Davutoğlu: Türk limanlarını Rumlara açmaya hazırız

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Kıbrıslı Rumlara tüm limanları açacaklarının altını çizdi.

Davutoğlu: Türk limanlarını Rumlara açmaya hazırız

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kıbrıs'taki bütün sınırların kalkmasını istediklerini belirterek, ''Kıbrıs Rumlarına da bütün Türk limanlarının açılmasına hazırız. Karşılığında istediğimiz tek şey var: Bir Akdenizli olan ve Akdenizli olmak açısından Akdeniz'deki kullanma haklarına sahip olan Kıbrıslı Türklerin de limanlarının Girne'nin, Magosa'nın Ercan Havaalanının açılması... Dünya Kıbrıs Türklerine 3 liman açacak, biz Türkiye'nin bütün limanlarını Kıbrıslı Rumlara açacağız. Buna söz veriyorum'' dedi.

Ahmet Davutoğlu, İstanbul Sheraton Otelinde düzenlenen Avrupa-Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AAPA) Siyasi Komitesi toplantısının ''Türk Dış Politikası'' konulu oturumunda yaptığı konuşmanın ardından, soruları cevaplandırdı.

Güney Kıbrıslı bir parlamenterin, ''Eğer sınır istemiyorsanız niçin Kıbrıs ve Türkiye arasındaki limanları açmıyorsunuz, çünkü biz AB üyesiyiz. Kıbrıs Rumlarının, Annan Planı'na hayır oyu vermesinden sonra bu noktada Kıbrıs sorununu gidermek için yeni bir yaklaşım var mı? Kıbrıs Türk tarafında yeni bir cumhurbaşkanı seçildi? Adada çözüm arayışlarında bundan sonraki süreç nasıl olur?'' soruları üzerine Davutoğlu, Türkiye'nin 2004 yılında müzakereleri yeniden başlatmak ve bu konuda çok aktif bir tutumla müzakereler sonrasında da referandumda ''evet'' neticesinin alınması için elinde geleni yaptığını, bunu kimsenin reddedemeyeceğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kıbrıslı Rumlar da bu barışa 'evet' demiş olsalardı, bugün ne Kıbrıs'ta bölünmüş sınır kalırdı ne kapalı liman kalırdı. Ama şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün. Bu barışa 'evet' demiş olan Kıbrıslı Türklerin limanları hiçbir yere açık değilken, Kıbrıslı Türkler hiçbir yere seyahat edemezken, hiçbir kültürel veya spor faaliyetine dahi katılamazken, Akdenizli oldukları halde şu masanın etrafında oturamazken, Barış Planı'na 'evet' dedikleri halde hiçbir platforma katılamazken, sadece konuyu Kıbrıslı Rumlara liman açmaya indirgemek kolay mı?

Ben şurada bir Akdenizli olarak bir Kıbrıs Türkü'nü de şu masanın etrafında görmek isterdim. Birleşmiş, barış içerisinde bir Kıbrıs'ın milletvekili olarak sizin yanınızda oturmasını isterdim. Bu niye gerçekleşmedi? Bunun gerçekleşememesinin sebebi Annan Planına 'evet' diyen Kıbrıslı Türkler mi yoksa 'hayır' diyenler mi? Kıbrıs'taki tüm sınırların kalkmasını istiyoruz. Kıbrıs Rumlarına da bütün Türk limanlarının açılmasına hazırız. Karşılığında istediğimiz tek şey var: Bir Akdenizli olarak ve Akdenizli olmak açısından Akdeniz'deki tüm limanları kullanma hakkına sahip olan Kıbrıs Türklerinin de limanlarının Girne'nin, Magosa'nın Ercan Havalimanının açılması. Dünya, Kıbrıs Türklerine 3 liman açacak. Biz Türkiye'nin bütün limanlarını Kıbrıs Rumlarına açacağız. Ama eşitlikte, özgürlükte bütün insanlara aynı hakkı tanımak şart. Aksi takdirde kuracağımız düzenin adı barış düzeni olamaz. Bunu yapmaya biz hazırız, eğer Avrupa Birliği hazırsa, eğer uluslararası toplum hazırsa, eğer Kıbrıslı Rumlar hazırsa. Biz yarın limanlarımızı açarız, ama Kıbrıs Türklerinin limanlarının açılmasını da bekleriz. Ancak o zaman kalıcı barış olur, ancak o zaman eşitlik olur.''

