Doğu Akdeniz'de korsanlığın tarihi

İsrail'in uluslar arası sularda insani yardım taşıyan filoyu hedef alması Doğu Akdeniz'de korsanlığın tarihini akıllara getirdi.

Doğu  Akdeniz'de korsanlığın tarihi


Sedat Uyar-Dünya Bülteni / Tarih Servisi

Doğu Akdeniz'de korsanlık faaliyetleri çok uzun zaman öncesine kadar dayanmaktadır. MÖ 2. yüzyılda, Roma İmparatorluğu zamanında korsanlık iyiden iyiye artmıştı. Bunun en büyük sebebi ise Roma'nın, Doğu Akdeniz'deki donanmasını azaltması ve oluşan otorite boşluğuydu. Yine o dönemde Rodos Adası, korsanlar için barınma yeri olmuştu. Rodos halkı zaman zaman korsanlara karşı mücadele etmiş, bu konu da Romalılar'dan da destek istemişlerdi.

Korsanlar, Suriye kıyılarından başlayıp, Ege ve Batı Akdeniz'e uzanan ve bu sahillerde hakimiyet kurmuşlardı. Buralardan geçen deniz ticaret yolu, korsanlık faaliyetleri için çok uygundu. Başlangıçta korsanlar küçük teknelerle denize açılır, gelip geçen ticaret gemilerini taciz ederdi. Daha sonra giderek sayıları artan bu korsanlar, daha büyük gemiler kullanmaya başladılar. Zamanla kendi aralarında 'tiran' ya da 'kral' olarak anılan liderlerin etrafında örgütlenmeye başladılar. Çok geçmeden, korsanlar Suriye ve Fenike sahillerindeki zengin kentleri ve Ege Denizi'nden geçen ticaret gemilerini yağmalamaya başladı.


İÖ 2. yüzyılın sonuna gelindiğinde korsanlık o kadar yaygınlaşmıştı ki, Romalılar, duruma el koydu. Marcus Antonius İÖ 102 yılında bir sefer düzenledi ancak bu sefer başarısız oldu. Yapılan birçok sefere rağmen Doğu Akdeniz bir türlü korsanlardan temizlenemedi. Pompeius Magnus, imparator tarafından Akdeniz'deki korsanlık faaliyetlerini durdurması için, Akdeniz'in tamamını ve 80 km içeriye kadar olmak üzere sahil şeridini kapsayacak şekilde sınırsız bir yetki ile donatılarak üç yıllığına komutan olarak atandı. Gnaeus, askeri becerileri ve taktikleri sayesinde Doğu Akdeniz'i korsanlardan temizlemeyi başardı.


Ortaçağ'da Doğu Akdeniz'de korsanlık tekrar hortladı. O yıllarda Akdeniz'de barbar korsanlar kol geziyordu. Siyah zemin üzerinde iki tane kafatası resmi bulunan bayrakları olan bu korsanlar, Akdeniz'de yolcu ve ticaret gemilerine, sahildeki şehirlere saldırıyorlardı. Güçsüz insanları insafsızca öldürüyorlar, ellerine sağ geçenleri ise forsa yapıyorlar veya esir pazarlarında satıyorlardı. Bu korsanların içerisinde Rodos Adasına yerleşmiş bulunan Saint Jean Şövalyeleri en insafsızlarıydı.


Daha sonra 16.yüzyılda Kıbrıs da Osmanlı gemilerine akın yapan Hıristiyan korsanlarının sığınağı haline gelmiştir. Bu korsanlar genellikle deniz ticaret gemilerine ve hacca giden yolculara saldırarak buradaki yol güvenliğini engellemekteydi. Osmanlı, 1522 yılında Rodos'u ve 1570 yılında Kıbrıs'ı alarak Doğu Akdeniz'deki korsanlık faaliyetlerine son verdi.


Ancak 21. yüzyılda, Doğu Akdeniz'de korsanlık yeniden hortladı. İsrail'in, Gazze'ye insani yardım götüren filoya saldırması ve Mavi Marmara gemisini basarak 19 masum insanı öldürüp onlarcasını yaralaması, ilk ve orta çağlarda Doğu Akdeniz'de görülen korsanlık faaliyetlerinden farksız bir durumdur. Şu da bir gerçektir ki, 16. yüzyılda Doğu Akdeniz'i korsanlardan Osmanlı Devleti temizledi, ve bugün, çağın yeni korsanlığına karşı kim mücadele edecek bu sorunun cevabı aranıyor?.
 

Güncelleme Tarihi: 04 Haziran 2010, 15:11
banner53
YORUM EKLE
YORUMLAR
___
___ - 10 yıl Önce

eksik bilgilerle tarih yazmayın..yada böyle bir şeye kalkışmayın.

banner39