banner39

Erdoğan, 'son kale Köşk' diyenlere sert çıktı

Son kale Çankaya da elden gitti diyenlere sert çıkan Erdoğan "daha önce kimdeydi" diye sordu.

Arşiv 25.08.2007, 12:32 25.08.2007, 17:04
Erdoğan, 'son kale Köşk' diyenlere sert çıktı

Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı adayı olmasıyla birlikte ortaya çıkan 'Çankaya' tartışmalarına Başbakan Erdoğan nokta koydu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Çankaya şunun bunun veya belli bir seçkinci grubun değil. Bu Çankaya hepimizin, 70 milyonun, Türkiye Cumhuriyeti’nin" dedi.

Erdoğan, Hizmet-İş Sendikası’nın 10. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarına değindi.

Başbakan Erdoğan, 22 Temmuz’da yapılan seçim neticesinde halkın iradesinin tecelli ettiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

"Ülkemde maalesef hala rejim kavgalarından bahsedenler, olmayan şeyleri varmış gibi gösterme gayreti içine içine girenler var ama halkın böyle bir sıkıntısı yok. Halkın böyle bir derdi yok. Hatta ve hatta köşelerinden ’bir kale düştü’ diyecek kadar, maalesef, halkın iradesine saygısız davrananlar var. Bu kale kimin kalesiydi ki düştü? Veyahutta şu anda iktidarda bulunan kişiler kim? Bizler nereden geldik? Biz bu vatanın topraklarında doğduk büyüdük. Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız. Bize iradesini koyanlar bu ülkenin evlatları.

Düştü denilen kale neresi? Hangi kale düşmüş? Bu Çankaya kimin? Birilerinin mi, yoksa bu Çankaya 70 milyon vatan evladının mı? Çankaya, şunun bunun veya belli bir seçkinci grubun değil. Bu Çankaya hepimizin, 70 milyonun, Türkiye Cumhuriyeti’nin... Dolayısıyla, burada ’Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milletin iradesinin tecelli ettiği makamda şu anda bir netice ortaya kondu ve bu neticeye de... Ben inanıyorum ki, hep birlikte saygı duyacağız ve ondan sonra da bizler şüphesiz ki o makamdan o arzuladığımız beklediğimiz saygıyı göreceğiz. Dışlamak, dışlanmak böyle bir ikilem bizim kitabımızda yok ama kitabında olanlar şu anda feveran ediyor."

ALINTERİ VE EMEK KUTSAL DEĞERDİR

Erdoğan'ın konuşması sık sık delegelerin 'Koçum benim', 'Babasın sen', 'Türkiye seninle gurur duyuyor', 'Bu sevda bitmez' sloganlarıyla kesildi. Erdoğan, Türkiye'nin emeğin ve alın terinin en kutsal değer olarak kabul edildiği ve yüceltildiği bir medeniyetten geldiğine işaret ederek, modern dünyada sendika ve emek kavramı yokken, toplumda saygın yer edinmemişken Türk toplumunda emeğin övüldüğünü vurguladı.

Çalışma hayatının uzun yıllar tıpkı siyasi hayat gibi ayrışma temalarına sahne olduğunu, demokratik hak ve özgürlükler büyük ölçüde toplumdan esirgendiğini anlatan Erdoğan, geçmişte sendika, emek, örgüt, eylem ve grev gibi hukuki kavramların toplumun geniş kesimi tarafından adeta öcü gibi görüldüğünü, yaşanan acı tecrübelerin de etkisiyle emek hareketi hak ettiği noktaya bir türlü ulaşamadığını kaydetti.

Bunda geçmiş iktidarların da büyük payı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Emeğe ve işçi haklarına sahip çıkıyormuş gibi yapan ancak birkaç yasal düzenleme ile işi geçiştiren, sonrasında da bunun rantını 10 yıllarca kullanan iktidarları sizler de bizler de gayet iyi biliyoruz. Sadece büyük patronları ya da küresel aktörleri muhatap alan, işçi haklarına tenezzül etmeyen iktidarları da, bu ülkeye kaybettirdiği yılları da gayet iyi biliyoruz" diye konuştu.

