banner39

Çocukluktaki besin alerjisi

Çocukluk dönemi besin alerjisi bulguları yüzde 95 oranında ek gıdaya başlayınca ortaya çıkıyor.

Arşiv 15.06.2010, 20:53 15.06.2010, 20:53
Çocukluktaki besin alerjisi


Çocukluk dönemi besin alerjisi bulguları yüzde 95 oranında ek gıdaya başlayınca ortaya çıkıyor. Tedavi ile de yüzde 90 oranında geçiyor.

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Alerji ve Klinik İmmünoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Yüksel, alerjilerin az görülen ama toplumda sıklığı giderek artan bir hastalık olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Yüksel batı tarzı yaşam stilinin getirdiği alerjik yatkınlık, çevresel etkenler, fazla katkı maddesi ve antibiyotik tüketme ile anne sütünün az kullanılmasının çocuklarda besin alerjisinin görülmesi nedenleri arasında yer aldığını kaydetti.

’’Çocukluk dönemi besin alerjisinin bulguları, yüzde 95 oranında ek gıdaya başlayınca ortaya çıkıyor’’ diyen Prof. Dr. Yüksel, besin alerjisinden bir çocuğu koruyan en önemli etkenin anne sütü olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Hasan Yüksel, ’’O dönemde sıklıkla inek sütü, yumurta, fındık, fıstık, tahıllar ve balığa karşı besin alerjisi gelişebiliyor’’ dedi.

Besin alerjisine benzeyen gıda katkı maddesi reaksiyonlarının da o dönemde görülebileceğini ifade eden Prof. Dr. Yüksel, bu nedenle yanlış tanının da söz konusu olabileceğini dile getirdi.

Besin alerjisi perspektifinin geniş olduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Yüksel, tanının mutlaka alerji uzmanı tarafından konulması gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Yüksel, şunları söyledi:
’’Örneğin, inek sütüyle ilk kez karşılaşan çocuğun ağzında ciddi şişlikler dediğimiz anaflaksi bulgular olabilir. Yemek borusundan geçerken orada oluşturduğu alerjiden dolayı reflü hastalığı olabilir veya bağırsaklardan geçince orada yaptığı iritasyondan dolayı ishal, karın ağrıları, gelişme geriliğine yol açan bağırsakta emilim bozuklukları, dışkıda kan olabilir. Bu çocukların yüzde 25’inde, bebeklik egzaması olabilir. Çok nadiren de olsa besin alerjisi olan çocukların yüzde 5-10’unda astıma benzer bulgular olabilir. Bu nedenle besin alerjisinin perspektifi biraz geniş. Bu nedenle mutlaka, çocuk alerji uzmanı tarafından tanı konulmalı.

Sonuç olarak, derisinde en ufak bir döküntü olan, karnı ağrıyan, reflüsü olan, baş dönmesi olan, kansızlık olan her çocuğa besin alerjisi tanısı konulmamalı. Besin alerjisi, ülkemizde hala anne sütü sıklıkla ve katkı maddeleri daha az kullanıldığı için beklenenden daha az. Besin alerjisinin şikayet olarak belirlenen sıklığı yüzde 2-4 gibi, ama uygun bir ortamda, bir çocuk alerji merkezinde incelendiği takdirde bu oran yüzde 0.68’e düşüyor. Bu nedenle Türkiye’de, besin alerjisi teşhisi, olması gerekenin 4 katı fazla konuyor. Tetkik, tahlil ve teşhis için 4 kat para harcanıyor veya bunun için ilaç harcaması yapılıyor.’’

Prof. Dr. Hasan Yüksel teşhis için yapılması gerekenleri sıralarken de şöyle dedi:
’’Önce basit bir kan tetkiki ile gerçekten kanda şüphelenilen besine karşı bir immünglobin E denilen antikor var mı, yok mu onun araştırılması lazım. Ondan sonra şüphelenilen besin ile deri testi yapılması gerekir. Buraya kadar gerçekten teşhis konulamamış ise sadece o besin verilerek de sonuçlara bakılabilir.’’

Besin alerjisi teşhisi konulan çocuğun diyetinden o besinin 6 ay çıkarılıp, onun yerine uygun bir başka besinle takviye edilmesi gerektiğini anlatan Prof.Dr. Yüksel, böylece çocuğun o besine karşı dirençli hale geçeceğini kaydetti.

Prof.Dr. Hasan Yüksel çocuk alerjisiyle erişkin alerjisinin gelişiminin benzer, ama etkenlerinin farklı olduğunu da belirtti.

Prof. Dr. Yüksel, erişkindeki besin alerjisinin tedavisinin henüz bulunamadığını, sadece korunmanın söz konusu olduğunu, çocukluk çağındaki besin alerjilerinin ise tedavi edilebilir olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Hasan Yüksel, çocukluktaki besin alerjilerinin düzgün tedavi edilmesi durumunda yüzde 90 oranında geçtiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: TRT
 

banner53
Yorumlar (0)
30
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?