Deniz Baykal ikinci turunda çok iddialı

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa değişikliği paketi ikinci tur görüşmeleri için çok iddialı.

Deniz Baykal ikinci turunda çok iddialı


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in Anayasa değişikliği teklifinin 2. tur görüşmeleri öncesi katkıda bulunulması yönündeki çağrısına ilişkin, ''Bir yandan oy veriyorsun bir yandan 'Bunu değiştirmeye açığız' diyorsun böyle bir şey olur mu?'' dedi.

Baykal, bir televizyon programında gündeme ilişkin soruları cevapladı.

''Anayasa değişikliği teklifinin 2. tur görüşmelerinde Meclis'in 330 oyun altına düşüp düşmeyeceği'' sorusuna Baykal, ''Olması gerekir'' yanıtını verdi. İçinde bulunulan durumun parlamentonun ''kişilik sergilemesini zorunlu kıldığını'' savunan Baykal, ''Parlamentomuzda böyle bir yeteneğin, potansiyelin olduğunu biliyorum. 1 Mart 2003 tezkeresinin oylanması sırasında hiçbir planlama olmadan herkes kendi kararını alarak hükümetin getirdiği tezkerenin Türkiye için çok sakıncalı olduğunu, tehlikeli ilişkilere yol açacağını, bunun tarihi sorumluluğunu üstlenemeyeceğini kararlaştırdı ve o doğrultuda davrandı. Muhteşem bir olaydı'' diye konuştu.

Getirilen Anayasa düzenlemelerinin Türkiye'nin tarihi çizgisini, demokratikleşme, hukuk devletini oluşturma doğrultusunda kat ettiği mesafeyi ''allak bullak edeceğini'' ifade eden Deniz Baykal, ''Bir kişisel, keyfi otoriter rejimin alt yapısını oluşturacaktır. Bu yanlış bir şeydir. Kişiye endeksli yapı yapılmaz. Bunu kim kullanırsa kullansın yanlıştır. Türkiye'nin buna izin vermemesi gerekir''dedi.

Baykal, ''Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in TBMM Genel Kurulunda Anayasa değişikliği teklifinin 2. tur görüşmeleri öncesi yapılacak katkıdan memnuniyet duyacakları yönündeki çağrısına'' ilişkin soru üzerine de şunları söyledi:

''AKP yönetimi parlamentoda yaşanan süreç içinde giderek artan tedirginliğe sürükleniyor. Sayısal oy durumu dolayısıyla bunu söylemiyorum. Elbette sayısal oy durumu da önemli. Giderek bıçak sırtı bir dengeye yer yer düştü. Önümüzdeki dönemde de düşer kaygısı paylaşılıyor. AKP'nin tek başına yapmaya çalıştığı bir Anayasa değişikliği olarak gözüktü. Anayasamızın üç önemli gücünden en özen gösterilmesi gerekli olan yargıyı alt üst edecek bir düzenleme, büyük bir düzenleme, sakıncalı, vahim bir düzenleme. Böyle bir düzenlemeyi de AKP'den başka destekleyen kimse yok. CHP yok, MHP yok. Bu bir ideolojik ayrım meselesi değil BDP yok. Türkiye demokrasisi, hukuk devleti bu noktada bir birlik dayanışma açıklıyor. Bütün yargı kurumları buna şiddetle karşı, aklı başında ne kadar üniversite öğretim görevlisi varsa buna karşı. Destek olanlar da 'Yanlış bu ama ne yapalım' diyerek destek oluyor. Dünyanın sayılı anayasa hukukçuları karşı. Yalnız kaldı AKP. Bu yalnızlık duygusunu aşmak istiyorlar. Bu yalnızlığın haklı sebepleri var. Onların da böyle ciddi bir uzlaşma beklentisi yok zaten. İyi niyet ifadesi, zamanında sergilemedikleri uzlaşmacı tavrı iş işten geçtikten sonra ve yalnız kaldıkça sergiliyormuş gibi, PR yapmaya dönük, halkla ilişkiler yapmaya dönük söylemler. Bir yandan oy veriyorsun bir yandan 'Bunu değiştirmeye açığız' diyorsun, böyle bir şey olur mu? Herkesin düşüncesi ortada itirazların nerede yoğunlaştığı ortada.''

