Geleceğin toplumu tehdit altında

Türkiye'de yıllarca nüfus kontrolü propagandası yapıldı, çok çocuk sahibi olmak neredeyse ayıplanır oldu.

Geleceğin toplumu tehdit altında

 

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

MÜSİAD'ın üç aylık Ekonomi ve Düşünce yayını Çerçeve Dergisi'nde yer alan bir çalışmaya göre "Geleceğin toplumu, doğum oranındaki düşüş, sezaryenli doğumlar, boşanmalar, geçim sıkıntıları ve evlenme yaşının artmasından kaynaklanan nedenlerden dolayı tehdit altında" denildi.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Araştırmalar ve Yayın Komisyonu tarafından hazırlanan Çerçeve Dergisi'nin yeni sayısındaki bir araştırmada "Modern dünyanın yaptığı tahribat geleceği tehdit etmeye başladı. Geleceğin toplumu pek iç açıcı görünmüyor" görüşüne yer verildi.

Dergide, sanayi sonrası toplumun ekonomik ve teknolojik trendlerinin demografik gelişmeyi nasıl etkilediğine yönelik bir çalışmaya yer verilirken, sosyo-ekonomik gelişmenin altyapısını oluşturan demografik gelişmeyi etkileyen faktörler de, beş başlık altında toplandı:

SEZERYANLI DOĞUM GELECEK İÇİN BÜYÜK TEHDİT

Günümüz Türkiye'sinde maalesef sezaryenli doğum normal, normal doğum, anormal hâle geldi. Sadece hayatî, istisnaî durumlarda tıbbî zorunluluktan başvurulabilecek bir yöntem olan sezaryenle doğum, bugün gerek doktor, gerekse de hamilelerin gafletiyle neredeyse normal doğum oranını geçti. Oysa adı üstünde insanın hayat boyu sağlığı, normal doğumdan geçiyor. Tıbbî bulgulara göre sadece normal doğum esnasında salgılanan "sevgi hormonu" oksitsin, anne ve bebek arasında başka türlü kurulamayacak bir bağın kurulmasını sağlıyor. Çocuğun normal doğum esnasında salgılanan bu hormon eşliğinde dünyaya gelişi, onu hayatın zorluklarına karşı dirençli kılıyor. Yapılan deneyler, normal doğan çocukların sezaryenle doğan çocuklardan çok daha strese dayanıklı olduğunu ispatladı.

Ayrıca ABD'de yapılan bir araştırma, sezaryenle doğan çocukların ilk 28 gün içinde ölme riskinin, normal doğumla dünyaya gelen bebeklerden 3 kat fazla olduğunu gösterdi.

DOĞUM ORANLARI TEHLİKELİ SINIRLARDA

Dünya çapındaki verilere göre, doğum oranı en düşük 10 ülkeden 9'u Avrupa'da ve Avrupa'da doğum oranı istikrar eşiği olan 2,1'den çok daha az, 1,3 seviyesinde, bu eşiğin üstüne çıkan bir ülke yok.

Türkiye'de yıllarca nüfus kontrolü propagandası yapıldı, çok çocuk sahibi olmak neredeyse ayıplanır oldu. Oysa şimdi gittikçe zorlaşan hayat şartları, tahsillisi-tahsilsizi, liberali-muhafazakârıyla her kesimden insanlarda kendiliğinden, genel bir nüfus kontrolüne yol açtı. Devlet İstatistik Enstitüsü'nün son verilerine göre, bugün aile başına düşen ortalama çocuk sayısı 2,1 ile Türkiye'de nüfus artışı tehlike sınırında bulunuyor. Ancak asgari üç çocukla nüfus artışı, normal hızını koruyabiliyor. Karı-koca ile biri kız, biri erkek iki çocuktan oluşan çekirdek aile imajı, reklâmlarda sürekli yansıtıldığı gibi, ideal olarak insanlara empoze ediliyor. Hatta bugün bazı eşyalar ve evler bile bu iki çocuklu çekirdek aile standardına göre yapılıyor. Oysa ne yazık ki ileride bu çekirdek ailenin çocuklarının amca, dayı, teyze veya haladan ikisi olmayacak.

BOŞANMA ORANLARI ARTIYOR

Eskiye nispetle artışa rağmen boşanma oranları, dünya ortalamalarına göre Türkiye'de henüz makul, iyimser bir seviyede bulunuyor. Türkiye'de tüm toplumsal-kültürel çözülmeye rağmen, aile kurumu önemini ve varlığını korumaya devam ediyor.

GEÇİMİN ZORLAŞMASI

Firmaların oldukça makul fiyatlara beyaz eşya ve mobilya paketleri sunmasıyla evlenmenin demirbaş masrafının oldukça düştüğü günümüzde bir eve giren 5-6 tane fatura ve özellikle her ay bir beyaz eşya tutarında kira ödemesi, memurlar gibi orta gelirli evlilerin yaşam şartlarını zorlaştırmakta.

EVLENME YAŞININ YÜKSELMESİ

Ekonomik şartlardan dolayı evlenme yaşı, tahsilli-tahsilsiz herkes için yükselmiş, kabaca 20-25'ten 30-35'e çıkmış durumda. Sağlıklı bir nesil için anne ile baba adaylarının örneğin kadın 35, erkek 40 olarak toplam yaşlarının 75'i geçmemesi gerektiği, tıbbî bir gerçektir. Bu gerçeğin ihlâline toplam yaşları 75'i geçen ebeveynlerden doğacak çocuğun genel anlamda kalitesi kadar artan yaş farkından dolayı ebeveyn ile çocuk arasındaki müstakbel iletişimin de olumsuz etkilenmesi mukadderdir.

Güncelleme Tarihi: 09 Eylül 2008, 11:21
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER