Erdoğan: 'Hayır' deme iradesini bile kullanamıyor

Başbakan Erdoğan, "Ana muhalefet, 'hayır' deme iradesini bile kullanamıyor" diye CHP'ye yüklendi.

Erdoğan: 'Hayır' deme iradesini bile kullanamıyor


Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa değişikliği görüşmelerine ilişkin, ''Şu anda ana muhalefet partisi ne yazık ki kabulü bırak, demokratik bir hakkını, iradesini yani 'Hayır' deme iradesini dahi kullanamıyor'' dedi.  
 
Başbakan Erdoğan, TGRT Haber'de yayımlanan ''Ankara'nın Gündemi'' programına katılarak, soruları yanıtladı.

''Anayasa değişikliği teklifi görüşmelerinde uzlaşma konusu var. Uzlaşma konusunda gerek partiniz gerekse şahsınız sürekli uzlaşmaz taraf olarak ifade ediliyor, öyle algılanıyor. 'Değişiklik AK Parti Anayasası'dır, bir dayatmadır' gibi ifadeler kullanılıyor. Uzlaşma ile ilgili tüm yolları denediniz mi? Bugün hala böyle bir kapı açık mı? Samimi bir el size uzatılsa teknik olarak yine olur mu?'' sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, süreç başlamadan parlamentodaki ve parlamento dışındaki tüm siyasi partilerle, tüm sivil toplum kuruluşları, akademisyenlerle, medyanın Ankara ve İstanbul temsilcileri ile görüşmek istediklerini, bunun için bir heyet oluşturduklarını belirtti.

Yaptıkları davete, başta ana muhalefet partisi olmak üzere hiçbir zaman olumlu yaklaşılmadığını dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

''Hiçbir şey yokken 'Böyle bir şey yapılacak olursa biz bunu Anayasa Mahkemesine götürürüz' ifadelerini kullanmaya başladılar. Diğer muhalefet partisince, 'Bu, seçimden sonraya bırakılmalıdır. Şimdi bir çalışma yapılacaksa bile yapılsın ama parlamentoya gelmesin, seçimden sonra yapılsın' dendi. Durum böyle olunca dedik o zaman 'Biz bir çalışma yapalım.' Fakat sivil toplum kuruluşlarından bu işe destek verenler yok muydu? Vardı. Parlamento dışından destek verenler yok muydu? Vardı. Geçmişten bu yana ana muhalefet başta olmak üzere siyasi partilerin birçoğunun zaten Anayasa çalışmaları var. Türkiye Barolar Birliği gibi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği gibi, TÜSİAD gibi bu tür STK'ların yapmış olduğu çalışmalar var. Parlamento dışında örneğin Saadet Partisinin yapmış olduğu çalışmalar var. Tüm bu çalışmaların hepsi elimizde var. Bunları da biz masaya yatırdık. Milletvekili arkadaşlarımda bol miktarda hukukçu arkadaşlarımız, anayasacı arkadaşlarımız var. Çalışmalar yaptık, bu çalışmaları yaptırdıktan sonra da çıkan taslağı bizler olumsuz yaklaşmalarına rağmen ana muhalefet başta olmak üzere bütün parlamento içi ve parlamento dışı partilere götürdük.''

Türkiye'nin AB ile müzakere yapan bir ülke olduğunu anımsatan Başbakan Erdoğan, AB'nin, Venedik Komisyonu'nun önerilerini de çalışmalarında göz önünde buldurduklarını belirtti.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''Arkadaşlarımız bu taslağı kendilerine götürüp takdim ettiklerinde daha kapağı açıp bakmadan 'Biz bunu Anayasa Mahkemesine götürürüz' ifadeleri ile karşılaştık. Bir diğerinde 'Buyurun çay için' gibi bu tür ifadelerle ne yazık ki arkadaşlarım karşılaştı ama biz ümitsiz olmadık. Tüm katkısı olabilecek olan başta siyasi partiler olmak üzere sivil toplum örgütleri, bunun yanında akademisyenler, medyanın Ankara temsilcileri ve İstanbul'daki genel yayın yönetmenleri, yabancı medyanın da Türkiye'deki temsilcileri ile görüşmeler yaptık. Bu görüşmelerden sonra 264 milletvekilimiz önergesini hazırladı.''

