banner39

'Bizim Medeniyetimizde kalem kutsaldır'

Başbakan Erdoğan, "bizim köklü medeniyetimizde kalem, her zaman kılıcın önünde olmuştur" dedi.

Arşiv 05.06.2010, 14:51 05.06.2010, 18:31
'Bizim Medeniyetimizde kalem kutsaldır'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim medeniyetimizde, kalem kutsaldır, yazı kutsaldır, kalem erbabı yücedir. En önemlisi bizim köklü medeniyetimizde kalem, her zaman kılıcın önünde olmuştur ve bu da her zamanda, her zeminde güçlü şekilde vurgulanmıştır" dedi. 

Erdoğan, İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA), Başbakanlık Tanıtma Fonu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesince Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda düzenlenen "Uluslararası Kadın Hattatlar Sempozyumu"nun açılışı ve icazet törenine katıldı. 

Sempozyumun açılışında konuşan Erdoğan, başta IRCICA olmak üzere sempozyumun düzenlenmesine katkı sağlayan herkese şükranlarını sunduğunu belirterek, "Bu anlamlı sempozyuma Türkiye dışından katılan tüm misafirlerimize de Türkiye'ye ve yazının, hattın başkenti İstanbul'a hoş geldiniz diyorum" dedi. 

Erdoğan, "Evet... Bu muhteşem şehir, bu kadim şehir, yazının başkentidir. Zira, 'Oku' emriyle başlayan, hemen ardından da 'Sana kalemle yazmayı öğretti' diyen, kalem üzerine yemin eden kutsal kitabımız, Mekke'de nazil olmuş, Kahire'de en güzel şekilde okunmuş, İstanbul'da da en güzel şekilde yaz ıya dökülmüştür" diye konuştu. 
Hattın, en bilinen tarifiyle "cismani aletlerle meydana getirilen, ruhani bir hendese olduğunu" vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizler, hep birlikte, yazıyı kutsal gören, yazının ulviyetine ve ruhaniyetine inanan bir kültüre, böyle bir medeniyete sahibiz. 'Kul olayım kalem tutan ellere' der Pir Sultan Abdal. 'Ak elleri kalem tutar, yazar elif elif diye' der Karacoğlan. 'Elinde divit kalem, dertlere derman yazar' der Erzurum türküsü. 

Bizim medeniyetimizde kalem kutsaldır, yazı kutsaldır, kalem erbabı yücedir. En önemlisi, bizim köklü medeniyetimizde kalem, her zaman kılıcın önünde olmuştur ve bu da her zamanda, her zeminde güçlü şekilde vurgulanmıştır. Zira biz, bir gönül yapmayı, bir gönlü fethetmeyi, bir gönüle ismimizi hiç silinmeyecek şekilde yazmayı, yazdırmayı en büyük zenginlik, en büyük bahtiyarlık olarak görürüz." 

Başbakan Erdoğan, Gırnata'da El Hamra Sarayı'ndan Agra'da Taç Mahal'e, Mekke'de Harem-i Şerif'ten Tunus'ta Kayrevan Mescidi'ne, Kudüs'te Mescid-i Aksa'dan Edirne'de Selimiye'ye kadar tüm eserlerin taşla, toprakla, tuğlayla, çimentoyla değil, aşkla, sevdayla, bilimle, sanatla ve yazıyla yükseldiklerini belirtti. 

Erdoğan, "Süleymaniye, Sultanahmet, Fatih, Ayasofya, birer taş bina değ il, yeryüzüne atılmış imzalardır, İstanbul'a vurulmuş tuğralardır, İ stanbul siluetine yazılmış hatlardır. Söz uçar, yazı kalır. İşte ondandı r ki, var olduğumuz her mekanda, her coğrafyada, biz tarihe iz bırakacak, belleklerden silinmeyecek en güzel hatları döşemenin gayreti içinde olduk" şeklinde konuştu. 

