banner39

Geleceğin krallarını seçecek heyet

Suudi Arabistan'ın oluşturduğu "Biat Heyeti" geleceğin krallarını belirleyecek. Sarkozy, Müslüman işçilerin namaz kılmalarını kastederek, "Radikal davranışta bulunan kişilerin havaalanlarında çalışmalarını kabul edemem" demiş.

Arşiv 06.07.2018, 09:30 06.07.2018, 09:31
Geleceğin krallarını seçecek heyet

Dünya Bülteni Haber Merkezi

 

 

İhsanoğlu: Gözlemci kurul kurulacak

 

Cuma gününü Cumartesi'ye bağlayan gece Mekke'de, Kabe-i Şerif'in yanıbaşında, mezhep çatışmalarının önüne geçme gayretiyle Iraklı Sünni ve Şii din adamları tarafından imzalanan Mekke Belgesi hakkındaki değerlendirmeler devam ediyor.

 

Suudi Arabistan El-Medine gazetesi bugünkü sayısında belgeyle ilgili görüşlere geniş yer veriyor. Konuyla ilgili manşetten verilen haberde, Mekke Belgesi'ne uyulup uyulmadığını gözlemleyecek bir kurul kurulacağı belirtiliyor.

 

Haberde, İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'nun "Belgenin içeriğinin uygulanması ve bu doğrultuda siyasi iradenin bulunması konusu, bu girişimin başarılı olup olmayacağını doğrudan belirleyecek etkendir" değerlendirmesine yer veriliyor.

 

Haberde ayrıca, İhsanoğlu'nun bir soru üzerine, İKÖ Genel Sekreterliği'nin taraflarla diyaloğa geçerek belgenin içeriğine uyulup uyulmadığını gözlemleyecek bir kurul oluşturacağını ve bunun için gerekli çalışmalara en kısa sürede başlanacağını söylediği yazıyor.

 

 

Geleceğin krallarını seçecek heyet

 

Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz'in emriyle kurulması kararlaştırılan "Biat Heyeti" Suudi Arabistan'ın gelecekte kral olacak isimlerini belirleyecek. Er-Riyad gazetesi konuyla ilgili haberinde, Biat Heyeti'nin kuruluşunun şer'i biat anlayışını güçlendirdiği, siyasi istikrar duygusu verdiği ve pusuda bekleyenlerin yolunu tıkadığı değerlendirmesinde bulunuyor.

 

Haberde, konuyla ilgili değerlendirmede bulunan yetkililerin ve hukukçuların, bu yeni düzenin ülkenin ve kraliyet ailesinin yararına olacağını belirttikleri ifade ediliyor.

 

Yeni uygulamaya göre, daha önce krala ait olan veliahtı belirleme yetkisi, Suudi Arabistan'ın kurucusu Abdülaziz bin Abdurrahman Âl Suud'un oğullarının yanı sıra kralın ve veliahtın birer oğlundan oluşacak Biat Heyeti'ne bırakılıyor. Kral Abdülaziz'nin heyet üyesi oğullarından birinin vefatı halinde yerine o üyenin oğullarından Birinci Dünya Savaşı seçilecek.

 

 

Namaz radikal bir davranışmış!

 

Fransa'da Charles de Gaulle Havaalanı'nda çalışan Müslüman bagaj görevlilerinin özel izin gerektiren noktalara giriş kartlarının elinden alınması büyük bir tartışmaya neden olmuştu.

 

Cezayir El-Haber gazetesinin bugünkü sayısında yer alan bir haberde belirtildiğine göre, Fransa İçişleri Bakanı Nicholas Sarkozy, Sorbon Üniversitesi'nde konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Güvenlik uygulamalarımızda katı davranmadığımız için bir felaket meydana gelmesindense, adalet karşısına çıkmayı tercih ederim" demiş.

 

Sarkozy ayrıca, Müslüman işçilerin namaz kılmalarını kastederek, "Radikal davranışta bulunan kişilerin havaalanlarında çalışmalarını kabul edemem" diye eklemiş.

 

"Sarkozy havaalanı pistlerini namaz kılan işçilere yasaklıyor" başlığıyla verilen haberde, Fransız Demokratik İşçi Konfederasyonu'nun işçiler adına ayrımcılık suçlamasıyla dava açma hazırlıklarına başladığı bildiriliyor.

