banner15

Çin Afrika'yı fethediyor

Pekin'in Safarisi: Çin'in Afrika'da ilerleyişi, yardım, gelişim ve yönetim niyetleri.

Çin Afrika'yı fethediyor

Joshua Kurlantzick

 

30 yıllık iç savaş sırasında Angola’nın başkenti Luanda’da küçük bir elit grup, Afrika’nın bu ikinci en büyük petrol ülkesinin petrol gelirlerini hortumladılar. Bu arada 12 milyon Angolalının çoğunluğu açlık sınırının altında Luanda’nın varoşlarında barakalarda yaşıyordu. 2002’de Angola hükümeti ve asiler, sonunda silah bıraktıklar; barış ülke için, yabancı yardım organizasyonları için bozulmuş toplum hizmetleri ve yaşlı petrol altyapısını yeniden inşa etme imkânı verdi. Angola’nın parayı yerinde kullandığından emin olmak için –Uluslararası Şeffaflık Örgütü Angola’nın kıtadaki en illegal milletlerden biri olduğuna işaret ediyor—IMF; hükümeti açlığı azaltmak üzere yardımları kabul etmesi için ikna etmeye ve petrol gelirlerinin sosyal programlara gittiğinden emin olmaya karar verdi. Angolalı bakanlar ilk başta yoğun gözetime tabi IMF kredilerini kabul eder göründüler. 2005’in başlarıyla birlikte IMF yetkilileri ülke ile tarihi bir anlaşmanın arifesinde olduklarına inandılar. Fakat son anda Angola hükümeti görüşmeleri terk etti. Petrol altyapısı için farklı bir ülkeden borç ve kredi alınabileceğini ilan etti, bu ülke: Çin’di. Pekin Angola’ya 5 milyar dolar kadar borç ve kredi önerdi ve bu Çin parası IMF’nin hiçbir şartını gerektirmiyordu.       

 

Angola; Çin’in Afrika ile ilişkilerdeki hızlı yayılışını anlamak için bir pencere sunuyor. Angola’da olduğu gibi Çin; Afrika için önemli bir destekçi ve yatırımcıya dönüştü. Yerel politikalara karışmaya başladı, Afrikalı elitleri yetiştirmek için Beijing’de Kasım ayında ilk Çin Afrika zirvesi gibi çok katılımlı forumları iyi bir şekilde kullandı. Aslında Çin o kadar hızlı bir şekilde Afrika’daki pozitif imajını yarattı ki şimdi ABD’yle, Fransa’yla ve etkili olmaya çalışan uluslararası finans kuruluşlarıyla rekabet ediyor.

 

 

Çin’in yeni safarisi Afrika için pozitif olduğunu kanıtlayabilir. Pekin Afrikalı milletlere kaynakları için yeni bir müşteri, başarılı bir gelişmenin modelini, batılı girişimcilerden daha iyi ticaret politikaları öneriyor. Bugün Afrika artık uzun ekonomik ve politik durgunluğundan kurtulmaya başlıyor, yabancı ülkeler ve uluslararası yardım kuruluşları kıta da daha iyi bir yönetimi cesaretlendirmek için destek kullanmakta anlaştılar. Çin’in yayılmacı varlığı destek dayanışmasını zayıflatabilir ve kıtanın bazı kötü rejimlerini güçlendirebilir. Aslında Afrika bugün bir test sunuyor— küresel bir dış politika geliştirmeye başlayan Çin’in yardımcı kuruluşlarla ve geleneksel güçlerle çalışmayı isteyip istemeyeceğinin bir testi olacak bu. Çin Afrika’da daha güçlü olmadan önce diğer aktörler Pekin’in dayanışmacı bir aktör olacağından emin olmak için stratejiler geliştirmek zorundadırlar—dünyanın gelişen diğer bölgelerinde de uygulanabilecek stratejiler.

