banner27

Hatemi: Şii hilali gerçek dışı

Eski İran Cumhurbaşkanı Hatemi, 'Şii hilali, gerçek dışı bir kavram ve kargaşa çıksın diye üretilmiş' dedi.

Hatemi: Şii hilali gerçek dışı

İran eski Cumhurbaşkanı Seyyid Muhammed Hatemi, "Şii hilali"nin gerçek dışı bir kavram olduğunu ve Ortadoğu'da kargaşa doğurmak için üretildiğini söyledi.

Irak'taki farklı gruplardan barış ve sükûnunun temin edilmesi için çaba gösterilmesini isteyen Hatemi, "Mezhepler arası ve kavimler arası çatışma büyük bir komplodur. Bu komplo bütün bölgeyi içine alabilir ve hasarı bölgenin halkları ödeyebilir." dedi. Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde Türkiye ve İspanya'nın eşbaşkanlığında oluşturulan "Medeniyetler İttifakı" girişiminde yer alan İran'ın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Zaman'ın sorularını cevaplandırdı.

Irak'ta Şiilerin yönetimde güçlenmesinin ardından "Şii hilali" tartışmalarına ilişkin soruyu cevaplandıran Hatemi, "Gerçek dışı bir kavram üretilmiştir ve bu bölgede kargaşa doğurmak için üretilmiştir." dedi. Şiilerin ve Irak'taki Şiilerin dini lideri Ayetullah Sistani'nin doğru bir siyaset yürüttüğünü anlatan Hatemi, "İslam'ın özünü dikkate alarak her kavimle, katılımcılarla barışçı bir yöntemi meydana getirme çabası içindeler." dedi. İran'ın hem teorik hem de pratik olarak izlenen bu siyaseti desteklediğini aktaran Hatemi, "Çeşitli eğilimler, gruplar, kavimler, barış ve sükûnun temin edilmesi için çaba göstersinler. Biz bu çabaları destekliyoruz. Mezhepler arası ve kavimler arası çatışma büyük bir komplodur. Ve bu komplo bütün bölgeyi içine alabilir ve hasarı bölgenin halkları ödeyebilir." diye konuştu.

ABD'nin eski Dışişleri Bakanı James Baker'ın liderliğindeki "Irak Çalışma Grubu"nun, Irak'ta istikrarın sağlanması için İran ve Suriye ile temasa geçilmesinden yana olduğu yönündeki haberleri de değerlendiren Hatemi, "Problemlerin çözülmesi için her şeyden önce ABD, siyasetlerini gözden geçirmelidir. Ortadoğu'da ve bölgede tek yönlü siyaset yerine çok yönlü bir siyaset geliştirmelidir." dedi. İran'ı "kapsamlı ve potansiyelli bir ülke" sözleriyle niteledikten sonra "Bölge sorunlarının çözümünde katkısı normaldir." diyen Hatemi şunları kaydetti: "Sonuçlar, bugüne kadar yapılan siyasetlerin yenilgiye uğradığını gösteriyor. ABD, yanlış siyasetleri nedeniyle kendisi de hasarlara uğramıştır. Bölgemizin sakin ve huzurlu kalması için, huzurun daha da güçlenmesi için, ümit ediyorum ki, bölgede bulunan ülkelerin katılımıyla bölgede huzuru sağlayalım."

Şiiler güç kazanıyor

ABD ve koalisyon güçlerinin Irak'ı işgalinin ardından bu ülkede Şiilerin güç kazanması, İslam coğrafyasında Şiilerin 800 yıl önce kaybettikleri egemenliği yeniden ele almaya başladığı yorumlarına neden oldu. İran'ın etkisinin artması olarak da yorumlanan bu duruma karşı Sünni ülkelerin bir blok oluşturdukları yönündeki iddialar uluslararası basında da yer aldı. İran'ın yanı sıra Irak'taki durum, Hizbullah'ın Lübnan'daki etkisi ve hükümet ortaklığı ile Körfez ülkelerindeki Şii nüfus, "Şii hilali" kavramının altının doldurulması için kullanılan hususlar. "Şii hilali"nin, Ortadoğu'daki Sün-ni Arap ülkelerini tedirgin ettiği de uzun süredir dile getiriliyor.

