banner15

Bush'un İpliği İnsanlık Pazarında

ABD Kendi Halkını Nasıl Aldatıyor? İşte Amerikalı tarihçiden çarpıcı açıklamalar...

Bush'un İpliği İnsanlık Pazarında

TASAM Siyaset Bilimi ve Sosyokültürel Çalışma Grubu Proje Yöneticisi Dr. Abdullah Özkan’ın çevirisi, ABD Yönetiminin ve Başkan Bush'un ipliğini pazara çıkartan belge niteliğinde. Özkan’ın çevirisinde, Amerikalı tarihçi Howard Zınn, Amerikan halkının Bush yönetimi tarafından böylesine kolaylıkla aldatılabildiğini sorguluyor. Çeviri şöyle devam ediyor:

Aldatmanın Tarihi Nedenleri

“Basın ve yurttaşlarımızın sonuçları on binlerce hayata mal olan amansız yalanlara karşı bu kadar açık olmasını açıklamaya yardımcı olacak iki sebep var. Ulusal kültürümüzün derinlerine kök salmış bu sebepleri anlayabilirsek, yalanlarla bu kadar kolay aldatılmaya karşı daha şerbetli olabiliriz” diyen Zınn , bu iki sebebi şöyle açıklıyor:

“Birincisi zaman boyutu, yani tarihsel perspektif yokluğu. Diğeri ise uzam yokluğu, yani milliyetçilik hudutları dışında düşünme yeteneğinin yokluğu. Hepimiz, bu ülkenin istisnai ölçüde erdemli, hayran olunası, kainatın merkezi ve üstün olduğuna dair kibirli bir düşüncenin pençesindeyiz. Tarihi bilmediğimiz sürece, ellerinde bıçakla bekleyen kasap siyasetçiler, entelektüeller ve gazeteciler için kolay lokma oluruz…”

Tarihçi Howard Zınn, Bush yönetiminin son yıllarda birbiri ardına açıkladığı ulusal güvelik ve savunma stratejileri belgelerinin aslında ne anlama geldiğini bakın nasıl yorumluyor:

“Mevcut liderlerimiz o kadar dürüst değil. Bizi 'ulusal çıkar', 'ulusal güvenlik' ve 'ulusal savunma' gibi ifadelerle bombardımana tutuyorlar, sanki bütün bu kavramlar beyazla siyaha, yoksulla zengine eşit şekilde uygulanabilirmiş, sanki General Motors ve Halliburton ile geri kalanımızın çıkarları aynıymış, sanki George Bush savaşa gönderdiği genç erkek ve kadınlarımızla aynı çıkarları paylaşıyormuş gibi… Amerikan halkından saklanan sırlar tarihindeki en büyük sır da işte bu; ABD'de farklı çıkarları olan sınıfların yaşadığı gerçeği… Ülke tarihimizin sahiple kölenin, toprak ağasıyla çiftçinin, şirketle işçinin ve zenginle fakirin tarihi olduğunu bilmemek, bizi yönetimin söylediği yalanlar karşısında iyice güçsüz duruma düşürür. Başkan, Kongre, Yüksek Mahkeme, yani 'yasama, yürütme, yargı' taklidi yapan bütün bu kurumların bizim çıkarlarımızla zerre kadar ilgilenmediğini anlamadıkça, bu usta yalancılar karşısında savunmasız kalırız…”

Amerikalı Niçin Üstün Olsun?

Howard Zınn'ın “Amerikan üstünlüğü” tezine de itirazı var. Biliyorsunuz, Bush iktidarı, Amerikan halkının bütün diğer halklardan üstün olduğunu iddia ediyor, güçlü oldukları için aynı zamanda haklı olduklarını da ilan ediyor.

“Beşikten mezara kadar eğitim ve kültürümüzle bize öğretilen, ABD'nin müstesna bir ulus olduğu bilgisi de bizi yalanlara açık hale getiriyor” yorumunu yapan Zınn , şu değerlendirmede bulunuyor: “Yıldızlı Bayrağım marşı söylenirken ayağa kalkıp başlarımızı eğmemiz, 'Özgürlüğün ülkesi, cesurların yurdunda' yaşadığımıza inanmamız bekleniyor bizden. Gayriresmi milli marşımız olan 'Tanrı Amerika'yı Korusun' marşını söylüyoruz hep beraber, Tanrı'nın dünya nüfusunun sadece yüzde 5'ini oluşturan bu ülkeyi neden özellikle koruması gerektiğini sormaya cür'et edenlerin yüzüne de nedense kuşkuyla bakıyoruz…”

“Gurur Duyacak Bir Tarihimiz Yok!”

Amerikan yönetiminin saldırgan politikalarını sorgulayan Zınn , Amerikan tarihine de önemli göndermelerde bulunuyor yazısında: “Uzun etnik temizlik tarihimizle yüzleşmeliyiz; milyonlarca Kızılderili'nin katliamlar ve zorunlu göç yoluyla topraklarından kovulduğu gerçeğiyle... Yakın zamana dek kölelik, ayrımcılık ve ırkçılıkla dolu tarihimizle...

Karayibler ve Pasifik'teki emperyalist geçmişimizle, onda birimiz bile olmayan Vietnam, Grenada, Panama, Afganistan ve Irak gibi küçük ülkelere karşı yürüttüğümüz utanç verici savaşlarla... Ve Hiroşima ve Nagazaki'nin acıları hâlâ taze olan hatırasıyla... Hiç de gurur duyabileceğimiz bir tarihimiz yok…”

Böyle bir yazıyı, Amerikalı bir tarihçinin yazması ilginç değil mi?
Dikkat edilecek olursa, Bush yönetiminin saldırgan politikalarına son zamanlarda ABD içinden yükselen tepkilerde önemli bir artış var. Daha geçenlerde Bush yönetiminin en önemli destekçilerinden Fukuyama, yazdığı bir kitapla Neo Con 'ların politikalarını artık desteklemesinin mümkün olmadığını, çünkü yapılan uygulamaların kendisini bile rahatsız ettiğini ilan etmişti.

Amerika Bir Daha Düşünmeli…

Amerikan politikalarına “içeriden” yapılan eleştiriler, Amerikan yönetimine yaptığı yanlışları görebilme imkanı tanıması açısından önem taşıyor. Çünkü “dışarıdan” yapılan eleştiriler çoğunlukla tepkisel olarak algılanıyor ve haklılık payları gözardı edilebiliyor.

Amerikan yönetimine yapılan tüm eleştirilerin ortak noktası aynı: Amerikan politikaları saldırgan, tahakkümcü ve dayatmacı… Güçlü olduğu için haklı olduğunu varsayıyor, işbirliğini dışlıyor, dünyanın güvenliğini tehdit ediyor…

Dünyanın daha güvenli bir yer olabilmesi konusunda ABD'ye önemli görevler düşüyor. ABD'nin öncelikle herkesten üstün olduğu iddiasını terk etmesi, gücü hak sebebi saymaktan vazgeçmesi gerekiyor.

Daha da önemlisi Amerikan yönetiminin hem kendi halkını hem de dünyanın diğer ülkelerini artık aldatmayı bırakması; şeffaf, adil, işbirliğine açık ve emperyal hedefler peşinde koşmayan bir ülke olmayı hedeflemesi zorunlu görülüyor. Amerikan yönetimi bunu kendi iradesiyle yapmazsa, küresel gerçeklerin bunu mutlaka yaptıracağının da bilinmesi gerekiyor…

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48