'Canım İstanbul' tezhibe geldi

Necip Fazıl'ın Canım İstanbul adlı şiiri Serap Bostancı ve öğrencileri tarafından tezhiplendi.

'Canım İstanbul' tezhibe geldi


İbrahim Ethem Gören/Dünya Bülteni-Kültür Servisi

Eyüp’te Caferpaşa Medresesi’nde tezhip çalışmaları yapan müzehhibe Serap Bostancı ve öğrencileri, Necip Fazıl Kısakürek’in Canım İstanbul isimli şiirinin tüm mısralarını tezhipledi.

Caferpaşa Medresesi’nde sekiz aylık çalışmayla tezhiplenen Canım İstanbul şiirinde Sultanüşşuara’nın hayal ve his dünyası tezhip sanatının incelikleriyle buluştu. “Çiçeği altın yaldız, suyu telli pullu” olan İstanbul bu kez beyaz, yeşil, sarı ve kırmızı ezme altınlarla bezenerek, kadim şehrin üzerine kondurulduğu yedi tepenin hepsi, ince bir müzezhibe maharetiyle, gergef gibi işlendi.

Canım İstanbul tezhip sergisi bir şiir üzerinde 12 tezhip çalışması yapılan ilk şiir olma özelliğini haiz. Sergiyi benzer çalışmalardan ayıran özellik satış amaçlı olmaması. Eserler sanata, estetiğe, İstanbul’a ve Necip Fazıl Kısakürek’e ithaf edilerek sergi sonrasında müzehhibelerinin evlerinin duvarlarını tezyin edecek.

21 Mayıs Cuma günü Eyüp Caferpaşa Medresesi’nde açılacak sergi öncesinde Türkiye’nin tezhip, minyatür ve hat sanatı duayenlerinden Serap Bostancı ile öznesinde Canım İstanbul tezhip sergisi olan bir mülakat yaptık.

serap-bostanci.jpg

(Serap Bostancı)

Serap Hanım söze isterseniz Eyüp’ten; Caferpaşa’dan başlayayım. Bu tarihi mekânda hangi çalışmalar yapılıyor?

Caferpaşa Medresesi’nde gelenekli İslam-Türk sanatlarıyla ilgi eğitim-öğretim ve uygulama çalışmaları yapılmakta; bu bağlamda hat, tezhip, minyatür, ebru, çini kurslarının yanında resim, fotoğrafçılık ve ney dersleri verilmektedir.

Mekânın çok sayıda ziyaretçisi de var. Gelen-giden ziyaretçilerle/sanat dostlarıyla nasıl bir diyalogunuz oluyor?

Gelen giden oluyor, bunların çoğu bizim öğrencilerimiz… Ayrıca, mekânı tanımak için Eyüp’ten gelen/geçen meraklı ziyaretçilerimiz de oluyor. Bununla birlikte şu ana kadar sanatçı dostlarımızdan ziyaretimize gelen olmadı.

Peki, mekânınızda öğrencilerin yanında epey de hoca/öğretici var. Hiç bir araya geldiniz mi?

Caferpaşa Kültür Merkezi’nde de tüm bu sanatsal faaliyetleri yapan hocalarla da bir araya gelinmedi. Böyle bir organizasyonu sanırım yönetimin yapması gerekir.

Siz ve grubunuz neler yapıyor? Meşhur soruyu size de yöneltelim! Siz kaç kişisiniz?

Öğrencilerimle birlikte sekiz aydan günümüze kadar İstanbul 2010 Kültür Başkenti Projesi kapsamında Necip Fazıl Kısakürek’in “Canım İstanbul” şiiri üzerinde çalıştık. Daha önce çeşitli tezhip kurslarına gitmiş 13 bilgili arkadaşımız var. 6 arkadaşımız da tezhip sanatına yeni başlamış durumda…

Sergi projenizden bahseder misiniz?

Sergi hazırlıklarına başladığımız zaman çalışmalarımızın “İstanbul 2010” kapsamında olduğu söylenmişti. Sonra bir baktık ki sergimiz Eyüp Sempozyumu içerisinde! Çok fazla bilgimiz yok, belki Eyüp Sempozyumu, İstanbul 2010’a dâhil edilmiş olabilir.

İstanbul 2010’da klasik İslam-Türk sanatlarıyla ilgili ne tür çalışmalar yapıldı/yapılıyor?
Eyüp Belediyesi kapsamında bildiğim bu. Fakat çeşitli vakıflar ve gruplar, Klasik İslâm-Türk sanatları sempozyumları düzenleyip bu kapsamda sergiler açmakta…

Serginizin konusu/gündemi nedir? Canım İstanbul şiirini nasıl buldunuz?