''ASIL MESELE YARGIDIR''

Anayasa değişikliği teklifindeki yargıyı ilgilendiren üç maddenin kaldırılmasına yönelik teklifi ''samimiyetle'' yaptıklarını dile getiren Baykal, ''Şu anda bu ayrımı yapsınlar yine destek veririz'' dedi.

Teklifin Meclis'ten geçip geçmemesi konusunda AK Parti'nin bir tedirginlik içinde olduğunu iddia eden Baykal, teklifin geçmesiyle konunun Anayasa Mahkemesi'ne gideceğini ve mahkemenin çeşitli kararlar alabileceğini söyledi. ''Asıl mesele yargıdır'' diyen Baykal, Anayasa Mahkemesinin yapısının değiştirilmesi ile istenilenin yapılabileceğini kaydetti.

Referandumun siyasi ve hukuki sonuçlarına ilişkin soru üzerine de Deniz Baykal, şunları söyledi:

''Biz de gireriz alay ederek bu referandumda oy veririz. Oy veririz tabii ki ne yapacağız? Bunlar her zaman yapılabilir, makul düzenlemeler. Orada da yanlışlıklar yapılıyor. Bir iş birliği olsaydı arkadaşlarımız düzeltme konusunda yardımcı olabilirlerdi.

Asıl mesele yargıdır. Niye yargı? Yargı ile bitiyor mu iş? Hayır bitmiyor. Yargı başlangıç, açılış, ilk adım. Bunlar aslında tüm Anayasa'yı değiştirmek istiyorlar. Niye şimdi bu kadar kavgayı gürültüyü, göze aldılar da sadece bu üç maddeyi getiriyorlar. O üç madde bundan sonraki Anayasa değişikliklerini hatta Anayasa'nın 'Değiştirilemez' denilen temel maddelerini de yeni Anayasa Mahkemesi sayesinde açma imkanı getirecektir. İki aşamalı, Anayasa'yı allak bullak etme projesidir. Yargı denetim altına alındıktan sonra Anayasa'nın değiştirilemez maddelerini değiştirmeye kalkarsanız dahi bunun hesabını kim soracak size? Nerede bunun hesabı olacak. Bütün bunların hepsi aşılabilir hale gelecek bu Anayasa Mahkemesi artık bir engel olmaktan çıkıp hizmet veren bir kurum haline dönüştürülünce. Bir YÖK, bir RTÜK haline gelince Anayasa Mahkemesi, artık Anayasa Mahkemesi yokmuş gibi davranma, hareket etme şansına sahip olacaklar.''

Yaşanan krizlerin, sorunların mutlaka yapılacak genel seçimlere yansıyacağını vurgulayan Baykal, ''Şu anda kendi kendilerine ilham vermek için yüksek sesle şarkı söylüyorlar. Yok, 'Yüzde 60 alırız, 70 alırız' diye. Çok ciddi bir sürpriz bekliyor onları'' diye konuştu.

Baykal, seçimlere yönelik tahminin sorulması üzerine, seçeneklerin ne olacağının daha oturmaması nedeniyle ciddi kamuoyu araştırmalarının yapılmadığını belirtti. Baykal, ''İlk sondajlar çok umut verici görünüyor. O doğrultuda vatandaşın muhtemel tavrı ile ilgili dediğim gibi, belli şartlar altında yapılmış olan araştırmalar çok ciddi bir tepki ile karşılaşabilecekleri izlenimi veriyor'' değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AK Parti'ye kapatma davası açılacağı yönündeki iddialarla ilgili, ''Ben bunun söz konusu olduğunu düşünmüyorum ve bunun olmaması gerektiğini söylüyorum. Böyle bir şey istemiyoruz. Biz seçime gideceğiz, kimse karışmasın, seçimimizi yapacağız. Türkiye, bu seçimde bu işi halledecek. Ben demokrasi içinde bu sorunun çözüleceğine güveniyorum'' dedi.

Baykal, NTV'de yayımlanan ''Canlı Gaste'' programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

''(Churcill Hitler'e karşı nasıl mücadele ettiyse) benzetmesini yaptınız. Başbakan'a Hitler mi demek istediniz?'' sorusu üzerine Baykal, sözleri ile büyük bir mücadele kararlılığını ifade etmeye çalıştığını söyledi.

