Devşirme sistemi nedir?

Müslüman Türk devletlerinde uygulanan ve Osmanlı'nın yıkılışıyla hitama eren devşirme sistemi anlatılıyor.

Devşirme sistemi nedir?

Ayda Sarıkaya-Dünya Bülteni /Tarih Servisi

Abbasiler, Gazneliler ve Samanoğulları gibi Türk-İslam devletlerinde görülen ‘savaş esirlerinden asker yetiştirme ve ordu kurma’işi, Osmanlı Devleti'nde de görülür. Bu sistem Osmanlı Devleti'nde ‘Pençik’adını almıştır. Ancak Osmanlı'daki sistem diğer devletlerdekinden farklıdır. Osmanlı pencik sisteminde esirler, Türk ailelerin yanında uzun zaman eğitime tabi tutuluyordu. Bu sistem bir süre yaşadıktan sonra yerini, daha teşkilatlı ve köklü bir ordu kurma imkanı veren ‘Devşirme Sistemi’ne bırakmıştır.
Devşirme,saray hizmetleriyle Yeniçeri Ocağı'nda istihdam edilmek üzere toplanan Hristiyan çocuklar hakkında kullanılan bir tabirdir. Bu hizmetler, daha evvel savaş esirlerine gördürülüyordu.

Esirler, I. Murad zamanında kurulan ‘Yeniçeri Ocağı’denilen ocakta yetiştirildikleri gibi, sayıları fazla olduğu zamanlarda Türkçeyi ve Türk-İslam geleneklerini öğrenmek üzere bir kısmı Anadolu'ya çeşitli ailelerin yanına gönderilmiştir. Saraya alınanların bir kısmı ise sarayın kendi iç bünyesinde ihtiyaç hissettiği işlerde çalıştırılmak üzere itinalı bir eğitim-öğretime tabi tutulmuş ve daha sonra muhtelif işlerde istihdam edilmişlerdir. Bu işler saray bahçelerinden, padişahın çeşitli işlerinin görülmesine, fırıncılık, demircilik, gemicilik, marangozluk, bahçıvanlık gibi işlere varıncaya kadar çok geniş bir yelpazeyi teşkil etmektedir.

Devşirmelerin yetiştirilmesi "Saray Okulu" denen "Enderun" yapılmıştır. Enderun'a alınanlar daha ziyade, devlet mekanizmasına girebilecek zeki ve kabiliyetli devşirmelerdir. Bununla birlikte sarayda bulunan "Küçük Oda, Büyük Oda" gibi yerler, devşirmelerin ilk etapta eğitim gördükleri yerlerdir. Buralardan yetişen devşirmeler, kaptan-ı derya, vezir, sancak beyi, vezir-i azam gibi büyük devlet adamları olarak yetişmişlerdir. Bu durum ise, gayr-i müslimler için oldukça büyük bir imkan doğurmuş ve bu şekilde gayr-i müslimler, devlet yönetimine etkili olarak katılabilmişlerdir. Devlet ise, çok önemli ve zengin bir milli potansiyeli teşkil eden bu insanlardan istifade etmiştir.

Devşirme Sistemi Yeniçeri Ocağı’nın I.Murad zamanında kurulmasından  başlayarak I.Çelebi Mehmed zamanına gelmiş, II. Murad zamanından itibaren de bir sistem olarak yürütülmüştür. Bu sistem, 17. yüzyıla kadar fonksiyonunu sürdürmüştür.

Devşirme  Arnavut, Bulgar, Ermeni, Macar, Yunan, Sırp ve Bosnalılardan alınmıştır. Fakat Bosna-Hersekliler Müslüman olduktan sonra da kendilerinden devşirme alınması için defalarca padişaha başvurmuşlar ve Müslüman olanlardan alınması yasak olduğu halde, kendilerine özel olarak müsaade edilmiştir.

DEVŞİRMELER ASİMİLASYONA UĞRADI MI?

