banner15

'Ebu Mazin'in silahı' ateşkesi bitirdi

Eş-Şarku’l-Evsat gazetesinin bugünkü sayıaında Hamas ve El-Fetih arasında varılan ateşkes anlaşmasının Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a güçlerin silahlandırıldığı haberleri nedeniyle bozulduğu belirtiliyor.

'Ebu Mazin'in silahı' ateşkesi bitirdi

Dünya Bülteni Haber Merkezi

 

 

Eş-Şarku’l-Evsat gazetesinin bugünkü sayıaında Hamas ve El-Fetih arasında varılan ateşkes anlaşmasının Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a güçlerin silahlandırıldığı haberleri nedeniyle bozulduğu belirtiliyor.

 

Haberde, Mahmud Abbas’a bağlı güvenlik güçleriyle Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin El-Kassam Tugayları mensupları arasında dün gece çıkan çatışmada 4 Filistinlinin öldüğü, Başkanlık Korumaları’na ait bir kafilenin silah nakliyatı yaptığı gerekçesiyle durdurulması üzerine ağır silahların da kullanıldığı çatışmanın çıktığı bildiriliyor.

 

Haberde ayrıca, dün gacaki çatışmanın Hamas’ın bir Arap ülkesini Mısır toprakları üzerinden Mahmud Abbas’a ve “darbeciler”e silah göndermekle suçladığı ve bu silahların hedefinin hükümete darbe olduğunu açıklamasıyla aynı zamana denk geldiği ve Kahire’nin Hamas’ın iddialarını yalanladığı yazıyor.

 

 

Putin: Tavrımız Körfez ülkelerininkine yakın ve bölgede kimseyle nüfuz rekabeti içinde değiliz

 

Londra’da yayınlanan El-Hayat gazetesinin bugünkü sayısında, Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin’in dün Kremlin’de başkanlık koltuğuna oturduğundan beri düzenlediği kapsamlı basın toplantısının altıncısını yaptığı bildiriliyor ve bu basın toplantısından alıntılar sunuluyor.

 

Üç buçuk saat süren ve 1250 gazetecinin katıldığı basın toplantısında Putin’in 70 soruya cevap verdiği, basın toplantısının tören havasına dönüştüğü ve toplantıya katılanlardan bazılarının gelecek yıl Mart ayında görev süresi dolacak Putin’in “veda provası” yaptığı yorumunda bulundukları bilgisi de aktarılıyor.

 

Haberde, Putin’in başkanlığı döneminde kişi başına gelir seviyesini %13 arttığını, büyümenin toplam %7’ye ulaştığını ve enflasyonun %37’den %9’a gerilediğini, doksanlı yıllardaki 165 milyar dolarlık dış borcun öndendiğini ve Rusya’nın 303 milyar dolarlık altın stokuna sahip olduğunu söylediği yazıyor.

 

El-Hayat’ın haberinde, Putin’in henüz çözülemeyen büyük sorunların da olduğunu ifade ettiği ve bunların başında fakirlik ve yolsuzluğu saydığı, yolsuzlukla mücadele için gazetecilerden yardım istediği bildiriliyor.

 

Suudi Arabistan’a yapacağı ziyaretle ilgili bir soruya verdiği cevapta Putin’in ülkesiyle Körfez ülkelerinin uluslararası hassas konulara yaklaşımlarının örtüştüğünü veya birbirine çok yakın olduğuna işaret ettiği ve Rusya’nın bölgede hiçbir ülkeyle nüfuz rekabetine girmeye niyetli olmadığını söylediği yazıyor.

 

 

Mısır İçişleri Bakanı: Terörle mücadele yasası özgürlüklerle çelişmiyor

 

Mısır El-Ehram gazetesinin bugünkü sayısında, Arap içişleri bakanlarının Tunus’taki toplantılarının teröristlerin sığınmasını engelleyecek her türlü tedbirin alınması çağrısıyla sona erdiği bildiriliyor.

 

Haberde, Mısır İçişleri bakanı Habib El-Adili’nin bölgedeki durumun olumsuz etkilerinden ve olayların sonucu ortaya çıkacak boşluğun aşırılar tarafından doldurulmasından sakındırdığı ve bu durumun etnik ve mezhepsel fitneye ortam oluşturacağını söylediği bildiriliyor.

 

Haberde ayrıca, Mısır İçişleri Bakanı’nın Mısır’da hazırlanmakta olan terörle mücadele yasasının vatandaşların hakları ve özgürlüklerle kesinlikle çelişmediğini öne sürdüğü, Libya İçişleri Bakanı Salih Receb’in ise normal vatandaşilar için sağlanan kolaylıklardan teröristlerin yararlanmasını engellemek için Arap ülkeleri arasında ortak bir plan yapılmasını önerdiği yazıyor.

