banner39

Ekmekle suyla direneceğiz

Mescid-i Aksa'nın yılmaz savunucusu olarak bilinen Şeyh Raid Salah, Gazze gemisinde Dünya Bülteni'ne özel açıklamalarda bulundu.

Arşiv 29.05.2010, 10:03 29.05.2010, 12:46
Ekmekle suyla direneceğiz

 

 

Adem Özköse / Dünya Bülteni - Gazze Filosu

Mescid-i Aksa denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biri de Şeyh Raid Salah’tır. Filistin’in Ümmül Fahm şehrinde doğan Şeyh Salah ilk, orta ve lise eğitimini Ümmül Fahm’da tamamladı. Üniversite eğitimi almak için El Halil şehrine giden Şeyh Salah, bu şehirde Şeriat Fakültesi’nde eğitim gördü ve İslami ilimlerin çeşitli dallarında kendini yetiştirdi. Üniversite yıllarında İslami harekete katılan Şeyh Salah, okulu bitirdikten sonra aktif siyasete girdi. Ümmül Fahm Belediye Başkanlığı için girdiği seçimleri her defasında kazanan Şeyh Salah, üç dönem Ümmül Fahm Belediye Başkanlığı görevini yürüttü. Evli olan Şeyh Salah’ın beşi kız, üçü erkek olmak üzere sekiz çocuğu var. Şeyh Salah şu an  1948’de işgal edilen Filistin topraklarındaki İslami hareketin liderliğini yürütüyor ve Mescid-i Aksa’nın içinde bulunduğu tehlikeyi dünyaya duyurmak için büyük çaba gösteriyor.    

Gazze’ye yönelik ambargoyu kırmak için insanların bu tür bir yönteme başvurmaları, gemilerle Gazze’ye doğru yola çıkmaları hakkında bir değerlendirme yapar mısınız?

Deniz kafilesinde elli ülkeden çeşitli heyetler ve altı yüze yakın insan var. Bu gösteriyor ki dünya yüksek sesle ve güçlü bir şekilde Gazze’ye uygulanan ambargonun artık sona ermesini istiyor.  Şüphesiz bu anlamlı hamlenin kalbi de Türkiye’dir. Türkiye, Filistin konusunda gösterdiği tavırla İslam dünyasının lideri olmaya bir kez daha hak kazandı ve İsrail’in Siyonist projelerinin sona erme sürecini de başlattı. Tarih ve dünyanın hür kalpli insanları Türk halkının ve hükümetinin Filistin konusunda gösterdiği asil tavrı her zaman takdirle anacak. Türkiye, İsrail’in işgal politikalarına karşı çıkarak onlarca yıldır zulüm altında yaşayan Filistin halkı için bir umut haline gelmiştir.  

Deniz filosuna katılmanızın özel bir sebebi var mı? 

Gazze’ye yönelik uygulanan ambargoyu ortadan kaldırmak için mücadele etmek her Müslüman’ın, vicdan sahibi her insanın görevidir. Ben bir Müslüman olarak bu görevimi yerine getirmek istiyorum. Bu kafileye katılarak Gazzeli kardeşlerimize İsrail’in kuşatmasına karşı yanlarında olduğumuz mesajını veriyoruz. İnşallah bu anlamlı mesaj en güçlü şekilde yerine ulaşacaktır.

İsrail, deniz filosuna katılanları gözaltına alacağı yönünde tehditlerde bulunuyor. Bu tehditleri nasıl görüyorsunuz?

raad-salah2.jpgYola çıkmadan önce, Gazze’ye girmeyi hedefleyen bu kafilenin yolculuğunun kolay geçmeyeceğini zaten tahmin ediyorduk. Biz bütün zorluklara karşı direnmeye, mücadele etmeye hazırız. Gemimizde deniz suyunu içme suyuna çevirecek arıtma cihazları var. Ayrıca ekmek pişirmek için de fırınlara sahibiz. Ekmek ve suyla haftalarca, hatta aylarca İsrail’in engellemelerine karşı denizde direnebiliriz. İsrail’in tehditleri bizi asla tedirgin etmiyor. Çünkü biz haklı bir davayı, mazlum insanları savunuyoruz. İsrail gemilere müdahale etmeye kalkıp insanları tutuklarsa suç dosyasına yeni bir suç daha kaydetmiş olur. Hürriyete, insan hakkına saygı duyan milyonlarca insan bu kafileyi destekliyor. Biz bu desteği yoğun şekilde hissediyoruz. İsrail gemilere müdahale ederse, kalbi bu kafileyle birlikte olan milyonlarca insana da müdahale etmiş, onlara da saldırmış olur. İsrail kafileyi engellerse dünya hatta Avrupa İsrail’e sert bir cevap verecektir. 

Filistin Yönetimi de kafileye karşı tavır aldı ve  bu tür bir organizasyona karşı olduğunu açıkaldı. Filistin yönetiminin bu tavrı hakkında neler söyleyeceksiniz?

