'Boğazın kıyısında çatışan medeniyetler'

İngiltere basınında Papa'nın Türkiye gezisi öncesi endişeler, İsveç seçiminden İngiliz sağı dersler çıkarır mı?, Irak sokaklarında sivil devriyeler,'Boğazın kıyısında çatışan medeniyetler.'

'Boğazın kıyısında çatışan medeniyetler'

İngiltere basınında İsveç'te yapılan genel seçimlerde son 12 yıldır iktidarda olan Sosyal Demokratlar'ın uğradığı seçim hezimeti üzerine yorumlar ve bunun İngiliz sağına nasıl yansıması gerektiğine ilişkin değerlendirmeler var.

Financial Times gazetesi yazarlarından Quentin Peel, İngiltere'de yorgun bir İşçi Partisi karşısında Muhafazakâr Parti lideri David Cameron'ın bu durumdan alabileceği dersler olduğunu söylüyor.

“İsveç'te Sosyal Demokratlar ne zaman seçim kaybetse, bu partinin ürünü İsveç modeli, yani 'yüksek vergi ve yüksek refah düzeyi' anlayışının çökmekte olup olmadığı tartışılır. Pazar günkü seçimde de aynısı yaşandı. Bu tür şüpheler haklı olabilir. Parti, bu sistemi uluslararası iktisadi durgunluklar sırasında dahi savundu. Son 74 yılın 65'inde iktidardaydı. Ama bu anlayış çöküyor mu sorusunun yanıtı 'Hayır'.

“İsveç'te kimse bu sistemi çökertmeye çalışmıyor. Aksine, seçim zaferi elde eden sağ bloğun lideri Reinfeldt, sisteme alternatif getirmedi; bu sistemi daha da iyileştirmek istedikleri görüşünü ifade etti.

“İşsizliğin en önemli sorun olduğuna dikkat çekti, istihdam yaratmayı seçim programında ön sıralara aldı. Parti, Merkez Parti, Hıristiyan Demokratlar ve Liberaller ile ortak politikalar geliştirirken, İşçi Partisi olası ortağı Yeşillerle herhangi bir ortak program sunamadı.

“Vatandaşlarının yüzde 10'u başka ülke doğumlu olan İsveç'te göçmen meselesinin de sonucu etkilemediği anlaşılıyor. İsveç'te sosyal açıdan liberal olmayan bir partinin zaten başarı elde etmesi beklenemez. Dış politika açısından ise Ilımlı Parti, Sosyal Demokratlar'a göre daha Avrupa yanlısı.

”İsveç elbette İngiltere değil. Ancak bu durum Cameron'ın gereken dersleri çıkarmasına da engel değil.”

‘Irak’ta halk devriyeleri’

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Irak'ın 'tam anlamıyla bir iç savaş'ın içine düşme tehlikesi içinde olduğu uyarısında bulunduğu dün, şiddet olaylarında 50'yi aşkın kişinin öldüğü haberi geldi.

Times gazetesi böyle bir ortamda, etkili bir Şii partisinin, mahalle devriye grupları oluşturmasının, Sünnileri endişeye sürüklediğini yazıyor.

“Irak'ta etkili bir Şii siyasi partisinin, mahallelerde devriye uygulaması başlatması, Sünni politikacıları bu kişilerin, ölüm mangalarına istihbarat sağlayacakları endişesine sürükledi. Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi (SCIRI), Necef'te hükümetten bu konuda izin beklemeksizin "halk komiteleri" oluşturdu.

“Şu ana kadar 150 kişinin kaydolduğu komitenin üyeleri, Konsey'e bağlı milis gücü Bedir Tugayları'yla haftalık görüşmeler yapıyor ve mahallelerde şüpheli bulunan kişileri rapor ediyor. Şimdi Sünni partiler de kendi halk komitelerini oluşturma hazırlığında.”

Papa’ya saldırı endişeleri

Daily Telegraph gazetesi, Papa 16'ıncı Benediktus'un İslam dünyasında tepki çeken konuşması ardından Kasım ayında Türkiye'ye yapacağı gezi öncesinde doğan saldırı kaygılarına yer vermiş.

“Katolik liderler, dün Türkiye'de acil bir toplantı yaparak Papa'nın Kasım ayında planlanan gezisine yönelik tehditleri tartıştı. Türkiye'de yaşayan 31 rahip, son aylarda Katoliklere yönelik saldırılarda artışa işaret etti. Trabzon’da geçen Şubat ayında bir rahip öldürülmüş, iki rahip ağır yaralanmıştı.

“Katolik liderler bu saldırılardan İslam kimliğini korumak isteyen radikal görüşlü milliyetçileri sorumlu tuttu. Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise Papa'nın ziyaretini bekledikleri mesajını verdi.

'Boğazın kıyısında çatışan medeniyetler'

Financial Times yazarlarından Gideon Rachman ise Papa'nın Kasım ayında ziyaret etmeye hazırlandığı Türkiye'nin, uzun yıllar laik, Batılı bir anlayış içinde olduğuna, ancak Papa'ya yönelik epey şiddetli eleştirinin de bu ülkeden geldiğine işaret ediyor.