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı'na 'hayır' demiş olmasına rağmen Rum kesimi lideri Dimitris Hristofyas ile eski KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat görüşmelere başladığı zaman Türkiye olarak çok açık destek verdiklerini, bu desteğin sürdüğünü anlatarak, ''Şimdi sayın Eroğlu var. Eroğlu da Kıbrıs'ta müzakerelere kaldığı yerden devam edeceğini söyledi. Dolayısıyla Kıbrıs Rum kesiminde bir siyasi kararlılık olursa barışa ulaşmak çok zor değil. Ama herkesi eşit görerek, kimsenin kimse üzerinde hakkı olduğunu iddia etmeden. O zaman birlikte Kıbrıs'ı bir barış adası, Doğu Akdenizi de bir barış havzası haline dönüştürebiliriz'' diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, uranyum takasına ilişkin anlaşmanın, "belki de son 30 yılda İran'ın attığı en önemli adım olduğunu" belirterek, ''Son Tahran anlaşması, diplomasinin bir zaferidir. Yeni bir güven ortamı oluşturmuştur. Tabii ki Batı'da oluşan kaygıları anlıyoruz. Bu kaygıların giderilmesi için de elimizden gelen çabayı yapacağız'' dedi.

İstanbul Sheraton Otelinde düzenlenen Avrupa-Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AAPA) Siyasi Komitesi Toplantısı'nın ''Türk Dış Politikası'' konulu oturumda yaptığı konuşmanın ardından soruları yanıtladı.

Cezayirli bir parlamenterin, ''Türkiye'nin Orta Doğu sorununa ilişkin tutumu nedir? Bu bölgede barış nasıl sağlanır, özellikle Gazze'nin maruz kaldığı saldırılardan sonra...'' sorusu ile Suriyeli parlamenterin, ''Türkiye'nin rolünü takdire şayan görüyoruz. Türkiye'nin rolü Suriye hükümeti parlamentosu ve halkı nezdinde olumlu görülmektedir. Acaba Türkiye nereye vardı'' soruları üzerine, Davutoğlu, Türkiye'nin Orta Doğu'ya ilişkin tutumunun açık olduğunu ifade etti.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:''1967 sınırlarına dayalı iki devletli çözüm. Bütün işgallerin bittiği, bütün yol kontrollerinin sona erdiği, Filistinlilerin insanca yaşama hakkının garanti altına alındığı, İsrail ile yan yana yaşayan bir Filistin Devleti'nin, başşehri Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti'nin kurulduğu ve barışın tesis edildiği bir Orta Doğu istiyoruz. Gazze'deki saldırılar konusunda en net tutumu alan biziz. Ama onun öncesinde, Suriye-İsrail görüşmelerini yapan da biziz. Suriye-İsrail dolaylı görüşmelerini bizzat yürüten Başbakan Başdanışmanı olarak bendim. 4-5 ay içinde çok ciddi mesafeler aldık. Ama o mesafeyi almak için 2 sene iki taraf arasında onlarca ziyaret ederek, bunun altyapısını dokuyan da kişisel olarak da ben bulundum; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, (eski İsrail Başbakanı Ehud) Olmert ve (Suriye Devlet Başkanı) Beşşar Esad ile yaptığı görüşmeler sonrasında. Yarın da bunu tekrar başlatabiliriz. Ama her şeyden evvel bu barış iradesinin taraflarca deklare edilmesi lazım.

Suriye tarafının, bunu deklare ettiğini ve Türkiye'ye güvenini her zaman gösterdiğini belirten Davutoğlu, daha önce Olmert döneminde de İsrail hükümetinin bunu gösterdiğini kaydetti.

Bakan Davutoğlu, şunları söyledi:
''İsrail hükümeti, bu konuda kesin bir, görüşmeleri tekrar başlatma kararı aldıklarında ve iki tarafın da kabul ettiğinde, görüşmeleri kaldığımız yerden başlatırız. Ama hiçbir şey Gazze'deki ablukanın ve oradaki insanlık trajedisinin göz ardı edilmesini sağlamaz. Biz Gazze'deki bu durumun bir an önce düzeltilmesini, bütün uluslararası toplumun ahlaki bir sorumluluğu olarak görüyoruz. Bu konuda da elimizden geleni yaparız.''

Filistin meselesinin bölgesel tutulamayacağını belirten Davutoğlu, Kudüs şehrinin de orada olması dolayısıyla konunun bölge ötesi etkiye sahip olduğunu vurguladı.

Kudüs'ün, bütün Müslümanların kıblesi, bütün Hıristiyanların kutsal mekanı olduğunu, bütün Yahudiler için de yine kutsal mekan anlamı taşıdığını ifade eden Davutoğlu, ''Aslında Kudüs meselesini çözebilsek, 'Medeniyetler Diyaloğu'nu da 'Medeniyetler İttifakı'nı da birlikte çözeriz. Tarih boyunca Kudüs böyle olmuştur. Bundan sonra da Kudüs'ü tek bir dine tek bir etnisiteye ait gibi göstermek dünya barışına darbe vurur'' şeklinde konuştu.

