banner15

Ergenekonun stratejisti Star'da yazmış

Ergenekon'un stratejistinin Star Gazetesi'nde Kıvanç Değirmenli adıyla yazılar yazdığı ortaya çıktı.

Ergenekonun stratejisti Star'da yazmış


Ergenekon örgütününün medya ve strateji bölümünde görevli üyesi, emekli Tümgeneral Ali İhsan Gürcihan'ın oğlu Behiç Gürcihan, Star Gazetesi'nde Kıvanç Değirmenli takma adıyla Başbakan Erdoğan'ın kabusu olmuş.

Halil Behiç Gürcihan. Ergenekon soruşturmasında 7 Haziran 2008 tarihinde "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Yasaklanan bilgileri Temin Etme, Hukuka Aykırı Olarak Kişisel Verileri Kaydetmek, Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs, Açıklanması Yasaklanan Gizli Bilgileri Temin Etme" suçlarından tutuklanan Gürcihan aslında Star Gazetesi'nin eski gölge yazarlarından Kıvanç Değirmenli.

Star Gazetesi'nin TMSF'ye geçmesin dönemine kadar "Oyun Bozan" adlı köşeyi yazan Behiç Gürcihan, TMSF yönetimindeki gazetede Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı "Üzeyir Garih cinayetinde parmağı var" yazıları yazınca görevine son verilmiş.

PAŞANIN OĞLU BAŞBAKANIN KABUSU

Behiç Gürcihan, Emekli Tümgeneral Ali İhsan Gürcihan'ın oğlu. Ergenekon klasörlerinde yer alan telefon dinlemelerinde sürekli AKP ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aleyhine konuşmaları kayda geçen Gürcihan, Star Gazetesi'nde "Oyun Bozan" adındaki köşesinde Kıvanç Değirmenli takma adıyla yazdığı yazılarda da tek hedefi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dı.

BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN ÜZEYİR GARİH İLE İLİŞKİSİNİ YAZDI
Behiç Gürcihan, yani nam-ı diğer Kıvanç Değirmenli'nin Başbakan aleyhine yazdığı bir yazı da Üzeyir Garih'in de adı geçiyor. İşte o yazıdan bir bölüm:

"Seçimler öncesinde; "Tayyip Erdoğan'ın 1 milyar doları varmış" demeci  Üzeyir Garih'in Eyüp mezarlığında öldürüldüğü dönemin sonrasında verilmişti.

Koç; Erdoğan'a açıkça; "Belediye Başkanlığı döneminde Üzeyir Garih'le olan doğalgaz altyapı ihalesini; Üzeyir Garih'le olan ilişkini biliyorum" diyordu.

Aslına bakarsanız fazla da araştırılacak bir şey kalmamıştır. Anlayan için tablo ortadadır. Tayyip Erdoğan işte böyle bir tablo içerisinde; tabanı nezdinde güçlendirilmiştir.

Daha bir kaç yıl öncesine kadar "şeriatçı" imgesi ile özdeşleşen bir ismin; çok kısa bir sürede; İstanbul'un varoşlarından, Davos'un zirvelerine taşınarak; "Türkiye'yi AB'ye taşıyan lider" haline gelmesi; aslında takdir edilmesi gereken bir operasyondur. Ve o kadar ustaca kurgulanmıştır ki; Ne zaman ki Tayyip Erdoğan'ın yeteri kadar "İslamcı" olmadığı taban nezdinde sorun yaratsa; ister Atatürk'ün Meclis'teki bir resmi, ister YÖK merkezli hemen bir "laiklik krizi" kurgulanmakta veya "İsrail kınanmakta" ve bu şekilde tabana, "merak etme sizin çocuk sizi satmadı" mesajı iletilmekte...

Ne zaman tavan Erdoğan'ın takiyye yaptığından kuşkulansa; hemen bir "medeniyet" operasyonu ile ya Tayyip yurtdışında Papa önünde AB anayasaları imzalamakta ya da karısı ayakkabısından başörtüsüne Ayşe Arman filtresinden geçirilerek; "burjuvalaştırılmaktadır."

