banner15

Hasan Hanefi: Ortadoğu'da tufan kapıda

Güneydoğu Asya, Balkanlar ve Doğu Avrupa'da uygulanan 'domino teorisi' şimdi de Arap dünyasında deneniyor.

Hasan Hanefi: Ortadoğu'da tufan kapıda
HASAN HANEFİ

Hariri suikastı tufanın başlangıcıydı; kimin yaptığı değil, niçin yapıldığı önemli.
Felsefecilere göre amaç, nedenden daha önemlidir. Zira bireyleri ve toplumları harekete geçiren amaçtır. Dolayısıyla fiilin kendisi, yerel veya uluslararası soruşturmalar, katillerin yakalanması, sorgulanması, Batılı bir ülkeyi yahut yabancı bir gücü işaret etmek önemli değil. Önemli olan yerel ve bölgesel düzlemde oluşacak sonuçları ve etkileri. Sanki Güneydoğu Asya, Balkan ülkeleri ve Doğu Avrupa'da uygulanan 'domino' teorisi şimdi de Arap vatanında deneniyor. Ta ki bu bölgenin ülkeleri birbiri ardına tek tek düşene kadar.

Irak savaşı, farklı şekillerdeki başka uzun savaşlar dizisinin başlangıcından ibaret. Zira dünyanın tek süper gücünün ille de direkt silahlı saldırıya başvurması gerekmiyor artık.
Hariri suikastı, herhangi bir Arap rejiminin gücünü aşan bir titizlik ve mükemmellikle gerçekleştirildi. Zira kullanılan teknoloji zenginleştirilmiş uranyumla birlikte klasik zırhlı araçlara dayalı güvenlik önlemlerine baskın geldi. Suikast bireysel, örgütsel hatta bölgesel bir ülkenin çabasından daha büyük boyutta. Ancak İsrail, ABD veya her ikisi tarafından düzenlenebilir nitelikte. Zaten bu eylemden, Arap dünyasındaki istikrarın sarsılmasından, bölgenin yerel ve bölgesel güç dengesine uygun olarak yeniden yapılandırılabilmesi için rejimlerin tek tek çökertilmesinden en kârlı çıkacak bu iki ülke.

Sorunlarımızı Kendimiz yarattık

Başta ABD ve İsrail olmak üzere süper güçler etkin olmak amacıyla Arap dünyasındaki zayıf noktalarını tartmaya başladı. Ne yazık ki bu noktaları kendi ellerimizle yarattık. Lübnan'daki mezhepçilik sorununa çözüm bulmaksızın 15 yıl süren iç savaş gibi. Aynı sorun Sudan'da ülke bütünlüğünü sağlamada aciz kalınması sonrası kuzey, güney ve batı arasındaki Darfur'da söz konusu. Arapların Afrikalılarla çatışması klasik emperyalist güçlere Sudan'ın güneyi ve batısının kuzeyden ayrılması için fırsat verdi.

Ayrıca Lübnan'daki Suriye güçlerinin varlığı ve Taif Anlaşması'na rağmen bu varlığın çekilmemesi, Suriye istihbaratının Lübnan'ın içişlerine müdahale etmesi veya yeni dönem için halihazırdaki başkanın görev süresinin uzatılması da uluslararası güçlere ve örgütlere Suriye-Lübnan arasındaki ilişkilere el atma ve Lübnan'dan çekilmesine yönelik BM kararını uygulamadığı gerekçesiyle Suriye'yi sıkıştırma bahanesi verdi. Lübnan, hükümet ile muhalefet, destekçiler ile karşıtlar arasında bölündü. İç savaşın kâbusu hâlâ dağılmış değil.

Irak, İran savaşıyla İran'a karşı saldırı tuzağına düşürülmüştü. Çünkü Irak büyük şeytanın yani ABD'nin, düşmanı İran'daki İslam devriminden kurtulma planını uyguluyordu. Kuveyt'e saldırı tuzağına da düşürüldü Irak. Böylelikle ABD bu kez Körfez petrolünü kollamak için Irak'a yöneldi. Son olarak da kitle imha silahları ve diktatörlük gerekçesiyle saldırıldı Irak'a. Oysa silahla donanmış İsrail ve ABD, kendilerine bağlı kaldıkları ve politikalarını yürürlüğe koydukları müddetçe Arap dünyasındaki diktatör rejimleri destekledi.

