Erdoğan: Mafya bize rota çizemez, yön veremez

Başbakan Erdoğan 23 Nisan Çocuk Bayramı nedeniyle TBMM'de yaptığı konuşmada milli irade vurgusunda bulundu.

Erdoğan: Mafya bize rota çizemez, yön veremez

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bugün, cesur bir şekilde, korkmadan, çekinmeden, tereddüt etmeden, dünyanın her ülkesi, her bölgesi için, dünyanın tüm çocukları için, insanlık için, barışı, hakkı, hukuku, adaleti savunan, mazlumların, mağdurların gür ve güçlü sesi olan bir Türkiye var" dedi. 

Erdoğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel kurulundaki konuşmasında, 90 yıllık mazisiyle dünya üzerindeki en tecrübeli ve birikimli parlamentolardan birine sahip olmanın milletçe gururunu taşıdıklarını ifade etti. 

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin "Gazi bir Meclis" olduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan şunları söyledi: 
"Türkiye Büyük Millet Meclisi, milli mücadeleyi başarıyla idare ederek kahramanlık destanı yazan bir Meclis'tir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet iradesinin en parlak şekilde tecelli ettiği, bağımsızlığın ve özgürlüğün timsali olan bir Meclistir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşımızı sevk ve idare ederek ülkemizi istiklaline ve bağımsızlığına kavuştururken, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin de temellerini atmış, 90 yıl boyunca da kalkınma ve demokratikleşme mücadelemizin lokomotifi olmuştur.