Çınarın derindeki kökleriyle yaşadığını ve derindeki kökleri kesildiğinde, unutulduğunda, ihmal edildiğinde o çınarın kuruyacağını, er ya da geç hayatiyetini yitireceğini anlatan Erdoğan, "Hat sanatı, bizim derin köklerimizin en önemli damarı, geleceğimizin de en mühim dallarından biridir. Ebru gibi, tezhip gibi, onlarla birlikte bütün ince sanatlarımız gibi, hat sanatının da yaşatılmasını, bu kutlu sanatın nesilden nesile aktarılmasını, ben hayati derecede önemli buluyorum" dedi. 

Başbakan Erdoğan, hattın sadece yazı, harf, kelime ya da cümle olmadığını, hattın köklü bir medeniyetin simgesi, geçmişle aradaki köpr ü olduğunu ifade ederek, hattın anlam, anlamla birlikte huzur olduğunu vurguladı. 

Erdoğan, "Bir hu kelimesi, bir edeb ya hu ifadsi, tek başına bir vav harfi, bir nun harfi, yüzlerce yılın birikimini, zengin bir medeniyetin tecrübesini, renkli bir kültürün cazibesini yansıtırlar. Böyle bir medeniyeti, böyle bir kültürü reddi mirasla tarihin tozlu raflarına terk etmek, açık söylüyorum, insafsızlıktır. Hangi gerekçeyle, hangi ideolojik yaklaşımla olursa olsun, hat sanatına sırtını dönmek vicdansızlıktır" şeklinde konuştu. 

Ünlü İspanyol ressam Pablo Picasso'nun, "Benim resimde varmak istediğim son noktayı İslam yazı sanatı çoktan bulmuş" şeklindeki sözlerinin büyük bir zenginliğe sahip olunduğunun önemli bir ifadesi olduğuna dikkati çeken Erdoğan, hatta gönül vermiş tüm sanatçıları, başta Hasan Çelebi, Hüseyin Kutlu, Davut Bektaş ve Ayten Tiryaki olmak üzere hepsini kutladığını, onların yetiştirdikleri öğrencileri ile ebediyen unutulmayacaklarını, hep yaşayacaklarını söyledi. 

Erdoğan, tüm emektarları ülkesi ve şahsı adına kutlayarak, şükranlarını sunduğunu söyledi. 

Belediye başkanı olduğu dönemde BELBİM kurslarında ağırlığı hat ve tezhip sanatına verdiklerini, bunun gelişerek devam ettiğini anlatan Erdoğan, daha da zenginleşeceğine inandığını kaydetti. 

Kadınların hat sanatıyla daha fazla ilgilendiğini, ortaya muhteşem eserler koyduklarını görmekten ayrıca heyecan duyduğunu da dile getiren Erdoğan, bugün İstanbul'da, kadın hattatların buluşmasının, farklı ülkelerden kadın hattatların 62 farklı eserinin burada sergilenmesinin heyecanıyla birlikte geleceğe olan umudunu da kat kat artırdığını bildirdi. 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Çok geniş bir coğrafyanın ortak sanatı olan hat, inanıyorum ki buhran dönemlerini geride bırakacak, yeniden hayatiyet kazanacak ve güçlü şekilde geleceğe taşınacaktır. Ben, bu sanata ömrünü vakfetmiş, unutulmayacak şaheserler bırakmış ve ahrete intikal etmiş tüm ustalarımızı, tüm hattatlarımızı rahmetle yad ediyorum. Hat sanatını yaşatan tüm ustalarımıza başarılar diliyorum. Bugün icazet alacak 24 hanım hattat kardeşimize de başarılarının devamını diliyor, hayırlı olsun diyorum. Bir kez daha bu güzel ve anlamlı buluşmayı sağlayanlara teşekkür ediyor, uzaklardan gelenlere 'hoş geldiniz' diyor hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum."

 

Kaynak: AA

banner53
Yorumlar (0)
31
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?