk' e saldırı ile 2 polisin şehit olması konusunda böyle hüküm veremem. Ama bütün şehirlerde böyle bir durum yokken. Yer Samsun Ladik.

Buradaki masum polislerin görevini yapmak isteyen polislerin birden bire bir saldırıya hedef olması kaygı verici bir tablodur. Bu olay aydınlığa kavuştuırulmalıdır. Bu Türkiye'de iktidarın hesabını vermesi gereken durumdur.

Dün de bir bakana saldırı yapıldı. Nereye gidiyoruz. Bu nasıl mnanzara? Bunu olabilir diye görmek mümkün mü bunun altında bir başka temel sahipsizlik ve sorumsuzluk mu var?

Bu tabloyu büyük üzüntü ile görüyorum. Bu terör boyutundan çok cezalandırmaya dönüşmesi kaygılanılması gereken bir durum oluşturuyor. Vatandaşlar bu gidişi doğru anlamalı ve bu gidişe son vermeliyiz.

BAŞBAKAN'IN TOBB'A İŞSİZLİK TEKLİFİ

Başbakan son günlerde kendince açılım yapıyor. İşsizlik sanal diyor. Acımasızca sömürüyorlar diyor. TOBB halletmezse ben hallederim diyor.

Arkadaşlar Türkiye bir ekonomik sıkıntıyı bir süredir yaşıyor. Burada bir gidişat var. Böyle bir tabloda başbakan coştu. Kimsenin inkar edemeyeceği işsizlik oranını olağanüstü yüksek düzeye çıkmaıs karşısında birilerini suçlayarak siyasi sorunluluktan kendini kurtarmaya çalışıyor.

Başbakan TOBB'un 1,3 milyon üyesi bir kişi alırsa 3 puan işsizlik azalır diyor. Bu üyelerin yüzde 80'i zaten 3 kişi çalıştırıyor. Prim borcu var, zor çeviriyor.

Şimdi Başbaakn diyor ki bir işçi alıver. Kolaysa sen alıver. Değerli arkadaşlarım kredi takibindeki KOBi sayısı 200 iken KOBi sayısı yüzde 80'nin üzerindedir.

MEMUR İSTİHDAMI

İşçilerine çalışanlarına borcu olanlara yapın yapmazsanız diye esip savuruyor. Bu manzara karşısında Başbakan rakamı indirecek ya kamu alımını artırdı.

Ama ciddi bir hazırlık var. Hantal bir devlet yönetimi tablosuna geçmemiz sorun yaratır. İyi hesap yapılmalı. Devletin istihdam bakımından harekete geçmesi gereken işler var..

Hepsinden önce 200 binb öğretmenizi derhal kadro versinler. Çünkü en büyük katkı destek budur. Yapılacak ilk iş tayin bekleyen öğretmenleri atamaktır.

Gençler ve eğitilmişler işsiz hem de öğrenciler bu girişimle çok mutlu olacaklardır. Bu yönde kamunun da istihdam yaptığı bu noktada hatırlatmayı borç biliyorum.

Türkiye'de olağan üstü yüksek engelli vatandaşımız var. Bunların en temel sorunu istihdam. Alınmış kararlar yapılmış vaatler var. Her kamu kurumu işçi ve memur olarak istihdam yapmalıdır diye uygulama vardır.

Kamu dairelerinde yüzde 3 memur çalıştırma zorunluluğu var ama uygulanmıyor. Açıkca görüyoruz ki şu anda devlette 53 bin kadro engellilere ayrılacak kadro boşluktadır ve atama ihtiyacı vardır.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Bu gidilşin haklı madd i temelleri vardır. Türkiye'de ekonominin geldiği nokta, daralmalar, haksız kazançlar, yolsuzluklar... Böyle bir ortamda Anayasa değişikliği ile bunlar kendilerini garanti altına almaya çalışıyorlar... Her şey çok açık. Hesabı sorulacak bir dünya şey var. Yolsuzluklar. Habur utancı var. Hesap sorulacak birçok şey var. Bugünkü yapılan yargıyı kendileri için en temel noktaya getirmektir. Onun hakimlerini savcılarını biz kararlaştırılım arayışıdır.İktidarın yargı problemi var. 70 milyonun yok omnun yargı problemi var. Bu anayasa 16 defa değişti. Bu 16 değişimin hiçbirisinde bir siyasi parti sadece kendi başına kendi tepkisi ile ölçülür.. Bu bir AKP projesi de değil RTE projesidir."

Güncelleme Tarihi: 20 Nisan 2010, 17:45
YORUM EKLE

banner33

banner37