MUHALEFETİN ÜSLUBU

Önerge hazırlanması sırasında başta AB üyesi ülkeler olmak üzere ABD, Japonya, Rusya Federasyonu, Çin'deki uygulamaları, yüksek mahkemelerin yapısal durumunu, seçimlerin nasıl yapıldığını, temsilcilerin nasıl tespit edildiğini, parti kapatmayı, toplu sözleşme, ombudsmanlık konularına varıncaya kadar, hepsinin üzerine gidildiğini, bu konuların da masaya yatırıldığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, bu şekilde hazırlanan önergenin Meclis Başkanlığına sunulduğunu anımsattı.

Erdoğan, şunları kaydetti:

''Şu anda Mecliste görüşülen budur. Bu önergeyi bu şekilde 264 milletvekili olarak hazırladık, Meclis Başkanlığına sunduk. Şunu bir defa bilmemiz lazım: Parlamenter demokraside parlamento, seçime gidinceye kadar yasa ve anayasa yapma, değiştirme yetkisine sahip midir? Hukuken sahiptir. Bunun önünde bir mani var mı? Yok. Peki ne kadar zamanımız var? Bu çalışmalar yeni değil. Kendilerine taslakları sunduğumuzda yaklaşık 1.5 yıl vardı. Yani 1.5 yılda bir parlamento eğer yasa değişikliği yapamıyorsa, Anayasa çalışması yapamıyorsa ne yapacak? Var mı sizin bir alternatifiniz, bir somut önergeniz var mı? Verin bize katkıda bulunun. Katkıda bulunmak yok. Ne var? Sadece hakaret var. Hiçbir şey bırakmadılar. Hakaret adına söylenebilecek ne varsa söylediler, söylüyorlar. Herhalde şu parlamentonun çatısı, şu Genel Kurul bu hakaretleri pek yaşamamıştır. Diktatörlüğümüzden tutun aile yapımıza varıncaya kadar, arkadaşlarıma, başta şahsıma her şeyi söylediler.

Bu ülke birçok şeyi değiştirdi de bu CHP, bu muhalefet üslubunu çok partili yaşama geçtiği 1950'den bu yana değiştirememiştir. Genlerine işlemiş çünkü. O günden bugüne bu hep aynıdır, hiç değişmemiştir, şu anda da yine hep aynıdır. Değişen hiçbir şey yok ve hep çelişkiler dünyasında yaşıyorlar.'' 

Oylamada ''ret'', ''kabul'' ve ''çekimser'' olmak üzere kullanılan üç tür oy olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, ''Şu anda ana muhalefet partisi ne yazık ki kabulü bırak, demokratik bir hakkını, iradesini yani 'Hayır' deme iradesini dahi kullanamıyor. Bunun milletvekili olarak bir anlamı var mı? Geliyorsun orada konuşuyorsun, konuştuklarınla hep 'Hayır' diyorsun ama oy kullanmaya gelince 'Hayır' diyemiyorsun 'Benim grup kararım var...' Böyle grup kararı yok zaten. olmaz böyle bir şey. Sizin iradeniz ipotek altına alınmış. Kim tarafından alınmış onu da zaten siz gayet iyi biliyorsunuz'' diye konuştu.

-''BİZİM PARTİMİZDE BÖYLE BİR ŞEY YOK''-

Bir milletvekilinin iradesinin ipotek altına alınmasını, onu oraya gönderen aslına da yapılan saygısızlık olarak nitelendiren Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Çünkü millet ne diye gönderiyor bizi buraya? 'Gel, beni burada temsil et.' İktidarın söylediklerini kabul etmeye mecbur değilsin. Hayır ise 'Hayır' de. Evet ise 'Evet' de. Burada üç tane hakkın var, bundan birini kullan. Enteresan olan bir şey, bunları yapamadığımız gibi, bir de bu ne demek biliyor musunuz, yani liderin size güvenmediği anlamına geliyor. Bu bir güvensizlik. Bana genel başkanım güvenmeyecek... Ben burada neyim? Dama taşı mıyım? Ben buraya geleceğim, çıkacağız, konuşacağız ama güven diye bir şey yok. Kulübeye gidip en doğal olan hakkı kullanmayacağız. Niye? Olur ki bunların içinden birileri aklıselim sahibi olarak kalkar orada belki kabul oyu kullanabilir. Herhalde bundan korkuluyor. Bundan korkulduğu için de diyorlar ki 'Yok, gitmeyeceksiniz' ama bunu bundan önce bir başka parti de yaptı biliyorsunuz ama o parti şimdi dikkat edin parlamentoda değil, yok oldu.

