Halk artık AB'ye gerek görmüyor!

Küresel mali krizin Avrupa'yı vurup Türkiye'yi etkilememesi, halkın AB'ye olan bakışını olumsuz yönde etkiledi.

Halk artık AB'ye gerek görmüyor!

Dünya Bülteni / Haber Merkezi 

Son dönemlerde Avrupa'da artan sorunlar ve Türkiye'nin daha istikrarlı bir görünüm sergilemesi muhtemelen halkın AB'ye olan bakış açısını da değiştirdi. Çünkü önceleri AB'ye üyelik isteyen halkın yarısından çoğu şimdi aynı fikirde değil. Hergeçen gün sağa eğilimini daha da arttığı Türkiye'de halkın çoğu AB'ye üyeliğe artık gerek kalmadığını düşünüyor.

Prof. Çarkoğlu ile Prof. Kalaycıoğlu tarafından hazırlanan rapora göre Türk halkının sadece yüzde 28’i demokrasiden memnun, yüzde 41’i artık AB’yi istemiyor. Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Ali Çarkoğlu ve Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu tarafından Uluslararası Sosyal Saha Çalışmaları Programı kapsamında hazırlanan ’Türkiye’de Toplumsal Eşitsizlik’ başlıklı rapor ilgi çekti. 65 il ve ilçe merkezinde yapılan ve bin 569 kişinin katıldığı anketin sonuçları şöyle:

Ankete katılanlara yöneltilen bir soru ise ’Demokrasiden tatmin’. Türkiye’deki demokrasiden memnun olanların oranı sadece yüzde 28. Oysa 2007’de bu oran yüzde 52 olarak belirlenmiş. Memnun olmayanların orası ise 2009’de yüzde 50’ye yükselirken 2007’de bu oran yüzde 29 olarak ortaya konulmuştu.

AB'Yİ İSTEMİYORUZ

Avrupa Birliği’ne bakışın da değiştiği ankette göze çarpıyor. AB’ye destek verenlerin oranı Ekim-Kasım 2009’de yüzde 46’ya düşerken AB’ye hayır diyenlerin oranı yüzde 41’e çıkıyor. Oysa Aralık 2008-Şubat 2009’da AB’ye destek verenlerin oranı yüzde 56 olarak belirlenmişti.

SOL DÜŞÜYOR SAĞ YÜKSELİŞTE

Yine ankette seçmenin sağ ve sol ideolojik düzlemde dağılımı da ele alındı. Buna göre ankete katılanların yüzde 34.2’si kendisini sağda görürken bu oran 1990’da yüzde 22.7. Kendisi solda görenlerin oranı yüzde 13.2 olarak ortaya çıkarken bu oran 1990’da yüzde 21.8.

Araştırmaya katılanlara göre hayatta yükselmenin yolu doğru kişileri tanımaktan geçiyor. Yükselmek için kişinin kendi çalışmasının önemli olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 95’i bulurken bunu doğru kişileri tanımak yüzde 89 ile takip ediyor. Yanıt verenlerin yüzde 86’sı kişilerin ebeveynlerinin eğitimli olması ve yüzde 83’ü ise bireyin hırslı olmasının hayatta yükselmenin koşulları arasında görüyor. Yine katılanların yüzde 49’u siyasetçileri tanımanın hayatta başarılı olmak için doğuştan kazanılan kültürel öğelerden iki misli önemli olduğunu belirtiyor.

İŞTE RAPORUN DETAYLARI: 

-1990’da solda yer alanların oranı yüzde 21.8 iken, 2009’da bu oran yüzde 13.2. 1990’da sağda olanların oranı yüzde 22.7 iken 2009’da bu oran 34.2’ye çıktı.

-Referandum’da’ AB üyeliğine destek veririm’ diyenler yüzde 46, ‘hayır’ diyenler yüzde 41.

- ‘Demokrasiden memnunum’ diyenler 2007’de yüzde 52 iken, 2009’da yüzde 28’e düştü. 2007’de demokrasiden memnun olmayanların oranı yüzde 29 iken 2009’da bu oran yüzde 50’ye çıktı.

Araştırmaya katılanlardan yüzde 38.9’u hiç çalışmadığını belirtiyor.
- Katılımcıların yüzde 48’i sadece zenginlerin üniversite eğitim masrafını karşılayabileceğini düşünüyor.
- ‘Kişilerin gelirleri arasındaki fark çok büyük’ diyenlerin oranı yüzde 92. Yüzde 90 ‘Hükümetin sorumluluğu farkı indirmek’ diyor.
- Yüzde 91’i ‘hükümet işsizlere geçinebilecek kadar gelir temin etmek zorunda ‘ diyor.
- Araştırmaya katılanların yüzde 36’sına göre Türkiye, en üstte küçük bir seçkinler zümresi, ortada çok az kimsenin bulunduğu ve büyük bir çoğunluğun en altta olduğu toplum türü. Yüzde 52’si Türkiye’de insanların çoğunun ortada olduğu toplum türü olması gerektiğini söylüyor.
- Deneklerin yüzde 59’unun babaları kendi sahibi oldukları işlerde çalışmış. Deneklerin kendi işinde çalışma oranı ise sadece 22. En fazla çalışılan yer yüzde 26 ile özel işyerleri.
- Araştırmaya katılanların yüzde 88.7’sinin annesi ücretli hiçbir işte çalışmamış. Bir nesil sonra yani annelerin kızlarının hiçbir ücretli işte çalışmama oranı yüzde 67.2’ye düşüyor. Kadınların işgücüne katılımı yüzde 20 arttı.
- Araştırmaya katılan Kürt kökenlilerin bireysel olarak Türklere göre daha fazla ayrımcılığa uğradıklarını düşünmüyor. Ancak soru genel olarak yani ‘Azınlıkta kalan etnik kimlikler ayrımcılığa uğruyor mu?’ şeklinde sorulduğunda, Türklere göre daha ‘Evet’ yanıtı veriyorlar.
- Aleviler de bireysel olarak uğradığını düşündüğü ayrımcılık konusunda Alevi olmayanlardan farklı bir tablo ortaya koymuyor. Yine genel olarak ‘sayıları daha az olan mezhep üyeleri daha aza razı olmak zorunda bırakılıyor mu?’ sorusuna Aleviler daha yüksek oranda ‘evet’ diyor.



 

Güncelleme Tarihi: 26 Mayıs 2010, 12:34
banner53
YORUM EKLE

banner39