 

------------------------------------------------------

 

İNGİLİZ BASINI

 

İngiliz gazeteleri, BM'nin Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin hazırladığı raporun açıklanması öncesinde konuyu tartışıyor. 

 

Gazeteler raporun, sorunun insan faaliyetlerinden kaynaklandığı hükmünü ve sıcaklığın 2 ila 4,5 derece artabileceği öngörülerini aktarıyorlar.

 

Daily Telegraph raporda kullanılacak ifadelerin son ana dek UNESCO merkezinde müzakere edildiğini ifade edip ekliyor:

 

"Eğer içeriği uzmanların öngördüğü kadar endişe vericiyse, siyasetçiler buna yanıt bulmak için baskı görecek. BM Genel Sekreteri'nin Eylül'de bir zirve düzenlemeyi düşündüğü biliniyor."

 

Bu rapor "2012 yılında Kyoto Sözleşmesi'nin yenilenmesine dair tartışmaların zemini oluşturacak " diyen Financial Times başyazısında, Washington yönetiminin savunduğunun aksine biyolojik yakıtların sorunla mücadelede çözüm olmayacağını belirtiyor.

 

"Yakıt olarak kullanılan etanolde, Bush'un sözünü ettiği hedeflerin tutturulması için, Kansas ve Iowa eyaletlerinin tamamı kadar tarım arazisinde üretim gerekiyor. Bu mümkün görünmüyor.

 

"Toprağı biyo-yakıt üretimi için kullanmak ise, gıda fiyatlarını yükseltecektir. Bu hiç rağbet görmeyecek bir adım olur.

 

"İklim değişikliğini gözardı etmek budalalık olur ama biyolojik yakıtlara fazla yüklenmek de öyle. Biyo-yakıtlar salımları azaltabilir ama tüm diğer alkol türleri gibi onun da etkisi, teskin etmekle sınırlıdır, çare getirmez..."

 

Independent ise konunun İngiltere'de orta okul müfredatına zorunlu ders olarak gireceğini duyuruyor ilk sayfasında...

 

"Pazartesi günü yayımlanacak önerilere göre, öğrencilerin iklim değişimi ve küresel ısınmayı öğrenmesi, tüketici olarak sorumluluklarını anlaması hedefleniyor."

 

Gazetede yer alan bir makaleyle planlara destek veren eğitim bakanı Alan Johnson, "Çocuklarımız farklı düşünmeli" diyor ve ekliyor.

 

"Gelecek kuşağa, eylemlerimizin nasıl küresel ısınmaya yol açabileceği ya da etkilerini nasıl sınırlayabileceği konusunda bir bilinç aşılayabilirsek, dünyayı kurtarabilecek bir kültür değişikliğini sağlamış oluruz"

 

Guardian ise, Bush yönetimi ile yakın bağları olduğunu kaydettiği Amerikan Enterprise Institute adlı düşünce kuruluşunun, bilim adamları ve ekonomistlere raporu eleştirmeleri ve açıklarını bulmaları için, 10 bin dolar önerdiğini yazmış.

 

Putin'in planları

 

Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'in dün düzenlediği basın toplantısını tüm İngiliz gazeteleri izlemiş.

 

Financial Times, 1200 basın mensubunun izlediği 3 saat 32 dakikalık basın toplantısında Putin'in herhangi bir not kullanmadan sorulara rakam yüklü yanıtlar vermesini etkileyici bulmuş.

 

Gazete haberinde, Putin'in doğal gaz alanında, OPEC'e benzer
bir birlik kurmaktan söz ettiğini öne çıkarıyor.

 

"Putin, Rusya'nın bir doğal gaz OPEC'i fikriyle ilgilendiğini, bu şekilde tedarik işlemlerinde koordinasyon sağlanabileceğini ama bunun fiyat belirleme mekanizması olarak düşünülmediğini söyledi. Kremlin yetkilileri daha önce bu yöndeki ifadeleri reddetmişti.

 

"Putin'in bunun bir kartel olmayacağı ısrarına rağmen, koordinasyona açık oluşu, Avrupalıları kaygılandırabilir. Nato ekonomi uzmanları, Rusya'nın Cezayir, Katar Libya, Orta Asya Cumhuriyetleri ve belki de İran'ı kapsayacak bir kartel peşinde olabileceği uyarısı yapmışlardı. "

 

Guardian'ın ise Rusya'da siyasetin bütününe ve demokrasiye dair uyarıları var.

