banner39

Derecelendirme kuruluşları ideolojik davranıyor

Başbakan Erdoğan, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'nin hakkını yediğini söyledi.

Arşiv 04.10.2009, 09:59 04.10.2009, 09:59
Derecelendirme kuruluşları ideolojik davranıyor

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Başbakan Erdoğan, İstanbul'da kredi değerlendirme kuruluşları adına yapılan toplantıda ideolojik yaklaşım ve özel ilişkilerle derecelendirmeler yapıldığını ileri sürerek Türkiye'nin hakkının nasıl yendiğini rakamlarla ortaya koydu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası camianın, küresel krizin olumsuz etkilerini en aza indirecek adımların işbirliği ve koordinasyon içinde atılması konusunda son 1 yılda başarılı bir sınav verdiğini belirterek, yaşama geçirilen düzenlemelerin olumlu etkilerini gösterdiğini ve dünya ekonomisinin iyileşme sürecine girdiğini söyledi.

Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Finans Enstitüsü'nün (IIF) Çırağan Sarayı'ndaki gala yemeğinde yaptığı konuşmada, etkinlik dolayısıyla dünyanın türlü ülkelerinden gelen bankacılar, yatırımcılar ve uluslararası finans kuruluşlarının yetkilileriyle görüş alışverişinde bulunma fırsatı elde etmekten büyük memnuniyet duyduğunu bildirdi.

IIF Yönetim Kurulu Başkanı Josef Ackermann'ın konuşmasında Çırağan Sarayı'nın tarihinden ve güzelliklerinden sözettiğini, burasının geçmişte futbol alanı olduğunu anlattığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

''Doğru, ben de hakikaten burası futbol sahasıyken burada uzun süre futbol oynadım ve hala vücudumda buranın izleri var. Çünkü şimdiki gibi çim saha değildi. Tamamen toprak sahaydı. Ve o toprak saha adeta zımpara gibi vücudumuzu zımparalardı. Böyle bir dönemi burada yaşadık. Ama daha sonra adeta o toprakların üzerinden, o taş yığınlarının üzerinden bu şaheser ortaya çıktı ve şimdi böyle bir Çırağan Palas'ta, Çırağan Oteli'nde hep birlikte biraraya geldik ve bir İstanbul gecesini sizlerle birlikte paylaşıyoruz.''

Erdoğan, Türkiye'nin bundan önce 1955'te IMF ve Dünya Bankası'nın yıllık toplantılarına ev sahipliği yaptığını anımsatarak, 54 yıl sonra tekrar bu toplantılara ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti belirtti.

ABD dışındaki bir ülkede yeniden bu toplantının gerçekleştiriliyor olmasından büyük bir mutluluk duyduklarını ifade eden Erdoğan, yaklaşık 4,5 yıl belediye başkanlığını da yaptığı İstanbul'un son dönemde her alanda başarılı organizasyonlara imza attığını söyledi.

Uluslararası birçok zirveyi, dünya çapında ilgi gören birçok spor organizasyonunu, uluslararası toplantıları İstanbul'da ağırladıklarını anlatan Erdoğan, ancak IMF ve Dünya Bankası'nın toplantılarının ayrı bir önem arz ettiğini kaydetti.

Erdoğan, hükümet olarak İstanbul'u bir finans merkezine dönüştürmek için yoğun bir gayret içinde olduklarını vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Tarihiyle, kültürüyle, alt yapısına, ulaştırmasına yaptığımız yatırımlarla, özellikle de Asya ve Avrupa arasındaki köprü konumuyla İstanbul'un dünyanın finans merkezlerinden biri olması için her türlü imkana sahip olduğunu eminim sizler de müşahede ettiniz. Aslında bu benim belediye başkanı olduğum dönemde hedefimdi. 'İstanbul'u nasıl bir finans merkezi yaparız...' Onun için birçok plan çalışmaları ve tadillerine gidildi. Tabii ki merkezi yönetimle uyumlu olmadığınız zaman bu işleri çözmek de kolay değildi. Halledilmesi gereken yasal sorunlar vardı. Şimdi ise bu imkan artık önümüzde. Bu imkan önümüze geldiği için de 'bu adımı atalım' dedik. Bankalar Birliği ile yaptığımız görüşmelerde kanaat birliği oluştu. Bu kanaat birliği oluştuktan sonra da planlarımızı buna göre tanzim eder hale geldik. Ve bu noktada adımlarımızı attık. Şimdi hedef, süratle gerek devletin bankalarını da buraya getirmek suretiyle, SPK, BDDK gibi kuruluşlarımızı da İstanbul'a getirmek suretiyle İstanbul'u bir finans merkezi haline getirmek.''

Erdoğan, İstanbul'un buna layık olduğunu ve bu yükü her yönüyle taşıyabilecek alt yapıya sahip bulunduğunu ifade ederek, ''Tarihiyle, medeniyetiyle, bütün ulaşım sistemleriyle, iletişim ağlarıyla, her şeyiyle buna sahip bir kent'' diye konuştu.

İstanbul'un, Türkiye'nin kongre merkezi olduğunu vurgulayan Erdoğan, IMF ve Dünya Bankası'nın yıllık toplantısına 13 ay gibi kısa bir sürede hazırlandıklarına, 127 bin metre karelik bir kongre merkezi yaptıklarına dikkati çekti.

Harbiye'deki İstanbul Kongre Merkezi'nin, 3 bin 500 kişinin aynı anda toplantı yapmasını sağlayan bir ana toplantı salonuna, özel görüşmelerin yapılacağı 850 görüşme odasına ve çeşitli salonlara sahip olduğunu dile getiren Erdoğan, böylece Harbiye'de bir kongre vadisini tesis ettiklerini söyledi. Erdoğan, ''Bu, İstanbul için bir eksiklikti, bunu gidermiş olduk'' dedi.
Başbakan Erdoğan, ayrıca Haliç'te inşa edilen kongre merkeziyle İstanbul'un bu anlamda bir sıçramayı gerçekleştirdiğini vurguladı.

-KÜRESEL EKONOMİK KRİZ-

Erdoğan, yakın tarihin en derin küresel ekonomik krizinin devam ettiğini belirterek, şöyle konuştu:

''Çok kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan bu kriz, her ne kadar etkileri azalmış ve iyileşme sürecine girilmiş olsa da tüm dünyayı farklı şiddetlerde etkilemeye devam ediyor. Son bir yıldır yaşadıklarımıza bakıldığında, geçmişte yaşanan birçok krizin aksine bu defa sorunun kaynağının gelişmiş ülkeler olduğunu görüyoruz. Gelişmekte olan ülkeler, özellikle de düşük gelirli ekonomiler, bu krizin oluşmasında sorumlulukları olmamasına karşın krizin sonuçlarından önemli ölçüde etkilendiler ve bedel ödediler. Öncelikle şu hususu vurgulamak zorundayım; katıldığım G-20 zirvelerinde de bu hususu altını çizerek ifade ettim, önümüzdeki dönemde sağlıklı bir küresel ekonomiye ulaşmamız için kapsamlı ve etkin uluslararası işbirliği artık kaçınılmaz hale gelmiştir. Bütün dünyada, özellikle de gelişmekte olan ülkeleri ilgilendiren problemlerin salt gelişmiş ülkeler tarafından çözülebilmesini doğrusu ben mümkün görmüyorum. Bu anlamda Pittsburgh'ta yaptığımız G-20 toplantısında gelişmekte olan ülkelerin karar alma süreçlerine daha fazla katılımını sağlayan anlayışı önemli bir adım olarak görüyor ve Türkiye olarak destekliyoruz. Bugünün dünyasında unutmamamız gereken önemli bir husus, hepimizin aynı gemide olduğudur. Uluslararası camia, yaşadığımız küresel krizin olumsuz etkilerini en aza indirecek adımların işbirliği ve koordinasyon içinde atılması konusunda son bir yılda başarılı bir sınav vermiştir. Ortak bir anlayış içinde ve koordineli olarak ülkeler tarafından bir seri önlem ve düzenleme hayata geçirilmiştir. Bu önlemler olumlu etkilerini göstermiş ve dünya ekonomisi hakikaten bir iyileşme sürecine girmiştir.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, küresel krizi en kısa sürede ve en az etkiyle aşabilmek için, koşullar ne olursa olsun ticaret, yatırım ve finansal alanda korumacılığa karşı mücadele edilmesi gerektiğini belirterek, ''Bu anlamda, böyle zor bir dönemde ülkemizin, korumacılık uygulamayan 4 G-20 ülkesinden birisi olduğunu hatırlatmak istiyorum'' dedi.

Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Finans Enstitüsü'nün (IIF) Çırağan Sarayı'ndaki gala yemeğinde yaptığı konuşmada, krize karşı alınan önlemler konusunda gösterilen işbirliğinin, olağanüstü önlemleri geri çekme konusunda da gösterilmesi gerektiğini söyledi.

Krizin tam anlamıyla sona erdiği anlaşılmadan ülkelerin almış oldukları destek önlemlerini terk etmelerinin doğru olmayacağını belirten Erdoğan, destek önlemlerini kısa sürede geri çekme konusunda bazı sorunlar yaşanmasının da muhtemel olduğunu kaydetti.

Erdoğan, ancak tüm zorluklarına rağmen çıkış stratejilerinin planlanmasında gecikilmemesi gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

''Bu husus, uzun dönemli fiyat istikrarının, finansal istikrarın ve mali sürdürülebilirliğin korunması bakımından önemlidir. Her ülkenin toparlanma hızı ve dolayısıyla çıkış stratejilerinin uygulamasına ilişkin zamanlama farklı olacaktır. Ancak, yine de çıkış stratejilerimiz mümkün olduğu kadar küresel düzeyde işbirliği ve uyum içerisinde gerçekleştirilmelidir. G-20, bu konuda aktif bir şekilde çalışmaya devam etmeli ve IMF ile Finansal İstikrar Kurulu stratejilerin eş güdümüne katkı sağlamalıdır.''