Gazzeliler Batı Yaka’da yaşayanlarla aynı dili konuşan, aynı dine inanan, aynı kandan gelen insanlardır. Mahmut Abbas’ın Filistin halkına, ihtiyaç sahibi Gazzelilere yardım taşıyan bu kafileye karşı çıktığına inanmak istemiyorum. İsrail Gazze’de  bu ümmetin annelerini, kızlarını, yaralılarını kuşatma altında tutuyor. Bir insan, bir Müslüman bu anlamlı organizasyona nasıl karşı çıkabilir?

Kaç  senedir Gazze’ye giremiyorsunuz?

On senedir.

Herhangi bir İsrail engellemesiyle karşılaşmazsak birkaç gün sonra Gazze’de olacağız. Duygularımızı, neler hissettiğinizi öğrenebilir miyim?

İnşallah Gazze’ye gireceğiz. Ben Gazze’ye gireceğimize bütün kalbimle inanıyorum. Gazzeliler bütün dünyaya direniş, sabır ve onur dersi veriyorlar. Bizler onların öğrencileriyiz ve Gazze’ye girdiğimizde bir kez daha direniş, sabır ve onur dersi alacağız. Bilgilerimiz, hislerimiz daha fazla gelişecek. Ben Gazze’yi,Gazzelileri ve Gazze’deki dostlarımı çok özledim. İnşallah Gazze’ye girdiğimizde yıllardır kalbimizi saran bu hasreti de gidereceğiz ve yetimleri, yaşlıları, dulları, yaralıları ziyaret edeceğiz. Onlara yalnız olmadıklarını; İslam ümmetinin, onurlu ve vicdanlı insanların onlarla birlikte olduklarını haber vereceğiz. 

Sürekli Mescid-i Aksa’nın tehlike altında olduğunu söyleyerek İslam dünyasını Mescid-i Aksa’yı savunmaya çağırıyorsunuz. Mescid-i Aksa tam olarak nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya?

Yahudiler Mescid-i Aksa’yı yıkmak istiyorlar. Hatta İsrail televizyonlarında Mescid-i Aksa’nın nasıl yıkılacağı, Mescid-i Aksa yıkılıp yerine Süleyman Mabedi inşa edildiğinde Yahudilerin dünyaya nasıl hâkim olacağı yönünde filmler, belgeseller gösteriliyor. Yahudi din adamları en geç on sene içinde Mescid-i Aksa’nın yıkılması yönünde fetvalar veriyorlar. Mescid-i Aksa’nın altında tüneller açılarak Aksa’mızın altı boşaltılıyor. İslam dünyası, Müslümanların kalbi olan Mescid-i Aksa’yı savunmak için bir an önce harekete geçmelidir. Aksa’yı savunmak için daha cesur olmalıyız ve daha güçlü adımlar atmalıyız. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Libya’da düzenlenen Arap Birliği Konferansı’nda “İstanbul’un geleceği Mekke’nin, Medine’nin ve Kudüs’ü Şerif’in geleceğiyle bağlantılıdır.” diyerek bir gerçeği ortaya koydu. Biz, Arap ve İslam dünyasının bütün liderlerinin Başbakan Erdoğan’ın dillendirdiği bu gerçeği anlamalarını temenni ediyoruz. Mescid-i Aksa bugün tehlike altındadır ve Arap dünyasının yöneticileri Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmıyorlar. Fakat biz umut doluyuz. Çünkü Arap yöneticileri asla Arap halklarının Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya olan sevgilerinin önünde duramayacaklar. Artık İslam dünyası Filistin’e doğru hareket etmeye, Filistin’e yönelmeye başlamıştır. Bu kafile, Filistin halkının Siyonist proje karşısında zafer kazanacağına dair umudunu en üst düzeye çıkardı.

Yıllardır  Mescid-i Aksa’nın özgür olacağı, Kudüs’ün yönetiminin Müslümanların eline geçeceği söyleniyor. Fakat bu temenni  bir türlü gerçekleşmiyor. Kudüs’ün özgür olması için temenniler dışında sunabileceğiniz herhangi bir yol haritası, herhangi bir proje var mı?

Müslümanların kalbi olan Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın işgal edilmesi bütün İslam dünyasına savaş açmak anlamına gelmektedir. Mescid-i Aksa ancak İslam dünyasının birleşip İsrail’e karşı intifadaya kalkmasıyla özgürleşir. En reel proje İslam dünyasının tek vücut olup Mescid-i Aksa’yı savunmak için harekete geçmesidir. Nasıl İstanbul’daki Fatih Camii’nde birlikte namaz kılabiliyorsak, bir gün Mescid-i Aksa’da da hür bir şekilde namaz kılacağımıza inanıyorum.

Bir takım  çevreler Kudüs’ün ikiye bölünüp, bir kısmının Yahudiler diğer kısmının ise Filistinliler için başkent ilan edilmesi gerektiğini savunuyor. Bu fikir bölgede yaşanan çatışma ve gerilimi azaltmak için çözüm olabilir mi?