         

Çin 1960’larda ve 70’lerin başında sol devrimleri destekleyerek daha önce de Afrika’da bir rol oynamıştı. Fakat 1970’lerin ortalarından 2000’lerin başlarına kadar Pekin Afrika’yı büyük oranda göz ardı etti. Afrika; genellikle Pekin, Tayvan’ı izole etme ihtiyacı duyduğunda Çin diplomasisinde görünüyordu. Bununla birlikte son beş yılda Pekin askeri güçten çok Çin’in hızlı gelişen ekonomik etkisinin merkezinde çok aktif bir dış politika geliştirmeye başladı. Çin’in yeni küresel aktivizmi ilk olarak Afrika’nın gelişen uluslarına, Orta Asya, Latin Amerika ve Güney Doğu Asya’ya odaklandı. Çinli yetkililerle yapılan mülakatlarda olduğu gibi Pekin çoğu Çin yardımını, ticaretini ve tanımasını isteyen bu ulusların Çin etkisine açık olduğuna inanıyor. Ve Çin’in kendisi de hala gelişen bir ülke olduğundan batılı güçlerden daha iyi bir dost olacağı fikrini verebiliyor. Afrika’ya seyahatlerinde Çinli liderler diğer ülkelerin hâkimiyetlerine medyan okumayacaklarına yemin ederken uluslararası forumlarda ve ticari görüşmelerde gelişmekte olan ülkelerin tarafını tutacaklarına söz vermektedirler.   

 

  

 

Gelişmekte olan ülkeler ve özellikle Afrikalı devletler Çin’in çok fazla ihtiyaç duyduğu doğal kaynakları da sağlayabilirler. Çinli yetkililer Pekin’in şu an Çin’in toplam ithalatının %30’nu oluşturan Afrika’dan petrol ve gaz ithalatını arttıracağına inanıyorlar. Angola her gün 522.000 varil petrolü Pekin’e göndererek şimdilerde Çin’in en büyük kaynağına dönüştü. Çinli petrol şirketleri 20 Afrika ülkesinde sadece son beş yıl içinde pay aldılar ve bu süre içinde petrol bölgelerini ve yerli şirketleri satın almada 15 milyar dolar harcadılar.

 

Dünyanın diğer gelişmekte olan bölgelerinde olduğu gibi Çin’in Afrika’da başka hedefleri var. Çinli iş adamları kendi ürünleri için yeni pazarlar açma arayışındalar. Pekin; Afrika’da beş resmi müttefiki olan Tayvan’la bu ülkelerin ilişkilerini kesmek istiyor. Geliştirilmiş Afrikalı müttefikler aynı zamanda Çin’e Birleşmiş Milletler gibi uluslararası forumlarda hayati destek vaat ediyor. Eğer Çin Afrika’da önemli bir rol oynayabilirse küresel büyük güç olduğu iddiasını sağlamlaştırabilir, kendi komşularından çok uzak olan olaylara etkide bulunabilir.

 

Yardım

 

Çin aynı zamanda Afrika’yı ikna etmek için gelişmiş sofistike stratejilere ve araçlara sahiptir. 40 yıl önce Maoizm’i ihraç ederken bugün çok sofistike bir gelişim modeline dönüşen kapitalizm tarzını ihraç ediyor. Pekin artan bir şekilde; neoliberal ekonomik reformların fakirliğin azaltılması sözünü tutamadığı bir kıtada heyecan verici bulunan devlet güdümlü gelişme modelinin reklâmını yapıyor. Yardım Çin’in en önemli araçlarından biri. Çin şaşırtıcı bir şekilde Afrika’ya yardım yağdırıyor—birkaç katmanla sağlanabilen yardım. Bu yardım insancıl nedenlerden çok öncelikle Çin’in kıta üzerindeki politik ve stratejik hedeflerine bağlıdırlar. 1998’de Çinli medya raporlarından ve ticari dökümanlardan derlenen yardımlarla ilgili bir analize göre Çin, Afrika’ya yardımda sadece 107 milyon dolar harcamıştı. Fakat 2004’le birlikte yardım olarak adlandırılabilecek hatta Gelişim Destekleme Komitesi’nin yardım tanımına göre yardım olarak adlandırılabilecek 2,7 milyar dolar tutarında bir yardımı Afrika’ya yağdırdı. (Çin yardım projelerinin ilan ettiğinde Gelişim Destekleme Komitesi’nin ölçülerini kullanmıyordu.) Bu Çin’in 2004’teki uluslararası yardımının %26’sına tekabül ediyor. Mukayese edersek 1993 ve 2001 arasındaki 8 yıllık zaman zarfında Japonya Afrika’ya 11 milyar dolar verdi, buradan Çin’in kıta da önemli bir bağışçı konumu yükseldiğini görüyoruz.

