banner15

Bush'un hatasını kim düzeltecek?

İslam ve Arap Dünyası'nın Amerika'daki bu değişime çok fazla bel bağlamadığının dile getirildiği makalede bunun nedeni olarak da, Cumhuriyetçilerin ve Demokratların ikisinin de Arap-İsrail anlaşmazlığına tarafsız bir gözle bakmamaları gösteriliyor.

Bush'un hatasını kim düzeltecek?

Teknik hata imiş!

 

İsrail Başbakanı Ehud Olmert, İsrail Ordusu'nun Beyt Hanun'da gerçekleştirdiği katliamı aley edercesine "teknik bir hata oldu" diyerek savunmuştu.

 

Eş-Şarku'l Evsat gazetesinin bugünkü sayısındaki bir haberde bu konu ele alınıyor. Haberde belirtildiğine göre Olmert, Tel Aviv'de katıldığı bir toplantıda gazetecilerin katliamı sorması üzerine teknik bir hata olduğunu söylemiş ve üzüntüsünü dile getirmiş.

 

Haberde ayrıca, İsrail Başbakanı'nın Filistin Başkanı Mahmud Abbas ile ön şartsız bir araya gelme istediği ve "Görüşmelerde ne kadar ileri gidebileceğimizi görüp şaşıracak" demiş.

 

 

Bush'un hatasını kim düzeltecek?

 

Suudi Arabistan'da yayınlanan Er-Riyad gazetesinin başmakalesi yukarıdaki başlığı taşıyor.

 

Makalede, Amerikan halkının genelde dış politikayla ilgilenmediğine ve bu işi Amerikan Yönetimi'ne bıraktığına dikkat çekilerek, son Kongre seçimlerinde bu kuralın geçerli olmadığı belirtiliyor.

 

Makalede yine, Irak'ın Vietnam'a benzediğinin Beyaz Saray tarafından itiraf edildiği, Amerika'nın işgal ettiği halkların psikolojisini bilmeden hareket ettiği ve kendi düşmanlarını kendisinin yarattığı belirtiliyor.

 

İslam ve Arap Dünyası'nın Amerika'daki bu değişime çok fazla bel bağlamadığının dile getirildiği makalede bunun nedeni olarak da, Cumhuriyetçilerin ve Demokratların ikisinin de Arap-İsrail anlaşmazlığına tarafsız bir gözle bakmamaları gösteriliyor.

 

------------------------------------------------------

İNGİLİZ BASINI

 

 

İngiltere'de Independent manşetinden "Irak'ta şimdiki adım ne?" diye soruyor.

İngiltere gazeteleri

George Bush'un seçim yenilgisini sindirmeye çalışırken, savaşın felaket sonuçlarının üstesinden gelebilmek için yeni seçenekleri ele almak zorunda kaldığına dikkat çeken gazete, bunları şöyle sıralıyor:

"Asker sayısının artırılması: Bush bu seçeneğe sıcak bakabilir ama Demokratlarla İngiltere'nin karşı çıkması muhtemel. Irak'tan derhal çekilme seçeneği, seçmenler nezdinde destek buluyor, ama hiçbir kesimin ciddi bulmadığı bir uygulama bu.''

"Aşamalı çekilme: Herkesin desteklediği bir formül, ama takvim konusunda uzlaşma sağlanamıyor.''

''Son seçenek ise askerleri süre sınırı olmaksızın ucu açık bir taahhüt çerçevesinde Irak'ta tutmak: Bush ve Demokratların asla kabul edemeyeceği bir seçenek. Böyle bir seçenek ise ABD'de 2008'de yapılacak başkanlık seçimlerinin sert bir kampanyaya dönüşmesine neden olabilir.''

Independent iç sayfalarında da, Donald Rumsfeld'in savunma bakanlığından istifası ardından Irak savaşının mimarlarının akıbetlerine ilişkin listeyi yayımlıyor:

24 kişilik listede, savaş başladığı sırada yaptıkları görevlerini sürdürebilen, aralarında ABD Başkanı Bush, yardımcısı Dick Cheney, Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ve İngiltere Başbakanı Blair'in bulunduğu altı kişi var.

