Cumhuriyet Halk Partisi'nin halkçılığı

CHP'nin altı okundan biri olduğu belirtilen halkçılık ilkesi ve parti politikasının uyuşup uyuşmadığı sorgulanıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin halkçılığı

Tarık Yalçın-Dünya Bülteni / Tarih Servisi

Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin 7. Başkanı olarak seçildiği kongredeki teşekkür konuşmasında halkçılığa vurgu yapması CHP’nin her değişim girişiminin geleneksel anahtar kelimelerinden biri olmuştur.

Kemalizm’in temel ilkeleri Cumhuriyet Halk Fırkası’nın 10 Mayıs 1931’de yaptığı büyük kongresinde kabul edildi. 1937’de de anayasanın 2. Maddesine aktarılıp değişmeksizin varlığını devam ettirdi. Fakat ne CHP’nin tüzüğünde ne de anayasada bu ilkelerin açıklanmasına dayalı bir yorum yapılmadı. Örneğin 1935’departi programının laiklik anlayışı için sadece din fikirlerini devlet ve dünya işlerinden ayrı tutmak olarak tanımlandı.

Halkçılık politikasını ilk seslendirenler ittihatçılar oldu. Enver Paşa’nın Edirne’yi Bulgarlardan geri alması olayı basına “Halk kahramanı Enver” olarak yansıdı. Hüseyin Cahit’in Tanin gazetesinde halkçılığın ittihatçıların benimsediği bir devlet politikası şeklinde değerlendirmesine yol açtı. Meşrutiyet dönemi Türkçüler ve batıcıları buluşturan nokta halkçılık anlayışlarının ortak olmasıydı.

İttihatçıların iktidarı kaybetmesinden sonra halkçılık TBMM’nin kurulmasıyla yeni yönetim tarafından halkın siyasal hayata katılımı şeklinde algılanabilecek, siyasi boyutu üzerinde duruldu. Bu dönemin siyasetçilerine ve aydınlarına göre halkçılık “hakimiyetin şartsız bir şekilde tamamen halka bırakılmasıydı” 1930’larda ise halkçılık toplumsal sistem ve yapısal sistemin birbiri ile nasıl entegre içerinse girebileceği sorusunun cevabını aramak üzerine kurgulanmıştı. Bu nedenle CHP2nin ileri gelenleri “halk için halka rağmen” terimini sıklıkla kullanmaya başladılar.

CHP’nin ileri gelenlerinden Genel sekreter Recep Peker, İnkılâp Dersleri adlı eserinde Türk inkılabının halktan gelerek otoriteye karşı yapıldığını iktidar olduktan sonra da otoriteden halka doğru devam ettiğini söyleyerek halkın hakikatlerden uzak kaldığı için yukarıdan yapılan inkılapların halka rağmen halk için olduğunu savunmuştur. Tek parti dönemi halkçılığı Cumhuriyetçilikle çeliştiği için Fransız jekobenlerden “milli irade, milli egemenlik” kavramları alınarak kullanılmış, böylelikle meşruiyet sağlanmak istenmiştir.

1930’larda halkçılığa atfedilen tanımlardan birisi de devletçilik ve milliyetçilikle iç içe geçirilip sosyal ve ekonomik bir değer olarak görüldü. Bu bir bakıma o zamanlarda Nazi Almanya’sında kısa bir dönem etkili olan korparatist anlayışından farklı bir şey değildi.

CHP’li liderler halkçılığı halktan gelen bir şey olarak değil, ütopyalarındaki halk olgusunu halka kabul ettirmek olarak gördüler. Ankara gibi büyük şehirlere köylülerin girilmesine izin verilmezken kçy enstitüleri kanalıyla köylüye cumhuriyetin değerlerini kabul ettirmek olarak algıladılar. Halk müziğinin yerine batılı müzikler radyoda çalınırken, Sivas, kayseri gibi şehirlere senfoni orkestraları götürerek halkı eğitmeyi düşündüler.

Fakat halk CHP’nin halkçılık anlayışına pek rağbet etmez ve Cumhuriyet döneminin güdümlü muhalefet partisi Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı destekler. Partinin kurucusu Ali Fethi Okyar, belediye seçimleri öncesi İzmir’e gittiğinde 50-60 bin kişilik bir kitle coşkuyla onu karşılar. 1919’da Sultanahmet mitinginden sonra yapılan en büyük mitingdir bu.

Fethi Bey’in konuşması sırasında izdihamdan bir çocuk hayatını kaybeder. Çocuğun babası çocuğun cesedini Fethi Bey’in ayakları ucuna bırakarak şöyle der: ”işte size bir kurban, eğer gerekirse daha fazla veririz. Yeter ki bizi kurtarın”. Acılı babanın kurtulmak istediği CHP iktidarından başka bir şey değildir. Halkın değerlerini önemsediğini söyleyen CHP’ye halk yüz çevirmiş, ondan kurtulmak istemektedir. Halk kendisini düşmandan kurtarandan kurtulmayı neden istediğini başta Yakup kadri ve Falih Rıfkı olmak üzere anlamakta ısrarcıdırlar. Yakup Kadri halkı düşünülerek yapılan güzellik yarışmasına halkın neden ilgi göstermediğini, Falih Rıfkı ise balolara niçin halkın hala gelmediğini sormaya başlar.

CHP’nin halkçılığının Türkiye’nin siyasetinde etkili olup olmayacağını söylemek henüz erken, fakat pahalı bir spor gömleği kıyafetiyle Kılıçdaroğlu’nun, halkla bütünleşeceğiz demesi CHP’nin samimiyetini göstermiyor mu?


 

Güncelleme Tarihi: 27 Mayıs 2010, 12:36
banner53
YORUM EKLE

banner39