 

------------------------------------

 

1918'den sonra ilk kez Türk Birliği Arap topraklarında

 

 

ABD BASINI

 

Washington Times gazetesinin "Irak Konusunda 'Köklü Bir Yön Değişimi' Gündemde" başlıklı haberinde, Bağdat ve Irak'ın diğer şehirlerinde tırmanan şiddet  olaylarının, ülkenin liderlerini, komşu Arap ülkeleri ve ABD'li danışmanları, savaşın idaresi konusunda köklü bir yön değişikliğini dikkate almaya zorladığı, eski Dışişleri Bakanı Baker'ın idaresindeki Amerikan görev gücünden sızan bilgilerin de Bush yönetimi'nin önümüzdeki aylarda "gidişatta değişiklik" yapmaya hazırlandığı yönündeki yaygın kanıyı kuvvetlendirdiği, Washington'da telaffuz edilen seçeneklerin, Irak'ın üç etnik ya da inanca bağlı bölgeye ayrılmasının ve Amerikan birliklerinin kademeli bir şekilde Irak'tan çekilmelerinin, ancak bir bölümünün, oluşabilecek ciddi tehditlerle başa çıkmak üzere komşu ülkelerde bırakılmalarının da düşünüldüğü vurgulanmaktadır. 

 

AP’nin "Ahmedinejad: Teröristlerin Yönetimindeki İsrail'in Yaşamak için Bir Nedeni Yok" başlıklı haberinde, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın Tahran'daki Filistin yanlısı protesto gösterilerine katılan yüzbinlerce kişiye hitaben yaptığı konuşmada, ABD ve müttefiklerine yönelik olarak "Sizler bir grup teröristin etkisi altında kalıyorsunuz. Kendinizi bu suçlulardan uzak tutmak sizin yararınızadır. Bu bir ültimatomdur. Yarın şikayetçi olmayın" dediği, ayrıca, diplomatların gelecek hafta İran konusunda bir karar tasarısı sunulması planları nedeniyle BM Güvenlik Konseyi'nin "gayrimeşru" olduğunu ifade ettiği, daha önce de benzer öfkeli söylemlerde bulunan  Ahmedinejad’ın, İsrail'in var olmak için artık bir nedeni  olmadığı ve kısa bir süre sonra ortadan yok olacağını  söylediği kaydedilmektedir.

 

Ajansın "Ermenistan ve Azerbaycan Savunma Bakanları Güven Artıcı Tedbirler Konusunda Görüştüler" başlıklı haberinde, Ermenistan ve Azerbaycan savunma bakanlarının, Dağlık Karabağ çatışmalarının ardından kapatılan gerilimli sınır bölgesinde düzenli aralıklarla yaşanan çatışmalara son verilmesinin bir yolunu bulmak amacıyla  bir araya geldikleri, Ermenistan Savunma Bakanı Serzh Sarkisyan'ın Sözcüsü Seiran Şahsuvaryan, görüşmenin, çatışmalarda iki ülke arasında  arabulucu olarak görev yapan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü'nün girişimleri çerçevesinde gerçekleştiğini açıkladığı bildirilmektedir.

 

 

İNGİLTERE BASINI

 

The  Guardian gazetesinin Simon  Tisdall imzalı "Önemli Konularda AB Kendi Gemisini Kurtarmaya Devam Ediyor" başlıklı makalesinde, Helsinki'nin kuzeyindeki Lahti'de düzenlenecek olan AB zirvesinin kilit önemde iki konu üzerine odaklanacağını ifade ettiği, bunlardan birincisinin  enerji alanında dış ilişkiler, yani Rusya'nın Avrupa'nın ışıklarını açık tutma arzusu, diğerinin de teknolojik icatlara yönelik politikalar, yani Avrupa'nın ticari rekabetçiliği ya da daha çok Lizbon'daki teknoloji zirvesinden altı yıl sonra bunun hala olmaması şeklinde sıralandığı, ancak bir gün sürecek toplantıda AB'nin karşı karşıya kaldığı çok daha zorlu ve çözümü kolay olmayan sorunlarda yan çizileceği, bu sorunların mesela Türkiye'nin giderek ufalanan tam üyelik emelleri, geçen seneki anayasa hezimetinin ardından kurumsal yapılanma, Batı Balkanlarda güvenlik ve genişleme ve "yeni" (Doğu) ile "eski" (Batı) Avrupa arasında giderek artan siyasi gerginlik konuları olarak değerlendirildiği, tüm bu hususların aralıkta Brüksel'de yapılacak olan  kapsamlı zirveye ya da ocakta başlayacak olan Almanya'nın dönem başkanlığına ve hatta daha da ileri bir tarihe ertelenmesi olasılığı, Avrupa projesinin rotasını şaşırdığı ya da gerçek anlamda ilerleme şansının kalmadığına dair endişeleri körüklediği anlamına geldiği yorumu yapılmaktadır.

