banner15

BBC Arapça Televizyon Kuruyor

BBC Dünya Servisi, Arapça yayın yapacak bir televizyon kanalı kuracağını açıkladı. Televizyon ilk etapta günde 12 saat olmak üzere yayınlarına 2007'de başlayacak.

BBC Arapça Televizyon Kuruyor

Dünya Bülteni/Haber Merkezi

BBC muhabiri Elizabeth Blunt, 'dünyayla birlikte BBC'nin de değiştiğini' söylüyor. Elizabeth Blunt, daha fazla kişinin haber için televizyon ve internete yöneldiğini belirtiyor.

BBC'nin gelecek için tasarladığı projeler arasında Farsça bir televizyon kanalı kurmak; Rusça, Latin Amerika ve Brezilya'ya hizmet veren İspanyolca ve Portekizce, Hindu ve Urdu dillerinde televizyon bültenleri hazırlamak da var. Öncelikle internet siteleri için video formatında tasarlanacak bu bültenler, varılacak anlaşmalarla başka televizyon kanallarında da yayımlanabilecek.

Türkçe Yayınlar Etkilenmiyor

Kanalın yıllık maliyetinin 19 milyon sterlin olması planlanıyor. Bu kapsamda yeni kanal için 148 kişi işe alınacak. Televizyonun finansmanı amacıylaysa BBC Dünya Servisi İngilizce dahil 43 dilden 10'unda radyo yayınlarına Mart ayına kadar son verecek. BBC'nin Türkçe yayınları ise kurumun aldığı son kararlardan etkilenmiyor. Bu diller; Bulgarca, Hırvatça, Çekçe, Yunanca, Macarca, Slovakça, Lehçe, Slovence, Kazakça ve Tay dili. Söz konusu dillerde yayın yapan bölümler kapatılacak, 218 kişi işten çıkarılacak. Toplam olarak önümüzdeki iki yıl içinde Dünya Servisi'nde 236 kişi işten çıkarılacak, 201 kişi işe alınacak.

BBC Dünya Servisi'nin Genel Müdürü Nigel Chapman, açıkladıkları kararın, kurumun uluslararası düzeyde yayınlara başladığı günden bu yana geçirdiği en büyük dönüşüm olduğunu söyledi.

BBC daha önce de Arapça bir televizyon kanalı kurmaya çalışmıştı. Bu konuda çalışmalara 1994'de başlanmış ancak iki yıl sonra, o dönemde projeyi finanse eden Suudi ortakla editoryal politikaya yönelik bazı görüş ayrılıkları yüzünden projeden vazgeçilmişti.

Son planını uygulamaya koymasıyla, BBC ilk kez kendine ayrılan kamu fonlarıyla İngilizce dışında bir dilde uluslararası bir televizyon kanalı kurmuş olacak. Kurumun İngilizce yayın yapan ve dünya çapında seyredilebilen televizyon kanalı BBC World ise reklâm gelirleriyle finanse ediliyor.

Sendikalar Tepkili

Öte yandan İngiltere'de BBC'nin açıkladığı karara sendikalardan tepki geldi. Ulusal Gazeteciler Sendikası Genel Sekreteri Jeremy Dear, işten çıkarmaları kınadı.

Jeremy Dear, "Açıklanan karar BBC Dünya Servisi çalışanları için bir darbedir. İngiltere'nin Yeni Avrupa'nın önemli bir bölümündeki etkisine ciddi ölçüde zarar verme potansiyaline sahip bir karardır" dedi.

22 yıldır Yunanca servisi için çalışan Doxa Sivropoulou'nun karara tepkisi şöyle: "BBC Dünya Servisi, 'dünya servisi' olmamaya karar verdi. Zira Avrupa dillerinin birçoğunu kapatıyor. Kişisel olarak; hüzünlüyüm. Özellikle, İngiltere'de yaşamaya karar veren, evlerini, ailelerini buraya taşıyan, bebekleri olan, genç meslektaşlarım için üzgünüm.

Hüzünlüyüm çünkü İkinci Dünya Savaşı'ndan hemen önce kurulmuş, tarihi bir bölüm kapanıyor. Bizim yayınlarımıza artık gerek olmadığı, zira artık Yunanistan'da basının özgür olduğu söyleniyor.

Doğru, Yunanistan'da basın özgür. Ancak medya, dünya ölçeğinde özgür değil. Medya giderek büyük şirketler tarafından kontrol ediliyor. Tekelleşme her geçen gün artıyor. Basın özgür olabilir, ama onun, hakkında özgürce yayın yapacağı gündemi başkası belirliyor.