Independent'in üzerine kırmızı çarpı işareti attığı isimler ise, İtalya ve İspanya'da seçimleri kaybeden eski başbakanlar Silvio Berlusconi ve Jose Maria Aznar'dan eski CIA Başkanı George Tenet ve Rumsfeld'in eski sağ kolu Paul Wolfowitz'e kadar 18 isim yer alıyor.

İngiliz istihbarat yetkilisinden uyarı

Times gazetesi manşetinden İngiltere İç İstihbarat servisi MI5'ın Başkanı'nın ülke içindeki terör operasyonlarına ilişkin yaptığı açıklamaları duyuruyor.

İngiliz güvenlik güçlerinin ülke içinde 30'a yakın saldırının planlanmakta olduğu saptamasını aktaran MI5 Başkanı Eliza Manningham-Buller'e göre, İngiltere'de 200 "terör ağı" altında faaliyet gösteren en az 1600 kişi var.

MI5 yetkilisi, bu zanlıların büyük bölümünün Pakistan'daki El Kaide liderlerinin doğrudan kontrolü altında olduğunu söylüyor.

Guardian gazetesi intihar eylemcilerinin kaydettikleri video kayıtlarının; saldırganların bir ölçüde İngiltere'nin İslam karşıtı dış politikasına tepki olarak radikalleştikleri değerlendirmesini aktarıyor.

MI5 Başkanı'nın bu çerçevede İngiltere'nin özellikle Irak ve Afganistan savaşlarındaki rolüne dikkat çektiğini aktaran Guardian, Başbakan Blair'in terörle hükümetin dış politikası arasında bağlantı kurulmasını ısrarla "saçmalık" olarak nitelediğini anımsatıyor.

ABD iç savaş mı kışkırtıyor?

Guardian yazarlarından Jonathan Steele, Gazze'de 18 Filistinli sivilin hayatını kaybettiği saldırının İsrail'i ahlaki açıdan savunma konumuna ittiğine dikkat çekerken, ülkede barış karşıtı havanın da yükselmekte olduğunu aktarıyor.

Filistin'de yaşananları iki açıdan irdeleyen Guardian yazarı, özellikle El Fetih'le Hamas arasındaki gerilimin tırmanmasında Amerikalıların oynadıkları "tehlikeli" role dikkat çekiyor:

"Amerika Birleşik Devletleri, Mahmud Abbas liderliğindeki El Fetih'i Hamas'a karşı silahlandırıyor. Bu ise, Gazze'nin bir iç savaş riskiyle karşı karşıya kalması demek. Washington'un isteği, Mısır ve Ürdün'den binlerce silahın El Fetih'e gönderilmesi.''

Jonathan Steele'e göre, İsrail'de Filistinlilerle barış isteyenlerin sayısında azalma var:

''Beş yıl önce, İsraillilerin büyük bölümü Filistinlilerle barış istiyordu. Ama Lübnan savaşı ve Gazze'den fırlatılan roketler Ariel Şaron'un 'İsrail'in barış için muhatabı yok' söylemini güçlendirmiş durumda. Lübnan savaşına karşı çıkan bir tarihçi Tom Segev; 'Artık gençler barışa inanmıyor. Araplardan nefret etmenin ve bir şekilde ortadan kaybolmalarının meşru olduklarına inanıyorlar' diyor."

Bolkestein: Türkiye'nin AB'de yeri yok

Financal Times yorum sayfalarında Avrupa Komisyonu'nun eski üyelerinden Frist Bolkestein'in Türkiye'nin birliğe üyeliğine karşı çıkan makalesine yer veriyor.

Bolkestein, ''Türkiye'nin birliğe üyeliğinin Avrupa Birliği'ni ölümcül bir biçimde zayıflatacağı'' görüşünde.

Türkiye'nin insan hakları sicilinin zayıf olduğunu, kadın hakları bakımından da eksiklikleri bulunduğunu öne süren Bolkestein, Avrupa ile Türkiye arasında kültürel farklara da işaret edip ''Türkiye'nin temel kimliği nedir'' diye sorup, sorusunu yine kendisi yanıtlıyor:

''Müthiş bir tarihi var. Ama bu Avrupa tarihi değil. Avrupa'nın tarihi dev gelişmelere işaret ediyor. Hıristiyanlık, Rönesans, Aydınlanma, demokrasi, sanayileşme.''

