banner27

Gösteri gibi cenaze töreni ve suikastin ayrıntıları

Suudi Arabistan'da yayınlanan El-Yevm gazetesinin bugünkü sayısında yer alan bir haberde, Lübnan Sanayi Bakanı Pierre El-Cümeyyil'in öldürüldüğü suikastın ayrıntıları anlatılıyor.

Gösteri gibi cenaze töreni ve suikastin ayrıntıları

Dünya Bülteni Haber Merkezi

 

Gösteri gibi cenaze töreni ve suikastin ayrıntıları

 

Suudi Arabistan'da yayınlanan El-Yevm gazetesinin bugünkü sayısında yer alan bir haberde, Lübnan Sanayi Bakanı Pierre El-Cümeyyil'in öldürüldüğü suikastın ayrıntıları anlatılıyor.

 

Haberde, olay yerine ilk ulaşanlar güvenlik güçleri mensubunun, bakanın henüz ölmemiş olduğunu, hastaneye götürülmeyi istediğini ve bu arada bazı isimler mırıldandığını fakat bunları anlayamadığını söylediği yazıyor.

 

Haberde ayrıca, Lübnanlı bakan Pierre El-Cümeyyil'in saat dörde çeyrek kala olay yerine yakın bir kiliseye taziye ziyaretinde bulunduktan sonra arabasıyla hareket ettiği,bir korumasının  yan koltukta, diğer korumasının da arka koltukta olduğu, olay yerine geldiğinde aracına yoğun ateş açıldığı ve bu nedenle aracın yönünü değiştirmek zorunda kaldığı ve koyu renkli Honda marka bir araca çarparak durduğu, araçtan silahlı üç kişinin inerek bakanın bulunduğu arabaya yaklaştığı ve susturucu takılmış silahlarıyla bakana ateş ettikleri ifade ediliyor.

 

Eş-Şarku'l-Evsat gazetesinde ise, iki görgü tanığının anlattıklarına yer veriliyor.

 

Gazeteye konuşan görgü tanıklarına göre, kot pantolunlu iki genç suikasti gerçekleştirip kendilerini bekleyen araca binerek kaçmışlar.

 

Haberde, Lüban Başbakanı Fuad Es-Senyora'nın BM Güvenlik Kurulu'ndan ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'dan Refik El-Hariri cinayetine bakacak uluslararası mahkemenin yetkilerinin son cinayeti de içine alacak şekilde genişletilmesini talep ettiği bildiriliyor.

 

Lübnan El-Müstakbel gazetesi manşetinde, "Bağımsızlık İntifadası bugün şehit Pierre El-Cümeyyil'i uğurluyor" derken, Lübnan En-Nehar gazatesi ise, "Hükümet soruşturmada Birleşmiş Milletler'in yardımını istiyor" diyor.

 

Suudi Arasbistan Er-Riyad gazetesi ise bugünkü başmakalesinde, Lübnan'ı yeniden suikast meydanı haline geldiğini ve taifeciliğin vatandaşlığın en üst düzeyi sayıldığı rejimlerde bunun olağan olduğunu belirtiyor.

 

Suudi Arabistan Ukaz gazetesi ise, Lübnan Başbakanı Fuad Es-Senyora'nın gazeteye yaptığı açıklamaya yer vermiş. Haberin başlığına taşınan açıklamasında Es-Senyora şöyle diyor: "Suikast hükümeti düşürme ve uluslararası mahkemeyi engelleme çabasıdır".

 

"Lübnan'da herkes suikaste kurban gitmeden ölce vasiyetini yazıyor" başlığını taşıyan makalede, bazı Arap ülkelerindeki mevcut karmaşa ortamında kanunları uygulamanın zorluğuna dikkat çekiliyor.

 

Londra'da yayınlanan El-Hayat gazatesinin konuyla ilgili haberinin başlığı: "Pierre El-Cümeyyil'in bugünkü cenaze töreni, 14 Şubat İntifadası'nı yeniden ateşliyor". El-Hayat, üst başlıkta ise şöyle diyor: "Bush, Lübnan'a ve uluslararası mahkemenin kurulmasına desteğinin devam edeceğini vurguladı. Suudi Arabistan Büyükelçisi, istifa eden bakanları geri dönmeye çağırdı."

