banner39

Erdoğan: Yaşar Kemal de Sezai Karakoç da bu ülkenin değeri

Edebiyatçılarla, açılımı anlatmak için biraraya gelen Erdoğan: 'İsimleri değiştirince göreceksiniz, sizin hikayenizi anlatıyorum!'

Arşiv 17.04.2010, 10:53 17.04.2010, 16:21
Erdoğan: Yaşar Kemal de Sezai Karakoç da bu ülkenin değeri

 

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Demokratik Açılım sürecine toplumun her kesimden destek arayışları kapsamında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan; edebiyatçılarla bir araya geldi.

erdogan2.20100417140453.jpg

Dolmabahçe'deki Başbakanlık Çalışma Ofisi'ndeki toplantıya, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, yazarlar Rasim Özdenören, Ahmet Turan Alkan, Yıldız Ramazanoğlu, İskender Pala, Farma Karabıyık Barbarosoğlu, Sadık Yalsızuçanlar, Mehmet Atilla Maraş, Murat Menteş, Ebubekir Eroğlu, Kemal Sayar, Mehmet Metiner, Altan Tan, Leyla İpekçi, Beşir Ayvazoğlu, Yılmaz Karakoyunlu, Alev Alatlı, Cahit Koytak, Gani Müjde, Elif Şafak, Kürşat Başar, Etyen Mahçupyan, Doğan Hızlan ve Refik Erduran'ın da aralarında bulunduğu 50'ye yakın davetli katıldı.

erdogan3.20100417140502.jpg

Başbakan Erdoğan edebiyatçılara konuşmasına Cemil Meriç'ten alıntılanan ifadelerle başladı. Erdoğan, 'Muhteşem maziyi muhteşem geleceğe bağlayacak sözden sevginden köprü istiyoruz. Sizlerin tasavvuruna bizler de katkıda bulunmak istiyoruz.' ifadelerini kullandı.

 

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

"Sessiz devrim olarak adlandırılan bir süreç yaşıyoruz. Ancak geçmişten devraldığımız bir kısım sorun kümeleri, ülkemizin gelişme azmini olumsuz etkilediği gibi, insanımızın huzur ve selametini de olumsuz yönde etkiliyor. Ne insani açıdan, ne demokratik açıdan, ne de medeniyet değerlerimiz açısından yaşanan olumsuzlukları artık sineye çekmemiz, görmezden gelmemiz mümkün değildir. Statükoyu sürdürmek, mümkün de değildir Türkiye'nin menfaatine de değildir. Biz, idare-i maslahat yapmayı, durumu idare etmeyi, suya sabuna dokunmadan iktidarda kalmayı bir politika olarak görmüyoruz, böyle bir anlayışa sahip değiliz. Son dönemde devlet yönetiminde ciddi bir paradigma değişikliği yaşıyoruz. Anlayışların, politikaların, uygulamaların bir bir değiştiğine şahit oluyoruz. Ama can yakıcı bir kısım sorunlarımız hala devam ediyor. Bunlarla ancak el birliği yaparak, güç birliği yaparak baş edebiliriz. İnsanımızın canını yakan, enerjisini ve imkanlarını heba eden bu meseleler Türkiye'nin kaderi değildir.

erdogan4.20100417140526.jpg

Çetelerle, mafyayla, karanlık güç odaklarıyla yaptığımız mücadele yaşadıklarımızın bir parçasıdır. Çözüm çabalarını sabote etmeye çalışanlara karşı mücadele yürütüyoruz.

Fikirlerimizi ne kadar irtibatlı hale getirebilirsek, ne kadar ortak paydada buluşabilirsek, inanıyorum ki Türkiye için çok daha isabetli ve kucaklayıcı çözümler üretebiliriz. Düzenlediğimiz bu istişare toplantılarının amacı da esasen budur.

Biz, herkesi bir çizgiye çekmeye, tek tipleştirmeye, herkesin bizim gibi düşünmesini sağlamaya asla çalışmıyoruz.

Söz uçar, yazı kalır. Bu toprakların son derece birikimli yazarları, edebiyatçıları yine bu toprakların hikayesini romanını, şiirini en güzel şekilde kaydetmişlerdir.

Necip Fazıl kalemine nasıl bu toprakların ruhundan mürekkebini çektiyse, aynı şekilde Nazım Hikmet de bu toprakların destanını yazdı.

'Devlet Ana'yı yazan Kemal Tahir ile 'Osmancık'ı yazan Tarık Buğra aynı destanı, aynı ruh ikliminde unutulmaz cümlelerle edebiyat tarihimize nakşettiler.

erdogan6.jpg

Orhan Kemal, Yaşar Kemal ne kadar bu ülkenin değeriyse, aynı şekilde Sezai Karakoç, Nurettin Topçu da bu ülkenin aynasıdır.

Peyami Safa, Yahya Kemal Beyatlı, Sait Faik Abasıyanık, Fakir Baykurt, Oğuz Atay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Nuri Pakdil, Mustafa Kutlu, Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Akif İnan, Erdem Beyazıd... Farklı yerlerde duruyor gibi olsalar da, aynı kelimeleri kullanarak bu ülkenin ağıtlarını ve sevinçlerini yazdılar.

'Zindan iki hece Mehmetim lafta/Baba katiliyle baban bir safta/Bir de geri adam boynunda yafta/Halimi düşünüp yanma mehmedim/Kavuşmak mı? belki/ Daha ölmedim' dedi Necip Fazıl Kısakürek. Nazım Hikmet, Çankırı Hapisanesi'nden mektuplar yazdı: 'Yalnız bize mahsus bir imtiyazdır/Kış günleri hapisanede/Sade hapisanede değil/Bu kocaman/Bu ısınası/Bu ısınacak dünyada/Üşüyüp, kederli olmamak' dedi.

