banner39

Haçlı Seferi'ne Son Çağrı

Haçlı Seferi'ne Son Çağrı -Yeniçağ Avrupası'nda Osmanlı İmgesi- Avrupa'daki Osmanlı imgesinin günümüze yansıyan yönlerini de keşfetmemizi sağlıyor.

Arşiv 07.06.2010, 16:49 07.06.2010, 16:49
Haçlı Seferi'ne Son Çağrı

Dünya Bülteni/Kültür Servisi

Batı'nın etnomerkezci söylemine karşı son yıllarda geliştirilen ve Batı kültürünün "öteki" kültürler üzerindeki sorgusuz üstünlüğü mitinin yıkılmasına neden olan araştırmaların kökeninin 1960'ların Paris entelektüel ortamına uzandığı bilinmektedir. Oryantalizm üzerine çalışan önemli figürlerden Edward Said'in en güçlü kaynaklarından biri akademik disiplinlerin salt bilgi değil, aynı zamanda iktidar ürettiği tezini ortaya atan Michel Foucault'dur. Said'in çıkış noktası, Foucault'nun, Oryantalizm'in Avrupa emperyalizmini üretmeye yardımcı olduğu savıdır.

Doğu, Said'in deyişiyle, "Avrupa'nın en büyük, en zengin, en eski sömürgelerinin mekânı, uygarlıkları ile dillerinin kaynağı, kültürel rakibi, en derin, en sık yinelenen Öteki imgelerinden biridir. Ayrıca Şark, onun karşıt imgesi, düşüncesi, kimliği, deneyimi olarak Avrupa'nın (ya da Batı'nın) tanımlanmasına yardımcı olmuştur. (...) Şark, Avrupa'nın maddi uygarlığı ile kültürünün bütünleyici bir parçasıdır."

1453 yılında Konstantinopolis'in düşmesiyle Osmanlı İmparatorluğu Batı'nın Doğu'ya açılan kapısı haline gelir. Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa için tehdit oluşturduğu on beşinci yüzyıl ile on altıncı yüzyılın büyük bölümünde Batı'nın Osmanlı imgesi, önyargılı ve nesnellikten uzak bir yapıdadır.

Avrupa'daki sınırlarını on yedinci yüzyılda da genişletmeyi sürdüren Osmanlı İmparatorluğu, içsel politik sorunlar nedeniyle güç yitirmeye başlar ve bu olgu Avrupa'nın Türk korkusunun hafiflemesine neden olur. İmparatorluğun ilk kez toprak yitirdiği Karlofça Antlaşması (1699), Batı'nın Doğu ile görece rahat ilişkiler kurabilmesinin başlangıcını oluşturur.

16.ve 17. yüzyıllarda Hıristiyan Avrupa’yla Müslüman Osmanlı arasında gerçekten bir uygarlıklar çatışması yaşandı mı? Géraud Poumarède’in ele aldığı konu, hiçbir zaman gündemden düşmeyen soruları ve sorunları içeriyor.

Kitap pek çok noktada Avrupa’daki Osmanlı imgesinin günümüze yansıyan yönlerini de keşfetmemizi sağlıyor.

Osmanlı’yı radikal bir düşman olarak tanımlayan bu çatışmada ihtilafın sebebi bellidir: Osmanlı’nın 14. yüzyıldan itibaren Avrupa’daki ilerleyişi Hıristiyan âleminde “Haçlı Seferi” ruhunun yeniden doğmasına sebep olmuştur. Osmanlı imgesi zaman içinde “kâfir”, “barbar”, “despot” veya “tiran” gibi tabirlerle anılır.Bu çatışmacı kültürün ayrıcalıklı dağıtım organları vardır. Ruhban üyeleri,bilgin ve araştırmacılar, ya da Hıristiyan aleminin sınırlarında Osmanlılarla savaşan hükümdarlar gibi.. Düşmanlık duygusuyla beslenen Avrupa’nın dört bir köşesinde, Osmanlı’nın yıkımını haber veren kehanetler ve fetih planları birbiri ardına gelir. Bu çatışma kültürü dinî söylemin, siyasal düşüncenin ve sanatsal yaratının içine işlemiştir. Askerî tahlillerden popüler hikâyelere kadar uzanır.Sultanlarla girişilen her savaş ise bunu güçlendirir.

İmparatorların Osmanlı’yı alt edeceklerini ve Doğu’nun hâkimi olacaklarını müjdeleyen mitler, Vatikan’ın bitmeyen seferberlik ilanları ve sürekli bir savaş tedirginliğiyle geçen iki yüzyılın ardından ne olur peki? Bu zafer ve fetih kurgusu giderek çekiciliğini yitirir; Kilise’nin Osmanlı’ya karşı birlik çağrısı da... Ama bugün hâlâ canlı olan Osmanlı imgesi işte o zamanda şekillenmiştir. Géraud Poumarède’in, Vatikan, Venedik ve Paris gibi pek çok arşivde yaptığı araştırmalara dayanarak yazdığı Haçlı Seferi’ne Son Çağrı bir bakıma, bugünün yüzyıllar öncesindeki yansımasını aktarıyor.

hacliseferi.jpg


Géraud Poumarède, Haçlı Seferi’ne Son Çağrı -Yeniçağ Avrupası’nda Osmanlı İmgesi-İletişim Yayınları.788 sayfa

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?