banner39

Hindistan'a Kosova planı

Hindistan'daki patlamalar, eş zamanlı olarak yetiştirilmiş birkaç Kosova'nın olduğuna işaret ediyor.

Arşiv 17.05.2008, 17:19 17.05.2008, 18:43
Hindistan'a Kosova planı


Sergey Balmasov

Hindistan'da önceden programlanmış patlamalar, bu ülkenin dahilinde bir birine eş zamanlı olarak yetiştirilmiş birkaç Kosova'nın olduğunu haber vermektedir. Bu patlamalar Hindistan'ı bölünme tehlikesi ile karşı karşıya bırakmaktadır. Bu mesele gündeme geldiğinde ilk önce ülkenin kuzey-batısındaki Djammu ve Keşmir eyaletlerinin durumu akla gelmektedir. Ancak Hindistan sadece onları değil, diğer küçük Kosova'ları da içinde barındırmaktadır. Bunlar Pencap eyaletinde kendilerini "devlet" ilan etmiş Sihlerin Halistan Devleti ve ülkenin kuzey-doğusunda bulunan sorunlu bölgelerdir.

Hindistan'ın batı eyaleti Racastan'da meydana gelen patlamalar serisi tahminen üç yüz kişinin hayatlarını kaybetmesine ve yaralanmasına sebep oldu. Bu olay, herkesi Hindistan devletinin etnik ve dini temelli sorunlar yaşadığını yeniden hatırlamaya zorladı. İçerisinde yedi yüz farklı halkın yaşadığı Hindistan'da bölücülük sorunu önemli bir baş ağrısı kaynağıdır.
İlginçtir ki, Hindistan'da bulunan bölücüler, Kosova'nın bağımsızlığının tanınmasını sanki kendi bağımsızlıkları tanınmışçasına bayram ettiler. Şöyle ki, direnişçilerin ve Keşmir'in bağımsızlık taraftarlarının lideri Şabir Şah, "Kosova'nın bağımsızlığı için savaşanlara" övgüler yağdırdı. Şabir Şah, durumun Hindistan'ın kıyamcı eyaleti ile paralellik arz ettiğini ve "Keşmir'in bağımsızlık gününün uzak olmadığını" bildirdi.

Kosova'nın bağımsızlığının tanınması olayını Sihliler de nazarlarından kaçırmadılar. Onların teşkilatı "Halisten İşleri Üzere Merkezi" Amerika'da (ABD) bulunmaktadır. Teşkilatın lideri Amardjit Sinkh hemen açıklama yaptı ve resmi Deli'nin Kosova'nın bağımsızlığını tanımak istememesinin sebebinin benzeri gelişmenin gelecekte kendi içerisinde de yaşanacağı korkusu olduğunu belirtti.

Her şeyden önce sorunlu bölge Djammu ve Keşmir Eylatleri'dir ve sorun Pakistan ile yaşanmaktadır. Orada nüfuzun çoğunluğu Müslümanlardan oluşmaktadır ve onlar bağımsızlık için çaba sarf etmekteler. Bölgede olayların daha da sertleşmesinin sebebi ise Hindistan'ın bölgeye otonomi hakkını vermeyi ret etmesi oldu.

Mesele burasındadır ki daha altmış yıl öncesinde Birleşmiş Milletler Teşkilatı Djammu ve Keşmir'de kendi kaderlerini belirlemek için referandum yapılacağına dair söz vermişti. Ancak resmi Deli "bölünme" korkusu ile hala bu referandumu yapmış değildir.

Buradaki isyancı eyaletler yüzünden Hindistan ve Pakistan devletleri arasında iki kere savaş oldu. Daha da önemlisi ise 1999 ve 2002 yıllarında iki ülkenin nükleer savaşın eşiğine gelmiş olmalarıdır. O zamana kadar Pakistan devleti Keşmir'de bölücülüye yönelik savaşı destekliyor, savaşçıları kendi topraklarında eğitiyor ve oradan da savaşçılar Hindistan'a intikal ediyorlardı. İslamabat resmi olarak ABD'nin baskısıyla onlara verdiği desteği dayandırdı. Ancak mukaddes yerler boş kalmadı ve onların yerine el-Kaide geldi.
Şunun da belirtilmesi gerekiyor ki, bölgede kendi çıkarları olan Batı ülkeleri ve Çin durumu önemli ölçüde etkiliyorlar. Diğer yerlerdeki çok sayıda savaşçı grupların dışarıdan destek görmeleri gibi Hinditan'daki bağımsızlık yanlılarının da "yabancı" destekçileri bulunmaktadır. Batılı insan hakkı savunucularının verdiği rakamlara göre sadece 1989 yılından başlayarak günümüze kadar İnduşlar tarafından öldürülen insanların sayısı 80000'dir. Artı bir kaç bin kişi de belirsiz bir şekilde kaybolmuşlar.