Bu fikri savunanlar bir serap görüyorlar. İsrail bugün  Kudüs’ün tamamında etkin hale gelebilmek için büyük bir çaba gösteriyor. Filistinlileri evlerinden çıkarıyor, halkımızı topraklarından kovuyor. Biz böyle bir teklifi hiçbir zaman kabul etmeyiz. Çünkü Kudüs onların değil bizimdir. Kudüs’le ilgili sorun, Filistin’de yaşanan İsrail işgali sona ermedikçe bitmeyecektir. 

Siz 1948 yılında işgal edilen bölgelerdeki İslami Hareketin lideri olarak da biliniyorsunuz. Filistin İslami hareketi dendiğinde biz daha çok Gazze ve çevresindeki İslami hareketi hatırlıyoruz. 1948 yılında işgal edilen bölgelerdeki İslami hareket şu an ne durumda?

İslam dünyasında ve özellikle de Filistin’de bir uyanış var. Biz bu uyanışı çok net bir şekilde görebiliyoruz. Gençler İslam’a yöneliyorlar ve İslam’ın değerlerine sahip çıkmak için gerekirse canlarını veriyorlar. Cihad ve direniş fikri Müslüman gençler arasında büyük bir sempati görüyor. Gözaltlarına, işkence ve baskılara rağmen Kudüs ve çevresindeki İslami hareket gün geçtikçe daha da güçleniyor. Filistin’de gelecek İslami hareketindir. Gelişmeler bize bunu gösteriyor.

Filistinliler arasında birlik sağlanmadığı, Hamas ve Fetih arasında bir konsensüs oluşturulmadığı sürece Filistin’in bağımsızlığının gerçekleşmeyeceği yönünde bir genel kanı var. Filistin halkının içinde yaşanan bu bölünmeyi nasıl görüyorsunuz?

Filistin halkının arasında herhangi bir bölünme veya çatışma yok. Filistin halkı bütün silahların sadece İsrail’e çevrilmesini istiyor. Ayrıca Filistin halkı Filistinli gruplar arasında yaşanan iç çatışmanın ne kadar tehlikeli olduğunun da farkındadır. Bir takım güçler Filistinlilerin arasını bozmak, Filistin halkı arasında çatışma oluşturmak için yoğun şekilde çalışıyor. 

Filistinlilerin arasını  bozmak isteyen güçler kimler?

Bunlar dış güçler. Filistinli grupların dış güçlerin baskılarından kurtulması ve kendi evlerinin içindeki bu anlamsız çatışmaya son vermeleri gerekiyor. Bu halkımızın, Filistinlilerinin tümünün talebidir.

Arap dünyasında bazı  çevreler Osmanlı’yı işgalci bir yönetim olarak görüyorlar. Hatta Suriye’de, Ürdün’de, Lübnan’da, Mısır’da öğrencilere verilen derslerde Osmanlı’dan işgalci olarak bahsediliyor. Bu durum nasıl ortaya çıktı?

Osmanlı hilafeti, İslami bir hilafettir ve bütün İslam uleması bu konuda ittifaktır. Osmanlı hilafetinin kökü Peygamber Efendimiz tarafından Medine’de kurulan devletin devamıdır. Osmanlı hilafetinin ışığı dört yüz sene bütün Arap topraklarını, bütün İslam dünyasını hatta bütün dünyayı aydınlattı ve İstanbul bütün İslam dünyasının merkezi haline geldi. İstanbul bir zamanlar İslambol’du. Biz İstanbul’un tekrar İslambol olmasını tekrar İslam dünyasının ışığı olmasını istiyoruz. Osmanlı hilafeti bize Sultan Fatih’i, Sultan Abdulhamid’i hatırlatıyor. Osmanlı’nın torunları olan sizler de Filistin davasına sahip çıkarak, zalim karşısında dimdik durarak bize müjde ve umut veriyorsunuz. Sizinle bizim aramızda öyle bir yakınlık var ki Gazzeli bir çocuğun annesi İstanbul’da, İstanbullu bir çocuğun annesi de Gazze’dedir. Bizim kalplerimiz, cesetlerimiz birdir. Ben Türkiye’deki insanların Filistin’e olan sevgilerini gördükçe Kudüs’ün, Gazze’nin şu anki durumunun mutlaka değişeceğine inanıyorum. 

Türkiye’deki İslami hareketi nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’deki İslami hareket bizim için faydalanılması gereken bir okuldur. Biz her fırsatta Türkiye’deki İslami hareketin tecrübelerinden faydalanmaya çalışıyoruz. 

İsrail size dokuz aylık bir hapis cezası vermişti. Hapis cezanızla ilgili herhangi bir gelişme var mı?

İsrail mahkemelerinin verdiği cezayı temyiz ettik. Temyizin sonucunu bekliyoruz. Fakat şunu söylemek istiyorum: Zalimlerin cezalarından, hapishanelerinden asla korkmuyoruz. 

raad-salah-adem-ozkose.jpg

 

raad-salah1.jpg

banner53
Yorumlar (0)
25
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?