Ahmet Davutoğlu, Filistin sorununun çözümünün, doğal olarak Filistin ile İsrailler arasında konuşulacağını, ancak Kudüs meselesinin bütün insanlığı ilgilendiren, medeniyetlerin barışının da sembolü olacak bir mesele olduğunu bildirdi. Davutoğlu, ''Kudüs'ün, bu şekilde, asli unsuru ve dini kimliği muhafaza edilerek, barışın merkez ve sembol şehri olması lazım. O olmadan medeniyetler ittifakı eksik kalacaktır. İşgal veya diğer politikaların zaten buna uygun düşmediği herkesçe malumdur'' dedi.

TÜRKİYE-ERMENİSTAN İLİŞKİLERİ

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin 3 yıl, 2 yıl öncesi ve geçen yılki gibi olmadığına dikkati çekerek, ortada imza atılan bir anlaşmanın bulunduğunu anımsattı.

Bu anlaşmaların TBMM'ye gönderildiğini kaydeden Davutoğlu, demokratik bir toplumda olduğu gibi Meclisin buna karar vereceğini belirtti.

Ermenistan için de aynı durumun geçerli olduğunu ifade eden Davutoğlu, ''Biz normalleşmenin gerçekleşeceğine dair inancımızı koruyoruz. Bu politikamızda da hiçbir değişiklik yok. Bu gerçekleşecek. Ama buna paralel olarak Ermenistan ile Azerbaycan arasında ihtilafların çözülmesi ve Azerbaycan'ın işgal edilmiş topraklarıyla ilgili sorunun çözülmesi, bölgeye bütüncül bir barışın gelmesi açısından büyük bir imkan oluşturacaktır'' diye konuştu.

''SON 30 YILDAKİ EN ÖNEMLİ ADIM''


Davutoğlu, sorular üzerine de İran konusunda şunları kaydetti:

''İran'ın Tahran kentinde sağlanan anlaşma (uranyum takası), belki de son 30 yılda İran'ın attığı en önemli adımdır. Bu konuda uluslararası toplumun temel talepleri karşılanmıştır. Biz nükleer konuda çok net bir politika takip ediyoruz. Nükleer enerji elde etmek, barışçıl nükleer enerji elde etmek herkesin hakkıdır. Nükleer silah kimsenin hakkı değildir ve bunların çözüm yolu da diplomasidir. Son Tahran anlaşması da diplomasinin bir zaferidir. Yeni bir güven ortamı oluşturmuştur. Tabii ki Batı'da oluşan kaygıları anlıyoruz. Bu kaygıların giderilmesi için de elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Göstermeye de devam ediyoruz.''

''NÜKLEER SİLAH İSTEMİYORUZ''


Dün gece de birçok görüşme yaptığını belirten Davutoğlu, bu temaslarla, bu meseleyi, bölgeyi ve küresel barışı tehdit eden mesele olmaktan çıkarmaya çalışacaklarını bildirdi.

''Ümit ederiz ki herkes bu konuda pozitif bir gündemin, pozitif bir senaryonun parçası olur ve ona katkıda bulunur'' diyen Davutoğlu, ''Bölgemizde biz yeni bir savaş da istemiyoruz, yeni bir yaptırım da istemiyoruz. Nükleer silah hiç istemiyoruz. İnşallah bütün bölgedeki dostlarımızla, dünyadaki müttefiklerimizle, hem bölgemize hem küresel düzene yeni bir barış perspektifi getirmeye kararlıyız'' şeklinde konuştu.

İtalyan parlamenterin, Türkiye'deki azınlık haklarına ilişkin sorusu üzerine ise Ahmet Davutoğlu, bütün vatandaşların eşit olduğunu ve herkesin kültürünü sürdürme hakkına sahip bulunduğunu belirtti.

Son dönemde bu konuda çok ciddi adımlar atıldığını anımsatan Davutoğlu, ana dilde eğitim hakkı verildiğini, TRT'de Kürtçe yayınların başladığını, hatta yakında Balkan dillerinde de yayınların düşünüldüğünü anlattı.

''Vatandaşlar arasında herhangi bir ayırım gözetilmemektedir'' diyen Davutoğlu, özgürlük alanının genişletilmesini, hem demokratikleşmenin hem de Türkiye'nin istikrarı için zorunlu gördüklerini kaydetti.

Bu konularda da gerekli atılımların son dönemde demokratik açılım çerçevesinde yapıldığını, bundan sonra da süreceğini ifade eden Davutoğlu, gayrimüslim azınlıklar konusunda da yakın zamanda bir genelge yayımlandığını, gayrimüslim vakıfları ve diğer konularla ilgili pozitif ayrımcılık yapılması ve onlara yardımcı olunması konusunda Başbakan Erdoğan'ın genelgesinin yayımlandığını belirtti.

 


 

Güncelleme Tarihi: 21 Mayıs 2010, 15:14
banner53
YORUM EKLE

banner39