 

Makalede, Avrupa Reformu Merkezi'nden Katinka Barysch,’in genelde oluşan dümensiz AB kanaatinin abartıldığını ifade ettiği ve "Varılan noktaya da bakın: tek pazar, tek para  birimi, genişleme, ortak iç güvenlik politikası, ortak dış politika. Kesinlikle kurumsal reforma ihtiyaç var, ancak pek  çok yönetim şimdilik ağır aksak yürüyerek bazı kısıtlı düzenlemelerde bulunmaktan mutlu görünüyor. Kurumlar belli  bir düzene oturtulana kadar artık genişleme olmayacağı konusunda genel bir uzlaşı söz konusu" dediği aktarılmakta, ancak  Türkiye'nin üyelik başvurusuyla ilgili gelecek ay olası bir tren kazası, Kıbrıs ile gümrük birliği anlaşmazlığıyla ilgili olmayan bölümlerde görüşmelere devam edilmesi konusunda bir anlaşmaya varılmasıyla muhtemelen önleneceği, bu konuda Barysch’in, "Asla AB'nin kendini kurtarabilme potansiyelini göz ardı etmeyin. Ayrıca bir Akdeniz adasındaki  birkaç dik başlı kişinin Avrupa açısından bu derece önemli bir  kararı dikte ettirebileceğine de inanmayın" açıklamasında bulunduğu bildirilmektedir.

 

Reuters’in "Türkiye AB'nin Kıbrıs Anlaşmasına Havaalanı Meselesini de Dahil Etmesi Gerektiğini Bildirdi" başlıklı haberinde, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tan’ın, AB'nin Kıbrıs konusunda sağlamaya çalıştığı anlaşmaya, Ada’nın Kıbrıs Türk kesimindeki havaalanının uluslararası uçuşlara açılmasını da dahil etmesi gerektiğini Finlandiya'nın önerilerinin yeterince kapsamlı olmadığı  eleştirisini yönelttiği, AB'nin ayrıca, ekonomisini turizm yoluyla  geliştirmeye çabalayan Kuzey Kıbrıs'taki Ercan Havaalanı'nın  uluslararası uçuşlara açılmasını sağlaması gerektiğini de açıkça ifade ettiği, Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilcisi Kretschmer’in ajansa verdiği demeçte, Türkiye'nin hava ve deniz limanlarını açması gerektiğini yinelediği ve üyelik görüşmelerinin başlamasını sağlayan anlaşma koşullarına göre bunun Türkiye'nin yükümlülüğü olduğunu hatırlattığı, “Neden bunu şimdi yapma fırsatını değerlendirmiyorlar? Bu ileride daha kolay olmayacak. Tam aksine, seçimler yaklaşırken daha da  zorlaşacak" değerlendirmesinde bulunduğu aktarılmaktadır.

Ajansın "ABD: Fransa'nın Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısının Bir Mantığı Yok" başlıklı haberinde, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa ve Avrasya'dan Sorumlu Yardımcısı Daniel Fried’in, Fransız Parlamentosunun, sözde Ermeni soykırımının inkarını suç sayılmasına ilişkin kararının bir mantığı olmadığını belirterek, "Tartışmayı  suç kabul eden bu yasa tasarısının hiçbir mantığı olmadığı düşüncesini kesinlikle paylaşıyorum" dediği, ABD'nin ve Başkan Bush'un I. Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin ölümleri hakkında görüşlerini defalarca dile getirdiğini ve küçümsemek  ya da inkar etmek istemediklerini söylediği, ABD'nin, Türklerin ve Ermenilerin konuyu dürüst bir şekilde ele aldıklarını görmek istediğini ve bazı Türklerin zaten hükümetlerinden bunu yapmasını istediğini  hatırlatan Fried’in, "Bana, Fransız Parlamentosundaki bu gibi  kararlar bu süreci teşvik edecek gibi gelmiyor" ifadelerini sözlerine eklediği vurgulanmaktadır.