 

"Basın toplantısında bir an için, Rusya gerçek bir liberal demokrasi gibiydi. Ama gerçekten öyle mi? Rusya bugün zenginleştikçe daha az demokratik hale geliyor. 16 yıl önce Sovyetler parçalandığında güçlü olan insan hakları hareketleri geriliyor. Rusya komşularından enerji için fiyatın tam karşılığını isterse, ağırlığını kullanmakla suçlanıyor.

 

"Ne yaparsa yapsın, Rusya Avrupa'nın çıkar ve değerlerine aykırı bir noktada duruyor. Kremlin'den yönetim dışarıda otokratik bulunuyorsa, içeride son derece popüler.

 

"Kime güvendikleri sorulduğunda, Ruslar, en alta polis ve savcıları, hemen üstlerine milletvekili ve bakanları koyuyorlar. Bakanları atayan Putin ise günahsız. Rusya'nın ileri gittiği ya da Avrupa demokrasilerini yakalamaya çalıştığı savı artık geçerli değil. Batı Rusya'nın tavrını değiştirmek istiyorsa bunu anlamalı."

 

Times da 'bir virtüöze yakışır' bulduğu performansı ardından, Putin'i uyarıyor: "dışarıda kötüye giden imajı nedeniyle kaygılanmalı"

 

"Putin şunu anlamalı: uzun vadede, petrol ve refah tek başlarına yetmeyecektir. Rusya'nın acilen adalete açıklığa demokrasiye ve hoşgörüye ihtiyacı var. Ancak o zaman saygıya da layık olacak."

 

Irak için dört öneri

 

Financial Times'ta eski Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Jimmy Carter'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski'nin bir makalesi dikkat çekiyor.

 

Brzezinski, Irak'ta sorunun ancak tarihe mal olacak cesur adımlarla çözülebileceğini savunuyor, aksi halde: "Amerika Irak'a sağlanıp kalırsa, bu bayır aşağı gidişin sonu, İran ve İslam dünyasının geri kalanı ile kafa kafaya çarpışma olacak." diyor.

 

"Iraklılar Amerikanın ölçütlerine uyamazsa, Amerikalılar İran'ın başarısızlıkta sorumluluğu olduğu suçlamalarını yöneltmesi ve bunun Irak'ta ya da Amerika'da İran'ın suçlanacağı bir saldırının izlemesi makul bir senaryo. Amerikan ulusal çıkarlarının kayda değer bir yön değişimini gerektirdiği açık. Bu yönde bir mutabakat da var."

 

"Bir çözümün yolu ise dört adımdan geçiyor" diyen Brezinski şöyle devam ediyor:

 

"Önce Amerika Irak'ı makul ölçüde kısa bir zamanda terketme niyetini ilan etmeli. İkincisi, Bağdat'ta - Yeşil Hat içinde bulunmayanlar da dahil - tüm Iraklı liderlerle Amerika'nın tüm askeri faaliyetlerini noktalayacağı tarihin belirlenmesi yönünde görüşmelere başlamalı. Üçüncüsü Iraklı liderlerle beraber ya da onlara bırakarak, komşulara ve diğer ülkelere istikrarın artırılması yönünde bir diyalog için davet gönderilmeli. Dördüncüsü, Amerika nihayet ve İsrail Filistin barışı sağlamak üzere girişim başlatmalı."

 

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika Avrupa'da demokrasinin savunulmasını başardı çünkü dostlarını birleştirip düşmanlarını bölen uzun vadeli bir stratrejisi vardı. Bugün de böylesi bilgece bir stratejiye ihtiyaç var."

 

Golan'da çözüm şansı

 

Independent, Golan Tepeleri'ndeki duruma ve İsrail Suriye temsilcileri arasında gayri resmi olarak yürütülen ancak başarısızlıkla sonuçlanan çözüm arayışlarına dikkat çekiyor bugün dış haber sayfalarında.

 

Gazete başyazısında da bölgenin aslında bir barışa hazır olduğunu savunuyor:

 

"İsrail ve Suriye arasında bir çözüm Orta Doğu genelinde barış ihtimallerini bütünüyle değiştirebilir. Aynı zamanda da İsrail'in komşularıyla yaşadığı en eski sorunlardan birini de ortadan kaldırmış olur.

 

"Ancak böyle bir anlaşma önündeki asıl engel, İsrail'den çok ABD.

 

"Suriye pek istikrarlı ya da sevimli bir rejim değil. Ama barışa ve uluslararası topluma yeniden katılmaya istekli görünüyor.

 

"İsrail, Beşar Esad'ın bunu sağlayabileceğinden şüphe duysa ve Amerika'nın tepkisinden çekinse de, eğer bu şansı kullanmaya çalışamazsa vatandaşlarına karşı görevini yapmamış olur."