 

Diğer yardımlardan farklı bir şekilde Çin; alıcı ülkeler üzerinde güç olarak bu borçları kullanmak için Afrika’ya bağıştan çok borç vermeyi tercih ediyor. Deliller eğer ülkeler Çin’le yakın politik ve ekonomik ilişkiler inşa ederlerse Beijing’in borçları düzenli zaman aralıklarıyla silebileceğini gösteriyor. Ülkeler Çin’den borç yerine bağış istediklerinde Pekin genellikle reddetti. Dahası Çin borçları; kontratların yüksek bir yüzdesinin Çinli şirketlere gitme gerekliliğiyle geldi; 2004’te Angola’ya verilen 2 milyar dolar değerinde ki borç kontratının %70 Çinli firmalara ayrıldı.

 

Bu nokta da Çin’in yardım sistemi görece sofistike değildi, finans bakanı, ticaret bakanı ve dış işleri bakanlığınca kontrol edildi. Bir ilk fizibilite çalışmasından sonra Çin yardımı; gayrı resmi olarak, Afrika’daki Çinli büyük elçilerin Pekin’deki altı aylık toplantılarında veya önemli Çinli liderlerin Afrika seyahatlerinden önce gayrı resmi görüşmelerde ödendi. Ödenen yardım; nerdeyse her zaman borç bölümü olan Çin İthalat ve İhracat Bankası, Çin Yapı Bankası, Çin konsoloslukları ve diğer aktörler üzerinden ikili görüşmeler ve borcu alan hükümete doğrudan ulaştırılır. Çin’in sivil toplum kuruluşlarını destekleme tecrübesi yok ve Çinli yetkililer STK’ları destekleyen yardım projeleri düzenleme konusunda kararsız görünüyorlar.      

 

Çin’in kıtaya desteği dört konuya odaklandı. İlk olarak Dünya Bankası ve yardım kuruluşlarının yıllarca önce desteklemeyi durdurduğu altyapı projelerini finanse ediyor. Analizler Çinli inşaat firmalarının; batılı firmaların %25’i kadar altyapı ürettiklerini göstermektedir. Bununla birlikte Çin’in altyapıya el atması; banka ve diğer finansal kuruluşları, banka yetkililerinin altyapı finansının yolsuzluktan kolayca etkilenebileceğine dikkat çekmelerine karşın, yol yapımını desteklemeye itti. İkinci olarak Çin Afrika Gelişim Bankası gibi yerel bankalarla ilişkiler kurmayı tercih ediyor—Beijing gelecek yılki Afrika Gelişim Bankası toplantısına ev sahipliği edecek—çünkü Çin dünya bankası ve daha büyük uluslararası finansal kuruluşlarda oynadığı rolden çok daha fazlasını bölgesel bankalarda oynayabiliyor. Üçüncüsü, Pekin özellikle ekonomi yönetiminde Afrikalı profesyoneller eğitmeye odaklanmış durumda. Pekin her yıl 3.800 Afrikalı profesyonelin yetişmesine yardım eden Afrika insan kaynakları geliştirme fonu kurdu. Son olarak Pekin Afrika üniversitelerinde Çin Konfüçyüs enstitüsü projesi çerçevesinde Çin dili okulları kurmaya çalışıyor; Pekin 27 Afrika üniversitesiyle işbirliği anlaşması imzaladı. Çin aynı zamanda Pekin’in Afrikalı en fakir 25 ulkesine yapilan ihracata herhangi bir vergi koymadığının reklâmını yapmak için Afrikalıların batılı ticaret engellerinden şikâyetlerini de kullanmaktadir. Beijing aynı zamanda kıtanın en önemli ülkesi olan güney Afrika ile oranın yerli endüstrisini korumak için Çin’in tekstil ihracatını sınırlandırmak için anlaşma görüşmeleri yapmaktadır. Çin; kendisinin ucuz tekstil ve elektronik eşyalarının ithalatının Afrika’nın zayıf üretimine zarar verdiği şikâyetinin önünü öyle bir kesti ki; Etiyopyalı 96 küçük şirketle ilgili yapılan bir çalışma; Çin rekabeti yüzünden %28’inin iflasa sürüklendiğini gosterdi.   