Bu bakımdan uzlaşma dendiği zaman, burada uzlaşmazlığın kim tarafından geldiği ortaya çıkıyor ve kulübede, parlamenter demokratik sistemin mensubu durumunda olan milletvekilleri kendi vicdanıyla baş başa bırakılmıyor çünkü ipotek altında ama bizim partimizde böyle bir şey yok. Biz de aksine diyoruz ki 'Hepiniz burada olmalısınız, olacaksınız ve iradenizi de o kulübenin içine girip kullanacaksınız'. Kulübenin içinde birisi onunla beraber değil. Orada herkes vicdanıyla baş başa. Ne kullanıyor, ne yapıyor o artık kendi kabulüdür, kendi vicdanının sesidir.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Anayasa değişikliklerini Anayasa Mahkemesine götürecekleri açıklamasıyla ilgili, ''Ana muhalefet partisi liderinin tüm bu müzakerelerden sonra Anayasa Mahkemesine gitme olayı, artık bizim tespit ettiğimiz bir CHP klasiği oldu'' dedi.

Bu döneme kadar hiçbir zaman Anayasa Mahkemesinin bu kadar yasa değişikliği, bu kadar Anayasa ile ilgili değişiklik konularında müracaat kapısı olmadığını kaydeden Erdoğan, ''Ama bu dönemde sürekli ana muhalefet partisi oraya adeta yatağı sermiştir. Adeta Anayasa Mahkemesi, 'ana muhalefet mahkemesi' haline dönüştü, bu duruma getirdiler'' görüşünü ifade etti.

Başbakan Erdoğan, TGRT Haber'de yayımlanan ''Ankara'nın Gündemi'' programına katılarak, soruları yanıtladı.

''CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül onayladıktan sonra Anayasa değişikliklerini Anayasa Mahkemesine götürecekleri'' yönündeki açıklamasının anımsatılması ve bu konuda AK Parti'nin ne yapmayı düşündüğünün sorulması üzerine Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Bunlara yabancı değiliz ve Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir dönemdir bu. Bu döneme kadar hiçbir zaman Anayasa Mahkemesi bu kadar yasa değişikliği, bu kadar Anayasa ile ilgili değişiklik konularında müracaat kapısı olmamıştır ama bu dönemde sürekli olarak ana muhalefet partisi oraya adeta yatağı sermiştir, böyle bir durum var.

Ana muhalefet partisi liderinin tüm bu müzakerelerden sonra Anayasa Mahkemesine gitme olayı, artık bizim tespit ettiğimiz bir CHP klasiği oldu. Adeta Anayasa Mahkemesi 'ana muhalefet mahkemesi' haline dönüştü, bu duruma getirdiler. Sürekli bakıyorsunuz hangi yasa çıkarılsa meclisten hemen gittikleri yer burası. Ben bunların üzerinde durup zaman kaybedecek değilim.''

Meclis'te 10 gündür gecelediklerini, yoğun bir tempoda çalıştıklarını belirten Erdoğan, ''CHP'li arkadaşlardan bazıları çıkıyor 'uyuyanlar var, şöyle var, böyle var' diyor. Uyuyanlar olabilir doğrudur ama sizden kimsenin oraya geldiği yok'' diye konuştu. Başbakan Erdoğan, milletin meselelerini çözmek için milletvekillerinin sabahlara kadar orada olacağını ifade ederek, engellemelerle karşılaştıklarını söyledi.

