banner27

Dünya küresel bir kaos yaşıyor

ABD'nin ortaya attığı "terörle savaş" askeri ve siyasi anlamda küresel bir kaosa yol açtı.

Dünya küresel bir kaos yaşıyor
11 Eylül 2001 saldırılarının ardından ABD'nin başta Ortadoğu olmak üzere dünyayı yeniden şekillendirmek amacıyla ortaya attığı "terörle savaş" askeri ve siyasi anlamda küresel bir kaosa yol açtı. Globalleşmenin manifestosu olan ticaretle sınırların ortadan kalkacağı söylemi de çöktü.

ABD'de 11 Eylül 2001'de yaşanan terör saldırıları dünyanın siyasi, askeri ve ekonomik gidişatını yeniden tanımlayan bir dönüm noktası oldu.

"Le Monde Diplomatique"in eylül sayısında yer alan Ignacio Ramonet imzalı geniş çaplı analizde, 11 Eylül 2001 saldırılarının üzerinden geçen beş yıl içinde yaşanan gelişmeler mercek altına alınıyor.

11 Eylül'ün ardından küresel tek süper güç olan ABD'deki Bush yönetimi siyasi ve askeri doktrinini köktendinci İslamı hedef alan "terörizmle savaş"a dayandırdı. Uluslararası arenada tüm stratejiler, yeniden şekillendirilmeye başlandı.

Buna göre, 11 Eylül'ün ardından ABD'nin ortaya attığı saldırgan doktrin, Filistin'de Hamas, Lübnan'da Hizbullah ve daha genel olarak El Kaide etrafında şekillenen köktendinci direniş gibi dinci-milliyetçi temeldeki kamplaşmaları da güçlendirerek 21. yüzyılda küreselleşmenin sınırları kaldıracağı öngörüsünü çürüttü.

Dünya 11 Eylül'ün ardından belirsizlik ve çok ciddi bir güvensizlik ortamına sürüklenirken, küreselleşmenin manifestosu olan malların serbest dolaşımının barışı da beraberinde getireceği yönündeki liberal ideolojinin de bir yanılgıdan ibaret olduğu ortaya çıktı.

ABD karşıtı kampta Türkiye de var

Başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde süren askeri çatışmalar, siyasi kargaşalar milyonlarca insanın hem can güvenliği için hem de iş bulmak umuduyla daha zengin ülkelere doğru göç etmelerine de neden oldu. Ancak dünyadaki ekonomik büyüme özellikle kol gücü gerektiren işlerde yeterince istihdam sağlayamadığından yoksulluk ve işsizlik gittikçe yaygınlaşıyor.

Analize göre 11 Eylül sonrası izlenen politikalar nedeniyle dünya düzeninin pusulasında gözle görülür oynamalar oldu. 2000 yılından sonra başlayan ABD karşıtı kamplaşma 11 Eylül sonrası Washington'un izlediği politikalarla daha güçlendi.

ABD karşıtı kampta gösterilen ülkeler arasında Türkiye, Suriye, Japonya ve Rusya gibi ülkeler var. Washington karşısında solcu akımlarla güçlenen kampta ise Bolviya ve Venezüella gösteriliyor. Öte yandan, ABD Ortadoğu'yu yeniden düzenlemeye soyunurken kendi arka bahçesi sayılan Latin Amerika'da da başta Venezüella'daki Bolivarcı-solcu Chavez yönetimi olmak üzere, Brezilya, Şili gibi ülkelerde sol tandanslı yönetimlerin iş başına gelmesine engel olamadı

"Terörle savaş" doktrininin hesapları tutmadı; direniş güçlendi

Bu arada, tüm dünya Ortadoğu'ya odaklanmışken stratejik önemi hiç de bu bölgeden daha az olmayan ve 21. yüzyılın şekillenmesinde ciddi bir rol üstlenen Asya'da da Çin ve Hindistan gibi iki büyük ekonomik ve askeri gücün doğuşuna tanık olunuyor; bölgede Çin ile Tayvan, Kuzey Kore ile Japonya ve Hindistan ile Pakistan arasında yaşanan gerilimler de uluslararası arenada önemini koruyor.

Sonuç olarak, Ortadoğu'dan Asya'ya uzanan ve büyük devletlerin jeopolitik oyunlarının merkezinde bulunan enerji kaynakları ve boru hatlarının geçiş yollarının yer aldığı geniş bir bölge uluslararası çapta yansımaları olan ciddi çatışmaların yaşandığı adeta bir gaya kuyusunu andırıyor.

ABD 11 Eylül'le beraber gündeme getirdiği terörle savaş doktrinini uygulamak için üstün askeri gücüne güvendi; ancak işgalin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen kan gövdeyi götüren Irak örneğinde görüldüğü gibi, ezici askeri üstünlük asimetrik bir savaşta zaferi garantilemiyor. Nitekim ABD'nin eski dışişleri bakanlarından Madeleine Albright, Irak'ın Vietnam'ın ardından ABD açısından en büyük felaket olmasından kaygı duyduğunu açıkladı.

Güç kazanan İran oldu

Irak'ın işgali "kitle imha silahlarının imhası" gibi yalan bir gerekçeye dayandırıldı. Ancak Saddam rejiminin devrilmesinin asıl nedeni kuşkusuz ABD'nin "Büyük Ortadoğu Projesi"ydi.

Irak'tan önce terörle savaşın hedefi olan Afganistan'da da NATO güçleri tam bir egemenlik sağlayamadılar; bu ülkede yeniden saldırıya geçen eski Taliban rejiminin yandaşları Batılı güçleri zorlarken, Irak'taki direniş her geçen gün ivme kazanıyor, Filistin'de Hamas, Lübnan'da ise Hizbullah gibi köktendinci yapılar İsrail'le çatışıyor. Bu arada, ilginç bir biçimde ABD'nin Irak ve Afganistan müdahaleleri baş düşmanı olarak gördüğü İran'a yaradı; İran bu iki müdahale sayesinde komşu rakipleri Afganistan'daki Taliban yönetimiyle, Irak'taki Saddam rejiminden kurtulmuş oldu. Ayrıca ABD'nin hedef tahtasında olan Tahran yönetimi hızla silahlanıyor.
Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner26

banner25