banner15

Dinler savaşı: Geliyor mu? Başladı mı?

ABD kalpleri ve birlikleri dinler savaşına hazırlıyor. Hıristiyanlığın varisi olduğuna ve bugünün dünyasında Hıristiyanlığın mesajını kendisinin taşıdığına inanıyor. Bu savaşın şu andaki ve gelecekteki kötülüklerinin tek sorumlusu odur

Dinler savaşı: Geliyor mu? Başladı mı?

el-Hasan es-Serrât

 

Karikatür krizi, kin ateşini daha şiddetli üfleyerek ve savaş tamtamlarını daha kuvvetli çalarak, medeniyetler savaşına veya daha uygun bir ifadeyle dinler savaşına davetiye çıkardı. Bu çılgın savaşın pek çok teorisyeni bulunuyor. Öncülüğünü ise yaygın olarak bilinenin aksine Samuel Hangtington değil, Amerika Birleşik Devletleri’nde ikamet eden ve dinci Amerikan sağının sözcülüğünü yapan İngiliz yazar Bernard Lewis yapıyor.

 

Bernard Lewis bu konuda “Hata Neredeydi?” ve “İslâm’ın Krizi” isimlerini taşıyan iki kitap yazdı. Bu iki kitapta dile getirilen temel düşüncelerin özeti şudur: Müslümanlar –sadece Müslüman oldukları için- Batı’dan, Batı’nın medeniyetinden, demokrasisinden ve laikliğinden nefret ediyor. Bütün bunların sebebi ise Batı sömürüsü, Amerika’nın Afganistan’ı ve Irak’ı işgali veya Filistin ve Lübnan’a karşı yürütülen Amerikan-Siyonist düşmanlığı değil, Müslümanların kendi dini ve Kur’an’ıdır.

 

Daha sonra bu düşünceler başka yazarlar tarafından kapışıldı ve farklı şekillerde ifade edildi. Bu yazarların en kötüsü, 15 Eylül 2005’da ölen ve geriye kütüphanesini Vatikan’a hediye ettiğini bildiren bir vasiyet bırakan bayan İtalyan yazar Oriana Falaci’dir.

 

Dinci Amerikan sağının yaktığı ateşi daha da alevlendiren, “din özgürlüğü”nü savunarak İslâm ile yarışma gayretine girmeleri, Hıristiyanlık ile inatlaşmaları ve yer kürenin her yerinde kendi dostlarını başkanlık makamlarına getirmeleridir.

 

Hiç Beklemeden Hemen Savaş

 

Önce Lübnan, sonra da Suriye ve İran’a karşı girişilecek savaşta, Amerika halkının genel desteğini garanti altına almak için, Pentegon ve İsrail ordusu, 2005 yılının sonundan itibaren elli milyon “Amerikalı İncilciyi (Evanjelisti)” kapsayacak bir yapılanma hazırlığına girdi. Bu çalışma genel anlamda,  Evanjelist liderlerin, tek ideolojik kurum olan “İsrail İçin Birleşmiş Hıristiyanlar” grubuna katılmaları üzerine yoğunlaştı.

 

Aslında bu yeni örgütlenmenin, Amerika’daki iktidar çevrelerinde lobi faaliyetleri yapan meşhur “AIPAC” grubunun bir alternatifi olduğu söylenebilir. Ancak yeni örgütlenmenin görevi, Evanjelist kiliselerde ve bu kiliselerin dışında, Siyonist inanışı yaymaktır. Böylece Amerika’nın, İsrail’in askeri operasyonlarını desteklemesi, Amerikalıların çoğunluğunun gözünde, dinî bir görev olarak kabul edilecektir.

