Haliç'in incileri Tersane-i Amire'de doğdu

1455'de inşa edilen Tersane-i Amire, Osmanlı Devleti'nde gemi inşa sanayisinin gelişimine tanıklık etti.

Haliç'in incileri Tersane-i Amire'de doğdu

Fatih Sultan Mehmet'in Kaptan-ı Derya Hamza Paşa'yı görevlendirmesi üzerine 1455'de inşa edilen Tersane-i Amire, Osmanlı Devleti'nde gemi inşa sanayisinin gelişimine tanıklık etti. 

Tersane-i Amire, Kanuni Sultan Süleyman devrinde daha da geliştirilerek müştemilatı ve faaliyetleriyle dünyanın en büyük tersanesi oldu. 

İlk Osmanlı kalyonu 17. yüzyılın ortalarında burada inşa edilirken, gemilerin inşası, bakım ve onarımında kullanılan ilk kuru havuz da 18. yüzyılın sonlarında burada hizmete girdi. İtalya'daki Vezüv yanardağından gemilerle getirilen volkanik taşlarla burada üç kuru havuz yapıldı. 

Tersaneye bir de yüzer havuzun ilave edildiği 19. yüzyılda yaşanan buhar devrimi, dönemin gemi inşa sanayini de etkiledi. Buhar devriminden sonra yabancı ülkelerde inşa edilip Türkiye'ye gelen yeni savaş gemilerinin bakım ve onarımları burada yapılmaya çalışıldı. 

Yıllarca özelleştirilme beklentisi nedeniyle yatırım yapılmayan ve alt yapısı oldukça yetersiz duruma gelen Haliç Tersanesi, 2005 yılında Şehir Hatları'nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne devredilmesinden sonra Türkiye Denizcilik İşletmeleri'yle yapılan protokolle belediyeye devredilerek İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş.'ye (İDO) tahsis edildi. 

Eski günlerine yeniden kavuşan tersanedeki yenileme çalışmalarıyla birlikte tarihi taş havuzlar, kapak ve köprü sistemleri etkin olarak çalıştırılabilir duruma getirildi. Zamana ayak uydurabilmesi için önemli yatırımlarla yenilenen Haliç Tersanesi'nde bugün halen yolcu ve araba vapurlarının, yolcu teknelerinin tamiratları, havuz bakımları yapılıyor. 
Yatırımlar çerçevesinde tersanenin 1989'dan bu yana kullanılmayan kızak sahası da düzenlenerek hizmete alındı. Geçtiğimiz günlerde üçüncü sü de denize indirilen Sütlüce, Kasımpaşa ve Hasköy adlı 3 Haliç gemisi bu kızaklarda yapıldı. Bir kültür vadisi olan Haliç ile Üsküdar arasında seyirlerini sürdüren gemiler, tamamıyla Türk mühendisleri tarafından oluşturuldu.

Gemilerin yüksekliği Haliç'teki köprülerin altından geçebilmesi göz önüne alınarak inşa edildi. Engelliler ve yaşlılar dahil tüm yolcuların konforu göz önü nde bulundurularak yapılan gemilerde, evcil hayvan barınağından bebek bakım odasına, engelli lavabosuna ve klimaya kadar bütün ayrıntıları görmek mümkün. Gemilerde alabildiğince geniş kullanılan camlar dolayısıyla yolcular gökyüzü dahil panoramik İstanbul manzarası eşliğinde seyahat edebiliyor. Her biri 600 yolcu kapasiteli 3 yeni gemi, Venedik, Amsterdam, Budapeşte'deki gibi Avrupa'daki kanallarda çalışan tekneler gibi tamamen turistik amaçlı hizmet veriyor. Bugüne kadar 3 Haliç gemisi ile 4 yeni arabalı vapurun yapıldığı tersanede, şehir hatlarına ait 5 vapur da bakım ve onarım gördü. Aslına uygun olarak her şeyi ile yenilenen İstanbul Boğazı'nın simgesi nostaljik şehir hatları vapurlarının her birinde çalışmalar çerçevesinde ortalama 90-100 ton sac kullanıldı. 

Yüzyıllara tanıklık eden, adeta bir açık hava müzesi niteliğindeki tersanede ayrıca havuzlardaki suyun tahliye pompa merkezi altyapısıyla bakımı yapıldı. Tüm tersane sahasıyla ilgili elektrik aydınlatma, yangın devresi, güvenlik gözetim sistemleri tepeden tırnağa yenilerek, İDO'nun tüm yedek parçaların bulunduğu modern bir lojistik merkezi de oluşturuldu. Tersane yönetim binası yenilenerek faaliyete alındı. Eski dökümhane atölyesi, yüksek süratli teknelerin makine bakımlarının yapıldığı bir merkeze dönüştürüldü.

Kaynak: AA

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2010, 09:59
banner53
YORUM EKLE

banner39