banner39

Denizde hukuk tartışması

Deniz haydutluğu gemi ve yük sahiplerini, sigorta şirketlerini milyar dolarlık zarara uğratıyor. En önemli konu hukukta bunun korsanlık değil kaza olarak olarak tanımlanması.

Arşiv 18.06.2010, 10:44 18.06.2010, 10:53
Denizde hukuk tartışması

 

Stratejist Yılmaz Aktar, korsanlığın küresel bir vaka olarak küresel deniz ticaretinde önemli duraksamalara sebep olmasına karşın küresel bir sorun olarak görülmeyişinin olaylardaki tırmanışı sürdürdüğünü açıkladı.
1856'ya kadar hukukta yer alan ‘deniz korsanlığı'nın tarihte kaldığı, günümüzde ise 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nde tarif edilen ‘deniz haydutluğu' ve ‘silahlı saldırı' olaylarının dünyanın çeşitli bölgelerinde yoğunlukla geminin yükünün çalınması veya acımasız tip olarak gemi personelinin öldürülüp denize atılması, filikayla denize salınması sonrasında geminin boyası ve yük evrakları değiştirilerek gemi ve yükün satılması veya Somali kıyılarında çoklukla görülen gemi, yük ve personelin alıkonup, fidye ile serbest bırakılması şeklinde cereyan ettiğini belirten Stratejist Yılmaz Aktar, korsanlığın küresel bir vaka olarak küresel deniz ticaretinde önemli duraksamalara sebep olmasına karşın küresel bir sorun olarak görülmeyişinin olaylardaki tırmanışı sürdürdüğünü açıkladı.
Yılmaz Aktar şunları söyledi: "Deniz haydutluğunun önemli bir tehdit olmaktan çıkarılabilmesi, tehdidin doğasına ve ortamın gereklerine uygun genel ve uygulanabilir bir stratejinin geliştirilebilmesine bağlı görülüyor. Yirmi yıldır iç savaş ve açlık içinde, yok denecek bir ekonomiye sahip olan Somali'ye uluslararası toplumun etkin bir yardım ve destekte bulunması gerekiyor. Gittikçe daha da kötüleşen durumun, işsiz balıkçıları, işadamlarını ve askeri personeli, deniz haydutluğu gibi bir ortak çıkış yolu noktasında birleştirdiği görülüyor." 
 
DENİZ TİCARETİNİ ETKİLİYOR


Deniz haydutluğu olaylarının maliyetini hesaplamaya ilişkin sistematik bir çalışmanın henüz yapılmadığını ifade eden Yılmaz Aktar, IMB'nin deniz haydutluğunun denizcilik sektörüne ortalama yıllık maliyetini 1-1.6 milyar ABD Doları civarında olarak açıkladığını söyledi.
Deniz haydutluğunun ve yapılan silahlı soygunların gemi sahiplerini, yükün sahiplerini, gemiyi kiralayanları, taşıyıcıları, sigortalama faaliyetlerini olumsuz etkilediğini belirten Yılmaz Aktar şöyle devam etti: "Bu durum, bir yandan uluslararası deniz ticaretini, dolaylı olarak da uluslararası barış ve güvenliği olumsuz etkiliyor. Aden Körfezi'ne alternatif olarak Ümit Burnu'nun kullanılması, geminin sürat durumuna göre seyir süresinin 12-21 gün uzaması, seyir mesafesinin yaklaşık 6500 deniz mili ve sefer maliyetinin yaklaşık 300.000 dolar artması anlamına geliyor."
Yılmaz Aktar, "Somali kıyılarında güvenlik konusunda her ne tedbir alınırsa alınsın, Somali'nin politik durumu iyileşip ülkeye barış gelmedikçe, insanlar için uygun çalışma fırsatları oluşmadıkça bu önemli deniz ticareti rotalarında deniz haydutluğunun önlenemeyeceği değerlendiriliyor" dedi.

KAZA MI KORSANLIK MI

Londra Ticaret Mahkemesi'nin, Saldanha gemisinin korsanlar tarafından ele geçirilmesinin, 15'inci kloz kapsamında bir ‘kaza' olarak nitelendirilemeyeceği hükmünü vermesi yankı uyandırdı.

