banner15

Cheney: İran'a saldırı ihtimali uzak değil!

Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayınlanan El-Halic gazetesinin bugünkü sayısında yer alan bir haberde, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin, ülkesinin askeri seçenek de dahil tüm yolları kullanarak İran’ın nükleer tehdidine son vermek için çalıştığını söy

Cheney: İran'a saldırı ihtimali uzak değil!

06 Şubat 2007 Salı

 

Dünya Bülteni Haber Merkezi

 

 

Cheney: İran’a saldırı ihtimali uzak değil!

 

Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayınlanan El-Halic gazetesinin bugünkü sayısında yer alan bir haberde, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin, ülkesinin askeri seçenek de dahil tüm yolları kullanarak İran’ın nükleer tehdidine son vermek için çalıştığını söylediği yazıyor.

 

Haberde, Amerikalı bir generalin Tahran ve Washington arasındaki gerginliğin dönüşü olmayan bir noktaya gelmesinden korktuğunu ifade ettiği ve İran’ı Amerika’nın tehditlerini ciddiye almaya çağırdığı kaydediliyor.

 

Haberde ayrıca, strateji uzmanlarının ve gözlemcilerin, Bush yönetiminin İran’a karşı katı tavrının ve Körfez’de toplanan askeri yığınağın 2003 baharındaki Irak işgalini hatırlattığı görüşünde olduğu belirtiliyor.

 

Londra’da yayınlanan El-Hayat gazetesinin Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi Başkanı Abdülaziz El-Hekim’in Tahran ziyaretiyle ilgili haberinde, El-Hekim’in Tahran’da Amerika-İran diyaloğunu yeniden canlandırmaya çalıştığı yazıyor.

 

Haberde, Sadr grubundan bir liderin, dün Bakuba yakınlarında önde gelen isimlerinden biri öldürülen Mehdi Ordusu’nun hiçbir şekilde işgalciyle çatışmanın içine çekilemeyeceğini açıkladığı bildiriliyor.

 

Eş-Şarku’l-Evsat gazetesi ise “El-Hekim Tahran’dan İran-Amerika diyaloğuna davet etti” başlığıyla verdiği haberde, İran dini lideri Ali Hamaney’le görüşen El-Hekim’in “Bölgenin özel şartları gölgesinde, Birleşil Devletler-İran görüşmeleri büyük bir önem kazanacaktır ve bütün Iraklı yetkililer bunun gerçekleşmesini istiyor” dediğini kaydediyor.

 

 

“Mekke Buluşması” bu akşam başlıyor

 

Suudi Arabistan’da yayınlanan Er-Riyad gazetesinin bugünkü sayısında, Hamas ve El-Fetih liderlerinin Filistin’deki iç çatışmaya son vermek üzere Mekke kentinde buluşmalarıyla ilgili habere yer veriliyor.

 

Haberde, Hamas ve El-Fetih yetkililerinin toplantıların başarıyla sonuçlanması isteklerini dile getirdikleri, Şam’dan, Kahire’den ve Amman’dan gelecek heyetlerin bu akşam Mekke’ye ulaşacakları ve görüşmelerin bu gece başlayacağı bildiriliyor.

 

Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayınlanan El-İttihad gazetesinin haberine göre, Hamas’ın ulusal birlik hükümeti konusundaki tüm ayrıntıları içeren bir anlaşma paketinin sağlanması noktasında Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ile görüş birliğine vardığı belirtiliyor.

 

Eş-Şarku’l-Evsat’ın konuyla ilgili haberinde ise, Filistinlilerin gözlerinin Mekke’ye çevrildiği ve Filistin Başbakanı İsmail Heniye’nin “Filistinliler arası uzlaşmayı sağlamak üzere Mekke-i Mükerreme’ye samimi bir niyetle gidiyoruz” dediği kaydediliyor.

 

El-Hayat gazetesinin haberinde de, Filistinlilerin taraflar arasındaki görüş ayrılığını gidermek için Suudi Arabistan’ın müdahalesini ümit ettikleri, Riyad’ın ise Filistinlilerin tüm müdahalelerden uzak bir şekilde bağımsız karara varmalarını ümit ettiği yazıyor.

 

Haberde, Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu’nun Filistinlilerin Kral Abdullah’ın davetine icabet etmelerini memnuniyetle karşıladığı ve Kral Abdullah’ın toplantılardan önce Hamas ve El-Fetih hayetlerini kabul edeceği bildiriliyor.

 

 

Bahreyn’de “dilencilere 10 günde iş bulma” kanunu!

 

Eş-Şarku’l-Evsat gazetesinin bugünkü sayısında yer alan bir haberde, Bahreyn Hükümeti’nin dilencilikle mücadele için dilencilere iş bulma kanunu çıkarmaya hazırlandığı bildiriliyor.