Emeğin kutsal ve yaşamın temeli olduğuna vurgu yapan Erdoğan, bugünün dünyasında özellikle gelişmiş ülkelerdeki sendikal yapıyla Türkiye karşılaştırıldığında aradaki mesafenin açıkça görüldüğünü söyledi. "Emek hareketi bize göre Türkiye'nin kalkınma hareketidir" diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

BERABER ZENGİNLEŞECEK BERABER PAYLAŞACAĞIZ

"Bugün üretimde, kalkınmada alınan mesafe ile övünüyorsak, yarınki Türkiye'ye umutla ve güvenle bakıyorsak bu başarıdaki en büyük pay işçilere aittir. Türkiye'nin imkan ve kaynaklarını beraberce zenginleştirecek, beraberce paylaşacağız. Sendikal hareketin önündeki tüm engelleri, toplumun önündeki diğer bütün engeller gibi aşmak emek hareketini hak ettiği konuma ulaştırmak bizim boynumuzun borcudur. Ama sendikalar da bize bu noktada yardımcı olmalıdır."

Türkiye'nin tarihi bir imkanın eşiğinde olduğunu, milletin iradesiyle ortaya çıkan tabloyu ülkeye büyük kazanımlar elde etmek için hep birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, "Önümüzdeki engelleri birlikte ortadan kaldıracaksak, çağdaş bir çalışma hayatını, çağdaş bir endüstriyel sistemi Türkiye'de hakim kılacaksak, bu mutlaka ve mutlaka sendikaların yardımı ve yol göstericiliği ile olacaktır" şeklinde konuştu.

Erdoğan konuşmasında sendikaların toplu görüşmelerdeki tavrını da eleştirdi. İyileşmenin sabahtan akşama bir gecede değil zamanla ve kademe kademe Türkiye'nin imkanları ve gücü ölçüsünde olacağının altını çizen Erdoğan, şunları söyledi:

SENDİKAYI GERÇEKÇİ OLMAYA DAVET ETTİ

"Ben şu kadar ücret istiyorum, vermezsen greve giderim. Ben şunları şunları istiyorum, bunları vermezsen seninle müzakereye oturmam, türü yaklaşımları zaman zaman görüyoruz ve bunlarla karşılaşıyoruz. Evet ben de bu ülkenin Başbakanı olarak 70 milyonun hesabını omzunda hisseden bir insan olarak sizlerin mutlaka daha çok almanızı, daha çok kazanmanızı istiyorum ama ikimiz de gerçekçi olmak zorundayız. Bu kardeşiniz tüm işçi kardeşlerimin, tüm vatandaşlarımın aynı zamanda emanetçisi durumunda. Yani sizin, bizim elimizde olan tasarruf etmekte olduğumuz bu parayı eğer dikkatle tasarruf etmeyecek olursak yarınların Türkiye'sinin ne hale geleceğinin hesabını da yine beraber yapmak zorundayız. Çünkü bu ülke bizim, bu gemi bizim. Bu gemi batarken hep beraber batacağız ama selamete çıkarsa hep beraber çıkacağız. Toplumda huzur ve mutluluk olmazsa çalışma hayatında huzur ve mutluluk olmaz. Ötekinin mutluluğundan eksilterek mutlu olmayı değil birlikte, topyekün mutluluğu hedeflemeliyiz. Ben buna inanıyorum."

Sorunları diyalogla, uzlaşmayla, müzakereyle çözdüklerini, diyaloğun, müzakerenin önündeki engellerin kalktığını ifade eden Erdoğan, toplu iş sözleşmelerinde kazanılan hakların geçmişte olduğu gibi 2 aylık enflasyonla heba olmadığına işaret etti. Erdoğan, bütün imkanlara rağmen sorunun çözülememesi halinde eylemin en demokratik hak olduğunu dile getirerek, "Fakat daha konuşmaya başlamadan, müzakereyi açmadan, şartları masaya yatırmadan masayı terk etmek, Türkiye'nin imkanlarını ve şartlarını göz ardı edip olmayacakları istemek kusura bakmayın tribünlere oynamak olur" dedi.