Baykal, ''Hitler örneği sert bir örnekti'' sözleri üzerine, siyasette böyle sertliklere cevaz olduğunu belirterek, ''Umarım serttir, tarihin ve geleceğin bunu sert olarak göstermiş olmasından memnuniyet duyarım. İçinde bulunduğumuz aşamada bunun ne aşamada sert ya da yumuşak olduğunu söylemek için erken. Çok açık bir dikta, bir sivil darbe istikametinde çok somut bir ilerleme var'' diye konuştu.

Baykal, daha önce Adnan Menderes, Süleyman Demirel ve Turgut Özal'a muhalefet ettiği ve Necmettin Erbakan ile aynı kabinede yer aldığı hatırlatılarak, ''Ama hiçbiri ile görüşmeyecek kadar bir raddeye gelmemiştiniz, el sıkmayacak, neredeyse yüzüne bakmayacak... Niye Erdoğan ile böyle oldu?'' denilmesi üzerine, Adnan Menderes'e gençlik eylemleri içinde muhalefet ettiğini söyledi.

Özal, Demirel ve Erbakan ile tartışmalarının olduğunu anlatan Baykal, fakat bu tartışmaların hiçbirinin demokratik bir iktidar-muhalefet ilişkisi çerçevesinin dışında olmadığını ve hiçbir zaman kişisel ilişkilerde bir kırılma, kopma olmadığını belirtti. Baykal, ''Benim açımdan Başbakan'a yönelik herhangi bir duygusal blokaj söz konusu değil. Ben, Başbakan'ı görünce sinirlenmiyorum, kızmıyorum, iç dünyamda bir dalgalanma olmuyor, normal ve medeni davranıyorum ama çok sakıncalı buluyorum'' diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın çok yanlış bir şey yaptığı kanısında olduğunu savunan Baykal, ''Türkiye'nin tarihsel birikimini, demokrasi, cumhuriyet, hukuk devletini tümüyle çiğnemeye hazır bir anlayışın içindedir ve çok sakıncalıdır'' görüşünü ifade etti.

''İKTİDAR SAVUNMADA DEĞİL, SALDIRIDA''

Baykal, Anayasa Mahkemesinin, Anayasa değişikliğine ilişkin düzenlemeyi iptal etmesi durumunda yine bir mağduriyet görüntüsü oluşup oluşmayacağı yönündeki bir soru üzerine, iktidarın savunmada değil, saldırıda olduğunu söyledi. Savunmada olanın Türkiye'nin hukuk sistemi, yargı sistemi olduğunu öne süren Baykal, şöyle konuştu:

''O, bir şey istiyor. İstediği şey haklı değil. Mağduriyet, hakkının elinden alınmak istemesi durumunda söz konusudur. Başbakan, haklı falan değil. Başbakan'ın Anayasa Mahkemesine kendi kafasındaki adamları yerleştirmek gibi bir hakkı ne Türkiye'de ne dünyada, hiçbir yerde yok. Böyle bir şey olamaz. Oraya 17 tane Tayyip Erdoğan yerleştirecek. En marjinali getirmek için bütün cinlikleri devreye koymuş. 'Avrupa'da var' diyorlar ama Avrupa'da hiç böyle bir şey yok.''

KAPATMA DAVASI İDDİALARI

Baykal, ''Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bir kapatma davası hazırlığı olduğu söyleniyor. böyle bir şeye nasıl bakarsınız?'' sorusuna şu yanıtı verdi:

''Bu konunun AKP'yi dengeli değerlendirme yapma şansından yoksun bırakacak kadar etkilemiş olduğunu üzüntüyle görüyorum. İçinde bulunduğumuz ortamda seçime giderken herhangi bir şekilde Türkiye'de en ciddi gerekçeler oluşsa dahi bir kapatma davasının söz konusu olamayacağı çok açıktır. Kesinlikle bir bekleyişim yok. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı incelemelerini, araştırmalarını yapar. Herkes için yapar, bizim için de yapar, başkası için de yapar. Onun belli bir talep noktasına gelmesi halinde böyle bir şey düşünülebilir. Böyle bir noktaya gelindiğine dair hiçbir ciddi, resmi bilgi, bulgu yok. Cumhuriyet başsavcısı ile yapılmış diyaloglar var. Bu diyaloglarda kesinlikle bir soruşturma aşamasına geçilmediğini... Daha soruşturma aşamasına bile geçmemiş bir konu. Soruşturmaya geçip geçmeyeceği belli değil. Önümüzde bir yıl sonra bir seçim varken, bunu 'Seçimden önce bizi kapatacaklar' anlayışı bana çok sağlıklı, çok geçerli gelmiyor. Ben bunun söz konusu olduğunu düşünmüyorum ve bunun olmaması gerektiğini söylüyorum. Böyle bir şey istemiyoruz. Biz seçime gideceğiz, kimse karışmasın, seçimimizi yapacağız. Türkiye, bu seçimde bu işi halledecek. Ben demokrasi içinde bu sorunun çözüleceğine güveniyorum.''

