Gemideki gazeteciler saldırı anını anlattı

İsrail askerleri tarafından saldırıya uğrayan yardım gemisinde bulunan gazeteciler, o anlarda yaşadıkları dehşet dolu dakikaları anlattı.

Gemideki gazeteciler saldırı anını anlattı

 

Dünya Bülteni/Haber Merkezi

Türk Hava Yolları'na ait uçaklarla İstanbul'a gelen gazeteciler, İsrail askerlerinin Mavi Marmara gemisine nasıl baskın düzenlediğini anlattı. Gemide bulunan gazetecilerden Ajans Habertürk Muhabiri Şefik Dinç, "İsrail gemilerinin bizim gemileri taciz etmeye başladığı sırada hazırlıklarımızı yapmaya başlamıştık. Daha sonra operasyon başladı. Operasyonun başlaması ile birlikte biz basın odasına gittik. İsrail askerlerinin, komandoların gemiye inişleri başladı biz de onları çektik. Ancak daha sonra makinelerimizi aldılar. Saldırı başladığı anda içeriye sis bombaları ve gaz bombaları atıldı. Gemi abluka altına alınmıştı. Kaptan köşküne helikopterden indirme yapıldı. Biz İsrail askerlerinin silahları alınarak onlara ateş edildiğini görmedik. İsrail askerleri gerçek mermiler kullanıyordu. Üst kat olduğu gibi taranmıştı. Bazı insanlar kafasının arkasından vurulmuştu. Yaralılar vardı" ifadelerini kullandı.

Gazze'ye insani yardım götüren gönüllülerle birlikte ''Mavi Marmara'' gemisiyle İsrail'e giden AA muhabiri Yücel Velioğlu ve foto muhabiri Erhan Sevenler, Atatürk Havalimanına gelişlerinde yaşadıklarını anlattı.

Velioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 31 Mayıs gecesi uluslararası sularda seyrederken saat 04.15'te İsrail askerlerinin yaklaşık 20 zodyak bot, 4 filika, 2 denizaltı ve helikopterlerle havadan ve denizden ''Mavi Marmara'' gemisini ablukaya aldıklarını söyledi.

Yücel Velioğlu, helikopterlerle indirme yapan İsrail askerleri ile gemideki mürettebat ve yolcular arasında kaptan köşkü ve çevresinde çatışma ve kavgaların yaşandığını kaydetti.

Bu askerler ile yardıma gelen ve havadan indirme yapan diğer askerlerin inişi sırasında gerçek mermilerle gemide bulunanlara ateş açtığını anlatan Velioğlu, bu sırada ölen ve yaralananlar olduğunu söyledi.

Velioğlu, olay sırasında kaçarak telsizle arkadaşlarıyla irtibat kurmaya çalıştıklarını, yaklaşık 10 Türk gazetecinin geminin 2. katındaki basın merkezine girdiğini anlattı.

Yere yatarak siper aldıklarını ifade eden Velioğlu, 2 saat boyunca elleri başlarının üzerinde bekletildiklerini söyledi.

Saat 06.00 sıralarında televizyonda olayla ilgili ilk görüntüleri gördüklerini kaydeden Velioğlu, olaylarda 2 kişinin öldüğünün ve 16 kişinin yaralandığının söylendiğini aktardı.

''GERİ ÇEKİLİN'' ANONSU...-

Yücel Velioğlu, saat 05.30 sıralarında İHH yetkilileri tarafından, ''Direnmeyin, çok yaralı var, geri çekilin'' şeklinde anonslar yapıldığını söyledi.

Velioğlu, saat 07.00'de askerlerin basın merkezine geldiğini, kendileri elleri havada beklerken komandoların üzerlerine silah doğrulttuğunu, silahların lazerlerinin sürekli üzerlerinde dolaştığını, askerlerin basın merkezinin kapısını kırarak kendilerini teslim aldığını bildirdi.

