BM bir sahtekarlıktır-II

Nikaragua'nın eski Dışişleri Bakanı Katolik Rahip Miguel d'Escoto BM'yi İklim Zirvesi'ni yorumlamaya devam ediyor

BM bir sahtekarlıktır-II

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

AMY GOODMAN: Filistin’le ilgili görüşlerinize dönelim. Sizce olması gerekenler nedir?

MIGUEL D’ESCOTO: BM’de trajik en büyük hata, aradan geçen altmış yıl sonra İsrail’e devlet pâyesinin verilmemiş olmasıdır.

AMY GOODMAN: İsrail mi?

MIGUEL D’ESCOTO: Filistin’i kastediyorum. Filistin devlet değil hâla. Filistin, Yahudi devleti ve Arap devleti olarak bölündüğünde, bu kararlaştırıldığında – gerçekte kararlaştırılmadı, ABD’nin adına müzakere dediği baskı, tehdit gözdağı ile dayatıldı – lügatı değiştirmeniz gerekir. “Demokrasi” dediklerinde kastettikleri, onların söylediğine itaat eden birileridir. Sonra size onay için gerekli temizlik ve bakım işlerini verirler ve demokrasi işlemeye başlar. Sizden hoşlanmamışlarsa, radikal derler.

ABD, II. Dünya Savaş’ında dünyayı kurtardığı için dünyayı yönetme hakkı olduğunu iddia eder. O savaşta kaç Amerikalı öldü bilmiyorum ama Sovyetler Birliğinde ölenlerin sayısını say say bitmez, sanırım 20 milyondu. Bu bir tarafa, o savaş ABD ekonomisine büyük bir patlama yaşatmıştı; savaş oydu. Savaş pek çok bakımdan bir iş’tir. Ölüm işiyle çok haşır neşirler. Bu yüzden de, yıllar önce sizinle telefonda konuştuğumuzda, Reagan öldüğünde, bana söylediğinizi hiç unutmam: “Ne düşünüyorsunuz? Demiştiniz. Reagan bir insandı. Karısı vardı, onu sevenler vardı. Kim olursa olsun, insanlar öldüğünde üzüntü duyarım. Tanrı’ya onu kabul etmesi için dua ederim her ne kadar halkımın kasabı, patolojik bir katil idiyse de.

Ama ABD’de onların cinayetlerini tanımama alışkanlığı var. Curtis LeMay ismini duymuş olmalısınız. En hastalıklı zihinlerden biridir. LeMay ile Robert McNamara sohbet ederlerken McNamara “mâlumunuz, bu savaşı kaybedersek, savaş suçlarından sorumlu tutulacağız” demişti. Savaş suçları işlediler.

Hiroşima ve Nagasaki hakkında konuştular. Curtis LeMay, ABD’nin madalyası en bol subayı, general olarak tam 17 yıl en uzun çalışan asker, operasyonun başındaydı. Bu olaylardan önce yaşanmış olan Holokost’tan hiç konu açmamışlardı. Bahsettiklerinde de Tokyo yangın bombasından bahsetmişlerdi. Japonya’nın altmış şehrine yangın bombası atıldı. Yanıp kömür olan insanların sayısının milyonları bulduğunu söyleyenler var. Atom bombasını atmak için kullanılan B-62 bombardıman uçağı, insanların ziyaret edip yanında fotoğraf çektireceği muhteşem bir şey gibi sergilendi. Hasta. Hasta bir toplum.

ABD’yi severim ve olanları görünce acı çekiyorum. Amerikalıların zihinleri son derece sofistike sistemlerle kontrol edildiği için oluyor bunlar. İyi bir halk. Sanıyorlar ki icat ediyorsunuz. Her türlü şeyi ABD icat ettiği için siz de onlara karşı icat ediyorsunuz sanıyorlar.

AMY GOODMAN: ABD’nin Latin Amerika politikasının değişmediğini söylemiştiniz. Peki, Latin Amerika nasıl değişti?

MIGUEL D’ESCOTO: Çok değişti. Evliliklerde, karısını dövüp duran canavar bir kocanın yaptıklarıyla kıyas yapıyorum. Acılı bir durumdur ve kadın hiç kimseye söylemek bile istemez. Kadına ne kadar aptal olduğunu, kendisi olmadan yaşayamayacağını, kocası ne yaparsa yapsın alttan alması gerektiğini yavaş yavaş kadının zihnine aşılar. Biz ABD'ye arseniğe ihtiyaç duyduğumuz kadar ihtiyaç duyuyoruz ve gerçek bu. ABD'ye ihtiyacımız yok. Şayet insanlığın geri kalanına katılmayı, daha iyi bir gelecek için birlikte çalışmayı isteselerdi ihtiyacımız olurdu. Açgözlülük, bencillik ve ölüm kültürü aşıladılar hala da aşılamaya devam ediyorlar. Dünyayı öldürüyor bu.

Dünya, insan türünün devamının tehlike olduğu bir noktaya seyrediyor. Toprak Ana'nın hayatı idame ettirmesi gitgide güçleşiyor. ABD'nin insanlara dayattığı da bu dindir. Adı kapitalizm.Din gibi bir şey. Tüm askeri kapasiteyi, her türlü gücü sırf siz alternatif kalkınma araçları kullanmayasınız diye seferber ediyor.

AMY GOODMAN: Bolivya halk zirvesinin büyük tekliflerinden biri de iklim değişikliği mahkemesi, iklim değişikliği suçları mahkemesi kurulmasıydı.Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?

MIGUEL D’ESCOTO: Kaçınılmaz bir şey bu çünkü işlenen suçların en büyükleri sonuçları bilindiği halde işleniyor. ABD'nin Kopenhag'da sunduğu teklif utanç verici bir şeydir, inanılmazdır. Bu mahkeme olmalıdır ve kaçınılmazdır. Bunun nasıl olması gerektiği hakkında, mahkemenin neye benzemesi gerektiği hakkında bir teklif verdim. Bazı suçların işlenmesini engellemeye yönelik Kyoto gibi protokollere, ikitaraflı, tektaraflı anlaşmalara taraf olup olmadığınız mesele değil, mesele olmamalıdır. Mesele değil çünkü ister taraf olun isterse olmayın, bir protokol veya anlaşmayı imzalamış olmak size suç işleme hakkı vermez. Bu yüzden de mahkemenin davalara bakma ve infaz kararı verme hakkı olacak.

Karşı olduğum tek şey, ABD'nin tersine, kuvvet kullanımıdır. Bir Gandi ideali olan satyagraha'ya bağlıyım; Gandivâri bir şiddetdışılıktır bu ama pasif direnişle karıştırılmamalıdır. Satyagraha'da pasif olan bir şey yoktur. Dinamiktir. Bunu nasıl icra edeceğimize bakmalıyız.

RÖPORTAJIN İLK BÖLÜMÜ İÇİN TIKLAYIN...

Dünya Bülteni için çeviren: M. Alpaslan Balcı

Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2011, 11:49
banner53
YORUM EKLE

banner39