Çininin yurdu Kütahya'dır-FOTO

Geleneksel İslam sanatlarından çininin anayurdu Kütahya'da sanatkarlar çini sanatını anlattı.

Çininin yurdu Kütahya'dır-FOTO

 

İbrahim Ethem Gören/Dünya Bülteni

Bakmasını bilen sanata aşına gözler, çini desenleri içerisinde saz yolunda hakikati, lâlede huzuru, ay yıldızda hürriyeti, bahar dalında ise dinamizmi buluyor. Kütahyalı ustalar ince bir zanaatı özenle işleyerek Türk çiniciliğine yeni eserler kazandırıyor.

Geleneksel İslâm Türk sanatlarından olan çini, cami, mescid, kervansaray, köşk. saray, çeşme ve türbe gibi dini ve sivil mimari eserlerin iç ve dış süslemelerine sanatkâr dedelerimizin nakşettiği tarihi bir miras olarak karşımızda durmaktadır… Nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar ulaşan naif bir miras…

image001.20100414124315.jpg

 “Çiniler açmada canlanmada gül
Bir huzur bestesi çağlar derinden

Tutarak tarihin elinden gönül
Dinliyor sonsuzu kuş seslerinden”

image003.20100414124406.jpg

Çini sanatı bugün Türkiye’de son temsilcilerinin maharetli ellerinde hayat buluyor. Adı, çini, çinicilik ve çini ustalarıyla birlikte anılan İznik ve Kütahya başta olmak üzere Türkiye’nin münbit topraklarından mütemadiyen kutlu bir sanat ortaya çıkıyor.

 Kütahya çiniciliğinin İznik çini sanatının ve ustalarının gölgesi altında kaldığı dillendirilse de her şeye rağmen Kütahyalı çini ustaları, sabır ve özenle, selefleri gibi göz nurlarını çini üzerine dökmeye devam ediyor. Bakmasını bilen sanata aşına gözler, çini desenleri içerisinde saz yolunda hakikati, lâlede huzuru, ay yıldızda hürriyeti, bahar dalında ise dinamizmi buluyor.

image005.20100414124453.jpg

 Bu yazı/mülakat, gündelik koşuşturma içerisinde güzel sanatlara vakit ayıramayan cemiyetimize çini sanatına/zanaatına dair küçük bir pencere olmayı hedeflemektedir. Küçük ve mütevazı bir pencere…

Çini sanatı üzerine bir mülakat yapmak için görüştüğümüz Hattat Mahmut Şahin bize Kütahyalı çini ustalarından Mehmet Ali Tunca, Ömer Kısa ve Şaban Aydemir’i işaret etti.

 Çini sanatına hizmet etmek için Kütahya’da bir araya gelen Tunca, Kısa ve Aydemir, çiniciliği hakkıyla iyi icra edebilmek için hat sanatını öğrenmeye karar vererek; sülüs ve talik hattının usta kalemi Hattat Mahmut Şahin’e talebe olmuşlar.

 Kütahyalı üç ustanın hat serencamının bidayetinde, çiniciliğin yaygın olduğu tüm yörelerimizde olduğu gibi Kütahya’da da fotokopi yoluyla ustadan ustaya; elde ele geçerek aslından uzaklaşan hat kalıplarından kurtularak kendi desenlerini ve istiflerini oluşturma çabası var.

image007.20100414124528.jpg

Kütahyalı çini ustalarıyla zanaatlarını; bir adım öte sanatlarını konuştuk. Malum çininin yapımı zanaat; üzerindeki desenleri oluşturmak ise sanat… Grubun sözcüsü Mehmet Ali Tunca’nın “Çini sanatı nerede doğmuştur?” sorumuza verdiği cevap şöyle: “Çini tarihte “kaşi” adıyla bilinir. Çiniye “kaşi” isminin verilmesi, bu işin ilk örneklerine tevafuk edildiği Kaşi şehrine izafetendir. Türklerin ilk defa çiniyi Orta Asya’da imal ettikleri yapılan kazılardan anlaşılmıştır. Orta Asya Türkleri mimari yapıların süslemelerinde sırlı tuğla şeklinde çini kullanmışlardır.”