 

Birleşik Arap Emirlikleri'nde yayınlanan El-Halic gazetesi, Lübnan'da hükümet ve Suriye yanlısı muhalefet arasındaki karşılıklı suçlamalara değinerek kamplaşmanın keskin olduğunu söylüyor.

 

 

İsrail: Suikastlere devam

 

Londra'da yayınlanan El-Hayat gazatesinde yer alan haberde, İsrail Hükümeti'nin dünkü toplantısında Hamas liderlerini ve kurumlarını hedef alması için İsrail Ordusu'na yeşil ışık yaktığı belirtiliyor.

 

Haberde ayrıca, Filistin'de ulusal birlik hükümeti kurulması için yürütülen görüşmelerde bir ilerleme sağlanamadığı bildiriliyor.

 

-----------------------------------------------------------------------------

 

DIŞ BASINDAN BAŞLIKLAR

T.C. Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü

 

ABD BASINI

AP’nin "Güvenlik Konseyi Bosna'daki Gücün Görev Süresini Uzatmaya Oybirliğiyle Karar Verdi" başlıklı haberinde, BM Güvenlik Konseyi’nin Bosna'daki Avrupa Birliği Barış Gücü’nün görev süresini oybirliğiyle bir yıl daha uzatma kararı aldığı ve Balkan ülkesinin AB üyeliği yolunda kaydettiği ilerlemesinde "somut işaretler" olduğunu belirttiği, ayrıca ülkenin Müslüman, Sırp ve Hırvatlarına, çatışmaya son veren 1995 yılında Ohio'da imzalanan barış anlaşmasına uymak konusunda yükümlülükleri olduğunu hatırlattığı bildirilmektedir.

Ajansın "BM Güvenlik Konseyi Suriye Karşıtı Lübnanlı Politikacıya Düzenlenen Suikasti Kınadı" başlıklı haberinde, BM Güvenlik Konseyi’nin, Suriye karşıtı bir kabine üyesinin öldürülmesini kınadığı ve eski Lübnan Başbakanı Hariri'yi öldürdüğünden şüphe edilen kişilere karşı mahkemenin dava açma kararını da onayladığı, ABD'li Büyükelçi Bolton’un Hıristiyan politikacı Cemayel'in öldürülmesinin, Suriye'nin müdahale ihtimalini artırdığını söylediği, Güvenlik Konseyi’nin Cemayel'in öldürülmesinin ülkede "demokrasiyi sağlamlaştırma" çabalarına etki edebileceğine dair büyük endişe duyduğunu ifade ederek, "siyasi suikastlar ya da başka terörist eylemlerle Lübnan'ın istikrarını bozma yönündeki her türlü girişimi" kınadığı aktarılmaktadır.

Ajansta "Danimarka Başbakanı: Irak'ın Komşuları Barışın Tesisinde Rol Oynamalı" başlıklı haberde, Danimarka Başbakanı Rasmussen’in, Irak Çalışma Grubu'na, Irak'ta barışın tesis edilmesi çabalarının bölgedeki komşu ülkeleri de kapsaması gerektiğini söylediği, Başbakan Rasmussen’in, Danimarka'nın Irak'ın geleceğine dair görüşlerini eski ABD Dışişleri Bakanı Baker ile yaptığı telefon görüşmesi sırasında aktardığı, ayrıca, Irak Başbakanı Maliki'nin ulusal uzlaşma planının sürdürülmesinin "son derece önemli olduğunu" söylediği ve "Danimarka'nın gelecekte de Irak Hükümetinin çabalarını destekleyeceğini açıkça ifade ettim" dediği bildirilmektedir.

İNGİLTERE BASINI

Reuters’in "Türkiye: Kıbrıs Meselesi için Tarih Belirlemek 'Şantajdır'" başlıklı haberinde, AB'ye üyelik müzakerelerinde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalan Türkiye'nin, AB Dönem Başkanı yürüten Finlandiya'nın Kıbrıs'la ticaret konusunda anlaşma sağlanması için tarih belirlemesinin şantaj olduğunu açıkladığı, AB’nin limanların açılması talebine karşın Ankara’nın öncelikle bloğun bölünmüş Akdeniz adasındaki Kıbrıslı Türklere uygulanan ticari kısıtlamaları kaldırması gerektiğini ifade ettiği, Dışişleri Bakanı Gül’ün "Bu iş için böyle bir tarih belirlemeyin, bu şantajdır... Böyle şeyler yapamazsınız. AB Dönem Başkanı Finlandiya bu sorunu çözmek için çaba sarf ediyor, biz de bu çabaları destekliyoruz" değerlendirmesinde bulunduğu, diplomat ve analistlerin, Türkiye'nin limanlar meselesinde taviz vermemeyi sürdürmesi durumunda, AB'nin muhtemelen müzakerelerin kısmi olarak askıya alınması kararını alabileceğini dile getirdikleri, Başbakan Erdoğan’ın da Gül'e benzer bir açıklamada bulunarak, Türkiye'nin tutumunu değiştirmeyeceği sinyallerini verdiği aktarılmaktadır.

Haberin devamında; Türkiye'yi en çok destekleyen ülkelerden İngiltere’nin, tüm taraflara bir anlaşma sağlanması için gece-gündüz çalışmaları çağrısında bulunduğu, Yunanistan Başbakanı Karamanlis ile Londra'da gerçekleştirdiği görüşme sonrasındaki basın toplantısında Başbakan Blair’in, "Ancak tabii ki AB’yi ilgilendiren kurallara da bağlı kalınmalıdır. Buradaki zorluğu ve engelleri biliyoruz, bir çözüm yolu bulmak durumundayız. Hem Türkiye'nin ilerlemesini, hem de AB kurallarına bağlı kalınmasını sağlayarak belirli meseleleri çözmek için bu müzakereleri farklı bir ortama taşımalı ve farklı bir iklim yaratmalıyız" dediği, Fransa Cumhurbaşkanı Chirac’ın da dün Paris'te Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso ile görüşmeleri sırasında, AB’nin genişleme sürecinin devam etmesinin faydaları konusunda kamuoyunu ikna etmede karşılaşılan zorluklara değindiği vurgulanmaktadır.

Ajansın "Suriye'nin Irak'a İlişkilerin Yeniden Tesis Edilmesi Yönündeki Teklifi ABD'ye Verilen Bir Mesaj Olarak Görülüyor " başlıklı Suriye ile Irak arasındaki diplomatik ilişkilerin onarılmaya başlanmasının, daha önceden ABD askerlerinin Irak'tan ayrılmaları konusunda ısrar eden Şam'ın, politika değişikliğine gittiğine dair bir işaret olarak görüldüğü ve Şam'ın Batı ile diyalog şansını geliştirmeye çalıştığı izlenimini verdiği, ancak Suriye karşıtı Lübnanlı Hıristiyan politikacı Cemayel'in öldürülmesinin, Suriye'nin Washington ve onun Avrupalı müttefikleri ile uzlaşma girişimlerini zedeleyebileceği, BM Genel Sekreteri Annan’ın, Washington ve bazı Avrupa ülkelerinde yaptığı temasların ardından Suriye ile İran'a, Irak'ta "çözümün bir parçası" olmaları yönünde çağrıda bulunduğu belirtilmektedir.

Ajansta "BM Raporu: Türkiye Kırsal Güneydoğu Bölgesini Güçlendirmeli" başlıklı haberde, BM destekli bir raporda, Türkiye'nin -nüfusunun çoğu Kürtlerden oluşan- doğu bölgesinde yaşayan yaklaşık beş milyon fakire, yerel ekonominin kalkındırılmasına yardımcı olmak üzere aylık yardımlarda bulunması gerektiğinin belirtildiği, Türkiye'nin doğusunda gelirler ulusal ortalamanın yaklaşık üçte birine denk geldiği ve Türkiye'nin katılmayı umduğu AB gelir ortalamasının da yüzde 7'si kadar düşük bir seviyede olduğu, raporda, Ankara'nın AB'ye katılmadan önce, en azından doğudaki gelir seviyesini iki katına çıkarmak zorunda olduğunun kaydedildiği aktarılmakta, böylece Avrupa Komisyonu’nun Türkiye'de bölgesel gelir dağılımı konusundaki endişelerinin yinelendiği öne sürülmektedir.

