banner15

Günümüz dünyasında güç kimde artık?

Dünyada güç kimde artık? Sanal hayat Davos'a da ulaştı. Bölünmüş Bağdat'ı korkudan felce uğratan olaylar. Financial Times'ın yorumu: AB üyeliği için tarihle yüzleşmek gerek. Ve Londra'da 'kelepir daire'.

Günümüz dünyasında güç kimde artık?
Basın özetlerimizde ilk olarak, dünya ekonomisi ve siyasetinin kaymak tabakasını biraraya getiren Davos zirvesiyle ilgili haber ve yorumlara göz atıyoruz.

Guardian'ın Davos'taki yazarlarından Timothy Garton Ash, zirvenin bu yılki teması olan 'değişen güçler dengesi' konusunu ele almış.

"Günümüzün dünyasında güç kimde artık?" diye soruyor Ash ve özetle şöyle yanıt veriyor:

"Batı'nın 500 yıl süren üstünlüğünden sonra, yeniden Asya'nın uyanışına tanık oluyoruz. Çin ve Hindistan, ekonomi oyununu genelde Batı'nın icat ettiği kurallarla oynayıp, Batı'yı kendi oyununda yeniyorlar. Büyüyen ekonomik güçleri şimdiden siyasi ve askeri güce dönüşme aşamasında.

"Bu ülkeler, Kuzey Amerika ve Avrupa'yla sınırlı olan hidrokarbon enerji kaynakları ve hammaddeler için rekabete girişiyor. Bu da 'sömürücü güçler' diyebileceğimiz yeni bir kategoriyi güçlendiriyor.

"Bunun klasik örneği, Rusya. Putin'in Rusya'sı, petrolü ve doğal gazı sayesinde yeniden güçlü. Suudi Arabistan, İran ve diğerleri de.

"Güçler dengesindeki bir diğer değişim de devletlerden, devlet-dışı aktörlere olan kayış. Örneğin Oxfam gibi, İnsan Hakları izleme Örgütü ya da George Soros'un Açık Toplum ağı gibi örgütler gündem değiştirme gücüne sahip. Büyük şirketler, küçük devletlerin çoğundan daha güçlü.

"Bunlara bir de cep telefonunda çektiği flu görüntüyü internete yükleyerek tarih yazan internet güncecilerini, ya da vatandaş-gazetecileri ekleyin."

Timothy Garton Ash, bu yeni güç odaklarını sıraladıktan sonra dünyanın yönetimi için yeni yapılanmalar gerektiğini, Davos'ta temsil edilen türden bir karışımın da doğru adres olabileceğini belirtiyor.

Davos'ta 'İkinci Hayat'

Davos'taki dünyaya, iş çevrelerinin gazetesi Financial Times da bir başka yönüyle bakıyor: Davos bu yıl sanal hayatına da başlamış.

Buna göre Davos'un kurucusu Klaus Schwab'dan müzisyen Peter Gabriel'e kadar birçok katılımcı, bu yıl internetteki karakterlerini, yani avatarlarını da getirmişler zirveye.

İsteyen herkesin bir karakter geliştirerek katılabileceği Second Life / İkinci Hayat sitesinde, paralel bir zirve yürütmeye çalışıyorlarmış.

Gerçek hayattaki zirvede de 'avatarların çağı' üzerine bir tartışma yapılmış...

"Bu insanlar hayal dünyasındalar" diyorsanız, Times gazetesindeki bir habere kulak verin.

Sanal dünyayla gerçek dünya arasındaki sınırlar, giderek kayboluyor:

"Second Life türü internet sitelerindeki sanal hayatlarına saatlerce zaman ayıran milyonlarca internet bağımlısı, yakında avatarları sayesinde siber dünyayla fiziksel olarak da tanışacak.

"Davos'ta konuşan Amerika'nın önde gelen teknoloji şirketlerinden, Sun Microsystems'ın araştırma bölümü başkanı John Gage ve MIT üniversitesinin eski bilimadamlarından Mitchell Kapor, sanal dünyayı gerçek gibi algılamaya yarayan bir teknolojinin 'birkaç ay içinde' piyasaya çıkabileceğini söylüyor.

"Bu teknoloji halen cerrahlar tarafından, ameliyat simülasyonları, ya da egzersizleri yapılırken kullanılıyor. Cerrahlar, sanal programda kullandıkları neşterle deriyi keserkenki hissi neredeyse birebir yaşadıklarını söylüyor.

"Bilimadamlarına göre bu teknoloji işe yararsa en çok nerede kullanılacağını da tahmin etmek zor değil: Porno endüstrisinde."