 Anayasa değişikliğiyle ilgili maddelere geçmek için 6-7 saat parlamentonun meşgul edildiğini, engellendiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Tüzükle ilgili boşluklar ne ise bu boşlukları kullanmanın gayreti içindeler. Oraya da çıktıklarında konuşmak için çıkıyorlar. Herhangi bir maddeydi, katkıydı, böyle bir şeyleri yok. Katkıları zaten yok. Dönerli bir şekilde çalışıyorlar. Hiçbir zaman ana muhalefet grubu orada tam olarak bulunmuş değil, nöbetleşe bir çalışmanın içindeler.

Maddelere geçtikten sonra da oyalama yoluna gidiliyor. Bir madde ortalama üç saat alıyor. Zaman kaybı olunca sabaha kadar bu işin uzadığı oluyor. Samimiyseniz, dürüstseniz gelin burada maddeleri konuşalım. Engelleme gayretleri içine girmeyin. içtüzükteki bu boşluklar sebebiyle ne yazık ki bunları yapıyorlar.''

Başbakan Erdoğan, Pazar günü Anayasa değişiklik paketiyle ilgili ikinci turun başlayacağını ifade ederek, ikinci turun çok önemli olduğunu kaydetti.

Erdoğan, ''İkinci turu bitirdikten sonra parlamentodan geçecek ve Sayın Cumhurbaşkanımız gözden geçirdikten sonra kararını verecek. O karardan sonra tabii millete, eğer bu işi götürme durumunda olursak, millet kendi sorununu kendisi en ideal şekilde çözmeyi bilecektir'' şeklinde konuştu.

-''ERKEN SEÇİM BENİM KİTABIMDA YOK''-

Başbakan Erdoğan, ''erken seçim'' ile ilgili bir soru üzerine, ''Asla benim kitabımda böyle bir şey yok. Erken seçim başka bir olaydır, referandum başka bir olaydır'' yanıtını verdi. ''Türkiye, artık bu tür böyle erken seçim oyuncağıyla meşgul edilecek bir ülke değildir. Bu arada, Türkiye referanduma da alışacaktır'' diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Yani yeri geldiği zaman bazı meseleleri milletin kendisi çözme hakkını kendinde görecektir. Niçin? Çünkü kayıtsız şartsız egemenlik onundur. Aslında söz de onun, karar da onundur. Biz burada vekiliz, niye millete gitmekten korkuyoruz? Korkmayalım gidelim millete. Milletimiz kendi kararını kendisi versin ve sorunu da en iyi şekilde çözsün. Olumsuz mu yaklaşıyor bu işe? Başımız gözümüz üstüne, olumlu mu yaklaşıyor, o zamanda olumlu olanı yapalım.

Buna hiçbir zaman yaklaşmadılar. Çünkü milletimizin bu noktada iradesini bizzat kullanmasından korktular. Kendileri milletimizin iradesi istikametinde hareket etmiyorlar, sıkıntı burada. Böyle hareket etseler kulübeye gidip oyu kullanmaları lazım.

'Burada bir diktatörlük anlayışı var...' Yattılar kalktılar bana bunu devamlı söylüyorlar. İstedikleri kadar bu tür çamur atsınlar, bunların hiçbiri evelallah tutmayacaktır. Burada yine benim aziz milletim en isabetli olan kararı verecektir.

Öyle şeyle konuşmaya başladılar ki işte referandumdan sonra da Anayasa Mahkemesine gideriz, ondan önce de gideriz filan falan. Benim milletim kararı verecek. Benim milletim kararını verdikten sonra siz nereye götürürseniz götürün aslolan milletimin kararıdır. Onun vicdanındaki yerin üstünde biz başka bir yer tanımıyoruz. Aslolan milletimin vicdanındaki yerdir, milletimin gönlündeki yerdir.

Bunun için erken seçim diye bir şey yok. Zamanında seçim yapılacaktır ve buna da Türkiye alışacaktır. Hiçbir gelişmiş bir ülkede böyle bir mantık, böyle bir anlayış göremezsiniz. Parlamenter demokrasi olarak söylüyorum.''




 

Güncelleme Tarihi: 29 Nisan 2010, 08:02
YORUM EKLE

banner33

banner37