banner39

Elveda değil, yeniden merhaba Rumeli

Yıllardır uzak kalınan Rumeli'yle son 10-15 yıldır yeni bağlar kuruluyor.

Arşiv 24.05.2008, 08:36 24.05.2008, 14:38
Elveda değil, yeniden merhaba Rumeli

 

Balkan ülkeleri uzun yıllar kapalı bir kutu gibiydi. 1912'de Balkan Savaşı'nın kaybedilmesi, şairin dediği gibi Evlad-ı Fatihan'ın asırlar sonra gerisin geriye dönüşü, Türklerin canını çok yakmıştı. Osmanlı için Balkanlar vatanın yarısı ve 'ilk gözağrısı'ydı. Onca yıkıma rağmen hâlâ şirin ve güzel Osmanlı eserleri inci gibi parlar Balkan şehirlerinde; halihazırda 16 bin Osmanlı eseri ayakta duruyor. 93 Harbi, 1924 ve 1955 mübadelelerinde Türkiye'ye gelen muhacirler için de Balkanlar geride kalmış uzak bir ülkeydi artık. Ne hatıralar dile getirildi ağız tadıyla ne de acılar; yeni vatandaki telaş ve çile 'geride kalanları' unutturmuştu. Ancak son 10-15 yıldır bu sessizlik sona erdi, korkular aşıldı, yüzler gülmeye ve yeniden Balkan'a dönmeye başladı.
1990'ların başında Türk girişimciler okullar açtı Rumeli'ne... Gönül köprüleri kurdu yeniden. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın Balkanlara yaptığı ziyaretle farkına vardık oradaki soydaşlarımızın, dindaşlarımızın. Sonra turizm acenteleri devreye girdi; "Avrupa'da Osmanlı İzleri"ni seyre daldık. Bosna'ya, Kosova'ya, Üsküp'e yolculuklar başladı. Dost meclislerinde "Sen hâlâ oraları görmedin mi?" muhabbetleri yapılıyor. Rumeli'ne ilk turları düzenleyen Eman Tur'un sahibi Bülent Katkak, 15-20 kişiyle başladıkları programlarının yılda 500 kişiye çıktığını söylüyor. Rumeli Türkleri Derneği daha geçen hafta 120 kişilik bir kafileyle Üsküp'e gitti. Fidan Turizm ise, sadece Bosna-Hersek'e yılda 10 bin kişiyi götürüyor. Balkanların yeniden keşfedilmesinde Elveda Rumeli dizisinin de rolü var. Balkan ülkelerine duyulan merak, dizinin popülerleşmesiyle birçok turizm şirketini harekete geçirdi. Şirketler, programlarına şu ibareyi mutlaka ekliyor: "Elveda Rumeli'nin çekildiği Bektaşi köyünü ziyaret."

Son yıllarda Balkan ülkeleriyle iyi ilişkiler kurma gayreti artık bir devlet politikası haline geldi. Başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere devlet adamlarının Rumeli ziyaretleri, bu ülkelerle dostluğumuzu pekiştirdi. İlgi bu kadarla sınırlı kalmıyor. Balkan müzikleri yapan gruplar çoğaldı. Özellikle genç nesil Balkanların müzik mozaiğini araştırıyor. Sık sık konferanslar düzenleniyor, sergiler açılıyor. Geçen ay sonunda yapılan Balkan Kongresi ve geçen hafta Tarık Zafer Tunaya'da gerçekleştirilen "Köprüler Kurduk Balkanlara" konferansını buna örnek verebiliriz. Akademik düzeyde de tezlerin Balkanlar üzerine yoğunlaştığı görülüyor. Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Haluk Harun Duman'ın, "Balkan Savaşı'nın Edebiyattaki Yansımaları" konulu tezi bunlardan sadece biri. Geçen yıl İzmir'de yayınlanmaya başlayan "Balkan" gazetesinin, "600 yıllık tarihin aziz hatırası" üst başlığıyla çıkması bu ilginin medya dünyasındaki ifadesi. Kitapçı raflarında daha dün yerini alan Özcan Pehlivanoğlu'nun hazırladığı "Merhaba Rumeli" kitabı ise, yıllar önce elveda denilen bu toprakların yeniden keşfedilişinin son kanıtı. Bu artan Balkan ilgisinin iki nedeni var. Birincisi; göç edenlerin torunları, yani kimlik arayışına giren, "Biz kimiz, nereden geldik?" diyen üçüncü nesil Balkan kökenli Türkler. Türkiye'de şu anda 15-20 milyon arasında Balkan göçmeni yaşıyor ve 400'ün üzerinde de Rumeli derneği var. Dernekler etrafında gelişen faaliyetler bu ilginin merkezini oluşturuyor. İkincisi ise, Türkiye'de doğup büyüyen ve Osmanlı'nın izini sürmek isteyen, gezmeye, okumaya meraklı insanlar. Yıllarca reddedilen Osmanlı tarihiyle barışma sürecinin de bu hareketlilikte etkisi büyük. Tarih profesörlerine, araştırmacılara, akademisyenlere ve Balkanlarda yaşayanlara bu ilgiyi nasıl değerlendirdiklerini sorduk. Kimi, bu hareketlilikte kimlik arayışının etkili olduğunu söylerken, kimi de 'Amerika'nın Avrupa'da hakim olmak için Türkiye üzerinden yürüttüğü çalışmalardır.' yorumunu yapıyor.