Bağdat'ta korku

Independent gazetesi, deneyimli Irak muhabirlerinden Patrick Cockburn'ün haberini manşetine taşımış.

"Bağdat'ın İçinde" başlıklı bu yazı, başkentte 'George Bush ve Tony Blair'in kavrayamayacağı bir kargaşa olduğu' sözleriyle başlıyor.

Independent muhabirinin konuştuğu bir Sünni, Bağdat'a gönderilecek takviye askerlerin işe yarayacağına inanmadığını söylüyor.

Kendisi, 'Şii polis komandosu' diye tanımladığı kişiler tarafından işkenceye uğrayıp öldürülmemek için Batı Bağdat'taki evinden kaçmış.

Yazı özetle şöyle sürüyor:

"Bağdat, düşman mahallelere bölündü. Sünni ve Şiilere ait bu yerlerde yabancılar şüpheyle karşılanıyor, ne yaptıklarını anlatamazlarsa öldürülüyorlar.

"Batı'daki militan Sünni El Ameriye bölgesinde Şiiler sürüldü; yeniden canlanan Baas partisi kontrolü ele geçirdi. Duvarlarda "Saddam Hüseyin sonsuza dek yaşayacak" ve "Mukteda es-Sadr'a ve ahmaklar ordusuna ölüm" sloganları var.

"Iraklılar için bu savaşın dışında kalmak zor. El-Adil semtinde yaşayan Sünni bir arkadaşıma, Sünni milisler gelip "Şiilere karşı seni korumamıza yardım edeceksin. Yoksa evini, bize yardım edecek bir başkasına vereceğiz" demişler. Birkaç gece Kalaşnikof elde nöbete çıkmış, sonra o semtten kaçmış.

"Bağdat'ta korku öyle yoğun ki, iki hafta önce pekçok Sünni, Şii Mehdi Ordusu'nun son bir 'Bağdat savaşı' başlatarak başkentteki Sünni azınlığı öldüreceği ya da süreceğine inandı. Sünni milisler kendilerini savunmak için son hazırlıklarını yaptı. Şimdi bu savaşın son anda ertelendiğine inanıyorlar."

Patrick Cockburn, Independent'taki yazısının devamında George Bush'u eleştiriyor ve Batılı kamuoyunu Şii milisler konusunda yanıltmakla suçluyor.

Bush'un Şii milisleri İran'ın yandaşıymış gibi göstermeye çalıştığını belirten yazar, aslında en büyük Şii milis grubunun İran karşıtı Mehdi Ordusu olduğunu söylüyor.

Ve Şii milislere ne Irak hükümetinin, ne de ABD'nin gücünün yetmeyeceğini kaydediyor.

İstanbul'da ölüm

Financial Times'a dönüyoruz, gazetenin yorum sayfalarından bir makaleyi aktaracağız.

Başlığı: "İstanbul'da ölüm."

Gazete, eğer Avrupa Birliği'ne adaylığını sürdürmek istiyorsa Türkiye'nin, Hrant Dink cinayetini hazırlayan zehirli ortamı enine boyuna incelemesi gerektiğini söylüyor.

"Dink cinayeti gökten zembille inmedi" diyen gazete, ceza yasasında 'Türklüğe hakaret' gibi bir suç barındıran hiçbir ülkenin AB'ye üyelik koşullarını yerine getirmiş sayılamayacağını belirtiyor.

Financial Times ayrıca Ermenilerin 1. Dünya Savaşı sırasında kitlesel olarak öldürülmesi olayıyla yüzleşmeyen bir ülkenin de üye olamayacağı görüşünde.

Gazete cinayete teşvik eden bir madde görünümünde olduğunu söylediği 301'in hemen kaldırılması gerektiğini, Türkiye'deki seçimlerden sonraysa Türklerle Ermenilerin tarihleriyle kamuoyu önünde uzlaşma yolunda adım atması gerektiğini yazıyor.

Bir daire kaça?

Ve son haberimiz, nerede olursa olsun, yaşadığı yerdeki emlak fiyatlarından yakınanlar için.

Daily Telegraph'taki bir habere göre, Londra'nın seçkin bir semtindeki bir daire, tam 12 milyon sterline satıldı.

İkinci katta olduğu bildirilen dairenin üç yatak odası, bir yemek odası, bir salonu ve bir de hizmetli odası varmış.

 

Kaynak: BBC

http://www.bbc.co.uk/turkish/pressreview/story/2007/01/070125_pressreview.shtml

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35