Hindistan'daki diğer sorunlu bölge ülkenin batısında yerleşen Pencap Eyaleti'ndeki Sihlerin Halistan'ıdır. Bağımsız Sih Devleti'nin oluşturulması için savaşın 1944 yılından başlatıldığını hatırlatalım. Sihlerin maksadı, İslam ve Hinduizm'in sentezinden ibaret din devleti kurmaktır. Bölgedeki en şiddetli savaş 1984 yılında yaşandı. O zaman Hindistan ordusu savaşarak Sihler, Armitsar'da yerleşen mukaddes Altın Mabetlerini ele geçirdiler. Bundan sonra ise eyaletin dahilinde temizleme faaliyetinde bulundular. Sihler ise misilleme harekâtında bulundular ve Hindistan başkanı İndira Gandi'yi öldürdüler. Sihler, Hinduistlere karşı terör faaliyetleri de yaptılar. Bu gün ise her ne kadar Sihler, barış yanlısı tutum izleseler de bağımsızlık düşüncesinden de taşınmış değiller. Artı Keşmir olayında olduğu gibi onların bölücülük faaliyetlerini Pakistan da desteklemektedir.

Diğer bölücülük ateşinin bulunduğu yerler ise ülkenin kuzey-doğusundaki Assam, Manipur, Mizoram, Nagalend ve Tripura eyaletleridir. Bu bölgeler Çin, Butan ve Birma ile sınırda yerleşiyor ve oralardan da onlara destek veriliyor.

Hindistan'da benzeri sorunlar çoktur. Şöyle ki, "pilot neoliberalizm bölgesi olarak belirlenen Andhra-Pradeş eyaletinde" her yıl ortalama iki yüz bölücü ölüyor. Tamil Hadu eyaletinde de rahatsızlık hüküm sürmektedir. Orada hatırı sayılır miktarda Tamiller yaşamaktadır. Onların Sri-Lanka'da faaliyet gösteren "Tamil İlam Kurtuluş Aslanları" örgütü ile bağlantıları bulunmaktadır. Hükümetin şüpheli gördüğü bölgeler arasında Adivas halkının yaşadığı Djarkhand eyaleti de bulunmaktadır. Hükümet onları Maoist ve "ihtilalcı" olarak görmektedir. Hatırı sayılır miktarda Müslümanların yaşadığı Gudjarat ve Mumbai (Bombey) eyaletlerinde de sorunlar yaşanmaktadır.

Hindistan'da bölücülük faaliyetlerinin baş sorumlusu ise İngiltere'dir. Sorunlar çoğu İngilizlerden "miras kalmıştır". İngilizlerin Güney Asya'ya gelmelerin önce bölgede birkaç bağımsız devlet bulunmakta idi. İngilizler oraları ele geçirmiş ve kendi yönetimleri altında birleştirmişler. Bölgeden giderken onlar eski kolonilerini dini mensubiyetlerine göre bölmüşler. Bu bölge Müslümanlar ile Hinduistler'i bir birileriyle savaştırmak için yapılmıştır. Bundan başka İngilizler, diğer sorunlu bölgelerde de belli bir süre sonra bağımsızlık referandumlarının yapılacağına dair söz de verdiler. Hinduşlar bunu yapmadılar ve karşı durmalar baş kaldırdı. Dolayısıyla da bölge İngilizlerden kurtulduktan sonra "yavaş yavaş harekâta geçen bomba" patlamaya başlamıştır. Bu bombalar özellikle Djammu ve Keşmir'de büyük bir patlama etkisi oluşturarak patlamıştır.

Şurası da bir gerçekliktir ki, diğer birçok "bölücülük" ise ateşi ülkenin tarım bölgelerinde yanmaktadır. Bütün mesele şehir halkı ile köyde yaşayan halk arasında gelir farkının sürekli artmasıdır. Köylüler sürekli vergi yükü altında ezildiklerini ve onların hesabına şehirde yaşayanların refah içinde yaşadığını düşünüyorlar.