COSCO Bulk Carrier Co. Ltd'in, Team-Up Owning Co. Ltd (Saldanha) aleyhine Londra Ticaret Mahkemesi'nde açtığı dava ve sonuçları hakkında açıklama yapan Ülgener Hukuk Bürosu Başkanı Prof. Dr. Fehmi Ülgener, "Denizcilik sektörünü yakından ilgilendiren bir karar veren Londra Ticaret Mahkemesi, NYPE 46 usulünce tahsis edilmiş bir geminin korsanlar tarafından ele geçirilip, yine onların denetimindeyken dahi navlun ödemesinin kesilmeyip devam ettiği görüşünü savunan tahkim kurulu kararını onadı" dedi.
Saldanha gemisi 22 Şubat 2009 tarihinde Aden Körfezi'nin transit koridorundan geçerken korsanlar tarafından kaçırılmış ve Eyl'e götürülerek burada, 25 Nisan 2009 tarihine kadar zaptedilmişti. 8 Eylül 2009 tarihinde oy birliği ile verilen tahkim kurulu kararınca gemi, 2 Mayıs tarihinde karadan, yakalandığı yer kadar uzaklıktaki bir noktaya erişinceye kadarki zaman diliminde on-hire kalmış olarak kabul edilmişti.
Mahkeme kararını değerlendiren Prof. Dr. Ülgener şunları söyledi: "Kiralama aktinin iptal edilmesine ilişkin 15'inci klozunu değerlendiren hâkim, geminin korsanlar tarafından ele geçirilmesi, 15'inci klozun kapsamına dahil bir ‘kaza' olarak nitelendirilemeyeceği hükmünü vermiştir. Yine verilen kararlarda geminin başına bir hasar/zarar gelmesi, ‘denizciliğin sıradan bir olayı' kavramının temel öğesini teşkil etmektedir. ‘Gemi adamlarının kusuru' ibaresi, kastî olmayan veya ihmalkâr tavırları kapsamamakla birlikte bu ibare, görevlerini yapmayı haksız olarak reddetmekle sınırlandırılmıştır. Korsanlar tarafından gemi ele geçirilmişken, gemi adamlarının içinde bulundukları stresli ortam dahilinde bunların görevlerini icrada başarısız olmaları yahut görevlerini yapamamaları, ‘geminin eksiksiz çalışmasını engelleyen her türlü neden' şeklindeki ve klozda sayılmayan her türlü nedeni kapsama amacındaki hükmün kapsamına girmemektedir. Korsanlar tarafından kesintiye uğrayan navlun sözleşmesi, off-hire klozunun kapsamına girmeyen klasik bir örnektir." 
 
HUKUKİ SORUNLAR VAR


Prof. Dr. Ülgener geminin, NYPE usulünce tahsis edilmiş ve navlun sözleşmesinin, bilindik off-hire klozunu içerdiğine işaret ederek "Buna ek olarak ilave klozlar ayrıca, durma-tutuklanma-alıkonulma gibi meseleleri hüküm altına alan 40'ıncı klozu içermektedir. Ayrıca çarterparti, bir de ‘put back kloz' ve Conwartime 2004 klozunu içermektedir. Donatan, geminin alıkonulduğu süre boyunca navlun sözleşmesinin devam ettiğini ileri sürerek, buna gerekçe olarak ise korsanlar tarafından geminin ele geçirilmesinin off-hire klozunun kapsamına girmediğini göstermişler ve Çartererin, ödemenin kesildiğini ileri sürmesi halinde, içinde bulundukları durumun ne şekilde off-hire klozunun kapsamı dahilinde olduğunu göstermeleri gerektiğini savunmuşlardır" dedi.
Prof. Dr. Fehmi Ülgener, şöyle devam etti: "Gemiyi kiralayan Team-Up Owning Co. Ltd, geminin korsanlar tarafından zaptedilmesinin ‘geminin, denizin sıradan bir olayı niteliğindeki kazalar nedeniyle alıkonması' kapsamına dahil olduğu; 15'inci kloz kapsamındaki ‘yapmama veya yetersizlik' ibaresinin kaptan veya gemi adamlarının hata veya ihmali sonucu ortaya çıkan kusuruna işaret ettiğini; ‘herhangi diğer sebep' hükmünün, korsanlar tarafından alıkonulmayı kapsadığı gerekçesini ileri sürmüştür."
 
 
HÂKİME GÖRE KORSANLIĞI KAPSAMIYOR


Kiracı firma tarafından ileri sürülen argümanların tümünün hâkim tarafından reddedildiğini belirten Prof. Dr. Ülgener, hâkimin yaptığı değerlendirmeyi şöyle aktardı: "Tahkim kurulu ile aynı fikirleri paylaşarak, korsanlar tarafından alıkonulmanın, harici sebeplere ‘klasik bir örnek' olduğunu düşünüyorum. ‘Denizciliğin sıradan bir olayı dahilindeki bir kazaya' ilişkin olarak Çartererin ileri sürmüş olduğu hususların yetersiz olduğu ve olayın şartlarının, ilgili klozun mahiyetine uygun olduğu fikirleri yersizdir. ‘Gemi adamlarının savsaması' ibaresinin dar anlamı ile geniş anlamı arasında ince bir çizgi olduğu görüşünde değilim. Gemi adamlarının, korsanlar tarafından alıkonulmuş bir haldeyken görevlerini ifa edememelerini, görevlerini reddetmeleri senaryosu ile eşit görmekte güçlük çekiyorum." Son olarak hâkim, bu klozun alıkonulmayı, tutuklanmayı (vs) kapsadığını fakat korsanlığı kapsamadığını ileri sürmüştür. Sonuç olarak, Çartererin tahkim heyeti kararını temyiz etmesi sonucu değiştirmemiştir. Fakat şu aşamada, kiracıların kararı temyiz mahkemesine taşıyıp taşımayacakları henüz bilinmemektedir."
 

Kaynak / Referans

banner53
Yorumlar (0)
32
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?