PAŞA BABASI YAZILARI YÜZÜNDEN ERKEN EMEKLİ EDİLDİ İDDİASI

Yazılarında tek hedefi Erdoğan olan Behiç Gürcihan'ın babası tümgeneral Ali İhsan Gürcihan'ın oğlunun yazıları nedeniyle erken emekli edildiği de ergenekon klasörlerinde Zekeriya Öztürk'ün açıklamalarında yer alan iddialar arasında. Öztürk, basanının yazılarından dolayı erken emekli edildiğini kendisine bizzat Behiç Gürcihan tarafından söylendiğini de ifade ediyor.

SÜLEYMANİYE BASKINININ İNTİKAMINI FİLME ÇEKECEKMİŞ

Ergenekon'un tutuklu sanığı Halil Behiç Gürcihan'dan ele geçirilen 'Operasyon Kırıkay' isimli belgeye göre, Ergenekon terör örgütü, 'Süleymaniye Baskını'nın intikamını almak için' şeytani bir plan' yaptı. Plana göre, Kuzey Irak'ta Türk Özel Timi askerlerine 'çuval geçiren' ABD askerlerine 'aynı şekilde' operasyon düzenlenecek, bu operasyonun hazırlıkları ve finansmanı da, "Çuwal" isimli bir belgesel ya da film çekilerek 'perdelenecek'ti.

Ergenekon'un köşe yazarı sanığı Halil Behiç Gürcihan'dan ele geçirilen 'Operasyon Kırıkay' isimli belgede, 'Süleymaniye Baskını'nın intikamını almak için hazırlık yapan sanıkların, intikam operasyonunu kamufle etmek için aynı paralelde 'Çuwal' isimli film ya da belgesel çekecekleri iddiası yer alıyor. Belgede, 2003'te Süleymaniye'deki Türk irtibat ofisine baskın düzenleyerek 11 Türk askerinin başına çuval geçiren Amerikalılara komuta eden Albay Bill Maywille ile ona emri verenlerin tespit edilerek aynı muamelenin tekrarlanacağı, görüntülerin ise Türk milletine çeşitli araçlarla duyurulacağı belirtiliyor.

TAHA KIVANÇ'DA ONU MERAK EDİYORDU

Yeni Şafak yazarı Taha Kıvanç'ta asıl adı Behiç Gürcihan olan Kıvanç Değirmenli'nin Star Gazetesi'nde köşe yazmaya başlaması ardından kaleme aldığı yazısında merakını şöyle dile getiriyordu:

Bunu bana yapmayacaktın Kıvanç Değirmenli...

"Kim bu Kıvanç Değirmenli?" diye soracağınızı biliyorum. Efendim, bu isim, son dört-beş gündür star gazetesinde kendisine sütun açtı. Kulis'in üzerinde benim gölgeli bir fotoğrafım var ya, o da benimkine benzer bir silüet kullanıyor. Benim adım Taha soyadım Kıvanç ya, bu 'yeni' arkadaş kendine ad olarak benim soyadımı almış... Belli ki, bana, ötelerden "Hoşbuldum" diyor...

Bakmayın şikâyet eder gibi göründüğüme, bu tür öykünmeler beni mutlu eder... Yıllar önce, Bâbıâli'de 'Taha Kıvanç' fırtınası eserken, karşıma 'Baha Kıvanç' adıyla birini çıkarmışlardı. Önce bir gazetede yazdı bu tip, sonra haftalık bir dergiye taşındı. Ağabeyim olduğunu iddia ediyordu... Yazılarında aynı evde büyüdüğümüzden söz ediyor, yeterince 'Kemalist' olmadığım için babamın zaman zaman kulağımı çektiğini yazıyordu.

Star'ın yeni yazarı, epey bir süre Türkiye dışında yaşadığı için olacak, bazı konularda yerleşik kanaatleri tam bilemiyor. Sözgelimi, göreve başladığının ikinci günü çıkan 'sağ siyaset' yazısında, Ak Parti'yi bekleyen siyasi 'tehdit' olarak, 'koç gibi güçler' dediği odakların desteğini almış bir ismi anıyor: Bedrettn Dalan... Yurtdışı günleri yüzünden belleğinden silinmiş olmalı: Bedrettin Dalan'a o 'koç gibi güçler' vaktiyle bir parti kurdurdular da seçime bile giremedi. DYP'ye kapağı zor attı Bedrettin Bey ve Meclis'i beğenmediği için de çabucak İstanbul'a döndü...