Üst araması yapan askerlerin kendilerini yan yana dizdiğini, güvertede gördükleri herkesin yerlerde kelepçeli olarak yattığını belirten Velioğlu, saat 09.00'da geminin yavaş yavaş hareket ettiğini, bu sırada bir helikopterin üzerlerinde sürekli uçarak tacizde bulunduğunu kaydetti.

Öğle saatlerinde geminin salonuna alındıklarını, salondaki tüm eşyaların dağınık durumda olduğunu belirten Velioğlu, kendilerine ara sıra su dağıtıldığını, tuvalete gidenlerin dönüşte ellerinin kelepçeli olduğunu aktardı.

Velioğlu, saat 06.00 sıralarında geminin Aşdod limanına geldiğini kaydederek, limanda gemiyi bekleyen askerlerin İsrail askerlerini alkışlarla karşıladığını, saat 07.00-08.00 arasında ilk grubun gemiden indirilmeye başlandığını, gece 01.30 civarında da kendilerinin gemiden indirildiğini anlattı.

Basın mensupları ayırt edilmeden herkese kelepçe takıldığını, fotoğraflarının çekildiğini, herkesin yanına iki asker verilerek sorguya alındıklarını kaydeden Velioğlu, sağlık raporu verildiğini, parmak izi alınarak ayrıntılı üst aramasından geçirildiklerini söyledi.

''İsrail'e yasa dışı yoldan girdiğimi ve İsrail'den bir an önce ayrılmak istediğimi belirtirim'' şeklinde ifadenin yer aldığı kağıt imzaladıklarını dile getiren Velioğlu, şöyle devam etti:

''Saat 04.30'da cezaevi araçlarına alındık. 1,5 saat yol gittik. Saat 06.00'da Beer Sheva'daki yeni yapılmış hapishaneye götürüldük. Burada 2 ve 4 kişilik koğuşlara yerleştirildik. Herkes tek tek sorguya alındı, kıyafet dağıtıldı. Gece 21.00'de koğuşlara kapatıldık. Saat başı koğuşun ışığı yakılıp içeri bakılıyordu. Sürekli bizi uyandırarak rahatsız ettiler. Saat 01.30'da işlemleri biten pasaportlar getirildi ve pasaport sahipleri cezaevinden çıkarılmaya başlandı. Ben saat 04.00'te cezaevinden çıktım ve havaalanına gittim. Havaalanında Türkiye'den getirilen uçağa binip yaklaşık 14 saat bekledikten sonra Türkiye'ye döndük.''

Velioğlu, Türkiye'ye dönmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

''EN GÜZEL DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİ''

Foto muhabiri Erhan Sevenler ise doğum günü olan 2 Haziran'ı tutuklu şekilde geçirdiğini belirterek, ''Benim için en büyük doğum günü hediyesi, Türkiye'ye dönmek oldu. Doğum günümde tutuklu iken aldığım tahliye haberi, benim için en güzel hediyeydi'' dedi.

Öte yandan, gemide bulunan TRT muhabiri Elif Akkuş da Atatürk Havalimanı'nda meslektaşlarına yaptığı açıklamada, ''Hep alıştığımız yerleri tekrar görmek güzel. Bir an hiç göremeyeceğimizi, hiç çıkamayacağımızı düşündüm. Gazeteci olmamızın bir anlamı yoktu orada'' dedi.

Pasaportunun elinde kalan tek şey olduğunu dile getiren Akkuş, İsrail askerlerinin saldırısından önce gemide basın mensuplarıyla bir araya gelerek, olası saldırı durumunda ne yapacaklarını konuştuklarını ve her bir ayrıntıyı düşündüklerini söyledi.

Akkuş, ''Gemi büyüktü ve birçok noktaya ulaşmamız gerekiyordu. Basın mensupları olarak her noktaya bölünmüştük. Orada olağanüstü bir şey olacağını tahmin etmiştik ama gerçekten böyle bir olay olacağını tahmin etmiyorduk. Gemiye gelirler, ele geçirirler ya da geçirmezler ya da yolumuza devam ederiz diye düşünüyorduk ama saat 04.30'da sabah ezanı bittiği anda bir anda ortalık birbirine girdi'' şeklinde konuştu.