 

Amerika’da, Ocak 2006’da piyasa çok önemli bir kitap çıktı: "Countdown to Jerusalem: a warning to the world. Last chance for peace". Bu kitap üç ay içinde Amerika’da en çok satılan kitaplar listesine girdi. Yazar kitapta şu düşünceyi dile getiriyor: İranlı yöneticiler, Kudüs’e nükleer bomba atmak suretiyle İsrail’i haritadan silmeye çalışıyor. İsrail’in (İsrail devletinin) Müslümanlar ve Rusya eliyle yok edilmesinden sonra, bu kez İsrail topraklarına hakim olmak için ikinci bir savaş çıkacak. Bu savaşın bir tarafında Amerika Birleşik Devletleri, diğer tarafında da Çin ve Avrupa Birliği yer alacak. Tam bu sırada Avrupa Birliği başkanının şahsında Mesih Deccal ortaya çıkacak. Sonunda korkunç nükleer savaş bu çarpışmalara son verecek ve esas belirleyici savaş olan Armagedon (kıyamet savaşı) başlayacak. Ortam kendisine inananları mükafatlandırmak için iyilerin Mesih’inin yeryüzüne inmesine uygun hale gelecek. Bu yüzden onun dönüşünü bekleyin. Ancak onun için bir şans eseri olarak, (şu anda) İsrail ordusu ve Pentegon, yeni nükleer bombalar ve taktikler kullanarak, dengeleri onun lehine çevirebilirler. Bu yüzden hiç beklemeden hemen şimdi savaşa girmek gerekiyor.

 

Bu kitabın yazarı asker din adamı olan ve Hıristiyan-Siyonistlerin yeni yıldızı olarak parlayan John Hagi.

 

Evanjelistlerin Yarışı ve İslâm

 

Bu günlerde Evanjelistler diğer dinlerle, özellikle de İslâm’la hummalı bir yarışa girdiler. Çünkü Müslümanlar tarafından yapılan büyük davet çalışmaları olmamasına rağmen, İslâm’ı seçen batılıların sayısı her geçen gün artıyor. Onlar da yaptıkları hesaplamalara ve oranlara bakarak İslâm’ın yayılmasını durdurmaya çalışıyorlar.

 

“Christianity Today” dergisi, Şubat 2006’da Massachusetts eyaletinde, bu konuyla ilgili yapılan bir toplantıda ulaşılan sonuçların özetini yayınladı. Toplantıya katılanlar, eldeki verilere göre şu sonuçlara vardılar: İslâm, Hıristiyanlıktan daha hızlı yayılıyor. İslâm yıllık %1.9 oranında yayılırken, Hıristiyanlık %1.3 oranında yayılıyor. Yine yayınlanan istatistiklere göre, 11 Eylül saldırılarından sonra, Fransa’da her yıl otuz bin ile kırk bin kişi, Amerika’da da 500 bin kişi İslâm’ı seçiyor.

 

Doğu, Orta ve Güney Afrika Müslümanları Birleşik Meclisi üyesi Harun Singoba da şu açıklamayı yaptı: “Uganda’da İslâm hızla yayılıyor. Her dakika insanlar bize gelip İslâm’a girmek istediklerini söylüyorlar.” Katolikler İslam’ın yayılmasını önlemek için ellerinden gelen tüm çabayı sarf ediyorlar.

 

Yine 45 milyonluk nüfusun %80’i Hıristiyan olan Güney Afrika’daki siyahlar arasında da İslâm hızla yayılıyor. Hatta İslâm’ın bu geniş çaplı intişarı karşısında, bir Alman papaz, geçtiğimiz aylarda İslam korkusunda intihar etti.

 

Burada Evanjelistleri ilgilendiren bir husus, seksenli yıllarda Anglikan istatistik uzmanı David Barant’in yaptığı öngörülerdir. David’in öngörülerine göre, Evanjelistlerin, Hıristiyanların toplamı içindeki %25’lik oranı %44 fırlayacak, buna karşılık Katoliklerin dışındaki Hıristiyanların oranı %25’ten %23’e ve Katoliklerin oranı da %50’den %33’e düşecektir.