TBMM'nin ortaya koyduğu irade, tükendi denilen bir milletin küllerinden doğarak tarih sahnesinde güneş gibi parlamasını ifade etmiştir. 
90 yıl öncesinde, savaşlardan yorgun düşmüş, kaynaklarını ve enerjisini cephelerde yitirmiş, büyük devletlerin baskılarıyla istikbaline kastedilmiş bir ülke varken, işte bu yüce Meclisin gayretleri neticesinde bugün 287 milyar TL bütçesi olan, 618 milyar dolarlık milli gelire ulaşmış, 102 milyar dolar ihracat yapabilen, dünyanın en büyük 17'inci ekonomisi konumuna yükselmiş büyük ve güçlü bir Türkiye var.
Bugün, artık, demiryollarıyla, hızlı tren hatlarıyla, modern havalimanlarıyla, bölünmüş karayolları, yaygın eğitim kurumları, çağdaş üniversiteleri, ülke sathına yayılmış yatırımlarıyla hızla gelişmekte olan bir Türkiye var.
Her şeyden önemlisi, bugün uluslararası itibarı artmış, bö lgesel bir güç konumuna yükselmiş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde, İslam Konferansı Örgütü'nde, Avrupa Konseyi'nde, G-20 Zirvesi'nde, Medeniyetler İttifakı Girişiminde önemli roller üstlenmiş, Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerine başlamış, barışın, istikrarın, huzur ve refahın savunucusu bir Türkiye var.
Bugün, cesur bir şekilde, korkmadan, çekinmeden, tereddüt etmeden, dünyanın her ülkesi, her bölgesi için, dünyanın tüm çocukları için, insanlık için, barışı, hakkı, hukuku, adaleti savunan, mazlumların, mağdurların gür ve güçlü sesi olan bir Türkiye var."
Erdoğan, 90 yıl önce açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, 87 yıl önce kurulan Cumhuriyeti, şehitlerimizin ve gazilerimizin kutsal bir emaneti olarak kendilerinden önceki nesillerden devraldıklarını belirterek, "Aziz milletimizin bu kutsal emanetini daha da yücelterek, daha da büyüterek, standartlarını daha da yükselterek bizden sonraki nesillere devretmenin gayreti, sorumluluğu içindeyiz" diye konuştu.
"Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetin kuruluşunun 100;üncü yıldönümünde 1 trilyon doları aşmış milli gelir" dediklerini hatırlatan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
"İşte onun için 2023'de toplamda 1 trilyon dolar dış ticaret diyoruz. İşte onun için gözümüzü çok daha yükseklere dikiyor, çıtayı çok daha yükseğe koyuyor, dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında yerini almış bir Türkiye diyoruz.
90 yıl önceki yokluk, yoksulluk ve imkansızlıktan nasıl bugünlere ulaştıysak, bugünden çok daha ileri seviyeleri de yakalayabileceğimize inanıyor, bunun azmini ve kararlılığını taşıyoruz.
İnanıyorum ki, Türkiye'nin ve Türk milletinin birlik ve beraberlik içinde olduğu takdirde aşamayacağı hiçbir engel, ulaşamayacağı hiçbir hedef yoktur.
23 Nisan 1920'de, Ankara'da Büyük Millet Meclisi, altını çizerek ifade ediyorum, özgürlük ve bağımsızlığımızı, hakimiyeti milliye esası üzerine, bina etmişti."
Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal'in, TBMM'yi açılışı öncesinde yayınladığı tebliğde, "23 Nisan 1920'den itibaren, askeri ve sivil bütün makamlarla, bütün milletin, tek mercinin, Büyük Millet Meclisi olacağını" ifade ettiğini kaydetti.
Erdoğan, "Aziz Türk milletinin karakteri özgürlüktür, bağımsızlıktır, kimseye boyun eğmemektir, iradesini namusu olarak görerek her türlü müdahaleye karşı korumaktır. Bu iradenin tecelli yeri ise içinde bulunduğumuz bu Yüce Meclistir" dedi.
90 yıl boyunca, Milli Egemenlik kavramının ve milli iradenin zaman zaman tartışma konusu yapıldığına, hatta kimi zamanlar müdahaleler yoluyla kesintiye uğratıldığına, vesayet altına alınmak istendiğine şahit olduklarını belirten Erdoğan, "Millet iradesi ne zaman zayıflatıldıysa, Milletin Meclisi ne zaman vesayet altında bırakıldıysa, demokrasi ne zaman zayıflatıldıysa, Türkiye Cumhuriyeti de geriye gitti, zayıfladı, güç kaybetti" diye konuştu.
Milli Egemenlik, millet iradesi ve demokrasinin, her türlü tartışmanın üzerinde oluğuna işaret eden Erdoğan, bu kavramlar üzerinde soru işaretleri oluşturmanın, Meclisin fonksiyonlarını etkisiz kılmaya çalışmanın, 23 Nisan 1920 ruhuna uygun düşmediği gibi, çağdaş dünyanın temel kabulleriyle de çeli ştiğini vurguladı.
"Demokrasi ne kadar gelişirse, hukuk sistemi ne kadar ileri standartlara ulaşırsa, milletin iradesi ne derece kurum ve organlara sirayet edebilirse, ülkenin gelişmesi, kalkınması, ilerlemesi, özgür, adil ve müreffeh imkanlara kavuşması o kadar mümkündür" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:
"Evet, söz milletindir, karar milletindir. Her türlü karar merci, tartışmasız TBMM'dir. Milli iradenin tecellisinde, hiçbir sınıfa, hiçbir zümreye, hiçbir kuruma ya da kişiye imtiyaz verilemez; millet egemenliği üzerinde hiçbir vesayet, hiçbir gölge kabul edilemez. Modern Türkiye Cumhuriyeti'ne, zümreler, imtiyazlı sınıflar, ikbal ve makam hırsı içindeki şahıslar, en önemlisi de çeteler, hukuk dışı örgütlenmeler, mafyalar rota çizemez, istikamet veremez. Kimi kurumların ya da zümrelerin, kendilerini milletin üzerinde görmesi, millet adına karar vermesi, kendilerine özel misyonlar biçmesi, demokrasi ruhuyla, Cumhuriyet ruhuyla, en önemlisi de 23 Nisan 1920'nin ruhuyla bağdaşmaz. Evet, millet iradesinin gerçekleşmesinde, yoksul ile zenginin, işçi ile işverenin, memur ile amirin, köylü ile şehirlinin, dağdaki çoban ile profesörün oyu ve seçimi arasında asla ve asla fark yoktur, olamaz."
Erdoğan, milli iradeye, hakimiyeti milliyeye en fazla sahip çıkması gereken kurumun, TBMM olduğunu ifade etti.
"Milletin oylarıyla yetkilendirdiği, yasa ve Anayasa yapmak için vazifelendirdiği vekiller, TBMM'nin bu asli, asil ve kutsal yetkisini görmezden gelmemeli, yetkilerini devretmek, hür vicdanları üzerine konulan ipoteklere boyun eğmek yanılgısı içine girmemelidir" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Milletin Meclisini Anayasa ve yasa yapmak konusunda aciz, yetersiz ve yetkisiz görenler, TBMM ile birlikte milleti ve millet iradesini inkar ettiklerini görmek ve anlamak zorundadırlar. Demokrasi bir tahammül rejimidir, birbirine ve farklılıklara saygı duyma, her türlü sorunu diyalog ve uzlaşıyla çözme rejimidir. Kendi sesinden başkasına sağır kesilenler, kendi sözünden başkasını doğru görmeyenler, başkasının iradesini ve varlığını mahzurlu görenler demokratik bir siyaset ortaya koyamazlar.
90 yıllık bir sürecin sonunda artık şu hususun anlaşılması gerektiğine yürekten inanıyorum: Devlet, meşruiyetini kendisinden değil, milletten alır. 700 yıl önce Şeyh Edebali'nin ifade ettiği gibi, millet olarak bizim idare anlayışımız, 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' ilkesi üzerine kuruludur.
Devlet millet için vardır, devletin tüm kurumları sadece ve sadece millet için vardır. Yasama, yürütme ve yargı yine sadece ve sadece millet için vardır. Hiç kuşkusuz Türkiye, bu temel ilkeleri, millet egemenliğini, demokrasiyi, insan haklarını ve hürriyetlerini geliştirdiği ve yücelttiği dönemlerde, istikrar, güven, huzur ve refah yolunda tarihi adımlar atmıştır. Geleceğin güçlü ve büyük Türkiye'si de yine bu ilkelerin eksiksiz şekilde hayat bulması ve uygulanması sayesinde inşa olunacaktır."
Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
"TBMM'yi hep birlikte kurduk. TBMM'nin sevk ve idaresiyle Kurtuluş Savaşı'nda hep birlikte zafer kazandık. 90 yıl boyunca Türkiye'yi yokluktan alıp bugünlere hep birlikte ulaştırdık. Milletimizi oluşturan her türlü farklılık, her türlü zenginlik, aziz milletimizin her bir ferdi, bir ve bütün olarak Kurtuluş Savaşı verdi, bir ve beraber olarak TBMM'yi açtı, yine birlik ve kardeşlik içinde Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu.
Geleceği de yine hep birlikte inşa edecek, Türkiye'yi birlik ve beraberlik içinde, kardeşlik içinde, dayanışma ve paylaşma içinde yücelteceğiz. Cumhuriyetimizin temel niteliklerini asla polemik konusu yapmayacak, milli mücadele ruhunu ve Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesini asla aklımızdan çıkarmayacağız.
Çözümsüz gibi görünen, değişmez kaderimiz gibi görünen sorunları, aşılmaz gibi görünen sorunları hep birlikte aşacağız. Ülkemizin tüm sorunlarının konuşulma, tartışılma, çözülme yeri siyasettir, Meclistir, demokrasidir. Korkmadan, çekinmeden, samimiyetle, özgüvenle her meselemizi aklı selimle, demokratik bir duyarlılıkla müzakere edip, çözüm yoluna koyabiliriz. Bu Yüce Meclis, her türlü sorunu ele alma, çözme olgunluğuna, potansiyeline ulaşmıştır. Milletimiz de bizden bunu beklemektedir.
İhmale uğrayan, mağdur edilen, hakları çiğnenen, kendisini ötelenmiş, dışlanmış hisseden kesimleri gözetecek, 73 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kardeşlik hukuku içinde kucaklaşması için ne gerekiyorsa onu yapmalıyız, yapacağız. Meclis televizyonundan bizleri izleyen vatandaşlarımız, çocuklarımız, gençlerimiz artık demokrasinin erdemini, siyasetin anlamını görmek, seviyeli bir Meclis çalışmasına tanıklık etmek durumundadır. Bu konuda her birimize sorumluluk düşüyor, duyarlılık düşüyor.

Dünyanın ilk ve tek çocuk bayramı olan 23 Nisan'da, çocuklarımıza çok daha parlak bir gelecek, özellikle bu hassasiyet içinde davranarak emanet etmenin kararlılığı içinde olduğumuzu vurgulayarak sözlerimi bitirmek istiyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, bütün istiklal kahramanlarımızı, şehit ve gazilerimizi, bu Mecliste görev yapmış bütün siyasetçilerimizi rahmet ve şükranla anıyorum."

 

Kaynak: AA

Güncelleme Tarihi: 23 Nisan 2010, 16:35
YORUM EKLE

banner33

banner37