FRANSA BASINI

AFP’nin "Cemayel'in Öldürülmesi, Washington-Şam Diyalog Şansına Zarar Verecek" başlıklı haberinde, uzmanların, Suriye muhalifi Lübnanlı Bakan Cemayel'in öldürülmesinin, Washington ile Şam arasındaki diyalog perspektifine ciddi bir şekilde zarar vereceği ve Amerika'nın Yakın Doğu ile ilgili heveslerini yıkacağı tahmininde bulundukları, Güneydoğu Asya gezisinde bulunan ABD Başkanı Bush’un olayı “şiddetle” kınadığı, "Hürriyetten nefret edenlerin barbar yüzünü bugün bir defa daha gördük" diyen Bush’un, Suriye ve İran'ın Lübnan'daki "istikrarsızlaştırma" teşebbüslerini kınamakla beraber, söz konusu ülkeleri, bu yeni cinayete karışmakla suçlamaktan sakındığı belirtilmektedir.

Ajansın "Papa 16.Benedict, Cemayel Suikastini Kınadı" başlıklı haberinde, Papa 16. Benedikt’in, Lübnan Sanayi Bakanı Cemayel suikastini "sert bir dille" kınadığı, ayrıca, Lübnan'ı "yıkmaya çalışan karanlık güçleri" de kınadığı bildirilmektedir.

Ajansın "Arap Birliği ve İKÖ Cemayel Suikastını Kınadı" başlıklı haberinde, merkezi Kahire'de bulunan Arap Birliği tarafından yayımlanan bir bildiride Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa’nın, Lübnan Endüstri Bakanı Cemayel'in öldürülmesini kınadığı ve bunun "ülkede karışıklık" yaratabilecek "terörist" bir eylem olduğunu belirttiği, Musa’nın, Lübnanlıların birliğini bozmaya yönelik her türlü eylemin Lübnan'ın geleceği ve istikrarını etkileyeceği" konusunda uyarıda bulunduğu, öte yandan İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) tarafından yayımlanan bir bildiride Genel Sekreter İhsanoğlu’nun da Cemayel'in suikastı konusunda derinden üzüldüğünü belirttiği ve "Lübnan halkının sağduyulu olduğundan kesinlikle eminim" dediği aktarılmaktadır.

İSPANYA BASINI

Europa Pres ajansının "Brüksel, Ankara'nın AB'nin Ültimatomunu Bir Şantaj Olarak Değerlendirmesini Yersiz Buluyor" başlıklı haberinde, AB Genişleme Komiseri Rehn’in, Türk hükümetinin, Türkiye'nin, şimdiki müzakere sürecinde sürprizlerle karşılaşmaması için Kıbrıs'a liman ve havalimanlarını açması amacıyla AB tarafından verilen ultimatomu "şantaj" diye adlandırmasını "yersiz" olarak değerlendirdiği, Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu toplantısında konuşan Rehn’in, Türkiye'nin Kıbrıs da dahil tüm üye devletlere gümrük anlaşmasını genişletmesini talep eden Ankara Protokolü’nü yerine getirip getirmediğini görmek için 2006'da bir değerlendirme yapılacağına açıklık getiren 21 Eylül 2005 tarihli deklarasyonda, "25"lerin talebinin yer aldığını hatırlatarak, "Türk hükümeti, bunu şantaj olarak değerlendirdi, bu çok yersiz bir şey. Şantajdan değil, ortak çıkarları savunmak için herkesin galip geleceği bir durumdan bahsetmeliyiz" dediği kaydedilmektedir.