 

David bu görüşlerini yayınladığında, konuyla ilgilenenler onun söyledikleriyle alay ettiler. Örneğin “Hıristiyanlığın Siyasi Coğrafyası” adlı kitaptaki bir araştırmanın başlığı şu ismi taşıyordu: “Evanjelistler: Hıristiyanlığın Evrensel Geleceği.” Ancak bu öngörülerin hepsi doğru çıktı. Çünkü bir asır içinde Evanjelistlerin sayısı sıfırdan 500 milyona ulaştı. Tarihte bunun bir benzeri yoktur. Gelecek kuşak içinde, tek başına Evanjelistlerin sayısı, diğer bütün Hıristiyanların sayısını geçecektir. Zaten şu anki gidiş bunu gösteriyor.

 

Din Özgürlüğü Kılıcı

 

Amerika Birleşik Devletleri her yıl bir kere, kendisini milletlerin ve dinlerin koruyucusu ilan eder ve başta İslâm devletleri ve Çin olmak üzere, bir çok devlete, din özgürlüğü raporunu bir kılıç olarak çeker.  

 

1996 yılında Horovitz mutaassıp bir Yahudi kadın yazar olan “Özgürlük Evi (Freedom House)” örgütün İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olan Ninashia’ya bağlandı. Ninashia “Aslan’ın İni / Bed-Assad” ismini taşıyan kitabında Hıristiyanlara en fazla zulüm yapan devletlerin Mısır, Sudan, İran, Suudi Arabistan ve Pakistan olduğunu söylüyor ve Hıristiyanlara zulüm yapma açısından İslâm’ın tıpkı Komünizm gibi olduğunu iddia ediyor.

 

Horovitz ve Ninashia Washington’da “Müslümanlığın Yayılışının Uluslararası İlişkiler ve İnsan Hakları Üzerindeki Etkisi” konulu bir kongre düzenlediler. Kongreye, İslâm düşmanlığı yapan meşhur film “Amerika’da Cihat”ın yapımcısı olan Amerikalı televizyoncu Steeve Emerso’da katıldı.

 

Ocak 1997’de Horovitz ve Özgürlük Evi, “Bugün Dünyada Zulme Uğrayan Kiliseler ile Dayanışma” konulu bir kongre düzenledi.  Kongreye, İslâm ülkelerindeki Hıristiyanlar ile dayanışmanın bir ifadesi olarak Amerika’daki kırk bin kilisenin temsilcileri katıldı. Kongrede hem Amerika kiliseleri, hem de Amerika yönetimi bu konuda yetersiz olmakla suçlandı ve doğu Hıristiyanlarının İslam’ın pençesinden kurtarılması çağrısı yapıldı. (Rıza Hilal, el-Mesihi’l-Yahudi ve Nihayeti’l-Alem (Yahudi Mesih’i ve Dünyanın Sonu), Mektebetü’ş-Şark, 2001).

 

Amerikalı Evanjelislter işi bu noktada da bırakmıyor, aksine çocukların duygularını harekete geçirmek ve onları hızla yaklaşmakta olan haçlı savaşına hazırlamak için sinemayı da kullanıyorlar. “Yesu’nun Karargahı” isimli belgesel bir filmde, kendilerine “siz münafıksınız” denirken, gözlerinden yaşlar boşanan çocuklar görünüyor. Şeytanı kovmak için ellerini suyla yıkamaları gerekiyor. Bütün bunlar -Filistin’deki mücahitler örneği gibi- İncil’i savunmak için girecekleri savaşa hazırlanırken oluyor.

 

Yine başka bir sahnede, bir araya toplanıp ellerini havaya kaldırarak ve gözlerini kapatarak Amerika başkanı George Bush için dua eden çocuklar görünüyor. Bu manzara, çocukların gözlerinden yaş boşanarak “iyi yöneticiler” şarkısını söylemelerinden hemen önce görülüyor.

 

Çin’e gelince, Amerika Birleşik Devletleri, genel olarak oradaki Hıristiyanlara, özel olarak da Evanjelistlere desteğini sürdürüyor ve onların haberlerini, çilelerini, şikayetlerini ve gözyaşlarını duyurup yayıyor.

 

Bir çok internet sitesinde yayınlanan bir raporda, sayıları 25 ile 40 milyon arasında olduğu sanılan Çin’deki Evanjelislerin üç sembol isminin 11 Mayıs 2006’da Başkan Bush tarafından kabul edildiği belirtiliyor. Pekin ise bu durumu, Beyaz Saray’ın ateşle oynaması olarak değerlendirdi.

 

Afrika: Vaat Edilmiş Cennet

 

Afrika’daki mücadele, ikisi Hıristiyan biri İslâm olmak üzere, üç grup arasında sürüyor. Hıristiyan gruplar Evanjelisler ve Katoliklerdir. Bunlardan biri, pek çok bölgeden diğerini kovmuştur. Kovanlar Amerikalı Evanjelistler, kovulanlar ise Avrupalı -özellikle de Fransız- Katoliklerdir.

 

Örneğin Nijerya’da Amerika Evanjelistliğinin etkisi, devlet başkanı Olusegun Obasanjo’nun şahsında iktidarın zirvesine ulaşmıştır. Yine papaz Maxwell Abraham, 2007’de yapılacak devlet başkanlığı seçimlerinde başkanlığa aday olmaya karar vermiştir. Papaz Maxwell, ana merkezi başkent Lagos’ta bulunan Nyundo’nun başkanıdır. “Demokrat Hıristiyan Hareketi” çatısı altında toplanan taraftarlarını, kendisini dinî başkanlık kürsüsünden sonra, siyasî başkanlık kürsüsüne taşımaları için “teokratik lobi” oluşturmaya çağırdı. Bunun üzerine, Evanjelist-Protestan bir konuma sahip “Bugün Hıristiyanlık” dergisinde, onun İslâm dalgasını geri çevirdiği ve Müslümanların çoğunlukta olduğu Kuzey ve Orta Nijerya’da şeriatın tatbikine karşı çıktığı şeklinde yorum yayınlandı. Bütün bunlar Kuzey Nijerya’nın İslâmi liderinin bir uçak kazında öldüğü vakte denk geliyor. Henüz uçaktaki patlamanın sebebi de incelenmemiştir.

 

Amerikalı Evanjelistlerin gözünde “siyah kıta” vaat edilmiş bir cennet olup, hem dinî hem de siyasî olarak her şeyin silinip süpürüleceği bir sömürge alanı görülmüştür. Amerika’da yayınlanan Uluslararasa Misyonerlik Araştırmaları dergisi bu durumu tekit ederek şöyle diyor: Yirminci yüzyılda, Doğu ve Afrika halklarına karşı Batılı devletler tarafından yürütülen sömürge hareketleri döneminde, Hıristiyanlık çok büyük bir yayılma kaydetmiştir.

 

1900 yılında Afrika’daki Hıristiyanların sayısı yaklaşık 8.7 milyon civarındaydı. 1970 yılında bu sayı 117 milyona, bugün ise 389 milyona ulaşmıştır.

 

Avrupalılardan sonra, Hıristiyanlaştırma görevini Amerikalı Evanjelistler devraldı. Evanjelisler, misyonerlik faaliyetlerinde işleri kolaylaştırmak için, önceliği Afrika asıllı siyah misyonerlere verdiler.

 

Evanjelist Başkanlar

 

“News Religions” dergisinin Mart 1999 sayısında Jofroi Doturkhaim şunu soruyor: Yirmi birinci yüzyıl, Evanjelist çağı mı olacak? Alman Lutheranlar and Olfhat Banenberg’a göre; “Şu anda olduğu gibi, Protestan kiliseler rahatlığa dalıp, İncil’e davet etmeyi bırakırlarsa, gelecek yüz yılda meydanda Evanjelislerden başka kimse kalmayacak.”

 

Bugün dünyanın pek çok yeri, Amerikan Evanjelist kiliseleri ile Avrupalı Katolik ve Protestan kiliseleri arasındaki mücadeleye tanıklık ediyor. Avrupa Katolikliğinin ve Protestanlığının kalesi olan Güney Amerika, Evanjelis öncü kuvvetlerinin mücadele alanına dönüşmüş durumdarı. Mücadele parlamento ve başkanlık seçimlerine kadar uzanmış bulunuyor. Bu durum kendisini birbirine zıt değişimlerle ifade ediyor.

 

Örneğin Latin Amerika’da Siyasi Düşünceler Araştırma Grubu’nun üyesi olan ve söz konusu kıtadaki dini değişimler ile ilgili eserler kaleme alan siyasi bilimler profesörü Andre Courten’ın söylediğine göre, Brezilya’da 1980 yılında %85 olan Katoliklerin oranı 2000’nde %70 düşmüştür. Bunun sebebi, halkta görülen dindarlaşma yönündeki değişimin Amerikalı Evanjelistler tarafından fırsat bilinip değerlendirilmesidir.

 

Meksika dışında, Latin Amerika devletlerinin hiçbirisi bu büyük değişimin dışında kalamamıştır. Yirminci yüzyılın başında, Latin Amerika devletlerinin büyük bir bölümü %100 Katolikti. Ancak ikinci dünya savaşından sonra durum Amerika kiliselerinin lehine değişmeye başladı ve bazı devletlerde çoğunluk durumuna geçti. Bir çok devlette Evanjelistler devlet başkanlığı makamına geldi. (Guatemala’da 1985 General Efrain Rios Montt, sonra 1991’de George Serrano Elias, aynı yıl başa geçen Alberto Fujimori Balbero ve 2006 yılında yenide Brezilya Devlet Başkanı olan Da Silvan bunun örneklerindendir.)

 

Amerika Evanjelistleri Latin Amerika’daki bu “fetihlerle” yetinmeyip, Avrupa’daki bütün kiliseleri sıkıştırmaya devam ediyor. O kadar ki, artık Fransa kilisesi bu savaştan şikayetçi olmuştur.

 

 

Savaş Gelmiyor, Başlamıştır

 

İspanya’nın eski Başbakanı ve Halk Partisi’nin lideri Jose Maria Aznar’ın itiraf ettiği gibi, savaş gelmiyor, başlamıştır. İspanya eski başbakanı, Amerika Birleşik Devletleri’nde, Evanjelist yöneticilere yaptığı bir konuşmada şunları söylüyor: “Biz savaş zamanındayız. Ya onlar, ya biz. Batı İslâm’a saldırmıyor, asıl onlar bize saldırdılar.”

 

Üzücü olan, Katolik kilisesinin de, Amerikalı Evanjelistler tarafından ilan edilen savaşın ve sertleşmenin kapısını çalmalarıdır. Papanın İslâm’ı şiddet dini ve akılcı olmamakla suçladığı açıklamaları, Amerika’nın baskısıyla yapmış olmasından korkulur.

 

Amerika Birleşik Devletleri, kalpleri ve birlikleri dinler savaşına hazırlıyor. Hıristiyanlığın varisi olduğuna ve bugünün dünyasında Hıristiyanlığın mesajını kendisinin taşıdığına inanıyor. Bu savaşın şu andaki ve gelecekteki kötülüklerinin tek sorumlusu odur. Müslüman alimlere, ehli kitabın akıl sahiplerine ve aklı başında tarafsız kimselere düşen görev, savaş fitilini, Hz. İsa’nın arkasına gizlenen bu kişilerin elinden çekip almaktır. Şüphesiz Hz. İsa, yeryüzüne indiğinde ve hesap gününde, onlardan uzak olacaktır.

 

 

 

Bu makale Halil Kendir tarafından Dünya Bülteni için tercüme edilmiştir.

 

Makalenin orijinali için tıklayınız:

 

http://www.aljazeera.net/NR/exeres/E840B266-40F6-467E-810C-9E97BC5FC113.htm

 

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35