 

Çinli şirketler aynı zamanda Afrika ülkelerinde diğer güçlerin düşünmediği yatırımlar yapıyorlar. Çin’in Afrika’daki yıllık doğrudan yatırımı 1998’de yıllık 20 milyon dolardan bu günkü toplam yatırım bedeli olan 6 milyar dolara çıktı. Pekin ve devlet bağlantılı şirketler arasındaki yakın koordinasyon Çin için geliştirmek istediği politik olarak riskli devletlere şirketleri yatırıma ikna etmeyi kolaylaştırıyor. Örneğin Accenture Danışma Şirketi tarafından yapılan bir çalışma 2004’te bir diğer devlet bankası olan Çin gelişme bankasının hükümet tarafından uluslar arası girişimleri desteklenmesi gereken bir şirket olarak tanımlanan Çin telekomünikasyon devi Huawei’nin uluslar arası yayılımı için çok az bir faizle 10 milyar dolar verdiğini gösterdi.    

 

Çinli inşaat şirketleri Sierra Leone ve Liberya gibi ülkelerde yollar ve oteller inşa ederek ağırlıklı bir konuma geldiler. Bu yeni yatırım dönemi boyunca Çinli işadamları Afrika ya göçüyorlar—bunlar işleri ticarette ve yatırım istatistiklerinde fazla bir şey tutmayan küçük tüccarlardır. Güney Afrika’daki Çinli nüfus 20 yıl önce olduğu gibi hala 300.000 iken Zambiya’daki göçmen Çinli nüfus son on yıl içinde 3.000 den 30.000’e çıktı.

 

 

Başarı ve Başarısızlık

 

Birçok Afrikalı ülke Çin’in yeni safarisini hoş karşıladı. 2005’te Çin Afrika ticareti 2004’e göre %35 artarak 40 milyar dolara ulaştı. Çin Afrika için devasa bir pazar öneriyor; Afrikalıların Asya ya ihracatı son beş yıl içinde %20 arttı ve kıtanın en kaotik bölümü olan orta Afrika ya Çin’in verdiği açık Çin—Orta Afrika ticaretinin %80’i kadar arttı. Güney Asya ülkelerinden farklı bir şekilde güney Afrika ve Lesotho gibi tekstil ihracatçıları dışında Afrika ülkelerinin Çin’e ihracatı Çin’in yaptığının çok azına tekabül etmektedir: Uganda’nın %8, Etiyopya’nın %4 ve Nijerya’nın %1,7. Çin; onu ABD ve Avrupa ligine bir ticari ortak olarak yerleştirip 2010’la birlikte kıtayla ticaretini üçe katlamayı planlıyor. Çin aynı zamanda Nijerya, Angola ve diğer ülkelerle yeni petrol ve gaz anlaşmaları yaparak Afrika kaynaklarının ikinci en büyük müşterisi oldu.