 Geçtiğimiz Aralık ayı sonunda Caferpaşa Kültür Merkezi yönetimi İstanbul 2010 Projesi’ne girdiğimizi ve İstanbulla ilgili bir çalışma yapmamız gerektiğini söyledi. Biz de mekânımızın Eyüp olmasından yola çıkarak Eyüp’te medfun şairlerin şiirlerini tezhip formuna aktarmayı düşündük ve Sultanüşşuara Necip Fazıl Kısakürek’te karar kıldık. Üstad’ın çeşitli şiirlerini araştırdık. Canım İstanbul şiirini tezhiplemeye karar verdik.

Yazıları kime yazdırdınız?

Eyüp Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün sponsorluğunda yazılarımızı Hattat Tahsin Kurt Bey talik hattıyla yazdı. Bizler de şiirin mısralarını klasik kompozisyon formlarını bozmadan tezhipledik.

Bu gündem nasıl oluştu?

Eyüp Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün “İstanbul 2010” faaliyetleri kapsamına girmesiyle gündem oluştu.

Bu sizin tercihiniz miydi? Belediyeden böyle bir talep mi geldi?

Öğrencilerimizin yazılarına Eyüp Belediyesi sponsor oldu. Çünkü öğrencilerimizin birçoğu Tahsin Kurt gibi meşhur bir hattata yazı yazdıramayacaktı. Belediye “Biz bunu karşılarız” dedi ve öğrencilerimizin hatlarını yazdırarak kendilerine hediye etti.

canim-istanbul-tezhip.jpg

“Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet/Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet”
Hat: Tahsin Kurt Tezhip: Ayla Özen)

Eyüp Belediyesi’nden ne tür destekler gördünüz?

 Belediye böyle bir projeyi yapmamızı istedi, bir de yazılarımıza sponsor oldu.

Serginin amacı nedir?

Güzel Türkçemizin güzel bir şiirini, tezhip sanatının incelikleriyle buluşturmayı gaye edindik. Sergimizin amacı mısraların anlamını tezhipte yansıtmaktır. Sanırım şimdiye kadar böyle bir çalışma yapılmamış.

Bu eserler ne kadarlık bir mesai neticesinde vücut buldu?

Üç-dört ay gibi bir zamanda sergi projemizi bitirmeye çalıştık. Bu zamana, hattatın yazıları yazarken geçen süreyi eklemiyoruz. Tahsin Kurt Bey yazıları iki ayda yazdı.

Sanırım Necip Fazıl Kısakürek hayatta olsaydı şiirinin tezhiplenmesinden büyük bir mutluluk duyardı. Serginizi kim, nerede, ne zaman açacak? Sergi açılışına Üstad’ın yakınları davetli mi?

Sanırım mutlu olurdu. Sergimizin kimin açacağını bilemiyorum. Bu konu hakkında Kültür Müdürlüğümüzü arayıp bilgi alabilirsiniz. Sergimizi açmamızı sağlayan kurum, Eyüp Belediyesi Kültür Müdürlüğü. Her türlü işlemleri onlar yaptığından, konuk listesi ve sergiyi kimin, hangi saatte açacağını bilemiyoruz. 21 Mayıs Cuma günü saat 10:00’da Eyüp Sempozyumu başlayacak. Bizim sergimiz de bu sempozyum dahilinde gösterildiğinden zaman, mekan, kişi olarak hiçbir bilgimiz yoktur. Sadece serginin Caferpaşa Medresesi’nde açılacağını söylemişlerdi.

Sergideki eserlere gelecek olursak… Mayıs, malum fetih ayı… Her biri, diğerinden güzel bu tezhip eserleri, bizi 600 sene önceye; İstanbul’un fethine götürüyor. Üstad Necip Fazıl’ın sergide tezhiplenen mısralarının içinden geçip sanatkâr dedelerimizin iklimine, Fatih dönemine gidecek ve o dönemle ilgili soracak olursak, bu eserler, dönemin Topkapı Sarayı’nda, Fatih Nakışhanesi’nde işlenseydi renklerde, desenlerde, kurguda ne tür farklılıklar olurdu?