 

Kanun tasarısına göre dilenciler yakalandıklarında “Dilencileri Koruma Evi”ne teslim edilecekler ve burada sosyal durumları araştırılacak, sağlık ve psikolojik durumları muayene edilecek. Kanun, dilencinin “Dilenci Koruma Evi”ne tesliminden itibaren 10 gün içerisinde kendisine iş bulunması zorunluluğunu getiriyor.

 

Dilenci Bahreyn vatandaşı değilse, savcılığa sevkedilecek ve ya ülkesine gönderilecek veya hakkında gerekli kanuni işlem yapılacak. Tasarıya göre dilencilere 1 yıla kadar hapis cezası verilebilecek.

 

Haberde, Sosyal Kalkınma Bakanlığı’nın dilencilerin listesini çıkaracağı ve bu listeyi İçişleri Bakanlığı’na vereceği yazıyor.

 

Haberde ayrıca, Bahreyn’de dilenciliği son yıllarda artış gösterdiği ve Bahreyn milletvekillerinin dilencilikle mücadelede sosyal bilincin artırılmasının önemi üzerinde durdukları bildiriliyor.

 

 

Karikatür... Karikatür... Karikatür...

 

 

 

Eş-Şarku’l-Evsat gazetesinden... Trenin üzerinde “Savaşlar”, raylara bağlanan insana üzerinden tren geçtikten sonra elindeki torbayı bırakanın şapkasında “Birleşmiş Milletler” ve torbanın üzerinde ise “Yardımlar” yazıyor.

 

 --------------------------------------------------

 
İNGİLİZ BASINI
 
"Araba, Bağdat'ın çamurlu sokaklarının birindeki derme çatma barikatın önünde durdu.

İngiltere gazeteleri

"Nöbetçi elindeki Kalaşnikof'u sürücüye doğrultarak "Sünni misin Şii mi?" diye bağırdı; "Zerkavi'den mi Mehdi Ordusu'ndan mı yanasın?"

"Sürücü "Mehdi Ordusu" dedi. Nöbetçi neşeyle bağırdı. "Yanlış cevap... Alın şunu"...

"Yandaki evin demir kapısı açıldı. Silahlı dört kişi çıktı. Arabadan zorla çıkardıkları sürücünün boğazına bıçak dayadılar. Bıçak iki kulak hizasındaki mesafede süratle gidip geldi. İçlerinden biri "İşin bitti. Sen öldün" diye bağırdı zafer coşkusuyla...

"Sürücü yere yığıldı...

"Kısa süren sessizliği 'Çocuklar haydi. Yemek hazır' diye bağıran kadının sesi bozdu.

"Hepsi homurdanmaya başladı. Az önce ölen sürücü yerden kalkıp sarı plastik arabasını sürükleyerek ön bahçeye taşıdı.

"Oyunlarına yarın sabah bıraktıkları yerden devam etmek için oyuncak tabanca ve bıçakları arka bahçeye götürdüler..."

Guardian gazetesi bu sabahki manşetinde 12 yaşındaki Abdülmuhammed ve beş kardeşinin oyunlarından yola çıkarak, Irak'ta günlük yaşamın bir parçası haline gelen şiddetin çocuklarda yarattığı travmayı anlatıyor.

"Gazetenin haberi şöyle devam ediyor:

"Abdülmuhammed ve kardeşlerinin normalde okulda olmaları gerekiyordu. Ama anneleri Seyide, bu tehlikeli kentteki binlerce anne gibi çocuklarını evde tutuyor.

Üç hafta önce silahlı kişiler, okulun önünde, öğretmenlerinin arabasını durdurmuşlar. Öğretmeni dışarı çıkarmışlar sonra da boğazını kesmişler. Tıpkı oyundaki gibi..."

"Anneleri Seyide, en küçük iki oğlunun gece yatağı ıslattığını ve kâbuslar gördüğünü, Adbdülmuhammed'in de kardeşlerine zorla bu tür oyunlar oynattığını söylüyor, "Asıl korkum, bir gün ellerine gerçek silah almaları" diyor.

Guardian'a göre, Irak'ta şiddetin fiziksel izlerini her yerde, hastanelerde, morglarda, televizyon ekranlarında görmek mümkün.

Ancak şiddetin özellikle çocuklar ve gençlerde yarattığı travma konusunda çoğu zaman bir şey yapılamıyor. Psikologlar, her gün kaçırılma ya da bombalı saldırı korkusu yaşayan çocukların derin psikolojik sorunlar yaşadıklarını söylüyorlar.

Guardian haberinde öldürülmeden önce mülakat yaptığı çocuk psikoloğu Iraklı Doktor Harid Hassan'ın "Asıl tehlike, çocukların şiddeti içselleştirmesi ve bunun ileride bir şekilde ortaya çıkması" dediğini hatırlatıyor.

'Artık hiç kimse güvende değil'

Independent gazetesi de baş sayfasını Irak'taki şiddete ayırmış.