ODTÜ'de demokrasi dersi verdi; alkış aldı

"Reformist" kişiliğiyle tanınan Muhammed Hatemi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde (ODTÜ) bir konferans verdi. Genellikle ağırladığı siyasetçilere gösterdiği tepkilerle bilinen ODTÜ'de, Hatemi, protestoların aksine yoğun bir ilgiyle karşılandı. Birçok öğrenci Hatemi'yi ayakta dinledi. Öğrenciler, konferansın bitiminde de Hatemi ile hatıra fotoğrafı çektirmek için adeta yarıştı. Hatemi ise demokrasi dersi verdiği konuşmasında, "Hükümet, halkın tam iradesine tabidir, sorularına cevap vermek zorundadır, halkın kontrolü altında olmalıdır. Halk, hükümeti zora başvurmadan istediği zaman değiştirebilsin. İslam da halkın düşüncesine, yararına dayalı olduğu için İslam'da, bu durumlarda demokrasiden başka düşünmez." diye konuştu. Türkiye ve İran'ın yüz yıldır "egemenlik, bağımsızlık ve ilerleme" için savaştığını belirten Hatemi, İran'da İslam Devrimi'nden sonra halkın "cumhuriyet"i seçtiğini ve ülkenin "İran İslam Cumhuriyeti" olarak anıldığını anlattı. Hatemi, "İran Anayasası demokratik bir sistem üzerine dayalı tanzim edilmiştir. Tabii ki, dini de göz önünde bulundurmuştur." ifadesini kullandı. İran'da yapılan her şeyin iyi olduğunu iddia etmediğini belirten Hatemi, "İstediğimiz demokrasiye ulaşmamız, halkın kültürüne dayalıdır. (Demokrasi) kültürel harekettir, siyasi tasarı değildir." dedi.

'Türkiye, İran için yenilik merkezi'

İran ve Türkiye'nin birbirinden çok şeyler öğrendiğini ve birbirini etkilediklerini anlatan İran eski Cumhurbaşkanı Hatemi, "Biz İranlılar için çağdaş dönemlerde, Türkiye 'yenilik merkezi'nin parçası olmuştur. İran, tarihin son iki asrında yenilikçi politikalardan tazminata, yeni siyasi eğitim, kültürel ve edebi düşüncelerden eğitim, ilim ve iletişim alanlarındaki çağdaş kuruluşlara kadar Türkiye'deki göçmen veya mukim İranlıların çaba ve hareketlerinden yararlanmıştır." dedi. Bir ABD seyahatinde de anlattığı hatırasını aktaran Hatemi, "2004 yılı Kasım ayında bir üniversiteye gittim. Öğrenciler beni eleştirdiler hatta ağza alınmayacak laflar ettiler. Bu, kralların yüzyıllardır kendilerini Allah'ın yerine koyduğu ülkede yapılıyor. Hakim sınıfın kendisine eleştirileri, Allah'a eleştiri gibi cezalandırdığı bir yerde yapılıyor. Öğrenciler beni eleştirirken rahattılar, biliyorlardı ki, polis onları tutuklamayacak. Bu, bizim gibi ülkelerde büyük bir olaydır. Bunun, bütün ülkenin organlarında, ülkenin her tarafında olmasından yanayım." diye konuştu.

"İslam dünyasının sözü olmalı"

Eski İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, uygarlıklar arası diyalog süreci sonucunda dünyada eskisinden daha kalıcı ve yeni ilkeler üzerine kurulu bir güç dağılımının ortaya çıkacağını söyledi. Konferansında, dünyada son 30 yılda yaşanan gelişmelerin sonucunda medeniyetler arası çatışma ve medeniyetler arası diyalog gibi birbirine zıt iki düşüncenin ortaya çıktığını belirten Hatemi, medeniyetler arası çatışma düşüncesinin medeniyetler arası diyaloğa yönelmenin zeminini hazırladığını kaydetti. Hatemi, medeniyetler arası diyaloğun temel ilkelerinden birinin söz söyleyen tarafların eşitliği olduğunu, eşitliğin, denkliğin tersine, diyaloğa giren taraflar arasında farklılığı kabul ettiğini söyledi.