''EN TEMEL YARGI DAYANAĞI ANAYASA''

Baykal, ''Referandumda evet çıkarsa ne olur?'' şeklindeki soruya, ''Türkiye için çok kötü olur'' yanıtını verdi. Türkiye'yi bir arada tutanın yargı olduğunu ifade eden Baykal, ''Burada güveneceğimiz yargıdır. En temel yargı dayanağı Anayasa'dır. Kucaklayıcı, kavrayıcı, kimseyi dışlamayacak bir Anayasa ve o Anayasa'nın doğru yorumudur'' dedi.

Başkanlık sistemine ilişkin tartışmaların hatırlatılması üzerine Baykal, Başbakan Erdoğan'ın Başkanlık sistemine ilişkin bir ''hevesi ve arzusu'' olduğunu öne sürdü. Baykal, başkanlık sisteminin uygulanabilir olmadığını söyledi.

Baykal, Cumhurbaşkanı'nın görev süresine ilişkin bir başka soruyu yanıtlarken, Cumhurbaşkanı'nın görev süresinin 5 yıl olduğuna ilişkin hiç tereddüt olmadığını savunarak, ''Kamusal statü içinde kazanılmış hak diye bir şey yok'' dedi.

Baykal, ''Erken seçim bekliyor musunuz?'' sorusuna ''hayır'' yanıtını verdi. Seçim kararının AK Parti'ye kazandıracağı hiçbir şey olmayacağını belirten Baykal, ''Hangi gerekçe ile olursa olsun bir erken seçim kararı bu hükümeti bir başarısızlık değerlendirmesine konu edecektir'' diye konuştu.

CHP'nin 22 Mayısta yapılacak kurultayında yapısal bir değişiklik olacağını anlatan Baykal, CHP'nin değişime direnen bir parti olmadığını anlattı. Çok yaygın bir biçimde CHP'nin ne olacağı, ne olması gerektiği konusunda kendisine talepler geldiğini ifade eden Baykal, bunu memnuniyetle karşıladıklarını, bunun partisinin yükselen grafiğini gösterdiğini dile getirdi. Baykal, parti tüzüğünü yeniden yapılanma için değiştirdiklerini de hatırlattı.

Baykal, son dönemde siyasilere yönelik gerçekleştirilen saldırıların hatırlatılması üzerine şunları kaydetti:

''Ahmet Türk'e bireysel bir saldırı yapıldı. Bu tutum değişikliğine yol açtı. Kayseri'ye kadar hükümet gerçeği görmeme noktasındaydı. Samsun'da yumruk atıldı. Bazıları çıkıp, 'Bizim reaksiyonumuz CHP gibi olmaz' dediler. CHP olarak biz, Van'daki saldırıdan sonra sadece şikayet ettik, sadece söyledik. Kısa bir süre sonra orada iki tane polis öldü, bu çok önemli bir olaydır. Türkiye bu konu üzerinde çok durmadı. Arada bir bağlantı vardır, yoktur bir şey söylemiyorum. Hiç terör yaşanmayan, hiç polis öldürülmemiş bir yerde yaşını başını almış, devriye gezen bir minibüsün içindeki polislere yönelik silahlı saldırı çok şaşırtıcıdır. Bu bir şok tabii. Bak, yumruğu attı birisi, sen hakim olamadın. belki bundan keyif bile aldın. Güvenlik güçleri gereken önlemi almadı. Ne oldu? İki polis öldü. Arkasından Kayseri'de Bakan'a yönelik saldırı. Onun üzerine çıktılar ve dediler ki 'Biz yanlış yaptık. Van'daki olaydan dolayı CHP'ye takındığımız tavır hatalı olmuştur' diye değerlendirme yaptılar ama bunu ne yazık ki Kayseri'deki yumruktan sonra yaptılar. Bu yanlıştır.''

Kaynak: Ajanslar

Güncelleme Tarihi: 29 Nisan 2010, 05:10
YORUM EKLE

banner33

banner37