Dinleyicilerimize gelince... Yunan halkı mektup yazmayı pek sevmez. Ancak karar duyulduğundan beri yüzlerce mesaj aldık. Söyledikleri şey şu; 'BBC de mi ticarete yenik düştü?' "

'BBC Geç Bile Kaldı'

Arap dünyasında etkili olan televizyon kanallarından El Arabiya'nın Türkiye temsilcisi Danyel Abdülfettah ise, BBC'nin 'çok akıllıca bir iş yaptığı görüşünde'. BBC'nin El Cezire ve El Arabiya'yla rekabet edebileceğini savunan Danyel Abdülfettah şöyle dedi:

Bence geç kalındı. BBC'nin Arap kamuoyunda ve hemen hemen bütün dünyada belli bir yeri, objektifliği var. BBC radyo aşamasındayken, herkes kaynağını BBC olarak gösterirdi.

BBC Arap izleyicisi açısından belli bir güvence sağladı. İngiltere Başbakanı Tony Blair'e karşı aldığı tutumundan, başı derde girmesine rağmen Irak Savaşı hakkında doğru bilgi aktarmasından dolayı... Bu açıdan insanlar, BBC'ye biraz daha olumlu bakabilirler.

Eğer BBC bu adımı sadece üç yıl önce atmış olsaydı, bence çok daha yararlı olabilirdi. Hem işi kolaylaşırdı, hem insanların bakışı değişirdi. Çünkü o zaman daha Irak'a girilmemiş, Londra'ya ve Blair-Bush ittifakına karşı belli bir hassasiyet oluşmamış olacaktı."

BBC'nin Arap Pazarında Şansı Ne?
 
BBC medya muhabiri Sebastian Usher’in yorumu:
 
Arap izleyicilerin günümüzde kanallar arasında tercih yapmakta zorlandıklarını söylemek hiç de abartılı olmaz.
 
Zira Arap dünyasında lüks villardan gecekondulara kadar her yerde, çanak antenler adeta bir mantar gibi filizlenmiş durumda. Bu da izleyiciye 100'den fazla Arapça televizyon kanalı arasından tercih şansı veriyor.

Söz konusu kanallardan en çok izleneni, 1996'da kurulan ve Katar'dan yayın yapan El Cezire. Katar Emiri'nin finanse ettiği kanalla, BBC'nin ilk Arapça televizyon projesi arasında da önemli bir bağ var. Zira projenin askıya alınması üzerine, kanal için tahsis edilen personel El Cezire'ye katılmıştı.

Bugün El Cezire'nin yayınlarıyla Arap dünyasında neredeyse bir devrime yol açtığını söylemek, pek de yanlış olmaz. Gerek bültenleri, gerek tartışma programlarıyla kanal Araplara arasında birçok tabuya son verdi. Bu nedenle de Arap ülkelerinin çoğunda yayınları en az bir kez yasaklandı.

El Cezire'nin Afganistan ve Irak'tan yaptığı yayınlar da, Amerika Birleşik Devletleri'nin tepkisini çekti. Kanalın başarısıysa, onun taklitçilerini de teşvik etti. Halen El Cezire'nin en büyük rakibi, Suudi bir iş adamınca finanse edilen Dubai merkezli El Arabiya. Amerikalılar da etkilerini artırmak amacıyla kendi Arapça kanalları El Hurra'yı kurdu.
Suudiler 24 saat yayın yapan bir televizyon kanalı kurarken, İran bile Arapça bir kanal kurmaya yönelik çalışmalara katıldı.

Tabii burada rekabet düzeyi yüksek bir piyasadan söz ediyoruz. Zira Araplar hem onlarca ulusal televizyonu, hem de Suudi kaynaklarca desteklenen MBC gibi eğlence kanallarını izleyebiliyor. Ancak şu ana kadar bu kanalların çoğunun kar edemediklerini belirtmek gerek.

Bu nedenle de hükümetlerin ve özellikle de zengin Suudi iş adamlarının desteği, kanallar için hayati önemde.
İşte BBC de tarafsızlığı ve güvenilirliğine ve geniş haber altyapısına güvenerek bu piyasaya uygun şekilde girmeyi hedefliyor. Ancak şu anda hala yanıtı bilinmeyen iki soru var:

Bunlardan birincisi, İngiltere'den yapılacak Arapça yayının, giderek radikalleşen Arap dünyasında geniş kitlelerce seyredilip seyredilmeyeceği.

İkincisi de, BBC'nin, böylesine dinamik bir piyasaya girmek için geç kalıp kalmadığı.

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48