Son otuz yılda küresel çapta yaşanan değişimlerin dünyadaki tarafların diyalogda eşit hak sahibi ve farklı taraflar olarak kabul edilmesini zorunlu hale getirdiğini kaydeden Hatemi, "Bu yeni durum, dünyadaki tarafların tümü için zorunlu olarak eşitlik anlamına gelmemektedir. Yeni durum az çok eşit fırsatların olduğu bir durumdur. Bu durumdan dünya üzerinde geçmişe göre, kültürel ve düşünsel derinlik ve genişliğin daha çok rol oynayacağı yeni bir denge oluşacaktır. 'Uygarlıklar arası diyalog' deneyiminin sonucunda, yeni ilkeler üzerine kurulu, geçmiştekinden daha derin ve kalıcı, yeni bir güç dağılımı sisteminin oluşacağı açıktır" dedi.

İSLAM DÜNYASINDA YENİ DÖNÜM NOKTASI

İslam dünyasının 18. ve 19. yüzyıllarda modernizmin ortaya çıkmasından sonra yeni bir dönüm noktasına geldiğini kaydeden Hatemi, "Eğer İslam dünyası insanlık tarihinin en başta gelen medeniyet merkezlerinden biri olarak bu küresel süreçte etkin bir rol oynama fırsatı bulamazsa, bu, paha biçilmez küresel sürecin sonuçsuz kalması demek olacaktır" dedi.

Hatemi, İslam dünyasının söz söyleme hakkının canlandırılmasının, "her şeyden önce söyleyecek bir sözünün olmasına bağlı olduğunu" kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:"Söz üretmede en nihai etken, her şeyden önce, düşünceyi üreten kimseler ve onların zekalarının yarattığı şeydir. Söz üretmek, düşünürlerimizin içinde yaşadıkları modellerde köklü değişiklikler yaratmak için zorunludur. İslam'ı kendine yeterli ve Müslümanların içinde yaşadığı koşullardan ve deneyimlerinden bağımsız bir sistem olarak gören ve yaşamın farklı yaşandığı farklı bir durum yaratma gücüne sahip olamayan dini gelenekselciler, sonunda dini köktenciler haline geleceklerdir ve sonuçsuz ve kanlı çatışmalara yol açacaklardır. Öte yandan, dinden kopan ve sadece modern akla dayanan aydınlar gelenek, kültür ve mirasın imajını zedeleyeceklerdir. Söz üretmek için, gelenek ve dini miras için, özgün ufuklar açmak amacıyla modern yaşam deneyimini kullanacak ve başka her şeyden çok gelenekle diyalog için bir fırsat yaratabilecek, ılımlı bir paradigma gerekmektedir. Bu diyalog, hem geleneğin verimliliğine neden olacak, hem de modern yaşama bir anlam katacak bir diyalogdur."

Konuşmasının sonunda, gelenekle, modern bir bakış açısıyla girilecek diyaloğun yüce manaya ulaşmayı mümkün kılacak tek yol olduğunu belirten Hatemi, "Birbirimizle diyaloğa girme ve İslam kültürünü zenginleştirme fırsatını yaratacak olan bu yüce manadır, çünkü modern dünyada diyaloğa girmek için gerekli imkanları bize sağlamaktadır" dedi.

TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ

Konuşmasında Türkiye ile İran'ın en eski tarihi dönemlerden bu yana birbirinden çok şey öğrendiğini ve birbirini etkilediğini belirten Hatemi, İranlılar için çağdaş dönemlerde Türkiye'nin, modernitenin bulunduğu yerlerin bir parçası olduğunu belirtti. Hatemi, tarihinin son iki yüzyılındaki yenilik hareketlerinde İran'ın, modern yöneticilikten modern kurumlara, modern siyasi, kültürel ve ebedi düşüncelerden eğitim, bilim ve iletişim alanındaki modern medeni kurumlara kadar, Türkiye'de yerleşik olarak yaşayan ya da Türkiye'ye seyahat eden İranlıların yorulmaz çabalarından yararlandığını kaydetti.

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner26

banner25