Bu ülkenin Kemal Tahir'i, bu ülkenin Orhan Kemal'i, Mehmet Uzun'u, Said-i Nursi'si, Musa Anter'i, Ahmet Arif'i, Rıfat Ilgaz'ı, Nihal Atsız'ı sadece ve sadece yazdıkları için, sadece ve sadece düşündükleri için adeta hürriyet hasretinden prangalar eskiterek göçüp gittiler.

erdogan7.jpg

Sabahattin Ali, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Abdi İpekçi, Hrant Dink, Metin Altıok, Muhlis Akarsu'nun sadece ve sadece fikirlerinden dolayı, yazılarından dolayı kurşunların ve kirli senaryoların hedefi oldular.

Komplolar, insanımızı birbirine düşürmek için yapıldı ama bu aziz millet kardeşliğini her şeyin üzerinde tuttu. Karanlık senaryolar demokrasiyi, milli iradeyi vesayet altına sokmak için, milletimizin temel meselelerinin çözüm yoluna girmemesi için devreye konuldu. Cemil Meriç, 'Ağaç, kökleriyle yaşar, insanlar da' diyor. Onların kökü aslında bu topraklardaydı. Bu toprakların mayası farklılıkları yok sayan değil, zenginlik olarak gören bir anlayış üretmiştir. Bu ülkede tek tipçilik, hoşgörüsüzlük, dayatmacılık inanıyorum ki arızidir, zorlamadır. Bu topraklarda ancak sevgi çiçekleri yeşerir.

Bazı dostlarımız "Biz AK Parti'nin buluşmalarına gelmem" diyor. Bu ülkede tek tipçilik, hoşgörüsüzlük, dayatmacılık, arizidir. Bu topraklarda ancak sevgi çiçekleri yeşerir. ama diyorsaki, bir kalemin sahibi, örneğin, biz şu anda milletimizin takdiriyle iradesiyle iktidardayız, Bu kahvaltıda bulunmak kimseye birşey kaybettirmez. Burada bulunuruz konuşabildiğimiz kadar konuşuruz, kimsenin geleceğe yönelik iradesi tavrı değişsin, böyle bir şey yok, bunu böyle görmek durumundayız.

Sanatın diliyle siyasetin dili elbette farklıdır. Bir siyasetçi olarak sözün gücüne, sözün önemine, sözün ağırlığına bütün kalbimle inanıyorum. Sözün dilden değil gönülden söylenmesine çok önem veriyorum.

Ben, sürgünleri, mahpusları, mahkumları sayarken, elbette son dönemde yaşanan olumsuzlukları da unutmuyorum. Eşber Yağmurdereli'yi, Şanar Yurdatapan'ı, Fikret Başkaya'yı, Şamil Tayyar'ı, Hakan Albayrak'ı elbette unutmuyorum. Bu ülkenin Nobel ödüllü yegane yazarı Orhan Pamuk'a reva görülenleri elbette hatırımdan çıkarmıyorum. Düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda devasa adımlar attık. Birçok yasalar değiştirdik, belki değiştirilmesi gerekenler var, hepsini hallettiğimizi iddia etmiyorum. Ama daha alacak çok yolumuz olduğunu biliyorum. Türkiye'de ifade özgürlüğü ne kadar daraltıldıysa, kronik meseleler o kadar ağırlaşmış, çözüm iradesi o kadar zayıflatılmıştır. Düşünce ne kadar tehlikeli görüldüyse, düşünürler ne kadar baskı altına alındıysa, Türkiye o kadar geri gitmiş, demokrasi ve milli egemenlik o kadar sıkıntı yaşamıştır. Elbette suça itilen çocuklar bizim görüş alanımızın, ilgi alanımızın dışında değil, bunlarla ilgili çalışmalarımız var. Elbette Hakkari'de hiç onaylamadığımız muameleye maruz kalan çocuk, İstanbul'da molotof kokteyli sonucu hayatını kaybeden kız yavrumuz, Samsun'da, Van'da saldırıya uğrayan siyasetçi bizim gündemimizin uzağında değil. Atılan yumruklar nasıl bu ülkenin barışına kastediyorsa, sokakları savaş alanına çevirenler de ülkenin huzuruna kastediyor.

Engelleri anlatmaya ne zaman yeter, ağlarım ağlatamam hissederim söylemeyem... var ya..

En başından itibaren söylediğimi burada bir kez daha tekrar etmek istiyorum. Sanatçılarımız olmazsa, sanatçı duyarlılığı bu sürece yansımazsa bu süreç eksik kalır. Kelimelerinizle, cümlelerinizle, paragraflarınızla, dizelerinizle, kitaplarınızla, eserlerinizle sizler zaten her zaman sürecin içinde oldunuz. Bugün de yarın da bu hissiyatınızı sürece yansıtmanızı özellikle rica ediyorum.

Açıkçası anlatmaya çalıştığım hikaye, isimlerini değiştirdiğinizde göreceksiniz ki sizin hikayenizdir.

Hükümet olarak buradayız, okuyoruz, takip ediyoruz, gereğini yapmak için çırpınıyoruz. Hukuk devleti içinde yapılması gerekenleri o çerçeve içinde yapmaya çalışıyoruz.

banner53
Yorumlar (0)
26
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?