Ocak ayı içinde hangi kent ve kasabada kaç kişinin öldüğünü gösteren bir tablo yayımlayan gazete, "Artık Irak'ta hiç kimse güvende değil. Şiddet, Ramadi'den Kerkük'e Basra'dan Musul'a tüm Irak'a egemen" diyor.

Irak'ta Ocak ayı içinde büyük bir bölümü sivil en az 2000 kişinin öldüğünü aktaran gazete, bu tablo ışığında ABD Başkanı Bush'un emriyle Bağdat'ta başlatılacak yeni güvenlik operasyonunu sorguluyor.

Gazeteye göre, merkezi Washington'da bulunan New America Foundation adlı düşünce kuruluşundan Nir Rosen, şunları söylüyor:

" Bağdat'ı denetiminiz altına alırsanız tüm ülkeyi de almış olursunuz tezi doğru değil. Irak, parçalanmış bir ülke. Bağdat'ta olanlarla Basra ya da Musul'da olanlar arasında bağlantı yok.

"100 bin asker göndermek bile bir şey değiştirmez. Bu planla nasıl başarılı olabileceklerini düşünüyorlar anlamıyorum. Çünkü çözüm, Amerikalılar değil. "

'Diktatörlülüklere destek bitmeli'

"İslam'ın beşiği" kitabının yazası Mai Amani, Guardian'daki yazısında "Amerika ve İngiltere, Orta Doğu'daki diktatörlük rejimlerini desteklemeye devam ettikçe bölgede huzursuzluk daha da artacak" diyor.

ABD Başkanı George Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair'in Orta Doğu'da bazı müttefikleri için "ılımlılar" tanımını seçtiğini anımsatan yazar şöyle devam ediyor:

"Ilımlılık kavramı, aslında başarısızlığa uğramış bir siyaseti pazarlama ve İslam düşmanlığı suçlamalarına göstermelik bir set çekme çabasından başka bir şey değil.

"Suudi Arabistan, Ürdün ve Mısır Amerika ve İngiltere'ye göre ılımlı. Birinci Körfez savaşında Amerika'nın müttefiki olan Suriye, 11 Eylül saldırılarından sonra Washington'un gözünden düştü.

"Arafat'ın ölümünden ve Hamas'ın seçim zaferinden sonra El Fetih ılımlı oldu. Şah döneminde ılımlı olan İran, 1979 İslam Devrimi'nden sonra radikal oldu.

"Oysa Suudi Arabistan'da Vahabiler fanatik, Mısır'da Hüsnü Mübarek muhaliflere karşı hoşgörüsüz, Batı ideallerine en yakın bölge ülkesi olarak görülen Ürdün ise marjinal bir oyuncu.

"Ürkütücü insan hakları sicilleri, gayri-şeffaf ve baskıcı yönetimleriyle bu ülkeler, dünyanın belki de en az ılımlı ülkeleri."

Yamani makalesinde başarısızlığa uğramış politika tanımıyla Bush'un Orta Doğu'ya demokrasi götürme projesine gönderme yapıyor:

"Amerikan Dışişleri Bakanı Rice, Ocak ayındaki Mısır ziyaretinde hep ılımlılık kavramına vurgu yaptı ama hiç demokrasiden söz etmedi.

"Ilımlılar demokrat değil. Ama bu rejimler siyasi açıdan yararlı. Çünkü Farsi ve Şii değiller ayrıca Amerika'ya meydan okumuyorlar. Ilımlılar çünkü mutlak hâkimiyet için daha radikal olmalarına gerek yok.

Bazılar salon cihatçısı ve İslamcılıkları sadece iç meşruiyetlerini sağlama almaya hizmet ediyor."

'Blair'in başdanışmanı yeniden sorgulanacak'

Times gazetesinin manşetinde, siyasi partilere maddi yardım karşılığında bazı kişilere asalet unvanları ve Lordlar Kamarası üyeliği önerilmesiyle ilgili soruşturma var.

Gazete, bazı delillerin gizlendiği şüphesiyle Blair'in başdanışmanı Jonathan Powell'in ikinci kez polis tarafından sorgulanmasının beklendiğini aktarıyor.

Gazete bu gelişmenin Başbakan Tony Blair üzerindeki istifa baskısını daha da ağırlaştıracağını belirtiyor.

Guardian'da yazan Martin Jacques ise, Londra Emniyet Müdürlüğü'nün yürüttüğü soruşturmanın sonucu ne olursa olsun, Blair'in arkasında lekelenmiş bir miras bırakacağını savunuyor.

Yazar, "Yolsuzluğun bedeli yıllarca muhalefette kalmak olabilir" diyor.

Independent gazetesi de son haftalarda yayımlanan anketlerin ortalaması alarak ana muhalefetteki Muhafazakâr Parti'nin Tony Blair'in partisinin beş puan önünde olduğunu aktarıyor.

Kaynak: Dünya Bülteni ve BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35