Ajansın "Çin ile ABD, Kuzey Kore'yi Görüşmelere Dönmesi için Uyardı" başlıklı haberinde, Çin ile ABD’nin, Kuzey Kore'ye, nükleer silah programını sona erdirmesine yönelik görüşmelere geri dönmesi konusunda baskı yaptığı ve 9 Ekim'deki nükleer testin ardından BM'nin Kore için öngördüğü yaptırımların tam olarak uygulanması çağrısında bulunduğu, Pekin'de ABD Dışişleri Bakanı Rice ile beraber yaptıkları basın toplantısında konuşan Çin Dışişleri Zhaoxing, Kore krizi konusunda soğukkanlı olunması ve diplomatik yollardan bir çözüm bulunması yönünde çağrıda  bulunduğu, ayrıca "Mevcut çıkmaza bir yol bulunabilmesi için tüm taraflarla işbirliği ve istişarelerimizi güçlendirebilmeyi ve ayrıca mümkün olan en kısa sürede altılı müzakerelerin yeniden başlamasını umuyoruz" diye  eklediği, Rice’ın da, Kuzey Kore'nin nükleer denemelerinin,  özellikle Doğu Asya'da olmak üzere, bölgedeki barış ve güvenliğe karşı bir tehdit oluşturan "ciddi bir provokasyon"  olduğunu söylediği kaydedilmektedir.

 

 

FRANSA BASINI

 

AFP’nin "Lübnan'a Türk Askeri... Arap Dünyası ile İlişkilerde Bir Dönüm Noktası" başlıklı haberinde, 88 yıl önce son Osmanlı askerinin ayrılmasının ardından  Lübnan'a UNIFIL bünyesinde bir barış görevi çerçevesinde Türk birliklerinin gelişinin Ankara ile Arap dünyası arasındaki  ilişkilerde bir dönüm noktası teşkil ettiği, hava ve kara yolu ile gelen 261 kişilik Türk birliğinin, İsrail-Lübnan sınırında barışı korumakla görevli UNIFIL'in 7 bin civarındaki askerine katılmasının gerektiği, Türkiye’nin, Lübnan'da yaşanan savaşın ardından İsrail ile Hizbullah arasında yapılan ateşkesi sağlamlaştırmakla görevli olarak Güney Lübnan'a konuşlandırılan UNIFIL'e katılmak üzere birlik gönderen  ilk Müslüman devlet olduğu, ancak özellikle bunun, I. Dünya Savaşının ardından 1918'de Osmanlı İmparatorluğunun çöküşünden bu yana bir Arap toprağına Türk birliklerinin ilk ayak basışı olacağı, Yakın Doğu'nun en büyük Ermeni toplumunun yaşadığı  bu ülkede Türkiye'ye karşı duyguların hala canlı tutulduğu, bu toplumun yetkililerinin, Türk birliklerinin Güney Lübnan'a konuşlandırılmasını "Ermeni halkının  toplu hatırasına bir hakaret" olarak kabul ettikleri, İsrail'in müttefiki, NATO üyesi ve İslam Konferansı üyesi olan Ankara’nın diplomatik olarak da ağırlığını koymaya çalıştığı ifade edilmektedir.

 

Ajansın "Amerika'daki Terörle Mücadele Yasası Cenevre Sözleşmesi'ni İhlal Ediyor" başlıklı haberinde, Uluslararası Kızılhaç Örgütü'nden yapılan açıklamada, ABD Başkanı Bush'un askeri komisyonlarla ilgili imzaladığı yasanın, uluslararası hukuk ve Cenevre Sözleşmesi'ne aykırı bulunduğu ve terör zanlılarının yabancı ülkelerdeki gizli  cezaevlerinde tutulabilmelerini, askeri mahkemelerce yargılanmalarını ve Amerikan askerlerinin terör suçu işledikleri gerekçesiyle tutuklananları sorgulamaları sırasında şiddete başvurabilmelerini öngördüğünün belirtildiği, yasanın ayrıca, Cenevre Sözleşmesi'nin 3. maddesine aykırı olduğu, üçüncü maddenin, sorgulama sırasında zanlılara şiddet uygulanmamasını ve insanlık dışı muamele edilmemesini ve bu sözleşmeyi imzalayan ülkelerin bu şartlara asgari şekilde uymalarını içerdiği aktarılmaktadır.