Rachman, "Boğazın kıyısında çatışan medeniyetler" başlıklı makalesinde, bu noktadan hareketle Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik hedefi ve Avrupa'da nasıl algılanmakta olduğunu irdelemiş.

“Amerikan Başkanı Bush, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği, "Müslüman dünyası ile Batı arasında çok önemli bir ilerleme getirecektir" dedi, ancak Türkiye'nin üyelik hedefi tehlikede. Kıbrıs meselesi görüşmelerin askıya alınması tehlikesini getiriyor.

“Kıbrıs sorunu çözülse bu kez, 2004'te on yeni üyeyi kabul eden Avrupa Birliği'nin yaşadığı "genişleme bitkinliği" var. Birlik, çoğu yoksul ve Müslüman bir topluluğu kabul etmek için fazla hevesli olamıyor. Müslümanların Batı Avrupa'yla bütünleşmesinin hayli hassas olduğu bu dönemde, Türkiye'den insanların Avrupa'da serbest dolaşımı fikrini kabul ettirmek zor.

“Bu durum karşısında pek çok Türk öfkeli. Bazı Batılı diplomatlarsa Türkiye'de son yıllarda İslamcılık ve Batı karşıtı duyguların zemin kazanmaya başladığını savunuyor ve Avrupa'dan gelecek bir hayır yanıtının, ılımlı bulunan hükümeti, ülke içinde radikal bir İslama yönelmeye teşvik etmesinden endişe ediyor. Böyle bir durum ise kendini laikliğin koruyucu olarak gören ordudan yeni bir darbeyi tetikleyebilir.

“Ancak Türkiye Avrupa Birliği'ne asla katılmasa bile, bu yolda yapılan ekonomik ve sosyal reformlar Türkiye'yi daha özgür ve daha zengin bir ülke kılıyor. Türkiye'nin üyelik başvurusu garanti değil, ancak başarısız oldu da denemez. Türk hükümeti, Avrupa Birliği üyeliği hedeflemenin ülke çıkarlarına uygun düştüğüne inandığı sürece görüşmelere devam etmek de Avrupa'nın çıkarına olacaktır.”

‘Roman kahramanları yargı önünde’

Times gazetesi, Elif Şafak'ın gazeteci Suna Erdem'le söyleşisine yer veriyor. Gazete, yazar Elif Şafak'ın, "Baba ve Piç" adlı kitabında Türklüğü aşağıladığı gerekçesiyle yargılanacak yazarlardan sonuncusu olduğu belirtiyor ve ekliyor, "yazar yarattığı karakterlerin işledikleri suçlardan yargı önünde".

“Dikran Dayı, Büyükanne Suzan ve Zeliha Yenge yazar Elif Şafak'ın hayal ürünü olabilirler ama Avrupa Birliği'ne üyeliği hedefleyen Türkiye'de ifade özgürlünün sınavı olarak nitelendirilebilecek tuhaf bir davada sanık sandalyesindeler.

“Şafak, Ceza Yasası'nın "Türklüğe hakaret"i içeren 301'inci maddesinden yargılanıyor. Avrupa Birliği bu maddeye şiddetle karşı çıkıyor ve ekim ayındaki ilerleme raporunda da bu konuda kınamaların yer alması bekleniyor.

“Türkiye Meclisi bu hafta Avrupa Birliği'yle ilgili çeşitli yasal reformları ele alacak ama 301'inci madde henüz gündeme gelmiş değil. Şafak ise 301'inci maddenin yarattığı endişe insanların hapse atılmaları değil insanları susturması diyor.

'Hayali karakterlerin suçlanması ise yeni bir adım diyen Şafak' şöyle devam ediyor:

“Bu durum, sanatı kontrol altına almaya çalıştıkları anlamına geliyor. Üç darbe atlatan Türkiye açısından bu kaygı verici, çünkü bugüne dek sanat ve edebiyat özerkliklerini hep korumuştu."

Tolkien’in bitmeyen romanı

Guardian gazetesinin haberine göre ünlü İngiliz edebiyatçı, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin yazarı Tolkien'in bitmeyen romanını, oğlu tamamladı.

Tolkien’in 1918 yılında yazmayı başlayıp sonra yarıda bıraktığı “Children of Hurin -Hurin'in Çocukları" adlı kitabı oğlu Christopher Tolkien tarafından tamamlandı.

Kitabın gelecek baharda piyasaya sürülmesi bekleniyor. Oğul Tolkien yine elfleri, hobbitleri ele alan bu romanın üzerinde tam 30 yıldır çalışıyormuş. Tolkien'in hayali Orta Dünyası'nda ilk çağda yaşamış Hurin ailesine ilişkin bilgiler, daha önceki kitaplarda parça parça yer verilmişti.

Kaynak: BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner33

banner37