 

Afrikalı elitler ve halk Çin’in varlığından hoşnut: örneğin uluslar arası politik davranışlar havuzundaki program Güney Afrikalıların %62 sinin Çin’in dünya için olumlu bir etkiye sahip olduğuna inanıyor. Bazı Afrikalı elitler Çin’i batılı bağışçı ve yatırımcılardan farklı olarak görüyorlar; Beijing neoliberal ekonomik modele ve geçmiş yapısal değişim programlarına bağlı değil. Hatta Afrika gelişim bankası başkanı “biz Çinlilerden düşük gelirli durumdan orta gelirli duruma nasıl gelebileceğimizi öğrenebiliriz” şeklinde bir beyanatta bulundu.

 

 

Fakat bazı açılardan Çin in Afrika ile uğraşısı tarz olarak diğer güçler ve finansal kuruluşlarınkinden farklıdır. Batılı güçler Afrika ile ilişkilerde suçlular—onlar Mobutu Sese Seko’dan Yoweri Museveni’ye bütün diktatörleri desteklediler. Fakat bugün çoğu geleneksel bağışçı gelişim için huzurun hayati olduğu konusunda anlaştılar, ABD iyi yönetilen fakir ülkeleri ödüllendiren Millennium Challenge Şirketi’ni kurdu. Böylece Millennium Challenge Şirketi karışık bir misyon üstlendi fakat en azından diğer bağışçıların üzerine bir şey ekleyebilecekleri bir model yarattı.

       

Aynı zamanda yıllardır ilk kez Afrika uluslararası şirketlerin ve batılı hükümetlerin radar ekranlarına girdi. Ortadoğu’daki petrol alanlarında üretilebilecek en fazla petrolün miktarıyla yüzleşen bir dünyada Afrika’nın petrol ve gazı daha çekici olduğunu ispatladı. Afrika’nın çoğu bağımsızlıktan bu yana en güçlü büyüme oranlarını yakaladı. Kıta Kongo gibi ülkelerde, uzun sürecek iç savaşlara girişmeye hazır görünüyor ve iş yapmak için dünya bankasının çevre listesinin seviyesini yükseltti. Çin’in müdahalesi Afrika’nın bu Rönesanssını tehdit edebilir. Afrika’nın Çin’e özellikle yüksek ticari oranlarda büyüyen borcu; Dünya Bankası ve IMF’in ağır borçlu fakir ülkeler inisiyatifi bağışlanan milyarlar, Çin’de bu ülkelere borç verdiğinden tehdit edilebilirdi. Eğer Çin yardımları, önemli petrol ve gaz miktarını kazanmak için yatırıma bağlarsa bu Hindistan gibi Afrika’da ortaya çıkan diğer güçleri örneği izlemek, potansiyel olarak yönetimi zayıflatmak ve kaynaklar için çatışma kıvılcımını tutuşturmak için ikna edebilir. Çin’in silah satışları Afrika’da ateşe benzin döküyor; Çin yayınları denizden transfer edilen silahlar hakkında hiç bilgi vermiyor, Uluslararası Af Örgütü’nün son günlerdeki bir raporu Kongo’da barış güçleri tarafından toplanan küçük silahların %17 sinin Çin yapımı olduğunu gördü.

 

 

Çin firmaları doğa politikaları ve birlikle çok az deneyime sahip olduklarından ve bazı Afrika ülkeleri güçlü birlik hareketlerine sahip olduğundan Çinli yatırımları kontrolsüz çevre yıkımlarına ve fakir işçi standartlarına katkıda bulunabilir. Gabon’daki Çin’e illegal tahta ihracatı kabaca bütün tahta ihracatının %70’ini içeriyor. Zambiya da işçiler geçen sene 49 madencinin öldüğü kazaya neden olduğuna inandıkları güvenlik standartlarına ve düşük ücretlere karşı bir Çin maden işletmesinde şiddetli bir protesto yaptılar. Son Zambiya seçimlerinde karşı aday Michael Sata bu kızgınlığa oynayıp Çinli şirketleri yerli işçileri sömürmekle suçladı. Sata kaybetmesine rağmen destekçileri Çinli şirketleri hedefe koyarak Zambiya’nın başkentinde isyan çıkardı.