YUNANİSTAN BASINI

Yunanistan Radyo-TV Kurumu’nun "Karamanlis-Blair Görüşmesinde Avrupa-Türkiye İlişkileri Ele Alındı" başlıklı haberinde, Başbakan Kostas Karamanlis’in Londra'da İngiliz mevkidaşı Tony Blair ile bir araya geldiği, görüşmenin odağında Kasım ayındaki kritik AB Zirvesi öncesi Türkiye'nin AB üyelik sürecinin yer aldığı, iki lider, AB üyesi bir Türkiye görmek istedikleri yönünde mutabık kalırken Karamanlis’in, komşu ülkenin, AB'ye karşı üstlendiği yükümlülük ve taahhütlerinin tümünü yerine getirmesi gerektiğini tekrarladığı, Blair’in ise zorlukların olduğunu bildiğini ancak Türkiye'nin AB üyeliğine dahil edilmesinin Yunanistan ve İngiltere için stratejik vizyon olduğunu vurguladığı, Ankara'nın Avrupa'nın talimatlarına uymaması durumunda ne olabileceği tahmininde bulunmaktan kaçınan Blair’in, sürecin ilerlemesi için atmosfer ve ortamın değişmesi gerektiğini belirttiği, görüşmede Kıbrıs sorununun da ele alındığı, Karamanlis’in, görüşmelerin tekrar başlamasına tam destek verdiklerini ancak bunun uygun zamanda ve iyi hazırlanmış olması gerektiğini söylediği belirtilmektedir.

KIBRIS RUM BASINI

Kıbrıs Haber Ajansı’nın "Kıbrıs Hükümetinin Annan'ın Çağrısına İlişkin Açıklaması" başlıklı haberinde, GKRY Hükümet Sözcüsü Pasiardis’in, BM Genel Sekreteri'nin KKTC Cumhurbaşkanı Talat'la görüşmesinden sonra yaptığı açıklamayı değerlendirerek, 8 Temmuz Anlaşması'nın uygulanmasıyla ilgili olarak sadece niyetlerin yeterli olmadığı, eylemin de gerektiği konusunda BM Genel Sekreteri'ne tam olarak katıldığını belirttiği, Pasiardis’in ayrıca, Kıbrıs Rum tarafının neden Annan Planı'nı reddettiğine açıklık getirdiği, Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonlar konusunda ise bu hayali olgunun sadece örgütlü bir çabanın takma adı olduğunu ve Türk tarafının KKTC’nin siyasi güçlenmesi amacını taşıdığını kaydettiği aktarılmaktadır.

Ajansın "Lillikas: Kıbrıs'ın, AB-Türkiye Gümrük Birliği Protokolü'nün Uygulanması Konusunda Aldığı Mesajlar İyimser Değil" başlıklı haberinde, GKRY Dışişleri Bakanı Lillikas’ın, Rum Kesiminin, AB üyelerinden ve AB Dönem Başkanlığı'ndan, Türkiye'nin aralık ayı başına kadar havaalanı ve limanlarını açması ve böylelikle AB-Türkiye Gümrük Birliği Protokolü'nü uygulaması konusunda aldığı mesajların iyimser olmadığını açıkladığı ve soruları yanıtlarken, "Öyle görünüyor ki Ankara'yla temasta olan AB Dönem Başkanlığı ve AB ortaklarımızdan aldığımız mesajlar iyimser değil" karşılığını verdiği, üçüncü ülkelerin, AB'ye üye diğer ülkelerin Türkiye konusunda belirleyecekleri tutumlarıyla ilgili baskı uygulayacakları görüşünde olduğunu da sözlerine eklediği, Lillikas’ın ayrıca "Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddetmesinin, bu ülkenin Birliğe üyelik için yapılan tüm müzakere sürecini etkileyeceği şeklindeki ifadeler, Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'nin ilerleme raporunu da içerecektir" dediği bildirilmektedir.

İRAN BASINI

Baztab gazetesinin Muhammed Hadi imzalı "Kürt Liderlerin Komşu Kürtler Kozunu Kullanmaları" başlıklı yorumunda, ABD'nin 2003 yılında Irak'ı işgalinden sonra, Irak'ın bölgede hatta dünyada en büyük terörizm merkezine dönüştüğü, bu zaman zarfında teröristlerin, Amerikalıların varlığından ve merkezi otoritenin boşluğundan yararlanarak, güç ve imkanlarını örgütleyip Irak'ı organize eylemlerin eğitim merkezine dönüştürdükleri, bu durumun her gün masum Iraklıların katliamı şeklinde kendini gösterdiği, teröristlerin boy göstermesinin, sadece işgal sonrası döneme has olmadığı, bazı grupların Saddam rejimi himayesinde de terörist eylemlerini komşu ülkelere karşı örgütledikleri, birçok Kürt, Arap ve İranlı grup gibi Halkın Mücahitleri ve PKK’nın da Irak'ta faaliyet gösterdiği ifade edilmektedir.

