banner15

'Belçika devleti öldü' şakası şoke etti

Belçika'nın ulusal tv kanalı RTBF'in bir programında yaptığı ''Belçika devleti öldü'' şakası, ülke çapında deprem yarattı.

'Belçika devleti öldü' şakası şoke etti

Belçika'nın ulusal televizyon kanalı RTBF'in dün geceki bir programında yaptığı ''Belçika devleti öldü'' şakası, ülke çapında deprem yarattı. Televizyona telefon yağarken, halkın bir kısmı da Kraliyet Sarayı'na yürüdü.

RTBF, 'kurgu haber' yaparak, canlı yayında, 'ülkenin Flaman kesiminin bağımsızlık ilan ettiği'ni ve 'Belçika devletinin öldüğü'nü flaş haber olarak duyurdu. 

Bir kamu kuruluşu olan RTBF'in 'senaryosu' çerçevesinde, Belçika Kralı'nın ülkeyi terk edip, Kongo'ya kaçtığı da Kraliyet Sarayı önünden yapılan canlı yayınla verildi.
 
'Kurgu haber' kapsamında, 'NATO'nun alarma geçtiği', 'bazı bakanların kaçtığı', 'havaalanının trafiğe kapandığı', 'Flaman kentlerinde şenlikler yapıldığı' gibi bilgiler, 'düzmece görüntü ve röportajlarla' aktarıldı.
 
Belçika medyası, bu tür 'şaka' haberleri 1 Nisan günü yapıyor. Bu tarih dışındaki 'şakalara' alışık olmayan ülke kamuoyunun yüzde 89'unun bu 'flaş haber'e inanıp, panik yaşadığı belirlendi.

Binlerce telefon geldi
 
Binlerce kişi RTBF ve diğer basın kurumlarına telefon ederken, çok sayıda Belçikalı Kraliyet Sarayı'na yürüdü. Televizyon, bu gelişmeler üzerine ekranda alt yazılar geçerek, haberin 'kurgu' olduğunu defalarca duyurdu.
 
Haberin gerçek olmadığını anlayan kamuoyu, RTBF'in bu yöntemini 'şoke edici' bularak kınadı. Siyaset dünyası da ulusal televizyon kanalının bu programını ağır dille eleştirerek, sorumluların cezalandırılmasını istiyor.
 
RTBF yetkilileri ise 'bazı gerçekleri kurgu filmlerde anlatmanın daha kolay ve etkili olduğu' görüşünü savunuyor ve bu programı hazırlamak için iki sene çalışıldığını bildiriyor.
 
Flamanlar gerçekte de bağımsızlık istiyor
 
Belçika televizyonunun programının, 'tesadüfen' değil, 'ülke gerçeklerine uygun şekilde' hazırlandığı ve bu nedenle 'son derece inandırıcı olduğu' gözlemleniyor.
 
Belçika'da gelecek yıl yapılacak genel seçimler öncesinde, ülkenin Flaman kesiminde 'bağımsızlık' veya 'konfederasyon' projeleri ağırlık kazanıyor.
 
Seçimlerden sonra 'Federal Hükümet Başbakanı' olacağı savunulan Flaman Hıristiyan Demokrat Parti (CDV) Başkanı Yves Leterme, "Belçika'nın tarihin bir kazası" olduğunu, Flamanların yaşadığı Flandr bölgesinin ve Flaman menfaatinin Belçika'dan öncelikli olduğunu savunuyor.
 
Flandr'ın bağımsızlığını hedefleyen, ancak "boşanmak için önce bir çift oluşturmak gerekiyor" diyen Leterme, Belçika'nın bölünmesi halinde, Brüksel bölgesine özel bir konum verilmesi gereğini savunuyor.
 
Fransızca konuşan Belçikalıları 'Flamanca öğrenecek yeteneği ve zekası olmayan insanlar' olarak nitelendiren ve Belçika Kralı'nın dahi iyi Flamanca konuşamadığını öne süren Leterme'in bu sözleri, Valonlar tarafından 'hakaret' olarak algılanıyor.
 
Belçika'nın tarihin bir hatası olduğunu, bu topraklarda Belçika var olmadan önce de insanların yaşadığını söyleyen Yves Leterme, partisinin 2007 seçimlerinden sonra oluşacak bir koalisyona, ancak Flaman bölgesine daha fazla özerklik verilmesi koşuluyla katılacağını, Flaman menfaatinin öncelikli olduğunu belirterek, "ilke olarak bölücü olmadığını, ancak Flandr'ın tek başına yaşayabileceğini" ifade ediyor.
 
Belçika'da son durum
 
Avrupa'nın güçlü devletleri tarafından, 1830 yılında, 'tampon bölge' olarak kurulan, İngiltere'de yaşayan bir Alman prensin kraliyetine verilen ve Kongo sömürgesiyle zenginleşerek, ihtiyaçlarının büyük kısmını gideren Belçika, Hollandaca konuşan Flamanlar ve Fransızca konuşan Valonlardan oluşuyor.
 
Ülkede Almanca konuşan küçük bir halk grubu da bulunuyor. Yüzde 90'ı Fransızca konuşan Brüksel'in 'çift lisanlı bölge' olduğu var sayılıyor. Belçikalılar, 1980'li yılların başında, 'model olmak' iddiasıyla yöneldikleri federal sistemle yerel parlamento ve yönetimlerin yetkilerini genişlettiler.
 
Valonya, Flandr ve Brüksel bölgelerinde farklı hükümetler kurulurken, 'ayrılıkçılık' (seperatisme) ülke anayasasının 'temel ilkeleri' arasında yer aldı. Bu durum, Valonlar, Flamanlar ve Brükselliler arasındaki kopukluğu artırırken, menfaat çatışmalarını da hızlandırdı.
 
Siyasi partileri de Flaman ve Valon olarak bölünen ülkede, ayrı ayrı kurulmuş olan liberal, muhafazakar veya sosyalist Flaman partiler ile Valon partilerin, ideolojik eğilimleri aynı gözüktüğü halde, tamamen farklı görüşler içinde çatışmaları da hız kazandı. Politikacılar, kurumlar ve vatandaşlar arasında diyalog giderek koptu, toplumlar arası menfaat kavgaları arttı.
 
'Belçikalı' kelimesi, giderek yerini 'Flaman', 'Valon' ve 'Brükselli'ye bıraktı. Politikacılar, bölgesel sorunları aşmak ve kendi seçmenlerinin taleplerini yanıtlamak için devlet bütçesini küçültüp, bölgesel bütçelere ağırlık verdiler.
 
'Federal kurumlar' devletin ortak malları, değerleri, menfaatleri için karar alamaz duruma geldiler. Demiryollarını, vergi sistemini ve sosyal sigortaları da 'bölgeselleştirmek' hedefi ön plana çıktı. Flaman kesiminde yüzde 8 olan işsizlik oranı Valonya'da yüzde 20'yi bulunca Flamanlar, "Valonların sosyal sigorta ve hastane masraflarını karşılamayı reddetme" eğilimine girdiler.
 
Yeni devlet arayışları
 
İlk aşamada, 'yeni devlet kurmak', 'Belçika'yı haritadan silmek' hedefini açıkça ortaya koyan aşırı sağcı Vlaams Belang (Flaman Menfaati) partisi, bugün Flaman bölgesinde, 'Kahrolsun Belçika' sloganıyla oyların yüzde 25'ini elde ediyor.
 
Bu durumu gören ve aşırı sağın tırmanışını engelleyemeyen diğer bazı Flaman partiler de 'yeni devlet kurma', 'Valonlardan kopma' fikirlerini desteklemeye başladılar. Valonlar, 'Fransa'ya ilhak'tan söz ederken, Brüksel Bölgesi 'bağımsızlık' ve 'AB'ye sığınma' formülleri arayışına girdi.
 
Belçika basını, 2004 yılı sonunda, 'Devletin Sonu Geliyor' manşetleriyle ülkede 'federal sistemin çökmekte olduğunu', 'devletin paylaşıldığını', 'şatolarda buluşan siyaset ve ekonomi yetkililerinin yeni devletler için uzlaşma aradıklarını', 'yayımlanacak bir manifestoyla çeşitli formüllerin gündeme taşınacağını' yazdı.
 
'Çekoslovakya örneği' gündeme getirilirken, 1993'te birkaç günde bölünen bu ülkenin sınırlarının ve koşullarının Belçika'ya çok benzediği üzerinde duruluyor.
 
'Federal sistemi' sarsılan Belçika'da şimdi, 'iki veya daha çok sayıda bağımsız devletin, bazı alanlarda yönetim işbirliğinde bulunmaları' olarak tanıtılan 'konfederal sistem'den söz ediliyor.

 

Kaynak: CNNTURK

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35