Sihlerin yaşadığı Pencap eyaletinin Hindistan'ın ekonomik olarak en gelişmiş bölgelerinden birisi olduğunun da altının çizilmesi gerekiyor. Orada ülkenin tarım mamullerinin yüzde 45'i üretilmektedir. Sihlerin liderleri şöyle diyor: "Küçük ve zengin Pencap Eyaleti'nin gelişmesine büyük ve fakir Hindistan engellemektedir. Hindistan eyaletin tüm zenginliklerine el koyuyor." Assame'de, Hindistan'ın onların petrollerinden faydalandıkları ve kendilerine ise neredeyse hiç bir şey bırakmadıkları ile rahatsızlık duymaktalar. Tripure de Deli tarafından "talan edildikleri" ve Bengal göçmenlerin eyaletlerine gelişine müsaade edildiği için endişeliler. Çünkü eyalete gelen Bengallerin "onların kendi insanlarının ellerinden iş imkânını aldıklarını" düşünüyorlar.

Meşhur Bollivud bölgesinde de görünürde – tv ekranlarından göründüğü kadar - hoş aslında ise çok farklı bir hayat yaşanmaktadır. Burada da bölücülüğü tetikleyen temel etkenin ekonomik sorunlar olduğunun belirtilmesi gerekiyor.

Ancak yine de Hindistan bölücülük faaliyetlerinin karşısını almayı becerdi. Resmi Deli ülkenin kuzey-doğusundaki sorunlu bölgelerin çoğuna otonomi hakkı tanıdı. Onların başına da eski isyancı liderleri getirildi. Hindistan Yöneticilerinin aldıkları bu önlemlerin askeri operasyonlardan çok daha fazla etkisi oldu.

Hindistan'ın bölücülük faaliyetlerinin bulunduğu bölgelerde olumlu ve belli bir hedefe yönelik "güç politikası" uygulaması önemli bir gelişmedir. Hindistan Yöneticileri Uluslararası barış gücünün bölgeye gelmesine kesin bir dille karşı çıkıyor. Oraya "insan hakları savunucuları" ve yabancı muhabirlerin girişini yasaklıyor. Onların bu tutumu yerinde atılmış bir adımdır. Çünkü sorunlu bölgelere onların hukuk savunucuğu ve muhabirlik maskesi takmış yabancı özel keşif birimlerinin – ABD keşif ajanları da dahil – ajanları gelmektedir. ABD özel keşif birimleri 1979-88 Afganistan savaşı zamanından başlayarak bölgedeki bölücülük harekâtını aktif bir şekilde desteklemektedir.

Hindistan devletinin "dayanıklık" göstermesi anlaşılır bir gelişmedir. Onlar açısından bölücülük faaliyetleri içerisinde olan bölgelerin ülkenin içerisinde kalması ülkenin toprak bütünlüğü meselesidir. Şunun da nazarı itibara alınması gerekiyor ki şayet isyan çıkaran eyaletler özellikle de Keşmir ülkeden ayrılsa o zaman diğer eyaletlerin de ayrılması kaçınılmaz olacaktır. Çünkü oralarda da yüz elli milyon Müslüman halk yaşamaktadır.

Hindistanlıların kendilerinin de ifade ettikleri gibi onlar bir bütün halinde mevcut olan "Britanya Hindistan"ında gelişen kanlı olayları unutmuş değiller. Kanlı olayların sebebi ise dini farklılıklar idi. "Çok dinli" Hindistan devleti ve Müslüman Pakistan kurulduktan sonra da olaylar son bulmadı. Pakistan'da kanlı çatışmalar yaşandı ve Bangladeş bu ülkeden ayrılarak bağımsızlıklarını ilan ettiler. O zaman şöyle bir sonuca ulaşıyoruz. Hindistan tüm gücüyle Kosova'nın bağımsızlığının tanınmasına karşı çıkacak ve 1940'ların sonu 1950'lilerin başında ülkede gelişen olayların tekrarlanmayacağını isteyecektir. Çünkü belirtilen tarihteki olaylar tekrar yaşansa ülke bölünebilir, orada yaşayan halklar ise kanlı kaosun içerisinde kalırlar. Bu ise Batı dünyasının özellikle de ABD'nin canı gönülden istediği bir gelişmedir. Çünkü onlar haritada yeni süper devletlerin oluşmasını ve gelecekte kendilerine karşı gelmesini kesinlikle arzu etmiyorlar.

Rusça aslından Dünya Bülteni için Türkçe'ye çeviren: İbrahim Ali

 

banner53
Yorumlar (0)
28
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?