 

Chirac'ın gafı

 

Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın İran'ın nükleer programı hakkında üç gazeteye birden verdiği, sonrada da dün apar topar geri çektiği demeç, hemen her gazetede bir 'gaf' olarak yorumlanmış.

 

Chirac'ın "İran'ın bir ya da iki bombaya sahip olması çok da tehlike yaratmaz" diyerek, Fransız siyasetini tek başına değiştirir görünüm verdiğini belirten Independent şöyle devam ediyor: "Chirac utanç verici bir geri adım atmak zorunda kaldı."

 

"Chirac Pazartesi günü, gazetecilere, 'İran İsrail'e bir nükleer saldırı düzenlese, zaten füze 200 metre yükselmeden, İran yerle bir olmuş olurdu' demişti. Sözlerinin etkisini farkettikten sonra, Cumhurbaşkanı gazetecileri saraya geri çağırdı ve sözlerinin yayımlanmamak kaydıyla sarfedilmiş olduğunu savundu. 74 yaşındaki Cumhurbaşkanı'nın 180 derecelik dönüşü, cumhurbaşkanlığından yapılan ve Fransa'nın İngiltere ve Almanya'dan farklı düşünmediğini bildiren açıklamayla tamamlandı."

 

Murat Kurnaz dosyası

 

Bu haftanın Economist dergisinde yer alan konulardan birisi, Almanya Dışişleri Bakanı'nı da zorda bırakan; Türkiye vatandaşı Murat Kurnaz'ın Guantanamo'da tutulmasıyla ilgili tartışmalar.

 

Economist, Amerika'nın 'teröre karşı savaş' olarak adlandırdığı uygulamaların, olağanüstü nakil, ya da Kurnaz'ın dört yıl Guantanamo'da bırakılması gibi adımlarla Alman siyasetini karıştırmaya devam ettiğini belirtiyor.

 

Dergi, Kurnaz'ın erken iadesini reddeden kararı almış olan dışişleri bakanı Frank Walter Steinmeier "şöhretini, belki de işini kaybetmemek için mücadele ediyor" demiş:

 

"Steinmeier, Kurnaz'ın senelerce Guantamamo'da çürümeye bırakılmasını nasıl açıklıyor dersiniz? 'Bugün kararım farklı olurdu' dedi Der Spiegel dergisine. 'Bunlar çok siyasi kararlardı' diye eklemesi, pek çoklarına göre, dört yıl önce Steinmeier ve meslekdaşları için masum bir adamın haklarının en önemli şey olmadığının itirafı.

 

Tüm bunlara rağmen Steinmeier iyi bir bakan olarak kabul ediliyor. Onu kaybetmek Almanya'nın 6 aylık Avrupa Birliği dönem başkanlığına ve bir yıllık G-8 liderliğine zarar verecektir."

 

Economist, Kosova'nın statüsü tartışmalarını da değerlendirmiş satırlarında; Amerikalı ve Avrupalıların Sırplara 'kaçınılmaz'ı yani bağımsızlığı kabul ettirebileceğini savunan dergi, bunun yolunun "Sırpları tatlılıkla ikna etmekten, gerekirse Rusya'yı gözardı etmekten" geçtiği kanısında.

 

"AB'ye katılma, Sırbistan'a gösterilebilecek ve Kosova'nın kaybedilmesini bir ölçüde tazmin edebilecek bir havuç. Rusları ikna etmekse, daha zor olabilir. Moskova, Kosova bağımsız olursa, Güney Osetya ve diğer Rus yanlısı Kafkas bölgelerine de, bu imkanın verilmesini istiyor. Ve bir BM kararını veto edebilir.

 

Bu durumda Kosova planının Güvenlik Konseyi olmadan yoluna devam etmesi gerekir. Amerikalılar ve Avrupalılar Kosova'yı tanır, Avrupa Sırpları teskin eder. Zira Balkanlarda, Belgrad'daki miliyetçilerin ya da Moskova'daki sertlik yanlılarının bu yolu kapatmasına izin verilemeyecek kadar çok kan döküldü."

 

AB'de soykırımı inkar yasası planı

 

Daily Telegraph AB'nin soykırımlar konusunda tarihi sorgulamayı suç sayan kapsamlı bir yasa planladığını duyuruyor:

 

"Afrika ve Balkanlar'da yakın zamanda yaşanmış savaşlardaki soykırımı sorgulayanlar, planlanan yeni yasaya göre 3 yıla kadar hapse girebilir. Almanya bu önergeyi yabancı düşmanlığı ve ırkçılığı önlemek gerekçesiyle baharda açıklayacak.

