Bilim ve sanatta Endülüs etkisi‏

Endülüs medeniyeti bilime ve sanata getirdiği farklı yorumlarla Avrupa rönesansını etkilemişti.

Bilim ve sanatta Endülüs etkisi‏

Ayda Sarıkaya-Dünya Bülteni / Tarih Servisi

Endülüsler edebiyattan sanata, ziraatten en ince peyzaj ve bahçecilik işlerine kadar zengin, estetik bir dil yakalamışlar. Bu zenginlikle ulaştıkları coğrafyalarda hayranlık uyandırmışlar.

Bu zenginliğin taşıyıcılarına, ilim ve araştırma aşkının öncülerine İbn Firnas, İbn Tufeyl, İbn Cubeyr, İbn Meserre, İbn Bacce, Muhyiddin İbn-i Arabi ve İbn Rüşd... Copernic'in üstad kabul ettiği Tuleytulalı İbrahim ez-Zerkali; yıldızların durumlarını inceleyen ve astronomiye çok büyük katkılarıyla tanınan ve Astronominin Prensipleri isimli eseriyle modern astronominin kurucusu kabul edilen İşbiliyeli Ebu İshak el-Bitruci; Dünya'nın çevresini çok az farkla hesaplayan ve müthiş haritalarıyla tanınan el İdrisi yi örnek gösterebiliriz.

Auguste Bebel ‘Mohamedisch-Arabische Kulturperiode, Stuttgart, 1884’isimli eserinde Emdülüs Müslümanlarının bilimsel ve sanatsal çalışmalara verdiği önemi anlattıktan sonra ekliyor:’Müslümanların günümüz İspanya’sına girmesiyle hristiyanların kendilerini sürekli takip ve baskı altında tuttukları dönemlere kıyasla Yahudiler daha rahat hale gelmişler ve Müslümanlara şükran borçlarını en iyi biçimde ödeyerek, yeni düzenin en ateşli savunucuları olup çıkmışlardı. Yahudilerin sayısı ve zenginlikleri arttıkça arttı; ama yıllar sonra hristiyan haçı İspanya'da yeniden hakim duruma geçince, bu zenginlik hristiyanların arayıp da bulamadıkları bir ganimete dönüştü. İspanyol hristiyanları daha önce müslümanların eline geçmiş ülkenin efendileri olur olmaz, Endülüslülere ve Yahudilere karşı acımasız, kanlı bir zulüm başlattılar. Kendilerine verilen sözlere mukabil teslim şartlarına uyulmadı; camiler tahrip edildi, binlerce Endülüslü müslüman ve İspanya'da yaşayan Yahudi katledildi. Hatta kıyım sırasında, hangi evin müslüman evi olduğunun anlaşılması için, içerisinde banyo yeri olup olmadığına bakılıyordu. Yıkıp yok etme hıncıyla, özellikle eğitim ve öğretim kurumlarına büyük bir hırsla saldırılarda bulunuldu. Yüksek okullar kapatıldı, kitaplar yakıldı, ilmi araştırmalarda kullanılan cihazlar kırılıp parçalandı, paha biçilmez değerlere sahip kitaplıklar yok oldu. Daha sonraları Kardinal Ximenes bir milyon cildin yok edilmesi için buyruk vermiş olmakla övünmüştü.’


Auguste Bebel yukarıda Endülüs'le ilgili bilgiler verdikten sonra şöyle bir netice veriyor: "İslam kültür dönemi, Yunan—Roma kültürü ve Rönesans çağından beri yeniden doğan Avrupa kültürü arasındaki bağlayıcı halkadır. Avrupa kültürü, bu ara halka olmaksızın, bugünkü gelişmişlik seviyesine çok zor ulaşırdı. Hristiyanlar bütün bu kültürel gelişmelerin karşısında, sadece bir düşman sıfatıyla yer almışlardır."

Görünen o ki müslümanların bu topraklarda yedi yüzyılı aşkın sürede ortaya koydukları eserlerden çok azının günümüze kalması hepsinden önemlisi ,tüm müslümanların sürdürülmesi,zorla Hristiyanlaştırılmaları,katliama maruz kalmaları bile bu geçmişin tümüyle silinmesine yetmiyor…
 

Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2010, 11:48
banner53
YORUM EKLE

banner39