Rumeli Balkan Türkleri Federasyonu Genel Başkanı Özcan Pehlivanoğlu ise, "Bu ilgi çok doğal ve sonuçları itibarı ile beklediğimiz bir şey. Çünkü yaklaşık 10 yıldır Balkanları hatırlatmak adına birçok şey gerçekleştirdik." diyor.

Alt kimlik oluşturmak isteyenlere dikkat edilmeli'

Taner Güçlütürk/Yeni Dönem Kosova Türk Medyası Yayın Koordinatörü:
Bu ilginin temelinde geçmişe duyulan özlem, kültürel özelliklerin korunması ile Balkanlarda yaşayanlarla işbirliğin artırılması vardır. Ancak Balkanlardan göçen ve Türkiye'ye sığınarak Türklük şemsiyesi altında buradaki kültür mozaiğiyle bütünleşen insanımızın bu saf ve masum duyguları birileri tarafından kötüye kullanılabilir. Alt kimlik-ikinci bir kimlik arayış akımları ve değişik art niyetli misyonlara alet olunmamalı.


'Bu ilgi çok gecikmiştir'
Araştırmacı Yıldırım Ağanoğlu:
Göçmenlerde birinci nesil önce tutunmaya çalışır. Çok büyük acılar çekmiştir. Geldiği yerlere dair kültürel değerleri ya da hatıraları taşımaz. İkinci nesil, yani bunların çocukları biraz daha rahattır, evleri vardır. Üçüncü nesil ise çok daha rahattır, artık zenginleşmiştir, 'biz nereden geldik, niye geldik.' diye araştırır. Hareketliliği başlatan köklerini aramaya giden üçüncü nesildir. Bu kadar çok nüfusun olduğu yerde bu ilgi çok gecikmiş ve azdır."

'Siyasi manevranın sonucudur'
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Zeki İbrahimgil:
İlginin artması, Balkanlardaki sosyal ve siyasi gelişmeler nedeniyledir. Avrupa bu bölgede hakimiyet kurmaya çalışıyor. Amerika'da Avrupa'yı denetim altına almaya çalışıyor. Amerika'nın amacı bu denetimi Türkiye üzerinden yapmak. Çünkü Türkiye'nin Müslüman nüfus nedeniyle bölgede bir ağırlığı var. Bu hareketlilik siyasi bir manevranın sonucudur. Balkan ülkelerinin hepsi 2010'a kadar Avrupa ülkesi olacak. Türkiye de Avrupa ülkesi olma yolunda olduğu için buradaki Türk ve Müslüman nüfustan destek alacak. Kırcaali ile Gümülcine arasında 40 kilometre var. AB'yle birlikte gidiş gelişler çoğalacak, akrabalıklar başlayacak. Türkiye de bunları görüyor. Ticari ve siyasi olarak Balkanlarda, -kültür olarak zaten var- varlığını göstermeli.

"Anadolu'ya değil, Balkanlara otobüs kalkıyor"
Eman Tur'un sahibi Bülent Katkak:
Anadolu'nun herhangi bir yerine otobüs kalkıyormuş gibi Balkanlara otobüs kalkıyor. Hiç uçak olmayan yerlere uçak gidiyor. Üsküp'ü, Bosna-Hersek'i bırakın Kosova bağımsızlığını yeni kazandı, daha problemleri bitti sayılmaz. Ama Prizren'e THY direkt uçuşlar yapıyor. Ayrıca Balkanların hakikaten coğrafyası çok güzel. Gidip gelen, eşine dostuna "aman gidin, görün" diyor. Osmanlı zaten Rumeli medeniyetidir, Anadolu Selçuklu medeniyetidir.

'Üsküp'e gitmek daha kolay'
Haluk Dursun-Tarihçi/Ayasofya Müzesi Başkanı:
"Bu sürecin başlangıcında, TRT'nin yaptığı "Avrupa'daki Türk İzleri" adlı dizinin etkisi var. Senaryo metnini Yavuz Bülent Bakiler'in yazdığı belgesel program, bana göre büyük bir çığır açtı. Kosova, Makedonya olayları ilgiyi yoğunlaştırdı. Türk Birliği'nin oraya gidişi, ticari ilişkilerin artması, kültür turlarının başlatılması ilgiyi hızlandırdı. Balkanlar daha rahat gidilen ve akraba bağlantısı olan ülkelerdir. Üsküp'e gitmenin Antalya'ya gitmekten daha rahat ve kolay olduğunu yıllarca anlatmaya çalıştık."

 

Kaynak: Zaman Cumartesi

 

 

banner53
Yorumlar (0)
33
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?