"Herşeyi çektik ama el koydular"

Gazze'ye insani yardım götürürken İsrail tarafından askeri güç kullanarak alıkonan gönüllüler arasında AJANS HABERTÜRK Muhabiri Şefik Dinç'te vardı. O üzücü olayı yaşayan Dinç de yaşadıklarını anlattı:

"Gemide İsrail'in müdahalesi bekleniyordu ama bu şekilde değil. İsrail operasyonun olduğu gün saat 11'de 'Mavi Marmara'yla ilk irtibata geçti, gemilerle ve denizaltı ile tacize başladığını söyledi. Gemide bulunan yolculara can yelekleri ve gaz maskeleri dağıtıldı. Daha 120 mil kadar yolumuz vardı ve hızımız da saatte 10-11 mil kadardı.

Daha uzun bir yolumuz olduğunu düşünüyorduk. İsrail 60 mil'de idi. Oraya gittiğimiz durdurulacağımızı bekliyorduk. Gelirken uçakta ikinci kaptan da vardı daha ayrıntılı bilgi alabildim . Bize müdahale 82 mil'de yapılmış. Zodyaklar geldi fırkateynler geldi. Gemiyi ablukaya aldılar. Biz tabii çekim yapıyoruz. Sonra helikopter geldi orada 2-3 tane silahlı İsrail askeri gönüllüler atarfından rehin alınınca gerçek mermi atmaya başladılar. Yaralı haberleri gelmeye başladı. Hatta camlar falan patladı. Biz kapalı alana girip gazeteciler olarak eksiklerimiz var mı diye kontrol ettik. İlk önce ses ve gaz bombaları atıldı. Güverte kalabalıktı kadınlar ve çocuklar da vardı. Sonra kadınlar aşağıya indi. Hiç kimse böyle bir müdahale beklemiyordu. Durdurup gözaltına alacaklarını sanıyorduk. Bu nedenle de güverte kalabalıktı. Bu olaylar 04:15 gibi başladı sonra bir anaons yapıldı İHH tarafından. Ölüler ve yaralılar olduğu söylendi. 'Yaralıların biran önce götürülmesi gerekiyor teslim olun' dendi. Kaptan köşkü de ele geçirilmişti. Bu süre 30-45 dakika kadar sürdü sanırım. Yaralıları ve olanları çektik ama hiç birşeyimizi alamadık.

Gazetecilerin bulunduğu yeri abluka altına aldılar. Gemideyken Türkiye'de canlı yayınların başladığını gördük, sonra kapıyı kırdılar ve gelene kadar bir daha birşey görmedik."

"Sistematik psikolojik işkenceyi çok iyi biliyorlar"

Sabah Gazetesi'nden Mediha Olgun da yaşanan dehşet anlarını AHT muhabiri Gülay İnce'ye anlattı.

"Skorsky helikopterlerin pervaneleriyle üstümüzü ıslatmışlardı. Yerlere oturttuklarından ve üstümüzü ve heryeri kirlettikleri için yeni kıyafetler verdiler. İstemediğimiz herşeyi verdiler. İstediğimiz hiçbir şeyi vermediler. Adamlar sistematik psikolojik işkenceyi çok iyi biliyorlardı. Her yerde kişi başı 50 polis düşüyordu. 12 saat boyunca namlular üzerimize doğrulmuş şekilde seyahat ettik .En ufak reaksiyon göstereni dövdüler. En son gelirken havaalanında bir grup arkadaş dayak yedi adamların matığı bu, görünüşye birşey yok, herşeyi gülümseyerek yapıyorlar.

Güncelleme Tarihi: 03 Haziran 2010, 08:08
banner53
YORUM EKLE

banner39