 

Genelde Çin’in devlet bağımlı iş modelinin önerileri problematik niteliğinde. Devlet bağlarıyla Çinli firmalar Çin’de genellikle düşük anonim yönetim standartlarına sahipler. Çin’de hala kanun hükmü çok zayıf fakat var; Çin hükümeti çok açgözlü yetkilileri suçlayabiliyor. Kanun hükmünün olmadığı ve Çin de olduğu gibi ekonomi politikası yapıcılarının politikacılardan bağımsız olmayı pek istemediği Afrika’nın en zayıf devletlerinde bu devlet bağımlı iş modeli sadece felaket olabilir –çapulcu hükümetler için bir davetiye.

 

Daha kötüsü eğer Çin hiçbir şart koşmadan yardım önerirse kendisinin, diğer bağışçılar ve kendisi arasında bir ayırıcı olarak hizmet etmesine izin verecektir. Bu zaten olmaya başladı ve sadece Angola’da değil. Son haftalarda Çat; Çat’taki petrol gelirlerinin bir kısmının toplumsal refahı yükseltmek için kullanılmasında ısrar eden Dünya Bankası’nın desteklediği bir projeden Chevron Corp ve Malaysia’s Petronas adlı iki petrol şirketini sınır dışı edebileceğini ilan etti. Çat; Chevron ve Petronas kovmayı düşünürken Tayvan ile ilişkileri koparıp Çat’ta petrol yatırım imkanı araştıran Çin’le ilişki kurmayı istediğinden sonunda bu petrol firmalarının yerini Çinli şirketlerle dolduracaktır. Benzer şekilde Kenya’da Çin’in yardımı hükümetin; IMF ve Dünya Bankası’nın yolsuzluk karşıtı stratejiyi yürütmede başarısız olmasından kaynaklanan eleştirilerinden kaçmasına yardım ediyor. Zimbabwe ve Sudan’da Çin desteği hükümetlerin Afrika’nın demokratik devletlerinin Zimbabwelilerin karşıtlığıyla bir diyalog kurma ve Darfur’daki soykırımın durdurulması yönündeki baskılarına direnmelerine izin veriyor.

 

Pekin; bugünkü pozitif imajına karşın bazı öncü Çinli yetkililer Çin’in Afrika’da önemli olumsuz risklerle yüzleştiğini anladılar. Kendisinden önceki batılı güçler gibi Pekin potansiyel olarak Afrika’nın stratejik ülkelerini razı etmek için kıtada faydasız yatırımlar yapabilir. Afrika da yatırım için devlet bağımlı şirketlere güvenmekle Çin; gerçekten özel Çinli firmalardan kötü yönetilmeye eğilimli olan bu firmalara finansal desteğini arttırmak zorunda kalacaktır.      

En önemlisi Çin Afrika ve diğer gelişmekte olan bölgelerle gelecekteki ilişkilerinde bir seçenekle yüzleşecektir—dünyanın daha aktif bir Çin’e bakışının belirlenmesine yardım edecek bir seçenek. Potansiyel olarak huzursuz halk segmentlerinin olduğu ve Çin çıkarlarını tehdit eden dengesizliğe önderlik eden Angola ve sudan gibi birkaç rejimin liderlikleriyle bağlarını güçlendirebilir. Hâlihazırda Zambiya’daki saldırıların yanında Nijer Deltası’ndaki militanlar Çinli şirketlerin orada çalışmaması için uyardılar. Uzun vadede Sudan ve Zimbabwe gibi ülkeler özgür hükümetlere geçiş yaparsa ortalama halk Çinli şirket ve insanlardan intikam alabilir.

 

Bu potansiyel problemlerle yüzleşen Çin Afrika stratejisini değiştirebilir: yalnızca otoriter rejimlerle olan bağlarına güvenmektense ortalama Afrikalılar arasındaki Beijing popülaritesi üzerinden daha geniş bir etki modeli inşa edebilir. Bu popülariteyi inşa etmek Afrika’nın dengesini ve gelişmesini cesaretlendiren kurulu inisiyatiflerle çalışması anlamına gelecektir. Çin’in BM bayrakları altında diğer daimi güvenlik konseyi altındaki ülkelerden daha fazla barış operasyonları gerçekleştirmesi batılı politikacılarını şaşırtabilir. Çin, sıtma mücadelesinde Afrikalı ülkelerle çalışmaya başladı; Pekin aynı zamanda retorik olarak daha iyi yönetim için Afrikalıların öncülük ettiği bir program olan yeni Afrika gelişim ortaklığını destekliyor.

 

En önemlisi Çin yardım programlarını nasıl modernize edeceğini düşünmeye başladı. Temelde Çin her zaman koordinasyon grubunun stratejilerini izlemezse de bağış organizasyon grubuna katılmaya başladı; sadece katılması da bir adımdır. Beijing bağışlarının alıcı ülkeler tarafından nasıl kullanıldığını izlemek için mekanizmalar kurmaya başladı. Çin’in hâlâ USAID gibi kalıcı bir yardım bürokrasisi olmamasına rağmen böyle bir şey oluşturmayı istediğine dair işaretler var: İngiliz uluslararası gelişim bölümüyle sessizce bir yakınlık geliştirdi ve ABD’ye USAID ve Millennium Challenge Şirketi’nin nasıl yapılandırıldığını öğrenmeleri için yetkililer gönderdi.

 

Eğer ABD, Avrupa ve uluslararası finans kuruluşları Çin’in davranışlarını değiştirmelerini istiyorlarsa Beijing’e başka bir seçenek önermek zorundalar—ve bunu şimdi yapmalılar, Çinli yetkililer hala global bir dış politika oluştururken. Geçen eylül de eski devlet bakanının vekili Robert Zoellick’in konuşmasıyla başlayarak ABD Afrika’yı da içine alacak şekilde dünya da Çin’in bir “sorumlu ortak” olması için çağrı yaptı. Fakat Çin’den bir ortak olmasını istemenin yanında geleneksel güçler Çin’e bir pay önermek zorundadırlar. Eğer Çin bu fırsata cevap vermede başarısız olursa o zaman batılı ülkeler Çin’in Afrika’daki varlığını haklı olarak eleştirebilirler.

 

Bir pay önerme Çin’e kendi dar çıkar çerçevesine odaklanmaktansa—çatışmaları yatıştırma, gelişimi cesaretlendirme, geleneksel olmayan tehditlerle uğraşma—gelişmekte olan dünyadaki çıkarlarına inanması için bir şans verecektir. Hali hazırdaki denizaşırı gelişimi destekleme çerçevesine Çin’i katmakla diğer ülkeler; her Afrika ülkesindeki bağış koordinasyon gruplarındaki Çinli yetkililerden katkı katılımını daha etkili bir şekilde isteyebilirler. Diğer bağışçılar arazide bağış gruplarındaki Çinli katılımından emin olmak için Çin konsolosluk memurlarıyla çalışabilir, Pekin’e yardımını yönetme kapasitesini geliştirmesine yardım edebilir ve Çin’in bağış dayanışmasını yok etmesini önleyebilirler.