Kuzey Irak'taki hakim Kürt partilerin 1991-2003 yılları arasında, komşu ülkelerdeki terörist Kürt gruplara yaklaşım tarzlarının ve Türkiye, Suriye ve İran ile işbirliği yapmalarının, çelişkili ve riyakar bir tutum olduğuna işaret edilen haberde, Iraklı Kürtlerin mevcut koşullardan yararlanarak, özellikle de bölgesel bir aktör olarak ABD ve Batı'nın yanında yer alarak planlı bir şekilde Irak'tan ayrılarak bağımsız bir Kürt devletini kurmak olan ezeli amaçlarına doğru hareket ettikleri, Iraklı Kürtlerin, bölgesel Kürt sorununu, bölgedeki emelleri doğrultusunda kullanma niyetinde oldukları, bu doğrultuda en önemli girişimlerinin;

1. Kürtlerle ilgili her türlü sorunu bölgeyi etkileyen önemli bir sorun gibi göstermeye çalışmak,

2. Demokratik ve barışçıl yöntemler çerçevesinde Kürtlerin haklarının bayraktarlığını yapıyor gibi görünmeye çalışmak,

3. Komşu ülkelerdeki Kürt gruplara askeri, siyasi ve istihbarat yardımında bulunmak,

4. Irak Kürdistanı'nda ABD ile bölge Kürtleri arasında koordinasyon ve arabuluculuk rolünü üstlenmek,

5. Komşu ülkelerle Kürt gruplar arasında arabuluculuk rolünü üstlenmek olduğu kaydedilmekte ve “Genel olarak, Iraklı Kürtlerin özellikle de Barzani'nin, bölgede tek bir ümmet olarak gördüğü Kürt halkının doğal ve yasal haklarının özelliklede de bir Kürt devleti kurma hakkının edinilmesine yönelik isteklerine bakıldığında komşu ülkelerin, Kürt grupların terörist eylemlerini önlemek için Iraklı Kürtlerden işbirliği beklentisinin boş ve gerçek dışı olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Komşu ülkeler bu sorunun çözümü için gereken siyasi, istihbarat ve ekonomik silahları kullanmalı özellikle de bölgesel bir işbirliği oluşturmalıdırlar” denilmektedir.

Kuds gazetesinin Muhammed Mollazihi imzalı "Irak'ın Geleceği Şüpheli" başlıklı yorumunda, Suriye Dışişleri Bakanı Muallim’in, Irak işgalinden sonra Bağdat'a giden ilk Suriyeli yetkili olduğu, Arap ülkelerinden ve Irak'ın komşularından biri olan Suriye’nin, Saddam'ın Baas rejimiyle düşmanlığı olmasına rağmen, ABD ve İngiliz ordusu tarafından Irak'ın işgal edilmesinden memnuniyet duymadığı ve işgalin başından beri, bu işgalin bir çözüm olmadığını ve Ortadoğu'da sorunları arttırdığını belirttiği, ayrıca Irak’taki mevcut durumun ulusal güvenliği için de bir tehdit olduğu değerlendirmesi yapıldığı, bu nedenle bu ülkedeki gelişmeleri yakından takip ettiği, Muallim’in ziyaretinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği, ABD askerlerinin ne zaman geri çekileceği konusunun komşu ve bölge ülkelerini çok yakından ilgilendirdiği, Arap Birliği üyesi ve Irak'ın önemli komşularından biri olan Suriye’nin, Irak'ın diğer Arap komşuları olan Ürdün, Suudi Arabistan ve Kuveyt'ten daha farklı bir duruma sahip olduğu, Irak'ın kaderi konusunda, İran ve Türkiye -Irak'ın Arap olmayan komşuları; Irak'ın toprak bütünlüğü ile ulusal birliğinin korunmasını, kendi ulusal birliklerinin korunması kadar önemsiyorlar- düzeyinde kaygı taşıdığı dile getirilmektedir.

 

 
Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner26

banner25