 Mehmet Ali Usta’nın “O zaman çiniye Doğu sanatı diyebilir miyiz” sualimize verdiği yanıt şöyle oluyor: “Evet, çini ve seramikçilik Doğu milletlerinin sanatıdır. Çini ve seramik Doğuda doğmuş ve Türklerin usta ellerinde nesilden nesile büyüyüp gelişerek bir sanat halini almıştır. Böylece çinicilik ve seramikçilik eski Türk sanatlarının en önemlilerinden biri olmuştur.”

image009.20100414124609.jpg

(Mehmet Ali Tunca)

Dünyada ilk toplu sözleşme

Mehmet Ali Usta, Türklerin Anadolu’ya geldikten sonra ilk defa Konya’da, akabinde İznik’te ve Kütahya’da çini fabrikaları kurduklarını belirttikten sonra önemli bir tesbit aktarıyor: “Dünyadaki ilk toplu sözleşmeye çinici ustaları imza atmıştır. Tarihler 13 Temmuz 1766’yı gösterirken Kütahya’nın çini fabrikalarında patronlarla işçiler ve usta sanatkârlar arasında toplu iş sözleşmeleri imzalanmıştır. Sözleşmelerin asıl nüshası bugün Kütahya Vahit Paşa Kütüphanesi’ndedir.                                             

Kütahyalı sanatkâr Tunca, çini sanatında kullanılan malzemelerin kaalin, kuvars feldspat, kil, sileks taşı ve flint taşı olduğunu belirttikten sonra bu malzemelerin yoğun olarak Kütahya, Bilecik, Eskişehir ve Seyitgazi maden bölgelerinde bulunduğu bilgisini aktarıyor.

 

Çini imalatı takriben 20 gün sürer

Cami duvarlarında, sebillerde yeşilden maviye doğru belirli bir ahenkle yol bulan, birbirinden alımlı çinilerin nasıl yapıldığını hepimiz merak ederiz. Mehmet Ali Tunca merakımızı detaylı bir tarifle gideriyor:

“İster duvar panosu, ister vazo yahut da tabak olsun, çini imalatı 20 gün süren, yorucu ve meşakkatli bir hadisedir. Az önce saydığım maddeler değirmende su ile öğütülür/karıştırılır. Böylelikle kahverengi bir çini çamuru elde edilmiş olur. Daha sonra mikserde çamur halini alan hammadde uygun kıvama gelinceye kadar mütemadiyen karıştırılır. Akabinde döküm atölyesinin ihtiyacı olan sulu çamur mikserden alınır. Sulu çamurun içindeki su atılarak “kek çamur” elde edilir. Kek çamuru daha sonra ezilerek granül hale getirilir. Bu aşamadan sonra modelhaneye geçilir.  Burası, çininin kimlik kazandığı; ustalığın ve sanatın ön plana çıktığı yerdir. Hazırlanan çini hamuruna istenilen şekil verildikten sonra kuruma aşamasına geçilir. Hamur kıvamını geride bırakan ve sertlik kazanan parçalar üzerinde astarlama işlemi yapılır. Astarlama esnasında çamur parçaları kahverenginden beyaza doğru bir renk değişimine uğrar. Bilahare bu parçalar, takriben 90950 derecelik bir ısıda “bisküvi” diye isimlendirilen ilk pişirmeyle, 24 saate varan zaman zarfında yavaş yavaş pişirilir. Bisküvi fırınlamasına tabi tutulan parçaların yüzeylerinde oluşan pürüzler zımparalandıktan sonra mezkûr parça, kara kalemle çizilen desenli bir kâğıtla kaplanır. Kâğıt üzerinde bulunan desen, pek çok küçük iğne delikleriyle belirlenir ve meşe kömürünün tozuyla çini yüzeyine aktarılır.

Çini yüzeyinde beliren desenlerin konturları duruma göre siyah çini boyasıyla veya kobalt ile çizilir. Daha sonra desenlerin iç kısımları istenilen renklere boyanır. Bilahare boyalı parça camı andıran bir sır ile kaplanır. Daha sonra ikinci pişirme ameliyesine geçilir. İlk pişirmede olduğu gibi yine içten içe, yavaş yavaş pişirilen çini parçaları bu kez ani soğutmaların beraberinde getireceği şoklarda kırılıp zarar görmemesi için bu defa yavaş bir şekilde soğutulur. Böylelikle çini eserinin zahmetli üretim aşaması tamamlanmış olur.”

Mehmet Ali Usta’ya son olarak çinicilik zanaatına merak duyanlara nasıl bir mesaj vermek istediğini sorduk: “Çinicilik, meşakkatli; yorucu ve bir o kadar da kadar zevkli, nefsî tekâmüle açık bir meslektir. Cami duvarlarını tezyin eden çini desenli levhalar pişirilirken insanın içindeki hamlık ve dünyaya meyyal hisler de yakılır; yahut yakılmalıdır.

Çini sanatkârı neticede kutlu mekânların güzelleşmesi için emek sarf eder. Vasıtanızla çini sevdalılarına seslenelim: Aşk ve sabır sahibi hemen herkes bu sanatta başarılı olabilir.”

image013.20100414124731.jpg

(Ömer Kısa)

 

image012.20100414124828.jpg

(Mehmet Ali Tunca)

Güncelleme Tarihi: 14 Nisan 2010, 14:55
YORUM EKLE
YORUMLAR
Fuad YILMAZ
Fuad YILMAZ - 9 yıl Önce

Ayakta kalmaya çalışan bir kaç çini dükkanı ve bir kaç san'atkârın hâricinde artık eskisi gibi bu san'atla meşgûl olan artık yok. Çünkü hepsi küstürüldü. Porselen fabrikaları da bu san'atın katline resmen destek oldu. Yerel yönetimin de sanattan daha mühim (!) kaygıları var. Bu işe gönül veren birkaç san'atkârımız da olmasa...

Mahmut Şahin
Mahmut Şahin - 9 yıl Önce

Mustakim ol Hazreti Allah utandırmaz seni....Kütahyada çinilerin düştüğü hal içler acısı tamamen maddiyat kaygısıyla işler üretiliyor eskiden sanat olan çinicilik ne yazıkki zanaat olmuş ...Gel de Osmanlıdaki Ahilik müessesesini hayırla yad etme .şimdi devam etse sanatlar bu hale gelemezdi..Gelenek kalmadı...hele üzerindeki yazılar içler acısı...Ayetler eksik..İstifler bozuk...bunun hesabı tarihe nasıl verilir bilmem...günü kurtaracak bir maddiyat uğruna binlerce senelik sanatlar nasıl heba edilir..buna yürek nasıl dayanır bilmem...Kütahyada çini,Bursada ipek ve bıçak...ve daha niceleri nasıl da tarihe gömüldü...üç beş kişinin gayretiyle düze çıkarmı bilmem...ama çok şükür ki onlar var ...

Arif ÇELİK
Arif ÇELİK - 9 yıl Önce

Kütahya nın ihtiyacı olan iyi bir çalışma ve iyi bir ustayı haber yapmışsınız... Tebrikler...

ömer kısa
ömer kısa - 9 yıl Önce

sayın hatat mahmut şahin ve ibrahim ethem gören beye çok teşekkür ederim bizlere böyle onurize ettikleri için. saygılar...

Mehmet Ali TUNCA
Mehmet Ali TUNCA - 9 yıl Önce

sayın hatat mahmut şahin ve ibrahim ethem gören beye çok teşekkür ederim bizlere böyle onurize ettikleri için.SAYGILAR......

sait orhan
sait orhan - 9 yıl Önce

Türkiye'nin esas değerlerini gözardı etmeyi kazanç ve moderleşme sayan bir zihniyetten kurtulduğumuzda özümüzün bize verdiği nimetlerin farkına daha çok varacağız. Kütahya atalarımızdan kalan bir marka ancak bu markayı diğer kentlerimizin ki gibi yine kıymetini bilemedik. Aynı Nevşehir, Konya, Bursa, Kayseri, Gaziantep ve Urfa'daki yöresel değerlerimizin markalaşamadığı gibi.

Mehmet Kalkan
Mehmet Kalkan - 9 yıl Önce

Her geçen gün kültürümüze biraz daha yabancılaştığımız şu günlerde böylesi haberlere ve sanat etkinliklerine o kadar çok ihtiyacımız var ki! Anadolu'nun birçok yerinde kaybolmaya yüz tutmuş o kadar güzel ve önemli sanatlarımız ve el işlerimiz var ve biz gençler olarak bunların çoğundan bihaberiz. Kütahya'da çinicilik,Eskişehir'de çömlekçilik, Gaziantep'de dokuma ve Kilis'te halıcılık vs. gibi Türkiye'nin her bir yanında İslami şuuru ve nakışı işleyeceğimiz onlarca sanata rağmen bizler bir yarış atına binmiş yuları elimizden bırakmışız ya da kaçırmışız. Allah rızası için Çinicilik gibi değerli sanatlarımıza sahip çıkalım ve bu kültürlerimizi de yabancılaşmaya kurban vermeyelim. Bizleri böylesine bir haberle onurlandırdığınız için ayrıca Allah razı olsun... Baki selam ile.

ömer sarıçam
ömer sarıçam - 9 yıl Önce

böyle bir haber yapılması kütahyamız için onur ve gurur kaynagıdır çalışmalarının devamını dilerim emeği geçenlere sonsuz teşekkürler......


banner33

banner37