 

Bir pay önerme aynı zamanda Çin’in uluslararası finans kuruluşlarında daha çok söz sahibi olmasını desteklemeyi içerecektir. Bu dünya bankası ve IMF de daha büyük pay sahibi yapmayı da beraberinde getirecektir. Bu aynı zamanda önemli bağışçı ülkelerin bağış programlarını Çin açmalarını ve eğer Pekin bunun karşılığında kendi programlarını açarsa Çinli yetkililerin onları çalışmalarına izin vermeyi de içerecektir.

 

Diğer bağışçılar aynı zamanda Çin’e Afrika üzerinde sağlık politikası kurmasında daha geniş bir rol oynamasına izin verebilirler. İlk ihtimallerden biri sıtma gibi önemli bir hastalıkla ilgili önderliği Çin’in almasına izin vermektir. Bu bir emsaldir. Çin kuş gribine karşı mücadelede öncü rolü oynamaya ilgili görünüyor—Pekin; Çin hükümetini grip sorununa daha bir dikkat kesilmesine ve iki milyar dolar vaat etmesini mecbur kılan kuş gribiyle ilgili bir Ocak bağış konferansına ev sahipliği yaptı.

 

Yardımın haricinde gelişmiş ülkeler Afrika’daki kaynakların çevresinde Çin’le çatışabilirler. Çin ABD ve Japonya önemli petrol üreticilerini denetlemek ve Angola veya Nijerya gibi Afrikalı üreticilerin birbirlerinin müşterilerini istismar etmelerini engellemek için bir “tüketici karteli” yaratabilirler. Senatör Richard Lugar’ın önerdiği gibi bu enerji güvenliği üzerinde Washington, Tokyo ve Beijing arasında daha resmi bir işbirliğini hatta gelecekte petrol kaynaklarını arttırma girişiminde birleşik araştırma çabalarını içerecektir.       

 

ABD ve uluslararası finans kuruluşları aynı zamanda Beijing’in kendi etki araçlarıyla Çin reformuna ve yüksek borç yükü altındaki ülkelere ticari borç önermekten Çin’i alıkoymaya yardım edebilir. Kalıcı bir Çin yardım organizasyonu oluşturmak için Çin’le birlikte çalışma yardımları yatırıma dönüştürmeye çok eğilimli olan ticaret bakanlığının etkisini azaltabilir. Aynı zamanda Çin’in yardımlarını daha da şeffaf yapmak isteyen Çinli yetkililerini güçlendirebilir, kalıcı bir Çinli çevre yönetiminin olması en azından Çinli çevre düzenleyicileri için politik tabloda kalıcı bir yer sağlar.

 

Maalesef ABD ve diğer güçler karşıtlık pozisyonu alıyor görünüyorlar. Çin’i açıkça ait olduğu endüstriyel ülkeler grubu G-8’e kabul etmektense grup Çin’i dışarıda tutmak için Japonya ve Rusya tarafından yapılan şikâyetlere izin veriyor. Beijing’e yardım masasında daha büyük bir koltuk vermek yerine önemli bağış organizasyonlarının çoğu hangi Çin yetkililerinin yardım ödemeden sorumlu olduklarını bile bilmiyorlar. Daha iyi yönetim için niyetini sürdürürken Çin ile birlikte çalışmak yerine ABD ve Japonya kıtanın en büyük petrol üreticilerini ve Ekvator Ginesi gibi çok otokratik devletlerini desteklediler. Uzun dönemde bu politikalar sürdürülebilir değildir ve bir gün Çin politikaları o kadar iyi kabul edilecektir ki diğer aktörler için onları etkilemek imkânsız hale gelecektir. Bu gün eğer ABD kıta üzerinde Çin’in sorumluluk almasını istiyorsa kendisi de çok daha sorumluluk almalıdır.

 

 

Bu makale Ali Karakuş tarafından Dünya Bülteni için tercüme edilmiştir.

 

Kaynak:

 

http://www.carnegieendowment.org/files/kurlantzick_outlook_africa2.pdf

 

 

 

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35