 

Ajansın "Olmert: Dünyanın İran'a 'Kırmızı Hat' Belirlemesi Gerekir" başlıklı haberinde, İsrail Başbakanı Olmert’in, uluslararası toplumun İran'a, nükleer programının geliştirilmesi konusunda "kırmızı hat" belirlemesi ve İran'ın bu hattın dışına çıkmasına izin verilmemesi gerektiğini ileri sürdüğü, büyük bölümü İran'ın nükleer programı meselesine  ayrılan üç günlük Moskova ziyaretinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, "İran ile uzlaşmak için sınırlı bir alan var. İran ile makul bir anlaşmaya karşı değilim, ancak dışına çıkmayacağı bir kırmızı hattın çizilmesi gerekir" ifadelerini kullandığı duyurulmaktadır.

 

Ajansın "BM, İsrail Uçaklarına Karşı Güç Kullanmayı Düşünebilir... İsrail, Pellegrini'nin Açıklamalarından Üzgün" başlıklı haberinde, Lübnan'daki BM gücü komutanı General Alain Pellegrini’nin, BM'nin, İsrail uçaklarının akınlarını engellemek amacıyla güç kullanmasına imkan vermek için UNIFIL'in faaliyet kurallarını değiştirmeyi düşünebileceğini açıkladığı, Fransız General, BM'nin New York'taki merkezinde  düzenlediği basın toplantısında, halihazırda örgütün, Güney Lübnan'a İsrail hava akınlarını durdurmaya çalışmak için sadece diplomatik yollar üzerine yoğunlaştığını kaydettiği, "Şayet bu diplomatik yollar yeterli olmazsa, başka yollara başvurulabilir. Böyle bir çözüm  düşünülebilir ve bu, BM'de kaleme alınacak ve onaylanacak UNIFIL'in yeni faaliyet kurallarına bağlı olacaktır" dediği, bu arada, İsrail’in, Fransız generalin sözlerinden  duyduğu üzüntüyü dile getirdiği, Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mark Regev’in, "Bu açıklamadan üzüntü duyduk. Üç hafta önce birliklerimiz Lübnan'dan çekildi ve böylece  biz, BM'nin 1701 nolu kararından ileri gelen yükümlülüklerimizin en önemli kısmını uygulamış olduk"  değerlendirmesinde bulunduğu kaydedilmektedir.    

 

Ajansın "Vatikan, Müslüman ve Hıristiyanları Birbirine Saygı Duymaya Çağırdı" başlıklı haberinde, Vatikan'ın Ramazan bayramı dolayısıyla Müslümanlara yönelik yayınladığı mesajında, dünyanın kendine ve birbirine saygı duyan Hıristiyan ve  Müslümanlara ihtiyacı olduğunu vurgulandığı, dinler arası diyalogdan sorumlu Konsey Başkanı Kardinal  Paul Poupard’ın bu mesajda "Hıristiyanlar ve Müslümanlar  arasındaki diyalog hiç olmadığı kadar gerekli (...) Beraber yaşamakta olduğumuz özel durumlar gösteriyor ki resmi bir  diyalog yolu zaman zaman güçleşse de, hiç olmadığı kadar  gerekli bir hale geldi" ifadelerini kullanıldığı belirtilmektedir.

 

 

AVUSTURYA BASINI

 

Der Standard gazetesinin  "Türkmenler de Artık Kendi Bağımsız Bölgelerini İstiyorlar" başlıklı haberinde, Kürtler ve Şiilerden sonra şimdi de Türkmenlerin Irak'ta kendi bağımsız bölgelerini talep ettikleri, Türkmeneli Partisi Başkan Yardımcısı Ali Mehdi’nin Kerkük'te  yaptığı açıklamada "Uluslararası hukuk normlarına göre, her  halkın kendi kaderini tayin etme hakkı vardır ve biz Türkmenler, Telafer'den (Musul'da) Mandali'ye (İran sınırında) kadar uzanan bir otonom Türkmen bölgesinin kurulmasını talep ediyoruz" dediği kaydedilmektedir.