Devşirme için genellikle 8, 10 ve 20 yaş arasında bulunan Hristiyan erkekler seçilmiştir. Bu iş gelişigüzel yapılmamıştır. Bu sistemde ‘Her kırk evden bir hristiyan erkek evladı alınırdı.Her kazada dellallar vasıtasıyla köylere kadar yapılan ilanlar  sonunda hristiyan çocuklar,başta papazları olmak üzere aileleriyle birlikte toplanma yerine getirilirdi.Devşirme memurları bu oğlanları alırken, kadılar, sipahiler ve köy kethüdaları hazır bulunurdu.Suistimal olmamasına dikkat ederlerdi.Devşirme memuru vaftiz kağıtlarını tetkik ederek yaşları müsait olanları ayırırdı.Seçilenler içinde evli olan varsa,bunlar devşirilmezdi. Tek çocuğu olanların evlatları alınmadığı gibi,anası-babası ölen çocuklar ile halk arasında herhangi bir imtiyaz anlayışı doğurabilir düşüncesiyle köy kethüdalarının da çocukları alınmazdı.’

Devşirme sistemi incelendiğinde asimile  politikasının mevcudiyetini göremeyiz. Çünkü, büyük itina ile köyler dahil, her yerde yapılan  ilanlarla, çocukların soy kütüğüne, vaftiz kağıtlarına varıncaya kadar her şeyin kaydedilmesi böyle bir düşünceyi ortadan  kaldırmaktadır. Şayet böyle bir maksat olsaydı,Bosna-Hersek bölgesinde olduğu gibi aileler, yasak olduğu halde bizzat kendileri padişaha başvurup kendilerinden devşirme alınmasını istemezlerdi. Kaldı ki devşirmeler İstanbul'a getirildikten sonra mükemmel bir eğitim-öğretime tabi tutularak yetiştiriliyor ve devlet mekanizmasında istihdam ediliyordu. Böylesine büyük bir imkandan şikayet etmek ve memnun olmamak söz konusu olamaz. Ayrıca devşirmelerin ailelerinin vergiden muaf tutulma gibi bir ayrıcalıkları da bulunuyordu.

Devşirmeler hiçir zaman  ‘köle’ gibi kabul edilmemiştir. Devşirmelere yeniçeri olduktan sonra verilen ‘Kapıkulu’ adı, padişahın büyük sıfatından kaynaklanmaktadır. Devşirmelerin köle olarak görülmesi, zaten İslam hukukuna göre de aykırıdır. Çünkü İslam hukukunda bir kişinin "köle" olabilmesi için "ehl-i zimmet" olmaması, yani ‘Osmanlı hakimiyetinde yaşamamaları’ gerekmektedir. Oysa devşirme işinin yapıldığı yerler, Osmanlı topraklarıdır. Bu konuda en güzel örneklerden  biri Sokullu Mehmed Paşa'dır.

Sistemli bir ‘asimilasyon’  politikası izlenmiş olsaydı, devşirmelerin kendi milletlerini ve asıllarını kesinlikle hatırlamamaları gerekirdi.Bununla birlikte asıllarını ve ailelerini unutmayan bu kişilerin geç bile olsa eski din ve hayatlarına dönmeleri de mümkündür. Müslüman olan devşirmelerin, Osmanlı sınırları dışına çıktıkları takdirde; savaş sırasında, özellikle mağlubiyetle biten savaşlarda, düşman tarafına geçmeleri, hatta bu işi bütün yeniçerilerin topyekün yapmaları mümkün ve kolaydır.

Oysa böyle bir hadiseye uzun Osmanlı tarihi  içinde rastlanmamaktadır. Sınırlarda her an komşu devletlerle ilişkide bulunan kalelerde genellikle yeniçeriler bulunmaktaydı. Oysa buralarda da durum aynıdır. Şayet Osmanlılar devşirme sistemini bir "yozlaştırma" unsuru olarak kullanmış olsalardı, yukarıdaki olayların gerçekleşmesi kaçınılmaz olurdu. Bununla birlikte Osmanlılar, Türk-İslam gelenek ve güzelliklerini, yine İslam'ın sevgi ve hoşgörü denizi içinde, devşirme usulü ile alınan gayr-i müslimlere öğreterek, onlara yepyeni bir dünya kazandırmışlardır.

Güncelleme Tarihi: 08 Mayıs 2010, 11:26
banner53
YORUM EKLE
YORUMLAR
fatoş doğan
fatoş doğan - 1 yıl Önce

teşekkürler işime yaradı...

banner39