O yazıları yazdığını tahmin ettiğim kişinin 'istihbaratçı' kökenine duyduğum saygı yüzünden, ilk gün değindiği, gazetenin ilk sayfadan gördüğü başka bir olayın peşine düştüm. Beni meraka sevkeden, ABD'nin yeni büyükelçisi Eric Edelman'a hitap eder tarzda kaleme alınmış şu satırlarıydı soyadaşımın: "Ayrıca İstinye'de belli gazetecileri toplayıp 'Yeni Osmanlıcılık' eğitimi vermek de pek fayda getirmeyecektir. Sonuçta; üç Türk tarihçi ve iki ABD'li stratejistin karşısına adları bizde saklı 10 'gazeteciyi' oturtup onlara bir kaç gün boyunca; 'ABD'nin çıkarları ile Türkiye'nin çıkarlarının kesiştiği' noktaları anlatmak da uzun vadede pek bir işe yaramayacaktır."

Bu satırlara göre, ABD büyükelçisi Edelman, üç Türk tarihçiyle iki ABD'li stratejistin karşısına 10 Türk gazeteci oturtmuş ve onları birkaç gün boyunca 'Yeni Osmanlıcılık' konusunda eğitmiş... İlginç ve meraka değer değil mi? Kendisi de bu tür konulara meraklı bir politikacı dostum, İstinye toplantılarına katıldığını öğrendiği gazetecilerden 6'sı olduğunu bildirerek bir liste gönderdi. Listede yer alanlardan üçü vaktiyle bizim gazetede buluştuğumuz yazarlar... Onlardan ikisinin epeydir İstanbul dışında olduğunu bildiğim halde, merakımı yenemeyip biriyle görüştüm: "Yok, ayol" dediği konuştuğum gazeteci, "Eric Edelman'la tanışmam bile..." Ülkemizde "Tarihçi" dendiğinde ilk akla gelen iki isimden biriyle de karşılaştım aynı günlerde; dilimin ucuna geldi, ama "Böyle bir zihin yıkama maratonu oldu mu?" diye sormayı nezaket dışı buldum. Bu sebeple de, yazıyı yazdığını tahmin ettiğim kişinin istihbaratçı' kimliğine güvenmeme rağmen, İstinye'deki birkaç gün sürmüş buluşma bilgisini ihtiyatla karşılamaya devam ediyorum...

Geçmişte yazdığı raporlarda ileri sürdükleri ilk duyulduğunda tepki çekse de ilerleyen yıllarda doğrulanmıştı; belki bu yeni bilgi de bir biçimde doğru çıkabilir, ne bileyim? Buraya bir iddiamı kaydedeyim: Şimdi yazdığı gazeteyi kuran ailenin 20 gündür ortalıkta görünmeyen 'kanun kaçağı' durumundaki fertlerinin nerede olduklarını biliyordur Kıvanç Değirmenli.... Bakarsınız, bir gün, aranan kişilerin nerede bulunabileceğini de o sütundan öğreniriz. Dayanamayıp satır aralarında olsun verebilir o mesajı Kıvanç Bey...

İşte, görüyorsunuz, yakın ailemle gül gibi geçinip gidiyoruz. Sanal ağabeyim, sanal babam artık yazmaz oldular; ancak sanal soyadaşım medyaya benim açımdan yeni bir hareketlilik getirmiş oldu... Keyiflenmediğimi söylersem yalan olur. Nasıl keyiflenmeyeyim? Soyadaşımın bir süre oturduğu ülkede 'iltifat' ile 'taklit' arasında doğrudan ilişki kurulmaz mı?

Kaynak: Gazeteport

 

Güncelleme Tarihi: 24 Ağustos 2008, 15:20
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35