Erdoğan, dünyanın göz bebeği İstanbul'da ikinci kez ev sahipliğini yapacakları IMF– Dünya Bankası yıllık toplantılarında, küresel krize ilişkin olarak G-20 başta olmak üzere çeşitli uluslararası platformlarda alınan kararları tartışacaklarına işaret ederek, bu kararların değerlendirilmesini ve uygulamaya yönelik fikir alışverişinde bulunulmasını, konuşmasında sıraladığı hususlarda somut ilerlemeler sağlanması bakımından önemli bir fırsat olarak değerlendirdiğini aktardı.

Küresel krizin kısa sürede atlatılması bakımından gelişmekte olan ülkelere fon akışının kesilmemesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu konuda hem ülkelere hem de finansal kuruluşlara önemli görevler düştüğünü söyledi. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Uluslararası Finans Enstitüsü olarak sizler, gelişmekte olan ülkelere sağlıklı ve istikrarlı fon akışını sağlamak için ilkeler belirlediniz. Bu kapsamda, hem ülkelerin hem de kreditörlerin uyması gereken kuralları ortaya koydunuz. İçinde bulunduğumuz dönemin, bu ilkelere en üst düzeyde riayet edilmesi gereken bir dönem olduğunun altını çizmek istiyorum. Vurgulamak istediğim bir diğer husus, ülkelerin almış olduğu önlemlerin korumacılığa yol açmaması ve uluslararası alanda haksız rekabet oluşturmamasıdır. Şunu özellikle belirtmek isterim ki, küresel krizi en kısa sürede ve en az etkiyle aşabilmek için, şartlar ne olursa olsun, ticaret, yatırım ve finansal alanda korumacılığa karşı mücadele etmek zorundayız. Bu anlamda, böyle zor bir dönemde ülkemizin, korumacılık uygulamayan dört G-20 ülkesinden birisi olduğunu hatırlatmak istiyorum.''

-KÜRESEL FİNANSAL MİMARİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI-

Finansal piyasaların önemli ölçüde istikrara kavuşmaya başladığını ifade eden Erdoğan, bugünlerde ele alınması gereken en önemli hususun, küresel finansal mimariyi ileride bu çapta bir krizle karşılaşmayacak şekilde yeniden yapılandırmak ve güçlendirmek olması gerektiğini kaydetti.

Erdoğan, finans şirketlerinin yakın geçmişte yüksek getiri arayışı nedeniyle riskli yatırımlara yöneldiğini anımsatarak, bu yatırım araçlarının yeterince düzenleme ve denetim altına alınamamasının finans kesiminden kaynaklanan krizlere yol açtığını vurguladı.

Finans sektöründen asıl beklediklerinin, reel ekonomiye kaynak sağlaması olduğunu dile getiren Erdoğan, ''Finans sektörü reel ekonomi olmadan, reel ekonomi finans sektörü olmadan ayakta duramaz. Bunlar et ve tırnak gibi. Onun için bunu birbirinden ayırmanın anlamı yok. Özel sektör eliyle ekonomik büyümenin gerçekleştirilmesi ve istihdamın artırılması için bu olmazsa olmaz koşuldur'' diye konuştu.

Erdoğan, G-20 bünyesinde yeni küresel finansal mimari oluşturma yönünde bir dizi karar aldıklarını hatırlatarak, bu kararların, gelecekteki krizlerden korunmak için önemli bir araç olacağını kaydetti.

Uluslararası işbirliği ile oluşturulacak bu yeni finansal sistemin, yaşanan sorunları etkili bir şekilde bertaraf ederken, küresel ekonomi için yaşam kaynağı niteliğindeki fon ve sermaye akışlarına da imkan sağlayacak nitelikte olması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, diğer bir deyişle, küresel finansal sistemin karşı karşıya olduğu riskleri asgari seviyeye indirirken, bu sistemden sağlanacak faydaların engellenmemesi gerektiğini söyledi.

Erdoğan, aldıkları kararların başlangıçta finans sektöründe yer alan şirketler için zorlayıcı gelebileceğini belirterek, ''Çünkü yeni finansal sistemde artık eskiden olduğu gibi ücretler cömertçe verilemeyecektir. Şirketlerin sermayesine önceki dönemlere kıyasla gelirlerden daha fazla pay aktarılacaktır. Finansal yenilikler zaman geçmeden düzenleme altına alınacak, denetimler sıkılaştırılacak ve yoğunlaştırılacaktır'' dedi.

banner53
Yorumlar (0)
28
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?