 

 

İSVİÇRE BASINI

 

Neue Zürcher Zeitung'un "Blocher'a Kendi Başına Hareket Ettiği için Paylama" başlıklı haberinde, Hükümetin, Adalet Bakanı Christoph Blocher'ın Türkiye ziyaretindeki açıklamalarından dolayı üzgün olduğu ve ırkçılıkla mücadele yasasının kaldırılmasını düşünmediği, ancak olası bir değişiklik için kapıyı açık bıraktığı, Konfederasyon Başkanı Moritz Leuenberger’ın düzenlediği basın toplantısında, Blocher'ın Ankara'daki hareketi nedeniyle hükümetteki arkadaşlarından bazı eleştiriler aldığını açıkladığı, hükümetin, söz konusu yasa ve onun değiştirilmesi  tartışmalarının yurt dışında lanse edilmesinden üzüntü duyduğunu söylediği ve bu şekilde İsviçre'nin yasalarını  baskı altında belirlediği intibaının uyandığını belirttiği aktarılmaktadır.

 

 

YUNANİSTAN BASINI

 

Antenna Tv’nin internet sitesinde "Türkiye'nin Avrupa Yolunda 'Dikenler'" başlığıyla yer alan haber-yorumda, Brüksel'in, Türkiye raporunu -görünen o ki  ağırlaştırılmış olacak- açıklanmasına az bir zaman kala, Avrupalı ortakların, Rum Kesimi’nin tanınması için sıkı bir şekilde baskı uyguladığı, Gümrük Birliği konusunu Kıbrıs sorunu ile ilişkilendirmeye çabalayan Türkiye’nin ise açıkça "alış veriş" oyununu oynarken,  çıkarları doğrultusunda bir çözüm için baskı uygulayıp inatçı davrandığı ve bir adım bile geri atmadığı, Avrupa’nın şu ana kadar ısrarcı göründüğü, Başbakan Erdoğan’ın ise zamanın daraldığının ve Avrupa'nın baskısı karşısında geri adım atarsa, 2007 genel seçimlerde bunu ağır bir şekilde ödeyeceğinin bilincinde olduğu, bununla birlikte Türkiye’nin, AB ile arasındaki ilişkilerin krize sürüklenmemesini amaçlayan Dönem Başkanı Finlandiya'nın Kıbrıs konusundaki planını, "yapıcı" bir şekilde karşıladığını  açıkladığı dile getirilmektedir. 

 

To Vima gazetesinin Filippos Savvidis imzalı "Pusulasız Dış Politika" başlıklı yorumunda,  Yunan hükümetinin, Türkiye'nin İlerleme Raporunun açıklanacağı günden yaklaşık bir ay ve AB zirvesinden iki ay öncesinde, Türkiye yönündeki stratejisini netleştirmiş olmasının beklendiği, başka bir ifadeyle, Atina'nın, AB-Türkiye ilişkilerinde ve ülke içindeki yeni göstergeleri de hesaba katacak bir politika çizmiş olmasının beklendiği, ancak, Helsinki politikasından vazgeçtikten sonra ortaya çıkan yeni durumu karşılayacak farklı bir politika çizilmediği, bu nedenle, çok kritik bir aşamada, Yunanistan'ın Türkiye'ye  yönelik politikası tamamen çıkmaza girmiş bulunduğu, Türk-Yunan ve Kıbrıs konularının gelişigüzel bir şekilde ele alındığı, sorumlu bakanlıkların, 2004 yılından bu yana  uygulanmakta olan geciktirme politikasını sürdürerek, "pusulasız" hareket ettiklerinin anlaşıldığı, AB-Türkiye ilişkileri ve Türkiye içinde yaşanan gelişmeler şimdiye kadar uygulanan politikanın yeniden gözden geçirilmesini  zorunlu kıldığı, Atina ve Lefkoşa’nın AB-Türkiye müzakerelerinin desteklenip desteklenmemesi konusunda ciddi ikilemlerin yaşandığı bir kıskaçta olduğu ileri sürülmektedir.

 

 

AZERBAYCAN BASINI

 

Bakü Haber gazetesinin  "Vahdet Partisi de Fransa'yı Ermeni Yanlısı Olmakla Suçladı" başlıklı haberinde, uygarlıklar arası diyalogun hassas bir konu olarak  korunması gerektiği belirtilen Vahdet Partisi Siyasi Konseyi’nin “Kendini demokrasinin beşiği olarak gören  Fransa Parlamentosu’nun Türkiye'ye karşı kasıtlı olarak kabul ettiği sözde Ermeni soykırımıyla ilgili kanun, adaletten yana olan herkes gibi Vahdet Partisini de rahatsız etti” şeklinde açıklamada bulunduğu kaydedilmektedir.

banner53
Yorumlar (0)
25
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?