''Türkiye bu kalıba uymuyor. Burada, Türkiye'nin üyeliğine Hıristiyan olmadığı için karşı çıkmakla suçlanacağım. Ama kastettiğim kesinlikle bu değil. Ama Avrupa uygarlığının derin bir Yahudi Hıristiyan mirasa sahip olduğunu inkâr etmek neredeyse imkansız.''

''Bazıları, yalnızca Türkiye'nin üyeliğinin İslamcı dalgayı durduracağını savunuyor. Ama Avrupa Birliği; radikal İslama karşı bir siper oluşturan Türk ordusunun gücü ve etkinliğini azaltmaya çalışıyor. Avrupa Birliği ne yaptığını biliyor mu?''

'Türkiye'nin umutları suya mı düştü?'

Economist dergisi Avrupa Komisyonu'nun Salı günü yayımladığı Türkiye ilerleme raporunu ele aldığı yorumunda Ankara-Brüksel ilişkilerinde yeni bir krizin başladığını belirtiyor.

Sultan 2'nci Abdülhamit'in Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde "Büyük güçlerin reform talebi hiç bitmez" dediğini anımsatan dergi, modern Türkiye'de milyonlarca kişinin bu görüşte olduğunu, ilerleme raporunun yayımlanmasından sonra bu inanışın daha da güçleneceğine dikkat çekiyor:

''Belki belgeden Komisyon'un genişlemeden sorumlu yetkilisi Olli Rehn'in sözünü ettiği tren kazasının çok yakında olduğu sonucu çıkmayabilir ama 14 Aralık'taki liderler zirvesine kadar limanlarını Rumlara açmaması halinde Türkiye'yle müzakerelerin askıya alınacağı tehdidi masada.''

Dergi yorumda "Türkiye'nin AB'nin ilk Müslüman üyesi olma umutları suya mı düştü" diye soruyor:

''Avrupa Birliği sürecindeki bir duraksama Türk generalleri reform dalgasında kaybettikleri ağırlıklarını tekrar kazanmaya çalışma yoluna sevkedebilir. Böyle bir gelişme, son yıllarda kaydedilen ekonomik büyümeyi de tehdit edebilir.''

''Ancak bu kıyamet senaryosunun gerçekleşmesini önlemek Erdoğan'ın nasıl bir liderlik göstereceğine bağlı. Erdoğan AB hedeflerine bağlı olduklarını söyledi. Ancak Başbakan kendi siyasi geleceğini de değerlendiriyor ve cumhurbaşkanlığına adaylığını koyup koymayacağına karar vermeye çalışıyor.''

Dergi Erdoğan'ın köşke çıkmasının aralarında Genelkurmay ve iş çevrelerinin de bulunduğu laik kesimlerce korkunç bir fikir olarak görüldüğünü de ekliyor.

Solcu Ecevit'ten milliyetçi Ecevit'e

Economist dergisi, yine bu haftaki sayısında geçen pazar günü hayatını kaybeden ve yarın toprağa verilecek olan eski başbakanlardan Bülent Ecevit'e ilişkin bir değerlendirme yayımlamış.

Siyasi yaşamında sol politikalar ve icraatla öne çıkan şair başbakan Ecevit'in Kıbrıs sorunu nedeniyle ham milliyetçiliğe kaydığını savunan Economist, Ecevit'in şair kimliğine vurgu yapıyor.

Ecevit'in Türk Yunan şiirinden dizeler alıntılayan dergi, eski liderin Türkler ve Yunanların kendilerini ayıran Ege denizinin sihirli mavisinde rakı ve uzo masasında biraraya gelebilmesi özlemine şiirinde yer verdiğini anımsatıyor.

''Ama'' diyor Economist, ''Ecevit, bu dizeleri 1947 yılında Londra'da sıla özlemi çekerken yazmıştı.''

Kaynak: Dünya Bülteni ve BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48