İran süper güçlere direnişin merkezi

Süper güçler Arap dünyasındaki zaaf noktalarını tarttıkları gibi diğer İslam ülkelerindeki güç dengelerini de yokladı. Gözlerini Malezya, Endonezya ve İran'a çevirdiler. Malezya'da ekonomi vuruldu. Endonezya Doğu Timor, Açe ve Hıristiyanlaştırma politikasıyla tehdit edildi. İran ise hâlâ ayakta; süper güçlere karşı direnişin merkezi; İslam dünyasının birliğinden geriye kalan için çalışıyor; Suriye, Lübnan ve Filistin'i destekliyor.
Tufan geliyor. Dışarıdan yeni bir hegemonya, içeriden ise parçalanma dalgası. Irak'tan sonra hedef Lübnan'ın bölünmesi, mezhepçiliğin derinleştirilmesi, ulusal birliği bitirmek, demokrasinin, siyasi çoğulculuğun ve basın özgürlüğünün bölgedeki biricik örneğinden kurtulmak için iç savaşın getirilmesi. Beyrut, tıpkı Irak gibi kuşatılan Arap aklıdır.

Suriye'nin başına çorap örülüyor

Güneydeki Hizbullah'tan kurtuluş, örgütün İsrail-Arap çekişmesinin çözümünü engellemekle ve terörizmle suçlanması ve böylece direnişin bitirilmesiyle mümkün. Oysa Hizbullah, Lübnan'nın güneyini İsrail işgalinden kurtarma ve Lübnan rejimi içinde diyalog kürsüsü işlevi gören ulusal bir güç olma başarısı gösterdi. Belki de eski başbakana suikast, onun Lübnan'ın bağımsızlığını, birliğini ve demokratik deneyimini korumak için Hizbullah'la uyum içinde çalışıp ulusal birliğin sembolü olmasından dolayıydı.
Şimdi de Lübnan'dan çekilmesi istenerek (İsrail'in güneydeki Şeba çiftlikleri, işgal altındaki Golan Tepeleri ve Filistin'den çekilmesi istenmeden) Suriye'nin başına çorap örülüyor. Avrupa'nın tutumu ABD'den bağımsızlık ve bağlılık arasında gidip gelmekte. Avrupa Irak'taki ABD'den bağımsız tutum almıştı. Lübnan ve Suriye'de ise ABD'ye bağımlı bir tutum aldı.

Medyanın Çifte standartlığı

Ardından sıra Sudan'a gelecek. Darfur halkını soykırımdan kurtarma gerekçesi altında Sudan'ın içişlerine müdahale ediliyor. Sudan'a yönelik saldırıya meşruluk vermek için uluslararası örgütler seferber ediliyor. Medya Darfur'daki 1 milyon Sudanlının sıkıntı, açlık ve sefalet görüntüleri veriyor; sanki 4 milyon Filistinli aynı trajedi içinde İsrail işgali altında yaşamıyormuşçasına...
İran da hedefte. Ta ki İsrail nükleer silahla bölgede tek başına boy gösterene kadar. Ayrıca Batı modeli dışında kalkınma ve bağımsızlık modeli ile devrimci İslam'ın var olma imkânı ortadan kalldırılmak isteniyor; Orta Asya bölgelerinin çekim gücü, Türkiye ve Mısır'la birlikte tek kutuplu dünyada dengeleri değiştirecek yeni bir kutup oluşturma imkânı olarak İran'ın rolü zayıflatılıyor. Sonrasında sıra Arap yarımadasında. Parçalamak ve toprak üzerinde Siyonist hegemonyaya direnen bölgedeki ekonomik ve siyasi gücü bitirmek amacıyla tabii...

Araplar tufanı görebilecek mi?


Aslında süper güçlerin bu rejimlere müdahale etmelerine gerek yok. Rejimler çökmüş zaten. Reformlarda geç kalındı ve yukarıdan gelen baskıdan ötürü altta çözülmeler başladı. Listeye Kuzey Afrika ülkeleri ve Mısır da eklenebilir. Acaba Araplar bu gelen tufanı durdurabilir mi? (Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi İttihat, Kahire Üniversitesi Felsefe Bölümü Başkanı, 5 Mart 2005)
(Radikal'den)
Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48