 

Taslakta Yahudi soykırımını inkarın suç kabul edilmesi bulunuyor. Son 20 yıldaki savaş suçlarının ne kadar ciddi olduğunu sorgulamak da kapsam dahilinde. Bu yasa Avrupa'da ifade özgürlüğü ve akademik araştırma serbestisi konusunda büyük bir tartışma yaratabilir."

 

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde dava konusu olan olaylardaki tanımların, soykırım ve savaş suçları için temel alınacağını belirten gazete, tarihçilerin, 'inkarın tanımını nasıl yapacağız?' diye sorduğunu kaydediyor.

 

Daily Telegraph, kovuşturma tehdidi olmasa bile akademisyenlerin genel kabul gören soykırım suçlamalarını sorgulamaya yönelik araştırmalardan kaçınacağını savunuyor.

 

Blair'in ikinci ifadesi

 

İngiltere Başbakanı Tony Blair'in, mali çıkar karşılığı siyasi unvan verildiği iddialarına yönelik soruşturma kapsamında geçen hafta bir kez daha ifade verdiği ortaya çıktı.

Guardian, "Polis Başbakan ile görüşmesine haber yasağı getirdi. Sorulan sorular mali kaynaklar sorumlusu Lord Levy ve adaletin saptırılması ile ilgili.." diyor.

 

"Üst düzey hükümet üyeleri başbakana bu konuda bir suçlama yöneltilmesini beklemiyor; parti içinden istifa yönünde bir çağrı da henüz yok. Ama hiç kimse Blair'in siyasi gündeminin, gözaltılar ve soruşturmanın ayrıntılarına dair haberlerle yerle bir olduğunu yadsımıyor."

 

Guardian, bu gelişmelerin partiyi tükettiği yorumunu yapıyor. Gazetenin yazarlarından Jackie Ashley, "bu soruşturma ya başbakanlıkta ya da poliste birilerinin kariyerinin sonu olacak" diyor.

 

Daily Telegraph ise bir adım ileriye giderek, siyah fonda bastığı manşet haberinde, "zayıflayan Blair hayatta kalma savaşı veriyor" diyor.

 

Gazetei "bakanlar, Blair'in otoritesinin gitgide yok olduğundan endişeli" ifadesine yer veriyor.

 

Birmingham baskınları

 

Times'ın ilk sayfasında yer alan bir haberde, önceki gün Birmingham'da düzenlenen baskınlar ardından polisin, zanlıların elinde, 25 Müslüman askerin ayrıntılı bilgilerini bulduğunu duyuruyor ilk sayfasında.

 

"Savunma bakanlığı yetkilileri, İslamcı terörist olduğundan şüphelenilen çetenin halen orduda görev yapan 25 askerin isim ve adreslerine nasıl ulaşabildiğini ortaya çıkarmak üzere acil bir soruşturma başlattı."

 

Times, baskınların düzenlendiği Birmingham'da ise, Müslümanlar arasında bu operasyonun dev bir komplo olduğu görüşünün hakim olduğuna dikkat çekiyor.

 

"Operasyonun ayrıntılarını ve buna yol açanları içeren, çeşitli dillerde hazırlanmış beş bin el ilanının dağıtılması, bu kaygıları gidermeye yönelik bir teminat olarak düşünülmüş olabilir. Ama pek çok Müslüman bu mesaja değil, camilerden dile getirilenlere kulak veriyor.

 

"Bugün 4 bin kişinin cuma namazına gideceği Birmingham Merkez Camii'nin imamı, dün Times'a, dokuz zanlının masum olduğuna ve suçlanmadan salıverileceklerine inandığını söyledi. Hükümetin 'sert terörle mücadele yasaları çıkarmaya gerekçe yaratmak için bir tehdit algılaması yaratmaya çalıştığı' kanaatini dile getirdi."

 

Gazete görüştüğü bazı kişilerin, Müslüman bir askerin öldürülmesi planını, doğrudan hükümetin yaptığına bile inandığını kaydediyor.

 

Independent , İçişleri Bakanı Reid'in bu olayın hemen ardından gözaltı sürelerini uzatma girişimini yine gündeme getirerek bu kaygıları körüklediği görüşünde:

 

"Dün kabineye gözaltı süresini 28 günden 90 güne çıkarmak istediğini söyleyen Reid, polisin kapsamlı operasyonundan siyasi sermaye sağlamaya çalışmakla suçlandı. İçişleri bakanlığı ise bu suçlamaları reddetti."

 

Kaynak: Dünya Bülteni ve BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35