Bizler bu sergide klasik kompozisyon kurallarına bağlı kaldık ama yorumlarda içimizden geldiği gibi renkler ve formlar kullandık. Fatih dönemi tezhibi uygulamadık. Sanırım atalarımız bunu yapsaydı bir şiir kitabı olarak yapar, gelecek nesillere öylece bırakırlardı. Biz yalnızca Necip Fazıl’ın mısralarındaki duyguları tezhip bilgimizle yoğurup görselliği etkileyen eserler meydana getirdik.

Bir de eski(mez) sanatkârlar tezhibi direkt olarak murakkaanın üzerine işlemişler. Canım İstanbul serginizde murakkaaların yerinde rengârenk kâğıtlar görüyoruz. Talik Üstadı Tahsin Kurt’un yazıları boyama kâğıtların üzerine yapıştırıldıktan sonra tezhip yapılmış. Bu durumda gelenekten, klasik tezhipten uzaklaşılmış olmuyor mu? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Ben klasik tezhipçi bir insanım, asla klasik tezhip desen formlarında yeni bir şey yapmam ama yazı ve tezhip formlarında, renklerde yeniliğe açığım. Eserlerimizde değişik kâğıtlar ve renkler kullanmamız klasikçi olmadığımızı göstermez. Zaten değişik formlarda tezhip yapan biriyim. Buradaki değişikliğimiz yalnızca renkli kâğıt kullanmamız. Bunun yanı sıra düz kâğıda çalışan arkadaşlarımız da var.

canim-istanbul-tezhip-2.jpg

“Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar/Perili ahşap konak koca bir şehir kadar”
Hat: Tahsin Kurt Tezhip: Neriman Öngel


Tarihte bu tür tezhip çalışmaları var mı? Siz hocalarınızdan Cahide Keskiner’den, Melek Antel’den, Semih İrteş’ten bu tür uygulamalar gördünüz mü? Hocalarınızın hocası Süheyl Ünver’in bu türden uygulamaları var mı?

Ebru kâğıtları üzerinde çalışılmış hat yazıları bulunmaktadır. Bizim yaptığımız şekildeki çalışmalar günümüzde yapılmaktadır. Hocalarım bu tür kâğıtlara çalışmasa da düz renk, koyu renk zeminlerde çalışmalar yapmışlardır. Süheyl Hocamıza yetişemediğim için bu konudaki fikirlerini bilemeyeceğim ama her zaman öğrencilerin hocalarından öğrendiklerini bir şeyler katarak bu sanatı daha ileri götürmelerini istediğini bir çok yazısında okudum. Sanırım şu an da yaşıyor olsaydı daha değişik metaryaller ve formlar oluşmuş olabilirdi…

Eserlerin kiminde güneş, kiminde Ayasofya, kiminde surları görüyoruz.
Her bir mısra için farklı farklı tezhip formları, desenleri oluşturulmuş. Bu kadar orijinal fikri nereden buldunuz?

Sanatçı olmak hayal kurabilmek, yeni bir şeyler üretebilmektir. Bunu yapmaya çalışıyorum ve bunu öğrencilerime aktarmaya gayret ediyorum.

image007.20100521160155.jpg

“Her şafak hisarlarda oklar çıkar yayından/Hâlâ çığlıklar gelir Topkapı Sarayı’ndan”
Hat: Tahsin Kurt Tezhip: Hülya Özen


İstanbullu sanatseverlerin çalışmalarınıza ilgisi nasıl?

Caferpaşa Medresesi Kültür Merkezi 1 senelik bir oluşum. Bu tür sergilerde mekânın bilinirliği önemlidir. Bu sorunuza ancak sergimizin sonunda cevap verebileceğim.

Genelde İstanbulluların tezhip sanatına bakışı nasıl?

25 sene öncesine göre daha iyi diyebilirim. Yaptığımız sanatın hiç değilse artık "tezbih" değil "tezhip" olduğunu bilip daha bilinçli sorular sorulmaya ve halkımız tarafından öğrenilmeye başlanmıştır.

Tezhip sanatına ilgi duyanlara nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Tezhip'e ilk başladığımda genç arkadaşlar katılım açısından çoğunluktaydı. Şimdi bana göre genç olan arkadaşlar bu sabır işi olan sanatı öğrenmektense bilgisayar başında oturmayı tercih ediyor.

canim-istanbul-tezhip-4.jpg

(Tuğra: Fatih Sultan Mehmed Han Tezhip: Rabia Koraltan)

Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.

Ben de öğrencilerim ve şahsım adına sizlere teşekkür ediyorum.
 

Güncelleme Tarihi: 21 Mayıs 2010, 16:26
banner53
YORUM EKLE

banner39