banner15

'CIA Soruşturma Peşinde'

Beyaz Saray'ı sarsan ajan skandalından sonra CIA, bu kez de dünyada gizli tutukevleri kurduğu yönündeki bilgiyi kimin Washington Post'a sızdırdığının peşine düştü. Amerikalı yetkililerin, hassas bilgilerin gazeteye sızdırıldığını söyledikleri belirt

'CIA Soruşturma Peşinde'

ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA), terör suçlarından yakalananların sorgulanması için, aralarında  bazı eski komünist doğu Avrupa ülkelerinin de bulunduğu çeşitli yerlerde gizli tutukevleri kurduğu bilgisinin nasıl sızdırıldığının ortaya çıkarılması için Adalet Bakanlığı'ndan soruşturma açmasını istedi. ABD medyasındaki haberlere göre yetkililer, talebin CIA tarafından Adalet Bakanlığı'na iletildiğini bildirdiler. The Washington Post gazetesi, CIA'in, 11 Eylül saldırılarının ardından, teröre ilişkin suçlardan tutuklanan kişilerin sorgulanması amacıyla dünyanın 8 ülkesinde gizli tutukevlerinden yararlandığını yazmıştı. Gazetenin haberinde, gizli tutukevlerinin, Afganistan ve Tayland'ın yanı sıra doğu Avrupa'daki bazı eski komünist, yeni demokratik ülkelerde bulunduğunu belirtmiş, ancak bu ülkelerin isimleri verilmemişti.   
  
Washington Post sessiz  
  
İnsan hakları kuruluşları, bu ülkeler arasında Polonya ve Romanya'nın da bulunduğunu savunurken birçok doğu Avrupa devleti, CIA'in gizli tutukevlerine ev sahipliği yaptıkları yolundaki  iddiayı  yalanlamıştı. Amerikan yönetimi şu ana kadar The Washington Post gazetesindeki haberle ilgili olarak yorum yapmadı. Cumhuriyetçi Parti'nin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki liderleri de, haberin sızdırıldığı yolundaki iddiaların soruşturulmasını istedi. The Washington Post gazetesiyse şu ana kadar gelişmelerle ilgili bir yorum yapmadı.   
Ancak üst düzey Amerikalı yetkililer, The Washington Post'taki haberi yalanlamazken, konuya ilişkin bilgi vermemekle yetinmişti. Öte yandan skandalın büyümesi üzerine Senato'daki Cumhuriyetçi Parti çoğunluk lideri Bill Frist ve Temsilciler Meclisi Başkanı Dennis Hastert, Kongre'nin iki kanadındaki istihbarat komitelerine birer mektup yazarak, gazete haberinin doğru olup olmadığının, nasıl basına sızdırıldığının ve konunun ABD'nin ulusal güvenliğine ne ölçüde zarar verdiğinin ortaya çıkarılmasını istediler. Washington'ı sarsan, gizli bir CIA ajanının kimliğinin medyaya sızdırılması skandalını soruşturan özel savcı, Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin başdanışmanı Lewis Libby hakkında yalan ifade vermek ve adaleti engellemek suçlarından geçen haftalarda dava açmış ve bu gelişme Beyaz Saray için önemli bir darbe olarak nitelendirilmişti.   

ABD'nin işkence taşeronları
 
Ebu Gureyb skandalını ortaya çıkaran New Yorker dergisinden yeni bir iddia; 'ABD, terör süphelilerini, işkencenin yoğun olduğu Mısır, Fas, Suriye, Ürdün gibi ülkelere sorguya gönderiyor.' Amerika'nın en etkili araştırmacı gazetecilerinden Seymour Hersh'ün de yazarları arasında bulunduğu New Yorker dergisi son sayısında; "Taşeron İşkence" adlı bir makaleye yer verdi. Söz konusu ağın son derece gizli işletildiği anlatılan yazıda, CIA'in eski terörle mücadele uzmanlarından Michael Scheuer'in; "Bir kabus yarattık" sözlerine yer verilmiş. Amerikan yasaları, suçlu ya da şüphelilerin, işkence olaylarına rastlanan ülkelere iadesini yasaklıyor. Ancak yazıda görüşlerine yer verilen uluslararası hukuk uzmanı Scott Horton, CIA'in kurduğu işkence ağına, 2001'den bu yana toplam 150 kişinin takıldığını anlatıyor. New Yorker'ın araştırmasına göre sistem şöyle işliyor. Kar maskeli Amerikan ajanları, Avrupa, Afrika, Asya ve Orta Doğu'da yaptıkları operasyonlarla şüphelileri kaçırıyor. Daha sonra şüpheliler, Mısır, Fas, Suriye, Ürdün gibi ülkelere gönderiliyor. Bu dört ülke de, Amerikan Dışişleri Bakanlığı raporlarında, adları insan hakları ihlalleri ile birlikte anılan ülkeler. Yazıda, bu ağın kurbanlarından biri olduğu söylenen Maher Arar adlı bir kişinin ifadelerine de yer verilmiş. Arar, 2002 yılında John F Kennedy Havaalanı'nda tutuklandığını ve bir jet ile, önce Ürdün'e, ardından da Suriye'ye gönderildiğini anlatıyor.
Suriye'de yoğun işkence gördüğünü söyleyen Arar, yediği dayak neticesinde, kendisini sorgulayanların istediği ifadeyi vermiş ve 2003'te özgürlüğüne kavuşmuş. Ardından da Amerika Birleşik Devletleri'ni dava etmiş. New Yorker'daki yazıda atıfta bulunulan bir diğer isim de, FBI'dan 2003'te emekliye ayrılan bir terörle mücadele uzmanı; Dan Coleman. Coleman şüphelilerin başka ülkere gönderilmesi uygulamasının artık kontrolden çıktığını söylüyor. New Yorker, kadrosundaki ünlü araştırmacı gazeteci Seymour Hersh'ün makaleleri ile öne çıkan bir dergi. Amerikan ordusunun 1968'de Vietnam'daki My Lai katliamını, geçen yıl ise Irak'ta Ebu Gureyb skandalını ortaya çıkaran Hersh son olarak, Amerikan ordusuna bağlı komandoların İran'da altı aydır çalışma yaptıklarını, olası hava saldırıları için hedef belirlediklerini savunmuştu.


     
   
  

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48