Başbakan Erdoğan, iktidara geldiklerinde kasanın 'tam takır' olduğunu belirterek, bir taraftan kasayı doldurmak için çalıştıklarını diğer taraftan çalışanların parasını ödediklerini söyledi. AK Parti iktidarının içi boşaltılmış bir ülke devraldığına işaret eden Erdoğan, "Ülke yol geçen hanına dönmüştü. 22 bankaya el konulmuştu. Kimse hesabını sormadı. Biz sorduk. İnanın çiftliklerindeki tavuklara varıncaya kadar el koyduk" diye konuştu.

Erdoğan, çalışanlara 13.5 katrilyonluk zorunlu tasarruf ödemesinin ardından Konut Edindirme Payları ile ilgili ödemelere de yakın zamanda başlayacaklarını açıkladı. Erdoğan ayrıca, sivil toplum kuruluşlarından Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinde daha etkin rol oynamalarını da isteyerek, sendikaların desteği ve katkısı olmadığı takdirde Türkiye'nin katılım sürecinin tam olarak sonuca ulaşamayacağını da sözlerine ekledi.

YENİ ANAYASA HALK OYUNA SUNULACAK
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, müzakere sürecinden sonra yeni Anayasa'nın mecliste oylanacağını, ardından halkoyuna sunulacağını açıkladı. Erdoğan, "Halkın oyladığı değil, onayladığı bir Anayasa olacak. Oylama mecliste olacak, ama onay halk tarafından yapılacak." dedi.  
 
SİVİL ANAYASAYI HALK ONAYLAYACAK
 
Ankara'dan özel "ANA" uçağıyla İstanbul'a gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, basın mensuplarının yeni Anayasa çalışmalarına ilişkin sorularını yanıtladı. Erdoğan, "Yeni Anayasamızla ilgili müzakere sürecimiz var. Önce bu süreci bitireceğiz. Müzakere sürecinden sonra taslak olarak hazırladığımız kitabı tüm siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, akedemisyenler ve medyaya göndereceğiz. Taslağı ayrıca partimizin sitesinde yayınlayacağız ve eleştirel yaklaşımları oraya alacağız. Gerekli değerlendirmeler yapıldıktan sonra tasarıyı parlementoya getireceğiz. Parlamentodan sonra yeni Anayasayı halk oyuna sunacağız. Nasıl ki 21 Ekim'de 7 maddeli bir Anayasa paketi oylanıyorsa yine aynı şekilde yeni Anayasa da halkoyuna sunulacak." şeklinde konuştu.

"Çünkü bu halkın -bakın oyladığı değil, onayladığı- bir Anayasa olacak. Oylama mecliste olacak, ama onay halk tarafından yapılacak." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü; "Üniversitelerde, panellerde ve birçok yerde tartışılacak ve halkımızın bildiği bir Anayasa ortaya çıkmış olacak. Bilindiği gibi 179 maddeden 138 maddeye indiren bir taslak metin var elimizde. Bunun üzerindeki çalışmalarımızdan sonra nihahi durum ne olur, onu şimdiden bilemiyorum."

Bu arada Erdoğan, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, THY Yönetim Kurulu Başkanı Candan Karlıtekin ve THY Genel Müdürü Temel Kotil'in de bulunduğu dinlenme salonunda yaklaşık 1 saat kaldı. 

Kaynak: Ajanslar

Yorumlar (2)
Metin Yenibaşak 15 yıl önce
Baykal efendi, babadan kendine miras kaldı sanıyor herhalde. Vah garibim...
sonkale mi 15 yıl önce
Anadolu yeniden insanlığa hizmete demokrasiye özgürlüğe kavuşuyor ya ondandır bunların son kale ilk kale muhabbetleri...halk o kaleleri şimdiye kadar işgal edenleri istemiyor sayın köşe yazarı...ekşi efendi...
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?